Sure Ayet

Hicr Suresi



Hicr Suresi 99 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 54. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 261 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitab'ın ve mübin (apaçık) olan Kur'an'ın ayetleridir. (15-Hicr 1)

 
 
2 - O küfredenler (gün gelecek) "Keşke müslüman olsaydık" diyeceklerdir. (15-Hicr 2)

 
 
3 - Onları bırak yesinler, yararlansınlar ve kendilerini (uzun) emel oyalayadursun. Yakında bileceklerdir. (15-Hicr 3)

 
 
4 - Biz, kendisi için bilinen bir yazısı (Sünnetullah'a dayalı hükmü) olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık. (15-Hicr 4)

 
 
5 - Hiçbir ümmet ecelinin ne önüne geçebilir, ne de onu geciktirebilirler. (15-Hicr 5)

 
 
6 - Dediler ki "Ey kendisine Kitab indirilen (kişi). Sen gerçekten bir mecnunsun-delisin" (15-Hicr 6)

 
 
7 - Eğer sadıklardan (doğru söyleyenlerden) isen bizlere melekleri getirmeliydin. (15-Hicr 7)

 
 
8 - Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman da onlara hiç mühlet verilmez. (15-Hicr 8)

 
 
9 - Hiç şüphesiz ki zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik ve onun koruyucuları da gerçekten Biziz. (15-Hicr 9)

 
 
10 - Andolsun ki senden önceki topluluklar içinde de (elçiler) gönderdik. (15-Hicr 10)

 
 
11 - Onlara herhangi bir resul gelmeyedursun, onunla mutlaka alay ederlerdi. (15-Hicr 11)

 
 
12 - Böylece Biz onu (alayı ve inkarcılığı) mücrimlerin (suçlu-günahkarların) kalplerine sokarız. (15-Hicr 12)

 
 
13 - Onlar ona (peygambere ve Kitab'a) inanmazlar, oysa ki evvelkilerin sünneti gelip-geçmiştir (akibetleri bilinmektedir). (15-Hicr 13)

 
 
14 - Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak ve oradan yukarı yükselseler (yine inanmazlar). (15-Hicr 14)

 
 
15 - Mutlaka "Gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz" derler. (15-Hicr 15)

 
 
16 - Andolsun ki Biz gökte burçlar kıldık ve onu bakanlar (gözleyenler) için donatıp-süsledik. (15-Hicr 16)

 
 
17 - Ve onu taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. (15-Hicr 17)

 
 
18 - Ancak kulak hırsızlığı yapan olunca, onu da açık bir şihap (delip geçen alevli ateş) kovalar. (15-Hicr 18)

 
 
19 - Yeri de döşeyip-yaydık, oraya sabit-sarsılmaz dağlar yerleştirdik ve orada her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik. (15-Hicr 19)

 
 
20 - Orada hem sizler için, hem de rızıklarını sizin veremediğiniz (diğer canlılar) için geçimlikler meydana getirdik. (15-Hicr 20)

 
 
21 - Hiçbir şey yoktur ki hazineleri Bizim katımızda olmasın. Biz onu ancak belirlenmiş bir ölçüye göre indiririz. (15-Hicr 21)

 
 
22 - Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderdik, gökten su indirdik de sizleri onunla suladık. Siz (Kendi katımızdan indirdiğimiz bütün) bunların hazinedarları (saklayıp-koruyucuları) değilsiniz. (15-Hicr 22)

 
 
23 - Şüphesiz Biz yaşatır, Biz öldürürüz ve (her şeye) varis olanlar da Biziz. (15-Hicr 23)

 
 
24 - Andolsun ki Biz sizden önce geçenleri biliriz, geri kalanları da (sonra gelecek olanları da) biliriz. (15-Hicr 24)

 
 
25 - Şüphesiz Rabbin onları toplayacaktır. Gerçekten O Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir), Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir). (15-Hicr 25)

 
 
26 - Andolsun ki Biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. (15-Hicr 26)

 
 
27 - Cinleri de daha önce zehirli-nüfuz edici ateşten yaratmıştık. (15-Hicr 27)

