Sure Ayet

Secde Suresi



Secde Suresi 30 ayettir. Nüzulü Medine'de olup 75. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 414 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Elif, Lam, Mim. (32-Secde 1)

 
 
2 - Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab'ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır. (32-Secde 2)

 
 
3 - Yoksa "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır. O, senden önce kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelmemiş olan bir kavmi uyarıp-korkutman için Rabbinden gelen bir haktır. (Bunu anlayıp-iman edenler) hidayet bulurlar. (32-Secde 3)

 
 
4 - Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı sonra da arşa istiva etti (mekandan münezzeh kudretiyle kuşattı). Sizin O'nun dışında bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (32-Secde 4)

 
 
5 - Gökten yere (kadar) her işi O düzenleyip-yönetir. Sonra (bütün işler) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde O'na yükselir. (32-Secde 5)

 
 
6 - Gaybı da (görünmeyeni de) görüneni de bilen, Aziz (üstün ve güçlü olan) ve Rahim (rahmetiyle çok esirgeyen) O'dur. (32-Secde 6)

 
 
7 - Ki O her şeyin yaratılışını güzel yapan ve insanı yaratmaya da bir çamurdan başlayandır. (32-Secde 7)

 
 
8 - Sonra onun soyunu bir sülale'den (süzülmüş bir özden), hakir-bayağı bir sudan yapmıştır. (32-Secde 8)

 
 
9 - Sonra onu düzeltip-tamamladı ve ona ruhundan üfledi. Sizin için (genelde aynı) işitme, görme (duyusu) ve (özelde ayrı) gönüller var etti. Ne kadar az şükrediyorsunuz? (32-Secde 9)

 
 
10 - Dediler ki "Biz yerde (toprağa karışıp) kaybolduktan sonra gerçekten biz mi yeniden yaratılacakmışız?" Onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir. (32-Secde 10)

 
 
11 - De ki "Size vekil kılınan (görevlendirilen) ölüm meleği canınızı alacak sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz." (32-Secde 11)

 
 
12 - Mücrimleri (suçlu-günahkarları) Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak "Rabbimiz gördük ve işittik. Şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir de salih amelde bulunalım. Artık biz yakinen (kesin olarak) inananlarız" (derlerken) bir görsen. (32-Secde 12)

 
 
13 - Eğer Biz dilemiş olsaydık (hakeden-haketmeyen) her nefse hidayetini verirdik. Fakat Benden "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan (küfre sapanlarla) dolduracağım" sözü (çıkmış) hak olmuştur. (32-Secde 13)

 
 
14 - (Onlara denilir ki) "Bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuzdan dolayı tadın azabı. Biz de sizi unuttuk. Yaptıklarınıza karşılık ebedi azabı tadın." (32-Secde 14)

 
 
15 - Bizim ayetlerimize ancak kendilerine (okunup) hatırlatıldığı zaman büyüklük taslamadan hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler iman ederler. (32-Secde 15)

 
 
16 - Onların yanları (namaza kalkmak için) yataklarından uzaklaşır. Rablerine korku ve umudla dua ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler. (32-Secde 16)

 
 
17 - (Mü'minlerden) hiç kimse yaptıklarına karşılık olmak üzere kendileri için gözler aydınlığı olarak nelerin (hangi nimet ve lutufların) gizlenip-saklandığını bilemez. (32-Secde 17)

 
 
18 - İman eden kimse, fasık olan (yoldan çıkmış) kimse gibi midir? Bunlar asla eşit olmazlar. (32-Secde 18)

 
 
19 - İman edip salih amellerde bulunanlar, (işte) onlar için yaptıklarına karşılık olmak üzere bir konukluk (ağırlanma yeri) olarak Me'va (barınma) cennetleri vardır. (32-Secde 19)

 
 
20 - Fasık olanlar (yoldan çıkanlar) ise onların da (ağırlanıp) barınacakları yer ateştir. Oradan (her) çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine "Yalanlamakta olduğunuz (yok dediğiniz) ateşin azabını tadın" denilir. (32-Secde 20)

 
 
21 - Andolsun ki Biz onlara (anlayıp-hakka) dönerler diye o büyük azabdan önce yakın (dünyevi) azabdan tattıracağız. (32-Secde 21)

 
 
22 - Kendisine Rabbinin ayetleri (okunup) hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Biz mücrimlerden (suçlu-günahkarlardan) elbette ki intikam alıcılarız. (32-Secde 22)

 
 
23 - Andolsun ki Biz Musa'ya Kitab vermiştik. Sen ona kavuşmakta kuşku içinde olma. Biz onu İsrailoğullarına hidayet (rehberi-yol gösterici) kılmıştık. (32-Secde 23)

 
 
24 - Onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola sevkeden rehberler-önderler kıldık. Onlar Bizim ayetlerimize yakinen (kesin olarak) inanıyorlardı. (32-Secde 24)

 
 
25 - Muhakkak ki Rabbin (onların) ihtilafa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hükmedecektir. (32-Secde 25)

