Sure Ayet

Sâffât Suresi



Sâffât Suresi 182 ayettir. Nüzulü Medine'de olup 56. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 445 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Andolsun saflar halinde dizilenlere (meleklere). (37-Sâffât 1)

 
 
2 - (Kuvvetle toplayıp) koruyup-sevkedenlere. (37-Sâffât 2)

 
 
3 - Zikir okumakta olanlara. (37-Sâffât 3)

 
 
4 - Ki, sizin ilahınız birdir. (37-Sâffât 4)

 
 
5 - Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi'dir. Doğuların da Rabbi'dir. (37-Sâffât 5)

 
 
6 - Biz yakın göğü (dünya göğünü) zinetle, gezegenlerle süsleyip-donattık. (37-Sâffât 6)

 
 
7 - Ve itaatten çıkmış her şeytandan koruduk. (37-Sâffât 7)

 
 
8 - Onlar Mele-i A'la'ya (yüce topluluğa) kulak verip-dinleyemezler ve her taraftan (sürülüp) atılırlar. (37-Sâffât 8)

 
 
9 - Kovulup-uzaklaştırılırlar. Onlar için sürekli bir azab vardır. (37-Sâffât 9)

 
 
10 - Ancak (bir sözü) kapıp-kaçan olursa, onu da delip geçen bir şihab (yakıcı bir alev) takip eder. (37-Sâffât 10)

 
 
11 - Şimdi onlara sor "Yaratılış bakımından onlar mı daha zor yoksa Bizim yarattığımız (kainat) mı?" Biz onları cıvık-yapışkan bir çamurdan yarattık. (37-Sâffât 11)

 
 
12 - Sen (kainatın yaratılışına ve onların bunu görmeyişine) şaşırdın kaldın, onlar ise (körlük içinde) alay edip duruyorlar. (37-Sâffât 12)

 
 
13 - Kendilerine hatırlatılıp-öğüt verildiğinde, öğüt almazlar. (37-Sâffât 13)

 
 
14 - Bir ayet (mucize) gördüklerinde, alay konusu edinip eğlenirler. (37-Sâffât 14)

 
 
15 - Derler ki "Bu apaçık bir sihirden başkası değildir." (37-Sâffât 15)

 
 
16 - Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi mutlaka diriltileceğiz? (37-Sâffât 16)

 
 
17 - Önceki atalarımız da mı? (37-Sâffât 17)

 
 
18 - De ki "Evet, hem de hor ve hakir olarak." (37-Sâffât 18)

 
 
19 - O sadece bir tek çığlıktan-haykırıştan ibarettir ki, kendileri aniden (diriltilmiş olarak) bakıp durmaktadırlar. (37-Sâffât 19)

 
 
20 - Derler ki "(İnanmadığımız için) eyvahlar bize, bu din (hesap-ceza) günüdür." (37-Sâffât 20)

 
 
21 - (Allah onlara) "Bu sizin yalanlamakta olduğunuz (mü'mini kafirden, haklıyı haksızdan) ayırma günüdür" (buyurur). (37-Sâffât 21)

 
 
22 - (Meleklere de buyurur ki) "Zulmetmiş olanları, (zulüme ortak olan) eşlerini ve taptıkları şeyleri bir araya getirip toplayın." (37-Sâffât 22)

 
 
23 - Allah'tan başka (taptıkları bütün ilahlık taslayanları), onları cehennemin yoluna yöneltip-götürün. (37-Sâffât 23)

 
 
24 - Ve onları (o yolda) durdurun çünkü onlar (yaptıklarından) sorumludurlar (hesap vereceklerdir). (37-Sâffât 24)

 
 
25 - (Onlara seslenilir) "Size ne oldu ki (dünyada olduğu gibi birbirinizle) yardımlaşmıyorsunuz?" (37-Sâffât 25)

 
 
26 - Hayır, onlar bugün (hiç itirazsız) teslim olmuşlardır. (37-Sâffât 26)

 
 
27 - Onlar birbirlerine dönüp karşılıklı sormaya (birbirlerini sorumlu tutmaya) başlarlar. (37-Sâffât 27)

 
 
28 - Gerçekten sizler bize sağdan gelerek (haktan yana görünerek) yanaşıyordunuz derler. (37-Sâffât 28)

 
 
