Sure Ayet

Sâd Suresi



Sâd Suresi 88 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 38. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 452 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Sad. Zikir dolu Kur'an'a andolsun. (38-Sâd 1)

 
 
2 - Hayır (göründüklerinin aksine) o küfredenler (boş) bir gurur ve ayrılık içindedirler. (38-Sâd 2)

 
 
3 - Biz kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik. (Azabımızı görünce yardım için) feryat ettiler ama (artık) kurtulma zamanı değildi. (38-Sâd 3)

 
 
4 - İçlerinden kendilerine bir uyarıcı-korkutucunun gelmesine şaştılar. Ve kafirler dedi ki "Bu yalan söyleyen bir sihirbazdır." (38-Sâd 4)

 
 
5 - İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu acayip-şaşırtıcı bir şey. (38-Sâd 5)

 
 
6 - Onların ileri gelenleri ayrılıp-giderken demişlerdi ki "Yürüyün, ilahlarınıza karşı kararlı olun. Sizden asıl istenen elbette budur." (38-Sâd 6)

 
 
7 - Biz bunu son dinde de işitmedik. Bu (söylenenler) ancak uydurulan bir yalandır. (38-Sâd 7)

 
 
8 - Zikir (Kur'an) içimizden ona mı indirilmiş? (dediler). Hayır (aslında) onlar Benim zikrimden kuşku içindedirler. Hayır (doğrusu) onlar Benim azabımı henüz tatmamışlardır. (38-Sâd 8)

 
 
9 - Yoksa Aziz (üstün ve güçlü) ve Vehhab (karşılıksız bağışlayan, lutfeden) Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? (38-Sâd 9)

 
 
10 - Yoksa göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların mülkü onlara mı ait? Öyleyse sebebler içerisinde (göğe) yükselsinler. (38-Sâd 10)

 
 
11 - Onlar (Bize karşı düşmanlıkta birleşen) fırkalardan oluşmuş (ve sonuç olarak) şurada bozguna uğratılmış bir ordudur. (38-Sâd 11)

 
 
12 - Onlardan önce Nuh kavmi, Ad ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı. (38-Sâd 12)

 
 
13 - Semud, Lut kavmi ve Eyke halkı da (yalanlamıştı). İşte onlar da (Bize karşı düşmanlıkta birleşen) fırkalardı. (38-Sâd 13)

 
 
14 - Hepsi de resulleri yalanladılar da böylece azabım (onlara) hak oldu. (38-Sâd 14)

 
 
15 - Bunlar da (geldiğinde) bir anlık gecikmesi bile olmayan bir tek sayhadan-sesten başkasını gözetip-beklemiyorlar. (38-Sâd 15)

 
 
16 - Ve dediler ki "Rabbimiz, hesap gününden önce (azabdan bize vadettiğin) payımızı acele ver." (38-Sâd 16)

 
 
17 - Onların söylemekte olduklarına karşı sabret ve Bizim güç sahibi kulumuz Davud'u zikredip-hatırla. Gerçekten o (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (38-Sâd 17)

 
 
18 - Doğrusu Biz dağlara (onun için) boyun eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi. (38-Sâd 18)

 
 
19 - Ve (biraraya) toplanıp gelen kuşları da. Hepsi de onunla (tesbih ederek Allah'a) yönelip-dönenlerdendi. (38-Sâd 19)

 
 
20 - Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve (meseleleri analiz edici) ayırıcı söz-hitab yeteneği vermiştik. (38-Sâd 20)

 
 
21 - Sana o davacıların haberi geldi mi? Hani onlar mihraba (Davud'un ibadet yerine girmek için) duvardan tırmanmışlardı. (38-Sâd 21)

 
 
22 - Davud'un yanına girdiklerinde (Davud) onlardan ürkmüştü. Onlar dediler ki "Korkma. Biz iki davacıyız, birimiz diğerimize haksızlıkta bulundu. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, kararında zulme sapma ve bizi orta yola (itidale) yöneltip-ilet." (38-Sâd 22)

 
 
23 - Bu benim kardeşimdir, doksandokuz (dişi) koyunu vardır. Benimse bir tek (dişi) koyunum var. Böyle iken Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat" dedi ve konuşmada da beni yendi." (38-Sâd 23)

