Sure Ayet

Rûm Suresi



Rûm Suresi 60 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 84. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 403 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Elif, Lam, Mim. (30-Rûm 1)

 
 
2 - Rumlar yenilgiye uğradı. (30-Rûm 2)

 
 
3 - Yakın bir yerde. Onlar bu yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. (30-Rûm 3)

 
 
4 - Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, bundan sonra da emir Allah'ındır. O gün mü'minler sevineceklerdir. (30-Rûm 4)

 
 
5 - Allah'ın yardımıyla. O dilediğine yardım eder. O Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (30-Rûm 5)

 
 
6 - (Bu,) Allah'ın vaadidir, Allah vaadinden dönmez. Ancak insanların çoğu (takdirimizdeki hikmeti) bilmezler. (30-Rûm 6)

 
 
7 - Onlar dünya hayatının (yaşanan olayların) dış yüzünü bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır. (30-Rûm 7)

 
 
8 - Kendi nefisleri hakkında hiç düşünmediler mi? Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasında bulunanları ancak hak (adil ve gerçek) olarak ve belirlenmiş bir süre (ecel) için yaratmıştır. İnsanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar etmektedirler. (30-Rûm 8)

 
 
9 - Yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar kendilerinden daha güçlü-kuvvetliydiler. Toprağı altüst etmişler (içindekileri bulup çıkarmışlar) ve onu kendilerinden daha çok imar etmişlerdi. Resulleri de onlara nice açık deliller getirmişti. Allah onlara zulmetmiyordu fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (30-Rûm 9)

 
 
10 - Sonra kötülük yapanların akıbeti, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve onları alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu. (30-Rûm 10)

 
 
11 - Allah ilkin yaratır sonra onu iade eder (önceki yokluk durumuna çevirir). Sonunda hepiniz (tekrar yaratılıp) O'na döndürüleceksiniz. (30-Rûm 11)

 
 
12 - (Kıyamet) saatinin kopacağı gün, mücrimler (suçlu-günahkarlar) 'umudsuzluk içinde susacaklardır'. (30-Rûm 12)

 
 
13 - (Allah'a eş koştukları) ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur. (O zaman bu) ortaklarını inkar edeceklerdir. (30-Rûm 13)

 
 
14 - (Kıyamet) saatinin kopacağı gün (birbirlerinden) ayrılırlar. (30-Rûm 14)

 
 
15 - İman edip salih amellerde bulunanlar, (cennet öncesi) bir bahçede (sevinç içinde) ağırlanırlar'. (30-Rûm 15)

 
 
16 - Küfredip de ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayanlar, işte onlar da (cehennem öncesi) azab için hazır bulundurulurlar. (30-Rûm 16)

 
 
17 - Akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah'ı tesbih-tenzih edip yüceltin. (30-Rûm 17)

 
 
18 - Göklerde, yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz de (her zaman ve her yerde) hamd O'na mahsustur. (30-Rûm 18)

 
 
19 - O ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarır. Yeryüzünü ölümünden sonra da (O) diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız. (30-Rûm 19)

 
 
20 - Sizi topraktan yaratmış olması, O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (yeryüzüne) yayılmakta olan bir beşer oldunuz. (30-Rûm 20)

 
 
21 - Kendileriyle 'sükun bulup-huzurla durulmanız' için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da O'nun ayetlerindendir. Bunda elbetteki düşünen bir kavim için ayetler vardır. (30-Rûm 21)

 
 
22 - Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin ayrı (farklı ve değişik) oluşu da O'nun ayetlerindendir. Bunda elbetteki alimler-bilenler için ayetler vardır. (30-Rûm 22)

 
 
23 - Geceleyin uyumanız, gündüz de O'nun fazlından (lutuf ve ihsanından rızık) aramanız O'nun ayetlerindendir. Bunda elbetteki dinleyip-işitebilen bir kavim için ayetler vardır. (30-Rûm 23)

 
 