29 - (Diğerleri de) derler ki "Hayır (asıl sebeb biz değiliz). Sizler (zaten) mü'min kimseler değildiniz." (37-Sâffât 29)

 
 
30 - Bizim size karşı hiçbir sultanımız (hakimiyetimiz, yaptırım gücümüz) yoktu. Siz (aslında kendiniz) azgın bir kavimdiniz. (37-Sâffât 30)

 
 
31 - Böylece Rabbimizin sözü (azab vaadi) üzerimize hak oldu. Mutlaka biz (bu azabı sizinle birlikte) tadacak olanlarız. (37-Sâffât 31)

 
 
32 - Evet (sağdan yanaşıp) biz sizi (daha da) azdırdık. Çünkü biz de azgın kimselerdik. (37-Sâffât 32)

 
 
33 - O gün onlar (azanlar ve azdıranlar) azabda ortaktırlar. (37-Sâffât 33)

 
 
34 - İşte Biz mücrimlere (suçlu-günahkarlara) böyle yaparız. (37-Sâffât 34)

 
 
35 - Çünkü onlara "Allah'tan başka ilah yoktur" denildiği zaman büyüklük taslarlardı. (37-Sâffât 35)

 
 
36 - Ve derlerdi ki "Biz mi mecnun-deli bir şair için ilahlarımızı terk edeceğiz?" (37-Sâffât 36)

 
 
37 - Hayır (o mecnun değildir). O, hakkı getirmiş ve (kendisi de) gönderilenleri doğrulamıştır. (37-Sâffât 37)

 
 
38 - Siz mutlaka elim-acıklı azabı tadacak olanlarsınız. (37-Sâffât 38)

 
 
39 - Yaptıklarınızdan başkasıyla cezalandırılmayacaksınız. (37-Sâffât 39)

 
 
40 - Ancak muhlis (ihlas sahibi) kullar müstesna. (37-Sâffât 40)

 
 
41 - Onlar için bilinen bir rızık vardır. (37-Sâffât 41)

 
 
42 - (Çeşitli) meyveler. Onlar ikram görenlerdir. (37-Sâffât 42)

 
 
43 - (Nimetlerle donatılmış) Naim cennetlerinde. (37-Sâffât 43)

 
 
44 - Tahtlar-sedirler üzerinde karşılıklı (otururlar). (37-Sâffât 44)

 
 
45 - Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle onların çevrelerinde dolaşılır. (37-Sâffât 45)

 
 
46 - Berrak-bembeyaz, içenlere lezzet veren (bir içki). (37-Sâffât 46)

 
 
47 - Onda ne bir sersemletme (sıkıntı-zarar) vardır, ne de onunla (akılları çelinip) sarhoş olurlar. (37-Sâffât 47)

 
 
48 - Yanlarında 'bakışlarını saklayıp-yalnızca eşlerine çevirmiş' iri-güzel gözlüler vardır. (37-Sâffât 48)

 
 
49 - Sanki onlar örtülüp-saklanmış bir yumurta gibi. (37-Sâffât 49)

 
 
50 - Derken kimi kimine yönelmiş olarak birbirlerine (dünyadaki hallerini) sorarlar. (37-Sâffât 50)

 
 
51 - Onlardan konuşan-söz alan biri der ki "Benim bir yakınım vardı." (37-Sâffât 51)

 
 
52 - (Bana) derdi ki, sen de gerçekten doğrulayanlardan mısın? (37-Sâffât 52)

 
 
53 - Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) cezalandırılacağız? (37-Sâffât 53)

 
 
54 - (Konuşan yanındakilere devamla) der ki "Sizler (şimdi onun durumunu görüp) biliyor musunuz?" (37-Sâffât 54)

 
 
55 - Derken bakıverdi ve onu cehennemin ortasında gördü. (37-Sâffât 55)

 
 
56 - (Ona) dedi ki "Allah'a andolsun ki neredeyse beni de (şu bulunduğun yere düşürüp) mahvedecektin." (37-Sâffât 56)

 
 
57 - Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı mutlaka ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım. (37-Sâffât 57)

 
 
58 - Nasıl, biz (bir daha) ölecek olanlar değil miymişiz? (37-Sâffât 58)

 
 
59 - Yalnızca birinci ölümümüzden başka (ölüm yoktu öyle mi)? Ve biz (diriltilip) azaba uğratılacak olanlar da değil miymişiz? (37-Sâffât 59)