 
 
28 - Hani Rabbin meleklere demişti ki "Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan bir beşer-insan yaratacağım." (15-Hicr 28)

 
 
29 - Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye kapanın. (15-Hicr 29)

 
 
30 - Meleklerin hepsi topluca secde etti. (15-Hicr 30)

 
 
31 - Ancak İblis hariç. O secde edenlerle birlikte olmaktan çekinip-kaçındı. (15-Hicr 31)

 
 
32 - (Allah) dedi ki "Ey İblis, seni secde edenler ile birlikte olmaktan alıkoyan nedir?" (15-Hicr 32)

 
 
33 - Dedi ki "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim." (15-Hicr 33)

 
 
34 - (Allah) dedi ki "Öyleyse oradan çık. Sen artık kovulmuş birisin." (15-Hicr 34)

 
 
35 - Din gününe kadar lanet senin üzerinedir. (15-Hicr 35)

 
 
36 - Dedi ki "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana (her insan için ayrı) mühlet (zamanda genişlik) ver." (15-Hicr 36)

 
 
37 - (Allah) buyurdu ki "Sen mühlet (zamanda genişlik) verilenlerdensin." (15-Hicr 37)

 
 
38 - Bilinen vaktin gününe kadar. (15-Hicr 38)

 
 
39 - Dedi ki "Rabbim beni (kendisiyle) azdırdığın için, andolsun ki ben de yeryüzünde onlara (dünya tutkularını ve isyanı) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım." (15-Hicr 39)

 
 
40 - Ancak onlardan muhlis (ihlas sahibi) kulların müstesna. (15-Hicr 40)

 
 
41 - (Allah) dedi ki "İşte bu (kullarım için dosdoğru olan) Bana ileten-ulaşan yoldur." (15-Hicr 41)

 
 
42 - Şüphesiz ki Benim kullarım üzerinde senin bir sultanın-nüfuzun (yaptırım gücün) yoktur. Ancak sana uyan azgınlar müstesna. (15-Hicr 42)

 
 
43 - Ve onların hepsinin buluşma yeri cehennemdir. (15-Hicr 43)

 
 
44 - Onun yedi kapısı vardır. Onlardan herbir kapı için bir grup ayrılmıştır. (15-Hicr 44)

 
 
45 - Muttaki (takva sahibi) olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır. (15-Hicr 45)

 
 
46 - (Onlara) "Oraya selamla (esenlikle ve güvenlikle) girin" (denilir). (15-Hicr 46)

 
 
47 - Biz onların göğüslerindeki kini (kinden ne varsa hepsini) sıyırıp-attık, (onlar artık) kardeşler olarak tahtlar-sedirler üzerinde karşılıklı otururlar. (15-Hicr 47)

 
 
48 - Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak değillerdir. (15-Hicr 48)

 
 
49 - (Resulüm) kullarıma Benim Gafur (çok bağışlayıcı), Rahim (rahmetimle pek esirgeyici) olduğumu haber ver. (15-Hicr 49)

 
 
50 - Ve azabım da, çok acıklı bir azabtır. (15-Hicr 50)

 
 
51 - Onlara İbrahim'in konuklarından da haber ver. (15-Hicr 51)

 
 
52 - Yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da (getirdiği yemeğe el uzatmadıklarını görünce) "Biz sizden korkmaktayız" demişti. (15-Hicr 52)

 
 
53 - Dediler ki "Korkma, biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz." (15-Hicr 53)

 
 
54 - Dedi ki "Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile (neye dayanarak) müjdelemektesiniz?" (15-Hicr 54)

 
 
55 - Dediler ki "Seni hak ile müjdeledik. Sakın umud kesenlerden olma." (15-Hicr 55)

 
 
56 - (İbrahim) dedi ki "Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umud keser?" (15-Hicr 56)

 
 
57 - (Sonra) dedi ki "Ey elçiler, (bunun dışında diğer) işiniz nedir?" (15-Hicr 57)

 
 
58 - Dediler ki "Biz mücrim (suçlu-günahkar) bir topluluğa gönderildik." (15-Hicr 58)