 
 
24 - (Davud) "Senin koyununu kendi koyunlarına (katmak) istemekle sana gerçekten zulmetmiştir. Doğrusu (emek veya mallarını) birleştiren ortakçıların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak iman edip de salih amellerde bulunanlar müstesna. Onlar da ne kadar azdır" dedi. (Sonra durup-düşünen) Davud Bizim kendisini denemeden-imtihandan geçirdiğimizi sandı. Hemen Rabbinden bağışlanma diledi, rüku ederek (huşuyla) yere kapandı ve (Bize gönülden) yönelip-döndü. (38-Sâd 24)

 
 
25 - Biz de onu bağışladık. Şüphesiz ki onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve güzel bir (dönüş) yeri vardır. (38-Sâd 25)

 
 
26 - Ey Davud. Biz seni yeryüzünde halife kıldık. O halde insanlar arasında hak ile hükmet, hevaya (nefsi istek ve tutkulara) uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlara hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır. (38-Sâd 26)

 
 
27 - Biz göğü, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl (boş ve amaçsız) olarak yaratmadık. Bu (anlayış), küfredenlerin zannıdır. (İçine girecekleri) ateşten dolayı vay o küfretmekte olanlara. (38-Sâd 27)

 
 
28 - Yoksa Biz iman edip salih amellerde bulunanları, yeryüzünde fesat-bozgunculuk çıkaranlar gibi mi tutacağız? Ya da muttakileri (korkup-sakınanları) facirler (azgın günahkarlar) gibi mi tutacağız? (38-Sâd 28)

 
 
29 - (Bu Kur'an) ayetlerini iyice düşünsünler ve ulul elbab (zikir, hikmet ve hayır sahibleri) öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitab'dır. (38-Sâd 29)

 
 
30 - Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik. O ne güzel kuldu. Çünkü o (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (38-Sâd 30)

 
 
31 - Hani ona akşama doğru üç ayağı üzerinde durup bir ayağını tırnağı üstüne diken cins atlar sunulmuştu. (38-Sâd 31)

 
 
32 - O da demişti ki "Gerçekten ben Rabbimi zikretmek için mal sevgisini isteyip-sevdim." Nihayet (atlar koştular ve toz) perdesinin arkasında kaybolup-gizlendiler. (38-Sâd 32)

 
 
33 - Onları bana geri getirin (dedi). Sonra da (atların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. (38-Sâd 33)

 
 
34 - Andolsun ki Biz Süleyman'ı denemeden-imtihandan geçirdik. Tahtının üstüne (onu) bir cesed olarak bıraktık. Sonra (o, bedenine geri) döndü. (38-Sâd 34)

 
 
35 - Rabbim beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye ulaşmayacak (nasib olmayacak) bir mülkü bana bağışla-armağan et. Şüphesiz ki Vehhab (karşılıksız bağışlayan, lutfeden) Sen'sin. (38-Sâd 35)

 
 
36 - Böylece Biz rüzgarı onun hizmetine-buyruğuna verdik. Emriyle dilediği yere (sarsılıp-zorlanmadan) yumuşakça akıp-giderdi. (38-Sâd 36)

 
 
37 - Şeytanlardan her bina ustasını ve dalgıçlık yapanları da (onun emrine-hizmetine verdik). (38-Sâd 37)

 
 
38 - Ve sağlam bağlarla birbirine bağlanmış diğerlerini. (38-Sâd 38)

 
 
39 - İşte bu Bizim ihsanımızdır. (Ey Süleyman) artık sen de hesab olmaksızın (hesap sorumluluğu ve korkusu taşımadan) ver ya da tut." (38-Sâd 39)

 
 
40 - Şüphesiz ki onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı-makamı ve güzel bir dönüş yeri vardır. (38-Sâd 40)

 
 
41 - Kulumuz Eyyub'u da zikredip-hatırla. Hani o Rabbine "Şeytan bana (yakınlarımdan sabırda) bir yorgunluk ve azab dokundurdu" diye seslenmişti. (38-Sâd 41)