 
 
60 - işte bu (iman ve akibet) muhakkak ki en büyük 'kurtuluş ve mutluluktur'. (37-Sâffât 60)

 
 
61 - Artık çalışanlar da bunun misli-benzeri için çalışsınlar. (37-Sâffât 61)

 
 
62 - Böyle bir ağırlanma-ikram mı daha hayırlı yoksa zakkum ağacı mı? (37-Sâffât 62)

 
 
63 - Biz onu zalimler için bir fitne (imtihan konusu) kıldık. (37-Sâffât 63)

 
 
64 - O cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. (37-Sâffât 64)

 
 
65 - Onun tomurcukları, şeytanların başları gibidir. (37-Sâffât 65)

 
 
66 - Onlar mutlaka ondan yiyecekler ve böylece karınlarını ondan dolduracaklardır. (37-Sâffât 66)

 
 
67 - Sonra onun üzerine kendileri için kaynar su karıştırılmış (içecek) vardır. (37-Sâffât 67)

 
 
68 - Sonra onların dönüşleri elbette (yine) cehennemedir. (37-Sâffât 68)

 
 
69 - Doğrusu onlar atalarını sapık kimseler olarak buldular. (37-Sâffât 69)

 
 
70 - Kendileri de (hiç düşünmeden) onların izleri üzerinde koşturdular. (37-Sâffât 70)

 
 
71 - Andolsun ki onlardan önce evvelkilerin çoğu da sapmıştı. (37-Sâffât 71)

 
 
72 - Andolsun ki Biz onlara (içlerinden) uyarıp-korkutucular göndermiştik. (37-Sâffât 72)

 
 
73 - Artık uyarılıp-korkutulanların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. (37-Sâffât 73)

 
 
74 - Ancak Allah'ın muhlis (ihlas sahibi) kulları müstesna. (37-Sâffât 74)

 
 
75 - Andolsun ki Nuh Bize (dua edip) seslenmişti de, Biz ne güzel icabet (kabul) etmiştik. (37-Sâffât 75)

 
 
76 - Onu ve ailesini, büyük üzüntüden kurtarmıştık. (37-Sâffât 76)

 
 
77 - Ve onun soyunu baki olanlar (yerüstünde kalıcılar) kıldık. (37-Sâffât 77)

 
 
78 - Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir zikir) bıraktık. (37-Sâffât 78)

 
 
79 - Alemler içinde selam olsun Nuh'a. (37-Sâffât 79)

 
 
80 - Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) işte böyle mükafatlandırırız. (37-Sâffât 80)

 
 
81 - O hiç şüphesiz Bizim mü'min kullarımızdandı. (37-Sâffât 81)

 
 
82 - Sonra diğerlerini suda-boğduk. (37-Sâffât 82)

 
 
83 - Doğrusu İbrahim de ondan (onun soyundan) olanlardandı. (37-Sâffât 83)

 
 
84 - O, Rabbine selim (tertemiz) bir kalb ile gelmişti. (37-Sâffât 84)

 
 
85 - Hani babasına ve kavmine demişti ki "Sizler neye tapıyorsunuz?" (37-Sâffât 85)

 
 
86 - (O'na) iftirada bulunmak için mi Allah'tan başka ilahlar istiyorsunuz? (37-Sâffât 86)

 
 
87 - (Bunu yaparken) alemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir? (37-Sâffât 87)

 
 
88 - Sonra yıldızlara bir göz attı. (37-Sâffât 88)

 
 
89 - Doğrusu ben hastayım dedi. (37-Sâffât 89)

 
 
90 - Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar. (37-Sâffât 90)

 
 
91 - (İbrahim) onların ilahlarına yaklaşıp "Yemek yemiyor musunuz?" dedi. (37-Sâffât 91)

 
 
92 - Size ne oldu ki-neden konuşmuyorsunuz? (37-Sâffât 92)

 
 
93 - Derken onların üstüne yürüyüp sağ eliyle darbe indirdi (kırıp geçirdi). (37-Sâffât 93)

 
 
94 - Bunun üzerine (insanlar) birbirine girmiş durumda koşarak kendisine geldiler. (37-Sâffât 94)

 
 
95 - (İbrahim) dedi ki "(Kendi elinizle) yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?" (37-Sâffât 95)

 
 
96 - Oysa sizi de, yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır. (37-Sâffât 96)

