Sure Ayet

Zâriyât Suresi



Zâriyât Suresi 60 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 67. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 519 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Esip savuranlara. (51-Zâriyât 1)

 
 
2 - Derken ağırlık yüklenip-taşıyanlara. (51-Zâriyât 2)

 
 
3 - Sonra kolaylıkla akıp gidenlere. (51-Zâriyât 3)

 
 
4 - Sonra işi ayırıp-taksim edenlere andolsun. (51-Zâriyât 4)

 
 
5 - Size vaadedilen kesinlikle doğrudur. (51-Zâriyât 5)

 
 
6 - Şüphesiz din (günü hesap ve ceza) mutlaka gerçekleşecektir. (51-Zâriyât 6)

 
 
7 - (Hareli-kıvrımlı) yollara-yörüngelere sahip göğe andolsun ki. (51-Zâriyât 7)

 
 
8 - Siz gerçekten ihtilaflı-çelişkili bir söz içindesiniz. (51-Zâriyât 8)

 
 
9 - Çevrilip-döndürülecek olan ondan (ayetlerimizden) döndürülür. (51-Zâriyât 9)

 
 
10 - Canı çıksın-kahrolsun (ayetlerimize rağmen zan ve tahminle) yalan söyleyenler. (51-Zâriyât 10)

 
 
11 - Onlar cehalet içinde kalmış gafillerdir. (51-Zâriyât 11)

 
 
12 - Din günü (hesap ve ceza) ne zaman? diye sorarlar. (51-Zâriyât 12)

 
 
13 - O (gün) onların ateşe sokulacakları gündür. (51-Zâriyât 13)

 
 
14 - Tadın fitnenizi (fitnenizin cezasını). İşte sizin acele edip-istediğiniz şey budur. (51-Zâriyât 14)

 
 
15 - Şüphesiz ki muttaki olanlar (korkup-sakınanlar), cennetlerde ve pınarlardadırlar. (51-Zâriyât 15)

 
 
16 - Rablerinin kendilerine verdiğini alanlar olarak. Çünkü onlar bundan önce de muhsinlerdi (iyilik yapıp-güzel davrananlardı). (51-Zâriyât 16)

 
 
17 - Gecenin az bir kısmında uyurlardı. (51-Zâriyât 17)

 
 
18 - Onlar seher vakitlerinde istiğfar edip-bağışlanma dilerlerdi. (51-Zâriyât 18)

 
 
19 - Onların mallarında isteyen (veya istemekten utanan) yoksul için bir hak vardır. (51-Zâriyât 19)

 
 
20 - Yakinen (kesin olarak) inananlar için arzda-yerde ayetler vardır. (51-Zâriyât 20)

 
 
21 - Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Hiç görmüyor musunuz? (51-Zâriyât 21)

 
 
22 - Gökte de rızkınız ve size vaadolunan şey vardır. (51-Zâriyât 22)

 
 
23 - Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, o (vaad) sizin konuşmanız (konuşabilmeniz) gibi kesin bir haktır-gerçektir. (51-Zâriyât 23)

 
 
24 - İbrahim'in şerefli-ikram edilen konuklarının haberi sana geldi mi? (51-Zâriyât 24)

 
 
25 - Hani onun yanına girdiklerinde "Selam" demişlerdi. O da "Selam" demişti. (İçinden) "Yabancı-tanınmamış bir topluluk" (diye geçirmişti). (51-Zâriyât 25)

 
 
26 - Hemen (onlara) sezdirmeden ailesinin yanına giderek (çok geçmeden) semiz bir buzağı getirdi. (51-Zâriyât 26)

 
 
27 - Onlara yaklaştırıp (ikram ederek) "Yemez misiniz?" dedi. (51-Zâriyât 27)

 
 
28 - Fakat (yemediklerini görünce) onlardan endişelenip-korku duydu. "Korkma" dediler ve ona (evdeki hanımından) bilgi sahibi bir erkek çocuk müjdesini verdiler. (51-Zâriyât 28)

 
 
29 - (Bunu işiten) karısı çığlık atarak geldi ve yüzüne vurarak "Kısır bir yaşlı bir kadın (mı doğum yapacakmış)?" dedi. (51-Zâriyât 29)

 
 
30 - Dediler ki "Bu böyledir. (Bunu) senin Rabbin buyurdu. Muhakkak ki O Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir), Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir)." (51-Zâriyât 30)

 
 
31 - (İbrahim) dedi ki "O halde sizin asıl (işiniz-söylemek) isteğiniz nedir ey elçiler?" (51-Zâriyât 31)

 
 
32 - Dediler ki "Gerçekten biz, mücrim (suçlu-günahkar) bir kavme gönderildik." (51-Zâriyât 32)

 
 