 
 
42 - (Ona) "Ayağını (hafifçe yere) vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk (su diye vahyettik)." (38-Sâd 42)

 
 
43 - Katımızdan ona bir rahmet ve ulul elbaba (zikir, hikmet ve hayır sahiblerine) bir öğüt olmak üzere kendi ailesini ve onlarla birlikte bir mislini de bağışladık. (38-Sâd 43)

 
 
44 - Ve elinle bir deste (sap) al sonra onunla vur ve andını-yeminini bozma (dedik). Biz onu gerçekten sabredici bulduk. O ne güzel kuldu. O (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (38-Sâd 44)

 
 
45 - Güç ve basiret sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da zikredip-hatırla. (38-Sâd 45)

 
 
46 - Gerçekten Biz onları halisane (katıksızca) ahiret yurdunu anıp-düşünenler olarak ihlas sahibleri kıldık. (38-Sâd 46)

 
 
47 - Ve gerçekten onlar Bizim katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır. (38-Sâd 47)

 
 
48 - İsmail'i, Elyesa'yı ve Zülkifl'i de zikredip-hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır. (38-Sâd 48)

 
 
49 - Bu bir zikirdir. Şüphesiz ki muttakiler (korkup-sakınanlar) için mutlaka varılacak güzel bir yer vardır. (38-Sâd 49)

 
 
50 - Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri (vardır). (38-Sâd 50)

 
 
51 - (Bu cennetlerin) içinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada (nefislerinin arzuladığı) birçok meyveler ve içecekler istemektedirler. (38-Sâd 51)

 
 
52 - Ve yanlarında 'bakışlarını saklayıp-yalnızca eşlerine çevirmiş' yaşıtlar vardır. (38-Sâd 52)

 
 
53 - İşte hesap günü size (siz mü'minlere) vadedilen budur. (38-Sâd 53)

 
 
54 - Hiç şüphesiz bu Bizim rızkımızdır, onun bitip-tükenmesi yoktur. (38-Sâd 54)

 
 
55 - (Mü'minler için) bu böyledir. Şüphesiz azgınlar için de mutlaka varılacak kötü bir dönüş yeri vardır. (38-Sâd 55)

 
 
56 - Cehennem, onlar oraya girip-yaslanırlar. O (girip-yaslanmak için) ne kötü bir yataktır. (38-Sâd 56)

 
 
57 - İşte bu kaynar su ve irindir. (Artık) onu tatsınlar. (38-Sâd 57)

 
 
58 - Ve bunlara benzer daha başkaları da vardır. (38-Sâd 58)

 
 
59 - (Küfrün önderlerine) "işte bu (gördükleriniz, size uyup) sizinle birlikte (küfür ve zulümde) direnenlerdir" (denildiğinde, önderler) "Onlara bir merhaba (rahatlık temennisi) yok. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir" (derler). (38-Sâd 59)

 
 
60 - (Önderlere uyanlar) derler ki "Hayır, size asıl size bir merhaba (rahatlık) yok. Onu (şirk ve inkarı) bizim önümüze siz getirip-sundunuz. (Bizi çağırdığınız yolun sonu) ne kötü bir durak." (38-Sâd 60)

 
 
61 - Derler ki "Rabbimiz kim bunu (bu yolu ve bu akibeti) bizim önümüze getirip-sunduysa, onun ateşteki azabını kat kat arttır." (38-Sâd 61)

 
 
62 - Ve derler ki "Bize ne oldu ki (dünya hayatında) kendilerini kötülerden saydığımız adamları (burada) göremiyoruz." (38-Sâd 62)

 
 
63 - Biz onları bir alay-eğlence konusu edinmiştik. Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık? (38-Sâd 63)

 
 
64 - İşte cehennem halkının birbiriyle bu çekişip-tartışması kesinlikle haktır-gerçektir. (38-Sâd 64)

 
 
65 - De ki Ben yalnızca bir uyarıcı-korkutucuyum. Vahid (tek) ve Kahhar (kahredici) olan Allah'tan başka ilah yoktur." (38-Sâd 65)

 
 
66 - Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Gafur'dur (çok bağışlayandır). (38-Sâd 66)