 
 
97 - Dediler ki "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu alevli ateşin içine atın." (37-Sâffât 97)

 
 
98 - Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Sonra Biz de onları alçaltılmışlar kıldık. (37-Sâffât 98)

 
 
99 - (İbrahim) dedi ki "Şüphesiz ben Rabbime gidiyorum. O, beni doğru yola eriştirecektir." (37-Sâffât 99)

 
 
100 - Rabbim, bana salihlerden (evlat) armağan et. (37-Sâffât 100)

 
 
101 - Biz de onu halim (yumuşak huylu) bir oğlan çocukla müjdeledik. (37-Sâffât 101)

 
 
102 - Böylece (çocuk) onun yanında koşabilecek çağa erişince (İbrahim ona) "Ey oğulcuğum. Ben seni rüyamda boğazlıyorken görüyorum. Bir bak, sen ne düşünüyorsun" dedi. (Oğlu ismail) dedi ki "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın." (37-Sâffât 102)

 
 
103 - Sonunda ikisi de (Allah'ın emrine ve takdirine) teslim olup (babası İsmail'i kurban etmek için) onu alnı üzerine yatırdı. (37-Sâffât 103)

 
 
104 - Biz ona "Ey İbrahim" diye seslendik. (37-Sâffât 104)

 
 
105 - Sen gerçekten rüyayı (uykuda gördüğünü) doğruladın. Hiç şüphesiz Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) böyle mükafatlandırırız. (37-Sâffât 105)

 
 
106 - Muhakkak ki bu apaçık bir imtihandı. (37-Sâffât 106)

 
 
107 - Ve ona büyük bir kurbanı (İsmail'e) fidye olarak verdik. (37-Sâffât 107)

 
 
108 - Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir zikir) bıraktık. (37-Sâffât 108)

 
 
109 - İbrahim'e selam olsun. (37-Sâffât 109)

 
 
110 - Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) işte böyle mükafatlandırırız. (37-Sâffât 110)

 
 
111 - Hiç şüphesiz o Bizim mü'min kullarımızdandı. (37-Sâffât 111)

 
 
112 - Ona salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik. (37-Sâffât 112)

 
 
113 - Ona da, İshak'a da bereketler verdik. İkisinin soyundan muhsin (ihsan sahibi) olan da var, kendi nefsine açıkça zulmeden de. (37-Sâffât 113)

 
 
114 - Andolsun ki Biz Musa'ya ve Harun'a da nimetler verdik. (37-Sâffât 114)

 
 
115 - Onları ve kavimlerini, o büyük üzüntüden kurtardık. (37-Sâffât 115)

 
 
116 - Onlara yardım ettik böylece galib gelenler onlar oldular. (37-Sâffât 116)

 
 
117 - Ve ikisine apaçık anlaşılan Kitab'ı verdik. (37-Sâffât 117)

 
 
118 - Her ikisini de dosdoğru yola ilettik-hidayet ettik. (37-Sâffât 118)

 
 
119 - Sonra gelenler arasında ikisine (hayırlı ve şerefli bir zikir) bıraktık. (37-Sâffât 119)

 
 
120 - Musa'ya ve Harun'a selam olsun. (37-Sâffât 120)

 
 
121 - İşte Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) böyle mükafatlandırırız. (37-Sâffât 121)

 
 
122 - Hiç şüphesiz ikisi de Bizim mü'min kullarımızdandı. (37-Sâffât 122)

 
 
123 - Gerçekten İlyas da (peygamber olarak) gönderilmişlerdendi. (37-Sâffât 123)

 
 
124 - Hani kavmine demişti ki "Siz korkup-sakınmaz mısınız?" (37-Sâffât 124)

 
 
125 - Siz yaratıcıların en güzelini bırakıp da Ba'l'e mi tapıyorsunuz? (37-Sâffât 125)

 
 
126 - (O bıraktığınız) Allah ki sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbi. (37-Sâffât 126)

 
 
127 - Fakat onu yalanladılar. Bunun için onlar gerçekten (azab için) hazır bulundurulacak olanlardır. (37-Sâffât 127)

 
 
128 - Ancak Allah'ın muhlis (ihlas sahibi) kulları müstesna. (37-Sâffât 128)

 
 
129 - Sonra gelenler arasında ona (İlyas'a, hayırlı ve şerefli bir zikir) bıraktık. (37-Sâffât 129)