 
 
59 - Ancak Lut ailesi hariçtir. Biz onların hepsini muhakkak kurtaracağız. (15-Hicr 59)

 
 
60 - (Fakat Lut'un) karısı müstesna, biz onun (Sünnetullah'a göre) geride kalanlardan olmasını takdir ettik. (15-Hicr 60)

 
 
61 - Elçiler Lut ailesine geldiklerinde (15-Hicr 61)

 
 
62 - (Onlar için korkan ve hüzne kapılan Lut) "Sizler (burada) tanınmamış kimselersiniz" dedi. (15-Hicr 62)

 
 
63 - Hayır (korkma ve hüzne kapılma) dediler, "Biz sana onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helakı) getirdik." (15-Hicr 63)

 
 
64 - Sana hak olanı getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz. (15-Hicr 64)

 
 
65 - Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın, emrolunduğunuz yere gidin. (15-Hicr 65)

 
 
66 - Ona (Lut'a) şu emri vahyettik "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (15-Hicr 66)

 
 
67 - Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek (Lut'un evine) geldi. (15-Hicr 67)

 
 
68 - (Lut) dedi ki "Bunlar benim konuğumdur, beni (onlar karşısında) rezil etmeyin." (15-Hicr 68)

 
 
69 - Allah'tan korkun, beni utandırıp-mahcub etmeyin. (15-Hicr 69)

 
 
70 - Dediler ki "Biz seni elalemden (herkesin işine karışmaktan) men etmemiş miydik?" (15-Hicr 70)

 
 
71 - Dedi ki "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar (sizin için daha temiz olan, evlenebileceğiniz) kızlarım." (15-Hicr 71)

 
 
72 - (Ey Resulüm) senin ömrüne andolsun ki, onlar sarhoşlukları içinde sersemce bocalayıp duruyorlardı. (15-Hicr 72)

 
 
73 - Tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) sayha-ses yakalayıverdi. (15-Hicr 73)

 
 
74 - (Yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. (15-Hicr 74)

 
 
75 - İşte bunda (görülmesi gerekeni) görebilenler için gerçekten ayetler vardır. (15-Hicr 75)

 
 
76 - O (helak edilen şehir) bir yol üstünde durmaktadır. (15-Hicr 76)

 
 
77 - Muhakkak ki bunda, iman edenler için ayetler vardır. (15-Hicr 77)

 
 
78 - Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi. (15-Hicr 78)

 
 
79 - Bundan dolayı Biz onlardan da intikam aldık. Her ikisi de açıkça öndedir (yol üzerindedir). (15-Hicr 79)

 
 
80 - Andolsun ki Hicr halkı da gönderilen resulleri yalanlamıştı. (15-Hicr 80)

 
 
81 - Onlara ayetlerimizi vermiştik, yine de ondan yüz çevirmişlerdi. (15-Hicr 81)

 
 
82 - Dağlardan emin-güvenli evler oyup-yontuyorlardı. (15-Hicr 82)

 
 
83 - Onları da sabah vaktine girdiklerinde, o dayanılmaz sayha-ses yakalayıverdi. (15-Hicr 83)

 
 
84 - (Güvende olmak için) yaptıkları (emin evler) onlardan hiçbir zararı (azab ve helakı) savamadı (15-Hicr 84)

 
 
85 - Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet vakti) mutlaka gelecektir. O halde sen (onlara karşı yumuşak) güzel davranışlarda bulun. (15-Hicr 85)

 
 
86 - Rabbin, (her şeyi) yaratan ve hakkıyle bilendir. (15-Hicr 86)

 
 
87 - Andolsun ki Biz sana tekrarlanan yediyi ve yüce Kur'an'ı verdik. (15-Hicr 87)

 
 
88 - Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere (heveslenerek) gözünü dikme, onlardan dolayı üzülme. Mü'minler için (koruyucu-şefkat) kanatlarını ger. (15-Hicr 88)

 
 
89 - Ve de ki "Ben apaçık bir uyarıcıyım." (15-Hicr 89)

 
 
90 - Bölüp-bölüşenlere indirdiğimiz (uyarı) gibi (15-Hicr 90)