 
 
67 - De ki "Bu (Kur'an, geçmiş ve geleceğinizle ilgili) büyük bir haberdir." (38-Sâd 67)

 
 
68 - Siz (ise) ondan yüz çeviriyorsunuz. (38-Sâd 68)

 
 
69 - Onlar (insan hakkında) tartışırlarken, benim Mele-i A'la (yüce topluluk) hakkında hiçbir bilgim yoktu (ki, bu haberi kendimden vereyim). (38-Sâd 69)

 
 
70 - "(Bunlar) bana sadece vahyolunuyor. Ben apaçık bir uyarıcı-korkutucuyum." (38-Sâd 70)

 
 
71 - Hani Rabbin meleklere "Ben çamurdan bir beşer-insan yaratacağım" demişti. (38-Sâd 71)

 
 
72 - Onu düzenleyip-biçimlendirdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman onun için hemen secdeye kapanın. (38-Sâd 72)

 
 
73 - Meleklerin hepsi topluca secde etti. (38-Sâd 73)

 
 
74 - Yalnız İblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. (38-Sâd 74)

 
 
75 - (Allah) dedi ki "Ey İblis. Elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden-alıkoyan neydi? Büyüklendin mi yoksa (secde eden meleklerden bile daha) yücelerden mi oldun?" (38-Sâd 75)

 
 
76 - Dedi ki "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu (ise) çamurdan yarattın." (38-Sâd 76)

 
 
77 - (Allah) dedi ki "Çık oradan artık sen kovulmuş birisin." (38-Sâd 77)

 
 
78 - Ve din gününe kadar Benim lanetim elbette senin üzerindedir. (38-Sâd 78)

 
 
79 - Dedi ki "Rabbim. O halde onların dirilip-kaldırılacakları güne kadar bana (her insan için ayrı) mühlet (zamanda genişlik) ver." (38-Sâd 79)

 
 
80 - (Allah) buyurdu ki "Sen mühlet (zamanda genişlik) verilenlerdensin." (38-Sâd 80)

 
 
81 - Bilinen vaktin gününe kadar. (38-Sâd 81)

 
 
82 - Dedi ki "Senin izzetine andolsun ki, ben onların hepsini mutlaka azdırıp-kışkırtacağım." (38-Sâd 82)

 
 
83 - Ancak muhlis (ihlas sahibi) kulların müstesna. (38-Sâd 83)

 
 
84 - (Allah) "İşte bu haktır ve Ben hakkı söylerim." dedi. (38-Sâd 84)

 
 
85 - Andolsun ki senden (senin soyundan) ve onlardan (insanlardan) sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım. (38-Sâd 85)

 
 
86 - (Ey Muhammed) de ki "Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve (ben kendimce size) bir yükümlülük getirenlerden de değilim." (38-Sâd 86)

 
 
87 - O (Kur'an) alemler için yalnızca bir zikirdir. (38-Sâd 87)

 
 
88 - Onun haberini bir süre sonra (gerçekleştiğinde) mutlaka bilip-öğreneceksiniz. (38-Sâd 88)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ - 1
 
 

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ - 2
 
 

كَمْ اَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ ح۪ينَ مَنَاصٍ - 3
 
 

وَعَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْۘ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌۚ - 4
 
 

اَجَعَلَ الْاٰلِهَةَ اِلٰهاً وَاحِداًۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ - 5
 
 

وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ اَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلٰٓى اٰلِهَتِكُمْۚ اِنَّ هٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُۚ - 6
 
 

مَا سَمِعْنَا بِهٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْاٰخِرَةِۚ اِنْ هٰذَٓا اِلَّا اخْتِلَاقٌۚ - 7
 
 

ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ - 8
 
 

اَمْ عِنْدَهُمْ خَزَٓائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَز۪يزِ الْوَهَّابِۚ - 9
 
 

اَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا۠ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْاَسْبَابِ - 10
 
 

جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْاَحْزَابِ - 11
 
 

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُوالْاَوْتَادِۙ - 12
 
 

وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَاَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الْاَحْزَابُ - 13
 
 