 
 
130 - İlyas'a selam olsun. (37-Sâffât 130)

 
 
131 - İşte Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) böyle mükafatlandırırız. (37-Sâffât 131)

 
 
132 - Hiç şüphesiz o Bizim mü'min kullarımızdandı. (37-Sâffât 132)

 
 
133 - Gerçekten Lut da (resul olarak) gönderilenlerdendi. (37-Sâffât 133)

 
 
134 - Hani Biz onu ve ailesini topluca kurtarmıştık. (37-Sâffât 134)

 
 
135 - Geride kalanlar arasındaki bir yaşlı-kadın dışında. (37-Sâffât 135)

 
 
136 - Sonra diğerlerini yerle bir ettik. (37-Sâffât 136)

 
 
137 - Siz sabah vakitleri onlara uğrayıp-geçiyorsunuz. (37-Sâffât 137)

 
 
138 - Ve geceleyin. Yine de akletmiyecek misiniz? (37-Sâffât 138)

 
 
139 - Hiç şüphesiz Yunus da (resul olarak) gönderilenlerdendi. (37-Sâffât 139)

 
 
140 - Hani dolu bir gemiye kaçmıştı. (37-Sâffât 140)

 
 
141 - (Sonra gemide) kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu. (37-Sâffât 141)

 
 
142 - Kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. (37-Sâffât 142)

 
 
143 - Eğer (Allah'ı çokça tenzih ve) tesbih edenlerden olmasaydı. (37-Sâffât 143)

 
 
144 - Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalacakdı. (37-Sâffât 144)

 
 
145 - Sonunda o hasta-bitkin bir durumdayken onu çıplak bir yere (sahile) attık. (37-Sâffât 145)

 
 
146 - Ve üzerine geniş yapraklı (yerde yayılan) türden bir bitki bitirdik. (37-Sâffât 146)

 
 
147 - Onu (sayısı) yüzbin veya daha da artana (kendi kavmine tekrar) gönderdik. (37-Sâffât 147)

 
 
148 - Sonunda ona iman ettiler, Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık. (37-Sâffât 148)

 
 
149 - Şimdi sen onlara sor, kızlar Rabbinin de erkekler onların mı? (37-Sâffât 149)

 
 
150 - Yoksa Biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahid miydiler? (37-Sâffât 150)

 
 
151 - Bilin ki onlar iftiralarından dolayı muhakkak (şöyle) derler. (37-Sâffât 151)

 
 
152 - Allah doğurdu. Hiç şüphesiz onlar yalancılardır. (37-Sâffât 152)

 
 
153 - (Allah) kızları erkek çocuklara tercih mi etmiş? (37-Sâffât 153)

 
 
154 - Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz? (37-Sâffât 154)

 
 
155 - Hiç mi düşünmüyorsunuz? (37-Sâffât 155)

 
 
156 - Yoksa sizin için apaçık bir güçlü-delil mi var? (37-Sâffât 156)

 
 
157 - Eğer sadıklardan (doğru sözlülerden) iseniz kitabınızı getirin. (37-Sâffât 157)

 
 
158 - O'nunla cinler arasında bir soy-bağı (uydurup) kıldılar. Andolsun ki cinler de onların (bu iftirayı yapanların, azab için) mutlaka hazır bulundurulacaklarını bilirler. (37-Sâffât 158)

 
 
159 - Allah (sübhandır) onların nitelendirmelerinden münezzeh ve yücedir. (37-Sâffât 159)

 
 
160 - Ancak Allah'ın muhlis (ihlas sahibi) kulları (onlardan) müstesnadır. (37-Sâffât 160)

 
 
161 - Artık ne siz, ne de tapmakta olduklarınız. (37-Sâffât 161)

 
 
162 - O'na karşı (her istediğinizi) fitneye düşürebilecek olanlar değilsiniz. (37-Sâffât 162)

 
 
163 - Ancak (kendi küfrüyle) cehenneme girecek olan başka (onu kandırıp-sürüklersiniz). (37-Sâffât 163)

 
 
164 - (Melekler der ki) "Bizden her birimiz için belli bir makam vardır." (37-Sâffât 164)

 
 
165 - Biziz o saflar halinde dizilmiş olanlar, (Rabbimizin and ettiği)gerçekten biziz. (37-Sâffât 165)