33 - Üzerlerine çamurdan (pişmiş) taşlar yağdırmak için. (51-Zâriyât 33)

 
 
34 - (Ki bu taşların her biri) haddi aşanlar için Rabbinin katında (ayrı ayrı) işaretlenmiştir. (51-Zâriyât 34)

 
 
35 - Sonra orada mü'minlerden kim varsa çıkardık. (51-Zâriyât 35)

 
 
36 - Fakat orada (ev halkı) müslümanlardan olan bir evden başkasını bulmadık. (51-Zâriyât 36)

 
 
37 - Ve orada elim-acıklı azabdan korkanlar için bir ayet bıraktık. (51-Zâriyât 37)

 
 
38 - Musa'da da (ayetler vardır). Hani Biz onu sultan-ı mübin ile (apaçık hüccet ve kudretle) Firavun'a gönderdik. (51-Zâriyât 38)

 
 
39 - Fakat o etrafındakilerle (beraber) yüz çevirdi ve "(Bu) ya bir sihirbaz veya bir delidir" dedi. (51-Zâriyât 39)

 
 
40 - Nihayet Biz onu ve ordularını yakalayıp denize attık. (Son anda) kendini kınıyordu. (51-Zâriyât 40)

 
 
41 - Ad'da da (ayetler vardır). Hani onların üzerine akim (köklerini kesen) bir rüzgar gönderdik. (51-Zâriyât 41)

 
 
42 - Üzerinden geçtiği bir şeyi (olduğu gibi) bırakmıyor, onu (bir anda) çürütüp-kül gibi dağıtıyordu. (51-Zâriyât 42)

 
 
43 - Semud'da da (ayetler vardır). Onlara "Belli bir süreye kadar metalanıp-yararlanın" denmişti. (51-Zâriyât 43)

 
 
44 - Fakat Rablerinin emrine baş kaldırdılar. Bunun üzerine onlar bakıp-dururlarken yıldırım çarpıp-yakaladı. (51-Zâriyât 44)

 
 
45 - Artık ne ayağa kalkmaya güç yetirebildiler, ne de yardım edilenlerden oldular. (51-Zâriyât 45)

 
 
46 - Bundan önce Nuh kavmini de (helaka uğrattık). Gerçekten onlar fasık bir kavimdiler. (51-Zâriyât 46)

 
 
47 - Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve Biz (onu) genişletici olanlarız. (51-Zâriyât 47)

 
 
48 - Yeri de döşeyip-yaydık, Biz ne güzel döşeyici olanlarız. (51-Zâriyât 48)

 
 
49 - Ve Biz her şeyden çift çift yarattık. Ola ki öğüt alıp-düşünürsünüz. (51-Zâriyât 49)

 
 
50 - O halde Allah'a kaçıp-sığının. Gerçekten ben size O'nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım. (51-Zâriyât 50)

 
 
51 - Allah ile beraber başka ilah edinmeyin. Gerçekten ben size O'nun tarafından (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım. (51-Zâriyât 51)

 
 
52 - İşte bunun gibi onlardan öncekilere de herhangi bir resul geldiğinde mutlaka "Sihirbaz veya deli" demişlerdir. (51-Zâriyât 52)

 
 
53 - Onlar bunu birbirlerine vasiyet mi (tavsiye mi) ettiler? Hayır, onlar 'taşkınlık yapan azgın' bir kavimdirler. (51-Zâriyât 53)

 
 
54 - Onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin. (51-Zâriyât 54)

 
 
55 - Sen öğüt verip-hatırlat. Çünkü öğütle-hatırlatma, mü'minlere yarar sağlar. (51-Zâriyât 55)

 
 
56 - Ben cinleri de, insanları da ancak Bana kulluk-ibadet etsinler diye yarattım. (51-Zâriyât 56)

 
 
57 - Ben onlardan bir rızık istemiyorum ve Ben onların beni yedirip-doyurmalarını da istemiyorum. (51-Zâriyât 57)

 
 
58 - Muhakkak ki rızık veren, Metin (sağlam) kuvvet sahibi olan Allah'tır. (51-Zâriyât 58)

 
 
59 - Artık zulmedenler için (geçmişteki) arkadaşlarının payı gibi (azabdan) bir payları vardır. O halde acele etmesinler. (51-Zâriyât 59)

 
 
60 - Kendilerine vaadedilen o (azab) günlerinden dolayı o kafirlerin vay haline. (51-Zâriyât 60)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

وَالذَّارِيَاتِ ذَرْواًۙ - 1
 
 

فَالْحَامِلَاتِ وِقْراًۙ - 2
 
 

فَالْجَارِيَاتِ يُسْراًۙ - 3
 
 

فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْراًۙ - 4
 
 

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ - 5
 
 

