Sure Ayet

Vâkıa Suresi



Vâkıa Suresi 96 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 46. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 533 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Vakıa (kıyamet) vuku bulduğu zaman. (56-Vâkıa 1)

 
 
2 - Onun vukuunu (gerçekleşmesini) yalanlayacak yoktur. (56-Vâkıa 2)

 
 
3 - O alçaltıcı ve yükselticidir (56-Vâkıa 3)

 
 
4 - Yer, şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldığı. (56-Vâkıa 4)

 
 
5 - Ve dağlar darmadağın olup ufalandığı. (56-Vâkıa 5)

 
 
6 - Derken toz duman halinde dağılıp savrulduğu. (56-Vâkıa 6)

 
 
7 - Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman. (56-Vâkıa 7)

 
 
8 - 'Ashab-ı Meymene' olanlar, ne (mutlu ve hayırlı) 'Ashab-ı Meymene'dir. (56-Vâkıa 8)

 
 
9 - 'Ashab-ı Meş'eme' olanlar, ne (mutsuz ve hayırsız) 'Ashab-ı Meş'e-me'dir. (56-Vâkıa 9)

 
 
10 - (Hayırlarda) yarışıp öne geçenler de, öne geçmiş öncülerdir. (56-Vâkıa 10)

 
 
11 - İşte onlar mukarreb (yakınlaştırılmış) olanlardır. (56-Vâkıa 11)

 
 
12 - (Nimetlerle donatılmış) Naim cennetlerindedirler. (56-Vâkıa 12)

 
 
13 - (Onların) birçoğu öncekilerden. (56-Vâkıa 13)

 
 
14 - Birazı da sonrakilerden. (56-Vâkıa 14)

 
 
15 - Onlar mücevherlerle işlenmiş tahtlar-sedirler üzerindedirler. (56-Vâkıa 15)

 
 
16 - Karşılıklı olarak onların üzerinde oturup-yaslanmışlardır. (56-Vâkıa 16)

 
 
17 - Çevrelerinde ölümsüz gençler dönüp-dolaşır. (56-Vâkıa 17)

 
 
18 - Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehlerle. (56-Vâkıa 18)

 
 
19 - Bundan (bu içkiden) ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir. (56-Vâkıa 19)

 
 
20 - Arzulayıp-seçecekleri meyveler. (56-Vâkıa 20)

 
 
21 - Canlarının çektiği kuş etleri. (56-Vâkıa 21)

 
 
22 - Ve iri-güzel gözlü huriler. (56-Vâkıa 22)

 
 
23 - (Sedef kabuğunda) saklı inciler gibi. (56-Vâkıa 23)

 
 
24 - Amellerine karşılık olarak (onlara sunulur). (56-Vâkıa 24)

 
 
25 - Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokacak (bir şey) işitmezler. (56-Vâkıa 25)

 
 
26 - Söylenen (her sözün özü) yalnızca "Selam'dır selam." (56-Vâkıa 26)

 
 
27 - 'Ashab-ı Yemin', ne (mutludur o) 'Ashab-ı Yemin.' (56-Vâkıa 27)

 
 
28 - Dikensiz sedir-kiraz ağaçları. (56-Vâkıa 28)

 
 
29 - Meyveleri kat kat dizili muz ağaçları. (56-Vâkıa 29)

 
 
30 - Yayılıp-uzamış gölgeler. (56-Vâkıa 30)

 
 
31 - Çağlayıp-akan sular. (56-Vâkıa 31)

 
 
32 - Ve (daha) bir çok meyveler. (56-Vâkıa 32)

 
 
33 - Ki azalıp-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). (56-Vâkıa 33)

 
 
34 - Ve yükseltilmiş döşekler. (56-Vâkıa 34)

 
 
35 - Gerçekten Biz onları (mü'min kadınları) yepyeni bir yaratılışla yarattık. (56-Vâkıa 35)

 
 
36 - Onları bakireler kıldık. (56-Vâkıa 36)

 
 
37 - Eşlerine sevgiyle düşkün-tutkun ve yaşıt (olarak). (56-Vâkıa 37)

 
 
38 - 'Ashab-ı Yemin' olanlar için. (56-Vâkıa 38)

 
 
39 - (Bunların) birçoğu öncekilerden. (56-Vâkıa 39)

 
 