 
 
166 - Biziz o tesbih edenler, (üzerimize and edilen) gerçekten biziz. (37-Sâffât 166)

 
 
167 - Onlar (önceden) şöyle diyorlardı. (37-Sâffât 167)

 
 
168 - Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitab) bulunmuş olsaydı (37-Sâffât 168)

 
 
169 - Elbette bizler de Allah'ın muhlis (ihlas sahibi) kullarından olurduk. (37-Sâffât 169)

 
 
170 - Fakat (Kitab gelince) onu inkar ettiler. Ama yakında bileceklerdir. (37-Sâffât 170)

 
 
171 - Andolsun ki (resul olarak) gönderilen kullarımız hakkında (şu) sözümüz geçmiştir. (37-Sâffât 171)

 
 
172 - Onlar mutlaka nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. (37-Sâffât 172)

 
 
173 - Ve galip-üstün gelecek olanlar hiç şüphesiz Bizim ordularımızdır. (37-Sâffât 173)

 
 
174 - Öyleyse sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir. (37-Sâffât 174)

 
 
175 - Ve onları gözle, onlar da (azabı) yakında göreceklerdir. (37-Sâffât 175)

 
 
176 - Şimdi onlar Bizim azabımızı acele mi istiyorlar? (37-Sâffât 176)

 
 
177 - (Bilmezler ki azab) onların sahasına indiği zaman uyarılıp-korkutulanların sabahı ne kötü olur. (37-Sâffât 177)

 
 
178 - Sen bir süreye kadar onlardan yüz çevir. (37-Sâffât 178)

 
 
179 - Ve onları gözle, onlar da (azabı) yakında göreceklerdir. (37-Sâffât 179)

 
 
180 - İzzet sahibi olan senin Rabbin (sübhandır) onların nitelendirmekte olduklarından münezzehtir-yücedir. (37-Sâffât 180)

 
 
181 - (Resul olarak) gönderilenlere selam olsun. (37-Sâffât 181)

 
 
182 - Ve alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. (37-Sâffât 182)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

وَالصَّٓافَّاتِ صَفاًّۙ - 1
 
 

فَالزَّاجِرَاتِ زَجْراًۙ - 2
 
 

فَالتَّالِيَاتِ ذِكْراًۙ - 3
 
 

اِنَّ اِلٰهَكُمْ لَوَاحِدٌۜ - 4
 
 

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ الْمَشَارِقِۜ - 5
 
 

اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْـكَوَاكِبِۙ - 6
 
 

وَحِفْظاً مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ - 7
 
 

لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَأِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ - 8
 
 

دُحُوراً وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ - 9
 
 

اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ - 10
 
 

فَاسْتَفْتِهِمْ اَهُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمْ مَنْ خَلَقْنَاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِنْ ط۪ينٍ لَازِبٍ - 11
 
 

بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَۖ - 12
 
 

وَاِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَۖ - 13
 
 

وَاِذَا رَاَوْا اٰيَةً يَسْتَسْخِرُونَۖ - 14
 
 

وَقَالُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّا سِحْرٌ مُب۪ينٌۚ - 15
 
 

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ - 16
 
 

اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَۜ - 17
 
 

قُلْ نَعَمْ وَاَنْتُمْ دَاخِرُونَۚ - 18
 
 

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ فَاِذَا هُمْ يَنْظُرُونَ - 19
 
 

وَقَالُوا يَا وَيْلَنَا هٰذَا يَوْمُ الدّ۪ينِ - 20
 
 

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَ۟ - 21
 
 

اُحْشُرُوا الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا وَاَزْوَاجَهُمْ وَمَا كَانُوا يَعْبُدُونَۙ - 22
 
 

مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَاهْدُوهُمْ اِلٰى صِرَاطِ الْجَح۪يمِۙ - 23
 
 

وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُ۫لُونَۙ - 24
 
 

مَا لَـكُمْ لَا تَنَاصَرُونَ - 25
 
 

بَلْ هُمُ الْيَوْمَ مُسْتَسْلِمُونَ - 26
 
 

وَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ - 27
 
 

قَالُٓوا اِنَّكُمْ كُنْتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ الْيَم۪ينِ - 28
 
 

قَالُوا بَلْ لَمْ تَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَۚ - 29
 
 