24 - Size bir korku ve umud (işareti) olarak şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de O'nun ayetlerindendir. Bunda elbetteki aklını kullanan bir kavim için ayetler vardır. (30-Rûm 24)

 
 
25 - Göğün ve yerin O'nun emriyle durması da O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden tek bir davet ile çağırdığı zaman (görürsünüz ki) hemen çıkmışsınız. (30-Rûm 25)

 
 
26 - Göklerde ve yerde bulunanlar O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmiştir. (30-Rûm 26)

 
 
27 - Yaratmayı başlatan sonra onu (yokluğa) iade edecek olan O'dur. Bu O'na pek kolaydır. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce misal (en yüce sıfatlar) O'nundur. O Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (30-Rûm 27)

 
 
28 - (Allah) size kendi nefislerinizden misal vermektedir. Size rızık olarak Bizim verdiğimiz şeylerde (bile), sağ ellerinizin malik olduklarınızdan (kölelerinizden) ortaklarınız olmasını ve sizinle eşit (haklara sahip) olmalarını (kabul eder), onları kendi emsaliniz gibi sayıp (onlardan) çekinir misiniz? İşte Biz aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz. (30-Rûm 28)

 
 
29 - Hayır, zulmedenler hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi hevalarına (nefsi arzularına) uymuşlardır. Allah'ın (hidayet etmeyerek) saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiçbir yardımcıları yoktur. (30-Rûm 29)

 
 
30 - Sen yüzünü (Allah'ı birleyen) bir hanif olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir ki (bütün) insanları o fıtrat (İslam fıtratı) üzere yaratmıştır. Allah'ın (bu) yaratışında hiçbir değişme yoktur. İşte kayyum (doğru-kalıcı) olan din budur. Ancak insanların çoğu bilmezler. (30-Rûm 30)

 
 
31 - 'Gönülden bağlılar' olarak O'na yönelin ve O'ndan korkup-sakının. Namazı kılın ve müşriklerden olmayın. (30-Rûm 31)

 
 
32 - (Onlar) kendi dinlerini bölüp-parçalamışlar ve kendileri de fırka fırka olmuşlardır. Her fırka kendi elindeki (parça) ile övünüp-sevinç duymaktadır. (30-Rûm 32)

 
 
33 - İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman 'gönülden bağlılar' olarak Rablerine dua ederler. Sonra (Allah) onlara Kendi katından bir rahmet taddırınca, onlardan bir grup hemen Rablerine şirk koşarlar. (30-Rûm 33)

 
 
34 - Kendilerine (rahmet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye. (Şimdilik) metalanıp-yararlanın, yakında bileceksiniz. (30-Rûm 34)

 
 
35 - Yoksa Biz onlara bir sultan (kuvvetli delil) indirdik de, O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor? (30-Rûm 35)

 
 
36 - Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman onunla sevinip-övünürler. Kendi ellerinin önceden yaptığı (ve bağışlanma dilemedikleri) şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık geldiğinde de, hemen (rahmetimizden) umudsuzluğa kapılıverirler. (30-Rûm 36)

 
 
37 - Onlar görmüyorlar mı ki Allah kullarından dilediğine rızkı bol verip-genişletir, (dilediğine de) kısar. Bunda elbetteki iman etmekte olan bir kavim için ayetler vardır. (30-Rûm 37)

 
 
38 - Yakınlara, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Allah'ın cemalini (yüzünü ve rızasını) isteyenler için bu (harcamalar) daha hayırlıdır ve felaha (kurtuluşa) erenler de onlardır. (30-Rûm 38)

 
 
39 - İnsanların malları (kendi) içinde artsın diye verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Allah'ın cemalini (yüzünü ve rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise (böyle değildir), işte onlar (zekat verenler, sevaplarını) kat kat arttıranlardır. (30-Rûm 39)

 
 
40 - (O) Allah ki sizi yarattı sonra size rızık verdi sonra sizi öldürmekte ve daha sonra da sizi diriltmektedir. Sizin ortak koştuklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? Allah (sübhandır) onların şirk koşmakta olduklarından münezzeh ve yücedir. (30-Rûm 40)