اِنْ كُلٌّ اِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ۟ - 14
 
 

وَمَا يَنْظُرُ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ - 15
 
 

وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ - 16
 
 

اِصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُ۫دَ ذَا الْاَيْدِۚ اِنَّـهُٓ اَوَّابٌ - 17
 
 

اِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْاِشْرَاقِۙ - 18
 
 

وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةًۜ كُلٌّ لَـهُٓ اَوَّابٌ - 19
 
 

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ - 20
 
 

وَهَلْ اَتٰيكَ نَـبَؤُا الْخَصْمِۢ اِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَۙ - 21
 
 

اِذْ دَخَلُوا عَلٰى دَاوُ۫دَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْۚ خَصْمَانِ بَغٰى بَعْضُنَا عَلٰى بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَٓا اِلٰى سَوَٓاءِ الصِّرَاطِ - 22
 
 

اِنَّ هٰذَٓا اَخ۪ي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ اَكْفِلْن۪يهَا وَعَزَّن۪ي فِي الْخِطَابِ - 23
 
 

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِه۪ۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ الْخُلَطَٓاءِ لَيَبْغ۪ي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَل۪يلٌ مَا هُمْۜ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَا‌كِعاً وَاَنَابَ - 24
 
 

فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَۜ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ - 25
 
 

يَا دَاوُ۫دُ اِنَّا جَعَلْنَاكَ خَل۪يفَةً فِي الْاَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوٰى فَيُضِلَّكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَد۪يدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ۟ - 26
 
 

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَٓاءَ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلاًۜ ذٰلِكَ ظَنُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِۜ - 27
 
 

اَمْ نَجْعَلُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِد۪ينَ فِي الْاَرْضِۘ اَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّق۪ينَ كَالْفُجَّارِ - 28
 
 

كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ اِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُٓوا اٰيَاتِه۪ وَلِيَتَذَكَّرَ اُو۬لُوا الْاَلْبَابِ - 29
 
 

وَوَهَبْنَا لِدَاوُ۫دَ سُلَيْمٰنَۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌۜ - 30
 
 

اِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُۙ - 31
 
 

فَقَالَ اِنّ۪ٓي اَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبّ۪يۚ حَتّٰى تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ۠ - 32
 
 

رُدُّوهَا عَلَيَّۜ فَطَفِقَ مَسْحاً بِالسُّوقِ وَالْاَعْنَاقِ - 33
 
 

وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمٰنَ وَاَلْقَيْنَا عَلٰى كُرْسِيِّه۪ جَسَداً ثُمَّ اَنَابَ - 34
 
 

قَالَ رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَهَبْ ل۪ي مُلْكاً لَا يَنْبَغ۪ي لِاَحَدٍ مِنْ بَعْد۪يۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ - 35
 
 

فَسَخَّرْنَا لَهُ الرّ۪يحَ تَجْر۪ي بِاَمْرِه۪ رُخَٓاءً حَيْثُ اَصَابَۙ - 36
 
 

وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ - 37
 
 

وَاٰخَر۪ينَ مُقَرَّن۪ينَ فِي الْاَصْفَادِ - 38
 
 

هٰذَا عَطَٓاؤُ۬نَا فَامْنُنْ اَوْ اَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ - 39
 
 

وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ۟ - 40
 
 

وَاذْكُرْ عَبْدَنَٓا اَيُّوبَۢ اِذْ نَادٰى رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍۜ - 41
 
 

اُرْكُضْ بِرِجْلِكَۚ هٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ - 42
 
 

وَوَهَبْنَا لَهُٓ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ - 43
 
 

وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثاً فَاضْرِبْ بِه۪ وَلَا تَحْنَثْۜ اِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِراًۜ نِعْمَ الْعَبْدُۜ اِنَّهُٓ اَوَّابٌ - 44
 
 

وَاذْكُرْ عِبَادَنَٓا اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ اُو۬لِي الْاَيْد۪ي وَالْاَبْصَارِ - 45
 
 

اِنَّٓا اَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِۚ - 46
 
 

وَاِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْاَخْيَارِ - 47
 
 