 
 
26 - Yurtlarında gezip dolaşmakta oldukları nice nesilleri kendilerinden önce helak etmiş olmamız, onları doğru yola sevketmedi mi? (Oysa) bunda ayetler vardır, dinleyip-işitmezler mi? (32-Secde 26)

 
 
27 - Görmüyorlar mı Biz suyu çorak toprağa sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz. Ondan hayvanları da, kendileri de yemektedir? (Yine de) görmüyorlar mı? (32-Secde 27)

 
 
28 - Derler ki "Doğru söyleyenler iseniz (size vadedilen) fetih ne zaman?" (32-Secde 28)

 
 
29 - De ki "Fetih günü (geldiğinde) inkar edenlere inanmaları bir yarar sağlamaz ve onlara bir süre de tanınmaz." (32-Secde 29)

 
 
30 - Sen onlardan yüz çevir ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler. (32-Secde 30)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

الٓـمٓ۠ - 1
 
 

تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 2
 
 

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۚ بَلْ هُوَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اَتٰيهُمْ مِنْ نَذ۪يرٍ مِنْ قَبْلِكَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ - 3
 
 

اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۜ مَا لَكُمْ مِنْ دُونِه۪ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا شَف۪يعٍۜ اَفَلَا تَتَذَكَّرُونَ - 4
 
 

يُدَبِّرُ الْاَمْرَ مِنَ السَّمَٓاءِ اِلَى الْاَرْضِ ثُمَّ يَعْرُجُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُٓ اَلْفَ سَنَةٍ مِمَّا تَعُدُّونَ - 5
 
 

ذٰلِكَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُۙ - 6
 
 

اَلَّـذ۪ٓي اَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ وَبَدَاَ خَلْقَ الْاِنْسَانِ مِنْ ط۪ينٍۚ - 7
 
 

ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۚ - 8
 
 

ثُمَّ سَوّٰيهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِه۪ وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَالْاَفْـِٔدَةَۜ قَل۪يلاً مَا تَشْكُرُونَ - 9
 
 

وَقَالُٓوا ءَاِذَا ضَلَلْنَا فِي الْاَرْضِ ءَاِنَّا لَف۪ي خَلْقٍ جَد۪يدٍۜ بَلْ هُمْ بِلِقَٓاءِ رَبِّهِمْ كَافِرُونَ - 10
 
 

قُلْ يَتَوَفّٰيكُمْ مَلَكُ الْمَوْتِ الَّذ۪ي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ۟ - 11
 
 

وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُوا رُؤُ۫سِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ رَبَّـنَٓا اَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَـالِحاً اِنَّا مُوقِنُونَ - 12
 
 

وَلَوْ شِئْنَا لَاٰتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدٰيهَا وَلٰكِنْ حَقَّ الْقَوْلُ مِنّ۪ي لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ اَجْمَع۪ينَ - 13
 
 

فَذُوقُوا بِمَا نَس۪يتُمْ لِقَٓاءَ يَوْمِكُمْ هٰذَاۚ اِنَّا نَس۪ينَاكُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ - 14
 
 

اِنَّمَا يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ - 15
 
 

تَتَجَافٰى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاًۘ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ - 16
 
 

فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَٓا اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 17
 
 

اَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِناً كَمَنْ كَانَ فَاسِقاًۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ - 18
 
 

اَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوٰىۘ نُزُلاً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 19
 
 

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ فَسَقُوا فَمَأْوٰيهُمُ النَّارُۜ كُلَّمَٓا اَرَادُٓوا اَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَٓا اُع۪يدُوا ف۪يهَا وَق۪يلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ - 20
 
 

وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ - 21
 
 

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِاٰيَاتِ رَبِّه۪ ثُمَّ اَعْرَضَ عَنْهَاۜ اِنَّا مِنَ الْمُجْرِم۪ينَ مُنْتَقِمُونَ۟ - 22
 
 

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ ف۪ي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَٓائِه۪ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ - 23
 
 

وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُواۜ وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يُوقِنُونَ - 24
 
 

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ - 25
 
 

اَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ ف۪ي مَسَاكِنِهِمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍۜ اَفَلَا يَسْمَعُونَ - 26
 
 

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا نَسُوقُ الْمَٓاءَ اِلَى الْاَرْضِ الْجُرُزِ فَنُخْرِجُ بِه۪ زَرْعاً تَأْكُلُ مِنْهُ اَنْعَامُهُمْ وَاَنْفُسُهُمْۜ اَفَلَا يُبْصِرُونَ - 27
 
 

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْفَتْحُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 28
 
 

قُلْ يَوْمَ الْفَتْحِ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا ا۪يمَانُهُمْ وَلَا هُمْ يُنْظَرُونَ - 29
 
 

فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَانْتَظِرْ اِنَّهُمْ مُنْتَظِرُونَ - 30
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,