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍۚ بَلْ كُنْتُمْ قَوْماً طَاغ۪ينَ - 30
 
 

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَاۗ اِنَّا لَذَٓائِقُونَ - 31
 
 

فَاَغْوَيْنَا‌كُمْ اِنَّا كُنَّا غَاو۪ينَ - 32
 
 

فَاِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِي الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ - 33
 
 

اِنَّا كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ - 34
 
 

اِنَّهُمْ كَانُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ يَسْتَكْبِرُونَۙ - 35
 
 

وَيَقُولُونَ اَئِنَّا لَتَارِكُٓوا اٰلِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَجْنُونٍۜ - 36
 
 

بَلْ جَٓاءَ بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَل۪ينَ - 37
 
 

اِنَّكُمْ لَذَٓائِقُوا الْعَذَابِ الْاَل۪يمِۚ - 38
 
 

وَمَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۙ - 39
 
 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ - 40
 
 

اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ - 41
 
 

فَوَا‌كِهُۚ وَهُمْ مُكْرَمُونَۙ - 42
 
 

ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِۙ - 43
 
 

عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ - 44
 
 

يُطَافُ عَلَيْهِمْ بِكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ - 45
 
 

بَيْضَٓاءَ لَذَّةٍ لِلشَّارِب۪ينَۚ - 46
 
 

لَا ف۪يهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنْزَفُونَ - 47
 
 

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ ع۪ينٌۙ - 48
 
 

كَاَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَكْنُونٌ - 49
 
 

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَسَٓاءَلُونَ - 50
 
 

قَالَ قَٓائِلٌ مِنْهُمْ اِنّ۪ي كَانَ ل۪ي قَر۪ينٌۙ - 51
 
 

يَقُولُ اَئِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّق۪ينَ - 52
 
 

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَد۪ينُونَ - 53
 
 

قَالَ هَلْ اَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ - 54
 
 

فَاطَّـلَعَ فَرَاٰهُ ف۪ي سَوَٓاءِ الْجَح۪يمِ - 55
 
 

قَالَ تَاللّٰهِ اِنْ كِدْتَ لَتُرْد۪ينِۙ - 56
 
 

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبّ۪ي لَكُنْتُ مِنَ الْمُحْضَر۪ينَ - 57
 
 

اَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّت۪ينَۙ - 58
 
 

اِلَّا مَوْتَتَنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَ - 59
 
 

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ - 60
 
 

لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ - 61
 
 

اَذٰلِكَ خَيْرٌ نُزُلاً اَمْ شَجَرَةُ الزَّقُّومِ - 62
 
 

اِنَّا جَعَلْنَاهَا فِتْنَةً لِلظَّالِم۪ينَ - 63
 
 

اِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ ف۪ٓي اَصْلِ الْجَح۪يمِۙ - 64
 
 

طَلْعُهَا كَاَنَّهُ رُؤُ۫سُ الشَّيَاط۪ينِ - 65
 
 

فَاِنَّهُمْ لَاٰكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۜ - 66
 
 

ثُمَّ اِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْباً مِنْ حَم۪يمٍۚ - 67
 
 

ثُمَّ اِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَاِلَى الْجَح۪يمِ - 68
 
 

اِنَّهُمْ اَلْفَوْا اٰبَٓاءَهُمْ ضَٓالّ۪ينَۙ - 69
 
 

فَهُمْ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ - 70
 
 

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ اَكْثَرُ الْاَوَّل۪ينَۙ - 71
 
 

وَلَقَدْ اَرْسَلْنَا ف۪يهِمْ مُنْذِر۪ينَ - 72
 
 

فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَۙ - 73
 
 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ۟ - 74
 
 

وَلَقَدْ نَادٰينَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ الْمُج۪يبُونَۚ - 75
 
 

وَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُ مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۘ - 76
 
 

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُ هُمُ الْبَاق۪ينَۘ - 77
 
 

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَۘ - 78
 
 

سَلَامٌ عَلٰى نُوحٍ فِي الْعَالَم۪ينَ - 79
 
 

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 80
 
 

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ - 81
 
 

ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَ - 82
 
 

وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ - 83
 
 

اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ - 84
 
 

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ - 85
 
 

اَئِفْكاً اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ - 86
 
 

فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ - 87
 
 

فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ - 88
 
 

فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ - 89
 
 

فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ - 90
 
 

فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ - 91
 
 

مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ - 92
 
 

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْباً بِالْيَم۪ينِ - 93
 
 

فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ - 94
 
 

قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ - 95
 
 

وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ - 96
 
 

قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَاناً فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ - 97
 
 

فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْداً فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ - 98
 
 

وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ - 99
 
 

رَبِّ هَبْ ل۪ي مِنَ الصَّالِح۪ينَ - 100
 
 

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَل۪يمٍ - 101
 
 

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ قَالَ يَٓا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُۘ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَٓاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ - 102
 
 

فَلَمَّٓا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَب۪ينِۚ - 103
 
 

وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ - 104
 
 

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَاۚ اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 105
 
 

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ الْبَلٰٓؤُا الْمُب۪ينُ - 106
 
 

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظ۪يمٍ - 107
 
 

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ - 108
 
 

سَلَامٌ عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَ - 109
 
 

كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 110
 
 

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ - 111
 
 

وَبَشَّرْنَاهُ بِاِسْحٰقَ نَبِياًّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ - 112
 
 

وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلٰٓى اِسْحٰقَۜ وَمِنْ ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ مُب۪ينٌ۟ - 113
 
 

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَۚ - 114
 
 

وَنَجَّيْنَاهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ الْكَرْبِ الْعَظ۪يمِۚ - 115
 
 

وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَۚ - 116
 
 

وَاٰتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَب۪ينَۚ - 117
 
 

وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۚ - 118
 
 

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْاٰخِر۪ينَ - 119
 
 

سَلَامٌ عَلٰى مُوسٰى وَهٰرُونَ - 120
 
 

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 121
 
 

اِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ - 122
 
 

وَاِنَّ اِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ - 123
 
 

اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اَلَا تَتَّقُونَ - 124
 
 

اَتَدْعُونَ بَعْلاً وَتَذَرُونَ اَحْسَنَ الْخَالِق۪ينَۙ - 125
 
 

اَللّٰهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ - 126
 
 

فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ - 127
 
 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ - 128
 
 

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ - 129
 
 

سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ - 130
 
 

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 131
 
 

اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ - 132
 
 

وَاِنَّ لُوطاً لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ - 133
 
 

اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ - 134
 
 

اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِر۪ينَ - 135
 
 

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ - 136
 
 

وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ - 137
 
 

وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ - 138
 
 

وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ - 139
 
 

اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ - 140
 
 

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ - 141
 
 

فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ - 142
 
 

فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ - 143
 
 

لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ - 144
 
 

فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ - 145
 
 

وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ - 146
 
 

وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ - 147
 
 

فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ - 148
 
 

فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ - 149
 
 

اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثاً وَهُمْ شَاهِدُونَ - 150
 
 

اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ - 151
 
 

وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ - 152
 
 

اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ - 153
 
 

مَا لَـكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ - 154
 
 

اَفَلَا تَذَكَّرُونَۚ - 155
 
 

اَمْ لَـكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ - 156
 
 

فَأْتُوا بِكِتَابِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 157
 
 

وَجَعَلُوا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجِنَّةِ نَسَباًۜ وَلَقَدْ عَلِمَتِ الْجِنَّةُ اِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ - 158
 
 

سُبْحَانَ اللّٰهِ عَمَّا يَصِفُونَۙ - 159
 
 

اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ - 160
 
 

فَاِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَۙ - 161
 
 

مَٓا اَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِن۪ينَۙ - 162
 
 

اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ - 163
 
 

وَمَا مِنَّٓا اِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ - 164
 
 

وَاِنَّا لَنَحْنُ الصَّٓافُّونَۚ - 165
 
 

وَاِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ - 166
 
 

وَاِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَۙ - 167
 
 

لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْراً مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ - 168
 
 

لَـكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ - 169
 
 

فَـكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ - 170
 
 

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ - 171
 
 

اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ - 172
 
 

وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ - 173
 
 

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ - 174
 
 

وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ - 175
 
 

اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ - 176
 
 

فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ - 177
 
 

وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ - 178
 
 

وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ - 179
 
 

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ - 180
 
 

وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ - 181
 
 

وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ - 182
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,