وَاِنَّ الدّ۪ينَ لَوَاقِـعٌۜ - 6
 
 

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْحُبُكِۙ - 7
 
 

اِنَّكُمْ لَف۪ي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍۙ - 8
 
 

يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۜ - 9
 
 

قُتِلَ الْخَرَّاصُونَۙ - 10
 
 

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي غَمْرَةٍ سَاهُونَۙ - 11
 
 

يَسْـَٔلُونَ اَيَّانَ يَوْمُ الدّ۪ينِۜ - 12
 
 

يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ - 13
 
 

ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْۜ هٰذَا الَّذ۪ي كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ - 14
 
 

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ - 15
 
 

اٰخِذ۪ينَ مَٓا اٰتٰيهُمْ رَبُّهُمْۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُحْسِن۪ينَۜ - 16
 
 

كَانُوا قَل۪يلاً مِنَ الَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ - 17
 
 

وَبِالْاَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ - 18
 
 

وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِ - 19
 
 

وَفِي الْاَرْضِ اٰيَاتٌ لِلْمُوقِن۪ينَۙ - 20
 
 

وَف۪ٓي اَنْفُسِكُمْۜ اَفَلَا تُبْصِرُونَ - 21
 
 

وَفِي السَّمَٓاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ - 22
 
 

فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟ - 23
 
 

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ ضَيْفِ اِبْرٰه۪يمَ الْمُكْرَم۪ينَۢ - 24
 
 

اِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَاماًۜ قَالَ سَلَامٌۚ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ - 25
 
 

فَرَاغَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ فَجَٓاءَ بِعِجْلٍ سَم۪ينٍۙ - 26
 
 

فَقَرَّبَهُٓ اِلَيْهِمْ قَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۘ - 27
 
 

فَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خ۪يفَةًۜ قَالُوا لَا تَخَفْۜ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَل۪يمٍ - 28
 
 

فَاَقْبَلَتِ امْرَاَتُهُ ف۪ي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَق۪يمٌ - 29
 
 

قَالُوا كَذٰلِكِۙ قَالَ رَبُّكِۜ اِنَّهُ هُوَ الْحَك۪يمُ الْعَل۪يمُ - 30
 
 

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ اَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ - 31
 
 

قَالُٓوا اِنَّٓا اُرْسِلْـنَٓا اِلٰى قَوْمٍ مُجْرِم۪ينَۙ - 32
 
 

لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ ط۪ينٍۙ - 33
 
 

مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِف۪ينَ - 34
 
 

فَاَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ ف۪يهَا مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ - 35
 
 

فَمَا وَجَدْنَا ف۪يهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَۚ - 36
 
 

وَتَرَكْنَا ف۪يهَٓا اٰيَةً لِلَّذ۪ينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْاَل۪يمَۜ - 37
 
 

وَف۪ي مُوسٰٓى اِذْ اَرْسَلْنَاهُ اِلٰى فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُب۪ينٍ - 38
 
 

فَتَوَلّٰى بِرُكْنِه۪ وَقَالَ سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ - 39
 
 

فَاَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُل۪يمٌۜ - 40
 
 

وَف۪ي عَادٍ اِذْ اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرّ۪يحَ الْعَق۪يمَۚ - 41
 
 

مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ اَتَتْ عَلَيْهِ اِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّم۪يمِۜ - 42
 
 

وَف۪ي ثَمُودَ اِذْ ق۪يلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتّٰى ح۪ينٍ - 43
 
 

فَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ فَاَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ - 44
 
 

فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِر۪ينَۙ - 45
 
 

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا قَوْماً فَاسِق۪ينَ۟ - 46
 
 

وَالسَّمَٓاءَ بَنَيْنَاهَا بِاَيْدٍ وَاِنَّا لَمُوسِعُونَ - 47
 
 

وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ - 48
 
 

وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ - 49
 
 

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ - 50
 
 

وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ - 51
 
 

كَذٰلِكَ مَٓا اَتَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ اَوْ مَجْنُونٌ - 52
 
 

اَتَوَاصَوْا بِه۪ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ - 53
 
 

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَٓا اَنْتَ بِمَلُومٍۘ - 54
 
 

وَذَكِّرْ فَاِنَّ الذِّكْرٰى تَنْفَعُ الْمُؤْمِن۪ينَ - 55
 
 

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ - 56
 
 

مَٓا اُر۪يدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَٓا اُر۪يدُ اَنْ يُطْعِمُونِ - 57
 
 

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُوالْقُوَّةِ الْمَت۪ينُ - 58
 
 

فَاِنَّ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذَنُوباً مِثْلَ ذَنُوبِ اَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ - 59
 
 

فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَ - 60
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,