 
 
91 - Ki onlar Kur'an'ı parça-parça bölüp-ayıranlardır. (15-Hicr 91)

 
 
92 - Rabbine andolsun ki onların hepsine (bunu) soracağız. (15-Hicr 92)

 
 
93 - Yaptıkları şeyleri. (15-Hicr 93)

 
 
94 - Sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme. (15-Hicr 94)

 
 
95 - O alay edenlere (karşı) Biz sana yeteriz. (15-Hicr 95)

 
 
96 - Ki onlar, Allah ile beraber başka ilah edinenlerdir. Onlar yakında bilip-öğreneceklerdir. (15-Hicr 96)

 
 
97 - Andolsun ki onların söylediklerinden göğsünün sıkılıp-daraldığını biliyoruz. (15-Hicr 97)

 
 
98 - Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol. (15-Hicr 98)

 
 
99 - Ve sana yakin (perdelerin kalkacağı ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et. (15-Hicr 99)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْاٰنٍ مُب۪ينٍ - 1
 
 

رُبَمَا يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِم۪ينَ - 2
 
 

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ - 3
 
 

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ - 4
 
 

مَا تَسْبِقُ مِنْ اُمَّةٍ اَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ - 5
 
 

وَقَالُوا يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌۜ - 6
 
 

لَوْ مَا تَأْت۪ينَا بِالْمَلٰٓئِكَةِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ - 7
 
 

مَا نُنَزِّلُ الْمَلٰٓئِكَةَ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُٓوا اِذاً مُنْظَر۪ينَ - 8
 
 

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ - 9
 
 

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ ف۪ي شِيَعِ الْاَوَّل۪ينَ - 10
 
 

وَمَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ - 11
 
 

كَذٰلِكَ نَسْلُكُهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۙ - 12
 
 

لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْاَوَّل۪ينَ - 13
 
 

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَاباً مِنَ السَّمَٓاءِ فَظَلُّوا ف۪يهِ يَعْرُجُونَۙ - 14
 
 

لَقَالُٓوا اِنَّمَا سُكِّرَتْ اَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ۟ - 15
 
 

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجاً وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِر۪ينَۙ - 16
 
 

وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَج۪يمٍۙ - 17
 
 

اِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُب۪ينٌ - 18
 
 

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ - 19
 
 

وَجَعَلْنَا لَكُمْ ف۪يهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِق۪ينَ - 20
 
 

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَٓائِنُهُۘ وَمَا نُنَزِّلُـهُٓ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ - 21
 
 

وَاَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِـحَ فَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَسْقَيْنَاكُمُوهُۚ وَمَٓا اَنْتُمْ لَهُ بِخَازِن۪ينَ - 22
 
 

وَاِنَّا لَنَحْنُ نُحْـي۪ وَنُم۪يتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ - 23
 
 

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِم۪ينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِر۪ينَ - 24
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْۜ اِنَّهُ حَك۪يمٌ عَل۪يمٌ۟ - 25
 
 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ مَسْنُونٍۚ - 26
 
 

وَالْجَٓانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ - 27
 
 

وَاِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ مَسْنُونٍ - 28
 
 

فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ - 29
 
 

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ - 30
 
 

اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اَبٰٓى اَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ - 31
 
 

قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِد۪ينَ - 32
 
 

قَالَ لَمْ اَكُنْ لِاَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَأٍ مَسْنُونٍ - 33
 
 

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌ - 34
 
 

وَاِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ - 35
 
 

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ - 36
 
 

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ - 37
 
 

اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ - 38
 
 

قَالَ رَبِّ بِمَٓا اَغْوَيْتَن۪ي لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ - 39
 
 

اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ - 40
 
 

قَالَ هٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَق۪يمٌ - 41
 
 

اِنَّ عِبَاد۪ي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاو۪ينَ - 42
 
 

وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ - 43
 
 

لَهَا سَبْعَةُ اَبْوَابٍۜ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ۟ - 44
 
 

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ - 45
 
 