 
 
41 - İnsanların kendi elleriyle kazandıklarından dolayı karada ve denizde fesad ortaya çıktı. (Allah) onlara yapmakta olduklarının bir kısmını taddırmaktadır ki (bunu anlayanlar pişman olup-hakka) dönerler (30-Rûm 41)

 
 
42 - De ki "Yeryüzünde gezip dolaşın da (sizden) öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik olanlardı." (30-Rûm 42)

 
 
43 - Allah'tan (İlahi takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce yüzünü kayyum (doğru-kalıcı) olan dine çevir. O gün (onlar) bölük bölük ayrılacaklardır. (30-Rûm 43)

 
 
44 - Kim küfre saparsa onun küfrü kendi aleyhinedir. Kim de salih amelde bulunursa, onlar da kendileri için (cennetteki) yerlerini hazırlamış olurlar. (30-Rûm 44)

 
 
45 - (Bu durum) iman edip salih amellerde bulunanları (Allah'ın) Kendi fazlından (lutuf ve ihsanından) mükafatlandırılması içindir. Allah kafirleri sevmez. (30-Rûm 45)

 
 
46 - Size Kendi rahmetinden taddırması, O'nun fazlından (rızkınızı) aramanız için emriyle gemileri yürütmesi, şükredesiniz diye rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi O'nun ayetlerindendir. (30-Rûm 46)

 
 
47 - Andolsun ki Biz senden önce kendi kavimlerine nice resuller gönderdik de, onlara apaçık deliller-belgeler getirdiler. (Onlar ısrarla inkar edince) Biz de mücrimlerden (suçlu-günahkarlardan) intikam aldık. İman edenlere yardım etmek (onları helaktan kurtarmak) ise Bizim üzerimizde bir haktır. (30-Rûm 47)

 
 
48 - (O) Allah ki rüzgarları gönderip bulutu kaldırır, onu gökte dilediği gibi (dilediği yöne veya yere) yayar ve parça parça kılar. Nihayet onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu (bu yağmuru, hasretle bekleyen) kullarından dilediğine verince (onlar) hemen seviniverirler. (30-Rûm 48)

 
 
49 - Oysa onlar bundan (yağmur yağmazdan) önce üzerlerine (yağmurun) inmesinden umudlarını kesmişlerdi. (30-Rûm 49)

 
 
50 - Allah'ın rahmetinin eserlerine-işaretlerine bir bak. Ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltiyor? O, ölüleri de diriltecektir. (Çünkü) O, her şeye kadirdir (güç yetirendir). (30-Rûm 50)

 
 
51 - Andolsun ki Biz (onları denemek için) bir rüzgar göndersek de onu (ekini) sararmış görseler, ardından hemen nankörlüğe başlarlar. (30-Rûm 51)

 
 
52 - (Resulüm) sen ölülere (söz) işittiremezsin ve arkalarını dönüp giden (dinlemek istemeyen) sağırlara da daveti-çağrıyı duyuramazsın. (30-Rûm 52)

 
 
53 - Kendi sapıklıkları içinde kör olanları da hidayete (doğru yola) iletemezsin. Sen ancak Bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar (hakka ve hakikate teslim olan) müslümanlardır. (30-Rûm 53)

 
 
54 - Allah sizi bir zaaftan (güçsüz ve muhtaç olarak) yarattı sonra zaafın ardından (sizde) bir güç-kuvvet kıldı sonra da bu güç-kuvvetin ardından (tekrar) bir zaaf ve yaşlılık verdi. (Allah) dilediğini (dilediği şekilde) yaratmaktadır. O Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Kadir'dir (her şeye güç yetirendir). (30-Rûm 54)

 
 
55 - (Kıyamet) saatinin kopacağı gün mücrimler (suçlu-günahkarlar, yeni ve gerçek bir zaman anlayışıyla dünya hayatında) tek bir saatin dışında kalmadıklarına and içerler. İşte onlar (dünyada haktan) böyle çevriliyorlardı. (30-Rûm 55)