40 - Birçoğu da sonrakilerdendir. (56-Vâkıa 40)

 
 
41 - 'Ashab-ı Şimal', ne (mutsuzdurlar o) 'Ashab-ı Şimal.' (56-Vâkıa 41)

 
 
42 - Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su. (56-Vâkıa 42)

 
 
43 - Ve kapkara dumandan bir gölgededirler. (56-Vâkıa 43)

 
 
44 - Ki o ne serindir, ne kerim (fayda verip rahatlatıcı). (56-Vâkıa 44)

 
 
45 - Çünkü onlar bundan önce varlık içinde refaha-zevke dalmış olanlardı. (56-Vâkıa 45)

 
 
46 - Onlar büyük günah işlemekte ısrarlı davrananlardı. (56-Vâkıa 46)

 
 
47 - Ve derlerdi ki "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltileceğiz?" (56-Vâkıa 47)

 
 
48 - Önceki atalarımız da mı? (56-Vâkıa 48)

 
 
49 - De ki "Hiç şüphesiz hem öncekiler ve hem de sonrakiler." (56-Vâkıa 49)

 
 
50 - Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır. (56-Vâkıa 50)

 
 
51 - Sonra gerçekten siz, ey sapıklar yalanlayıcılar. (56-Vâkıa 51)

 
 
52 - Muhakkak ki zakkum ağacından yiyeceksiniz. (56-Vâkıa 52)

 
 
53 - Karınlarınızı onunla dolduracaksınız. (56-Vâkıa 53)

 
 
54 - Onun üzerine de kaynar sudan içeceksiniz. (56-Vâkıa 54)

 
 
55 - 'içtikçe içen hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz. (56-Vâkıa 55)

 
 
56 - İşte din (hesap ve ceza) gününde onlara sunulacak ziyafet budur. (56-Vâkıa 56)

 
 
57 - Sizleri Biz yarattık, yine de (anlayıp) tasdik etmeyecek misiniz? (56-Vâkıa 57)

 
 
58 - (Rahimlere) akıttığınız-attığınız meni nedir (nasıldır) gördünüz mü? (56-Vâkıa 58)

 
 
59 - Onu (insan olarak) sizler mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan Biz miyiz? (56-Vâkıa 59)

 
 
60 - Sizin aranızda ölümü takdir edenler de Biziz ve Biz önüne geçilecek olanlar değiliz. (56-Vâkıa 60)

 
 
61 - (Sonraki nesillerde) sizin benzerinizi getirip-değiştirme ve şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde sizi (yeniden yaratma) inşa etme konusunda (da önümüze geçilemez). (56-Vâkıa 61)

 
 
62 - Andolsun ki ilk inşayı (yaratmayı) bildiniz fakat (diğer yaratılışları da) düşünüp-öğüt almanız gerekmez mi? (56-Vâkıa 62)

 
 
63 - (Toprağa) ektiğiniz tohum nedir (nasıldır) gördünüz mü? (56-Vâkıa 63)

 
 
64 - Onu sizler mi bitiriyorsunuz yoksa bitirmekte olanlar Biz miyiz? (56-Vâkıa 64)

 
 
65 - Dileseydik onu kuru bir ot kırıntısı kılardık da (ne yapacağınızı) şaşırıp-kalırdınız. (56-Vâkıa 65)

 
 
66 - (Çaresizlik içinde derdiniz ki) "Doğrusu biz ağır bir borç altına girdik." (56-Vâkıa 66)

 
 
67 - Hayır, biz tamamen mahrum-yoksun bırakıldık. (56-Vâkıa 67)

 
 
68 - İçmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? (56-Vâkıa 68)

 
 
69 - Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz yoksa indirmekte olanlar Biz miyiz? (56-Vâkıa 69)

 
 
70 - Dileseydik onu acı-tuzlu kılardık. O halde şükretmeniz gerekmez mi? (56-Vâkıa 70)

 
 
71 - Yakmakta olduğunuz ateşi gördünüz mü? (56-Vâkıa 71)

 
 
72 - Onun ağacını sizler mi inşa edip-yarattınız yoksa onu inşa edip-yaratanlar Biz miyiz? (56-Vâkıa 72)

 
 
73 - Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem de ihtiyacı olanlara (yolculara-konaklayanlara) bir meta-fayda kıldık. (56-Vâkıa 73)

 
 