وَاذْكُرْ اِسْمٰع۪يلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْـكِفْلِۜ وَكُلٌّ مِنَ الْاَخْيَارِۜ - 48
 
 

هٰذَا ذِكْرٌۜ وَاِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ لَحُسْنَ مَاٰبٍۙ - 49
 
 

جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْاَبْوَابُۚ - 50
 
 

مُتَّكِـ۪ٔينَ ف۪يهَا يَدْعُونَ ف۪يهَا بِفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍ وَشَرَابٍ - 51
 
 

وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ اَتْرَابٌ - 52
 
 

هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ - 53
 
 

اِنَّ هٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍۚ - 54
 
 

هٰذَاۜ وَاِنَّ لِلطَّاغ۪ينَ لَشَرَّ مَاٰبٍۙ - 55
 
 

جَهَنَّمَۚ يَصْلَوْنَهَاۚ فَبِئْسَ الْمِهَادُ - 56
 
 

هٰذَاۙ فَلْيَذُوقُوهُ حَم۪يمٌ وَغَسَّاقٌۙ - 57
 
 

وَاٰخَرُ مِنْ شَكْلِه۪ٓ اَزْوَاجٌۜ - 58
 
 

هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَباً بِهِمْۜ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ - 59
 
 

قَالُوا بَلْ اَنْتُمْ۠ لَا مَرْحَباً بِكُمْۜ اَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَاۚ فَبِئْسَ الْقَرَارُ - 60
 
 

قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هٰذَا فَزِدْهُ عَذَاباً ضِعْفاً فِي النَّارِ - 61
 
 

وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرٰى رِجَالاً كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْاَشْرَارِۜ - 62
 
 

اَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِياًّ اَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْاَبْصَارُ - 63
 
 

اِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ اَهْلِ النَّارِ۟ - 64
 
 

قُلْ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ مُنْذِرٌۗ وَمَا مِنْ اِلٰهٍ اِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُۚ - 65
 
 

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَز۪يزُ الْغَفَّارُ - 66
 
 

قُلْ هُوَ نَبَؤٌا عَظ۪يمٌۙ - 67
 
 

اَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ - 68
 
 

مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَأِ الْاَعْلٰٓى اِذْ يَخْتَصِمُونَ - 69
 
 

اِنْ يُوحٰٓى اِلَيَّ اِلَّٓا اَنَّمَٓا اَنَا۬ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ - 70
 
 

اِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلٰٓئِكَةِ اِنّ۪ي خَالِقٌ بَشَراً مِنْ ط۪ينٍ - 71
 
 

فَاِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ ف۪يهِ مِنْ رُوح۪ي فَقَعُوا لَهُ سَاجِد۪ينَ - 72
 
 

فَسَجَدَ الْمَلٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ اَجْمَعُونَۙ - 73
 
 

اِلَّٓا اِبْل۪يسَۜ اِسْتَكْـبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ - 74
 
 

قَالَ يَٓا اِبْل۪يسُ مَا مَنَعَكَ اَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّۜ اَسْتَكْـبَرْتَ اَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَال۪ينَ - 75
 
 

قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۜ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ - 76
 
 

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَج۪يمٌۚ - 77
 
 

وَاِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَت۪ٓي اِلٰى يَوْمِ الدّ۪ينِ - 78
 
 

قَالَ رَبِّ فَاَنْظِرْن۪ٓي اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ - 79
 
 

قَالَ فَاِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَر۪ينَۙ - 80
 
 

اِلٰى يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ - 81
 
 

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَع۪ينَۙ - 82
 
 

اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَص۪ينَ - 83
 
 

قَالَ فَالْحَقُّۘ وَالْحَقَّ اَقُولُۚ - 84
 
 

لَاَمْلَـَٔنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ اَجْمَع۪ينَ - 85
 
 

قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُـكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ وَمَٓا اَنَا۬ مِنَ الْمُتَكَلِّف۪ينَ - 86
 
 

اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ - 87
 
 

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَاَهُ بَعْدَ ح۪ينٍ - 88
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,