 
 
56 - Kendilerine ilim ve iman verilenler ise (onlara) "Andolsun ki siz (dünyada) Allah'ın takdir ettiği diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu da dirilme günüdür. Ancak siz (hem inanmıyor, hem de)bilmiyordunuz" derler. (30-Rûm 56)

 
 
57 - Artık o gün zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyeceği gibi onlardan (Allah'ı) hoşnut etmeye çalışmaları da istenmez. (30-Rûm 57)

 
 
58 - Andolsun ki Biz bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misali getirip-gösterdik. Sen onlara bir ayetle geldiğin zaman o küfredenler mutlaka "Siz (bu getirdiklerinizle, atalarımızın yolunu ve değerlerini) ortadan kaldıran-iptalcilerden başkası değilsiniz" derler. (30-Rûm 58)

 
 
59 - İşte Allah, (hakkı tanıyıp) bilmeyenlerin kalplerini böyle (kapatıp) mühürler. (30-Rûm 59)

 
 
60 - Sen sabret, bil ki Allah'ın vaadi haktır. Yakinen (kesin olarak) inanmayanlar sakın seni telaşa-gevşekliğe sürüklemesin. (30-Rûm 60)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

الٓمٓ۠ - 1
 
 

غُلِبَتِ الرُّومُۙ - 2
 
 

ف۪ٓي اَدْنَى الْاَرْضِ وَهُمْ مِنْ بَعْدِ غَلَبِهِمْ سَيَغْلِبُونَۙ - 3
 
 

ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ - 4
 
 

بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ - 5
 
 

وَعْدَ اللّٰهِۜ لَا يُخْلِفُ اللّٰهُ وَعْدَهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ - 6
 
 

يَعْلَمُونَ ظَاهِراً مِنَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ وَهُمْ عَنِ الْاٰخِرَةِ هُمْ غَافِلُونَ - 7
 
 

اَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ۠ مَا خَلَقَ اللّٰهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَٓا اِلَّا بِالْحَقِّ وَاَجَلٍ مُسَمًّىۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ بِلِقَٓائِ۬ رَبِّهِمْ لَكَافِرُونَ - 8
 
 

اَوَلَمْ يَس۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۜ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَٓا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۜ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَۜ - 9
 
 

ثُمَّ كَانَ عَاقِبَةَ الَّذ۪ينَ اَسَٓاؤُا السُّٓوآٰى اَنْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَكَانُوا بِهَا يَسْتَهْزِؤُ۫نَ۟ - 10
 
 

اَللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ - 11
 
 

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ - 12
 
 

وَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ مِنْ شُرَكَٓائِهِمْ شُفَعٰٓؤُ۬ا وَكَانُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ كَافِر۪ينَ - 13
 
 

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ - 14
 
 

فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ ف۪ي رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ - 15
 
 

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَلِقَٓائِ الْاٰخِرَةِ فَاُو۬لٰٓئِكَ فِي الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ - 16
 
 

فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ - 17
 
 

وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِياًّ وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ - 18
 
 

يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَيُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ وَكَذٰلِكَ تُخْرَجُونَ۟ - 19
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ - 20
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُـنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ - 21
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ - 22
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ مَنَامُكُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَابْتِغَٓاؤُ۬كُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ - 23
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ يُر۪يكُمُ الْبَرْقَ خَوْفاً وَطَمَعاً وَيُنَزِّلُ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَيُحْـي۪ بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ - 24
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ تَقُومَ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ بِاَمْرِه۪ۜ ثُمَّ اِذَا دَعَاكُمْ دَعْوَةً مِنَ الْاَرْضِ اِذَٓا اَنْتُمْ تَخْرُجُونَ - 25
 
 

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلٌّ لَهُ قَانِتُونَ - 26
 
 

وَهُوَ الَّذ۪ي يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ وَهُوَ اَهْوَنُ عَلَيْهِۜ وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ۟ - 27
 