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ - 46
 
 

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَاناً عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ - 47
 
 

لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ - 48
 
 

نَبِّئْ عِبَاد۪ٓي اَنّ۪ٓي اَنَا الْغَفُورُ الرَّح۪يمُۙ - 49
 
 

وَاَنَّ عَذَاب۪ي هُوَ الْعَذَابُ الْاَل۪يمُ - 50
 
 

وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَۢ - 51
 
 

اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ اِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ - 52
 
 

قَالُوا لَا تَوْجَلْ اِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ - 53
 
 

قَالَ اَبَشَّرْتُمُون۪ي عَلٰٓى اَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ - 54
 
 

قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِط۪ينَ - 55
 
 

قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّه۪ٓ اِلَّا الضَّٓالُّونَ - 56
 
 

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ - 57
 
 

قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْـنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ - 58
 
 

اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ اِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ - 59
 
 

اِلَّا امْرَاَتَهُ قَدَّرْنَٓاۙ اِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِر۪ينَ۟ - 60
 
 

فَلَمَّا جَٓاءَ اٰلَ لُوطٍۨ الْمُرْسَلُونَۙ - 61
 
 

قَالَ اِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ - 62
 
 

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا ف۪يهِ يَمْتَرُونَ - 63
 
 

وَاَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاِنَّا لَصَادِقُونَ - 64
 
 

فَاَسْرِ بِاَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ الَّيْلِ وَاتَّبِـعْ اَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ اَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ - 65
 
 

وَقَضَيْنَٓا اِلَيْهِ ذٰلِكَ الْاَمْرَ اَنَّ دَابِرَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِح۪ينَ - 66
 
 

وَجَٓاءَ اَهْلُ الْمَد۪ينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ - 67
 
 

قَالَ اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ ضَيْف۪ي فَلَا تَفْضَحُونِۙ - 68
 
 

وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ - 69
 
 

قَالُٓوا اَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَم۪ينَ - 70
 
 

قَالَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ بَنَات۪ٓي اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَۜ - 71
 
 

لَعَمْرُكَ اِنَّهُمْ لَف۪ي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ - 72
 
 

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِق۪ينَۙ - 73
 
 

فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجّ۪يلٍۜ - 74
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّم۪ينَ - 75
 
 

وَاِنَّهَا لَبِسَب۪يلٍ مُق۪يمٍ - 76
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لِلْمُؤْمِن۪ينَۜ - 77
 
 

وَاِنْ كَانَ اَصْحَابُ الْاَيْكَةِ لَظَالِم۪ينَۙ - 78
 
 

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْۢ وَاِنَّهُمَا لَبِاِمَامٍ مُب۪ينٍۜ۟ - 79
 
 

وَلَقَدْ كَذَّبَ اَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَل۪ينَۙ - 80
 
 

وَاٰتَيْنَاهُمْ اٰيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَۙ - 81
 
 

وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً اٰمِن۪ينَ - 82
 
 

فَاَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِح۪ينَۙ - 83
 
 

فَمَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَۜ - 84
 
 

وَمَا خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّۜ وَاِنَّ السَّاعَةَ لَاٰتِيَةٌ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَم۪يلَ - 85
 
 

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ - 86
 
 

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعاً مِنَ الْمَثَان۪ي وَالْقُرْاٰنَ الْعَظ۪يمَ - 87
 
 

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِه۪ٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ - 88
 
 

وَقُلْ اِنّ۪ٓي اَنَا النَّذ۪يرُ الْمُب۪ينُۚ - 89
 
 

كَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِم۪ينَۙ - 90
 
 

اَلَّذ۪ينَ جَعَلُوا الْقُرْاٰنَ عِض۪ينَ - 91
 
 

فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ - 92
 
 

عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 93
 
 

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ - 94
 
 

اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِء۪ينَۙ - 95
 
 

اَلَّذ۪ينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ - 96
 
 

وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَض۪يقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَۙ - 97
 
 

فَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ - 98
 
 

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ - 99
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,