 

ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلاً مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ - 28
 
 

بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ - 29
 
 

فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفاًۜ فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّت۪ي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَاۜ لَا تَبْد۪يلَ لِخَلْقِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُۗ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۗ - 30
 
 

مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ - 31
 
 

مِنَ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعاًۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ - 32
 
 

وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ - 33
 
 

لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ - 34
 
 

اَمْ اَنْزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَاناً فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا بِه۪ يُشْرِكُونَ - 35
 
 

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ - 36
 
 

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ - 37
 
 

فَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ - 38
 
 

وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ رِباً لِيَرْبُوَ۬ا ف۪ٓي اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِۚ وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ - 39
 
 

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟ - 40
 
 

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ - 41
 
 

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلُۜ كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُشْرِك۪ينَ - 42
 
 

فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ الْقَيِّمِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ - 43
 
 

مَنْ كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُۚ وَمَنْ عَمِلَ صَالِحاً فَلِاَنْفُسِهِمْ يَمْهَدُونَۙ - 44
 
 

لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْكَافِر۪ينَ - 45
 
 

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ يُرْسِلَ الرِّيَاحَ مُبَشِّرَاتٍ وَلِيُذ۪يقَكُمْ مِنْ رَحْمَتِه۪ وَلِتَجْرِيَ الْفُلْكُ بِاَمْرِه۪ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِه۪ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ - 46
 
 

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ رُسُلاً اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَانْتَقَمْنَا مِنَ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُواۜ وَكَانَ حَقاًّ عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِن۪ينَ - 47
 
 

اَللّٰهُ الَّذ۪ي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ فَتُث۪يرُ سَحَاباً فَيَبْسُطُهُ فِي السَّمَٓاءِ كَيْفَ يَشَٓاءُ وَيَجْعَلُهُ كِسَفاً فَتَرَى الْوَدْقَ يَخْرُجُ مِنْ خِلَالِه۪ۚ فَاِذَٓا اَصَابَ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ٓ اِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ - 48
 
 

وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلِ اَنْ يُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمُبْلِس۪ينَ - 49
 
 

فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْـيِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْـيِ الْمَوْتٰىۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ - 50
 
 

وَلَئِنْ اَرْسَلْنَا ر۪يحاً فَرَاَوْهُ مُصْفَراًّ لَظَلُّوا مِنْ بَعْدِه۪ يَكْفُرُونَ - 51
 
 

فَاِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتٰى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَٓاءَ اِذَا وَلَّوْا مُدْبِر۪ينَ - 52
 
 

وَمَٓا اَنْـتَ بِهَادِ الْعُمْيِ عَنْ ضَلَالَتِهِمْۜ اِنْ تُسْمِعُ اِلَّا مَنْ يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا فَهُمْ مُسْلِمُونَ۟ - 53
 
 

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفاً وَشَيْبَةًۜ يَخْلُقُ مَا يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْعَل۪يمُ الْقَد۪يرُ - 54
 
 

وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُقْسِمُ الْمُجْرِمُونَۙ مَا لَبِثُوا غَيْرَ سَاعَةٍۜ كَذٰلِكَ كَانُوا يُؤْفَكُونَ - 55
 
 

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَالْا۪يمَانَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ اِلٰى يَوْمِ الْبَعْثِۘ فَهٰذَا يَوْمُ الْبَعْثِ وَلٰكِنَّكُمْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ - 56
 
 

فَيَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ - 57
 
 

وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ ف۪ي هٰذَا الْقُرْاٰنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍۜ وَلَئِنْ جِئْتَهُمْ بِاٰيَةٍ لَيَقُولَنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُبْطِلُونَ - 58
 
 

كَذٰلِكَ يَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ - 59
 
 

فَاصْبِرْ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلَا يَسْتَخِفَّنَّكَ الَّذ۪ينَ لَا يُوقِنُونَ - 60
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,