74 - O halde Rabbini azim-yüce ismiyle tesbih et. (56-Vâkıa 74)

 
 
75 - Hayır, yıldızların mevkilerine (yerlerine) yemin ederim. (56-Vâkıa 75)

 
 
76 - Ki bilseniz bu gerçekten büyük bir yemindir. (56-Vâkıa 76)

 
 
77 - Muhakkak ki bu Kur'an-ı Kerim'dir (yüce-şerefli bir Kitab'dır). (56-Vâkıa 77)

 
 
78 - (Bu Kur'an'ın aslı) gizlenip-korunmuş bir Kitab'tadır (Levh-i Mahfuz'dadır). (56-Vâkıa 78)

 
 
79 - Ona (Ana Kitab'a) temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. (56-Vâkıa 79)

 
 
80 - (Kur'an, Levh-i Mahfuz'dan) alemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. (56-Vâkıa 80)

 
 
81 - Şimdi siz bu sözü mü hafife alıp-küçümsüyorsunuz? (56-Vâkıa 81)

 
 
82 - Ve rızkınızı (Kur'an'dan nasibinizi) yalan saymaktan ibaret mi kılıyorsunuz? (56-Vâkıa 82)

 
 
83 - Can boğaza gelip dayandığı zaman. (56-Vâkıa 83)

 
 
84 - O zaman siz (ölecek yakınınıza öylece) bakar durursunuz. (56-Vâkıa 84)

 
 
85 - Biz ona sizden daha yakınız fakat siz görmezsiniz. (56-Vâkıa 85)

 
 
86 - Eğer siz (can verirken) yaptıklarınızın karşılığını görmeyecekseniz (56-Vâkıa 86)

 
 
87 - Şayet doğru sözlüler iseniz onu (yüzlerine ve arkalarına vuran meleklerin verdiği azabı) geri çevirsenize. (56-Vâkıa 87)

 
 
88 - Fakat o (ölecek kişi, mukarreb) yakın kılınanlardan ise (56-Vâkıa 88)

 
 
89 - Ona (ölüm anında) rahatlık (sonrasında ise) güzel rızık ve (nimetlerle donatılmış) Naim cenneti (vardır). (56-Vâkıa 89)

 
 
90 - Eğer 'Ashab-ı Yemin'den ise (56-Vâkıa 90)

 
 
91 - 'Ashab-ı Yemin'den selam sana. (56-Vâkıa 91)

 
 
92 - Eğer yalanlayan sapıklardan ise (56-Vâkıa 92)

 
 
93 - (Onun için de) kaynar sudan bir ziyafet-ağırlama vardır. (56-Vâkıa 93)

 
 
94 - Ve ateşe-cehenneme atılmak (vardır). (56-Vâkıa 94)

 
 
95 - Muhakkak ki bu yakin (kesin olan) bir haktır-gerçektir. (56-Vâkıa 95)

 
 
96 - O halde Rabbini azim-yüce ismiyle tesbih et. (56-Vâkıa 96)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ - 1
 
 

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ - 2
 
 

خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ - 3
 
 

اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجاًّۙ - 4
 
 

وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَساًّۙ - 5
 
 

فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثاًّۙ - 6
 
 

وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ - 7
 
 

فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ - 8
 
 

وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ - 9
 
 

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ - 10
 
 

اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ - 11
 
 

ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ - 12
 
 

ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ - 13
 
 

وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ - 14
 
 

عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ - 15
 
 

مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ - 16
 
 

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ - 17
 
 

بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ - 18
 
 

لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ - 19
 
 

وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ - 20
 
 

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ - 21
 
 

وَحُورٌ ع۪ينٌۙ - 22
 
 

كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ - 23
 
 

جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 24
 
 

لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا تَأْث۪يماًۙ - 25
 
 

اِلَّا ق۪يلاً سَلَاماً سَلَاماً - 26
 
 

وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ - 27
 
 

ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ - 28
 
 

وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ - 29
 
 

وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ - 30
 
 

وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ - 31
 
 

وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ - 32
 
 

لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ - 33
 
 

وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ - 34
 
 

اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ - 35
 
 

فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَاراًۙ - 36
 
 

عُـرُباً اَتْـرَاباًۙ - 37
 
 

لِاَصْحَـابِ الْيَم۪ينِۜ ۟ - 38
 
 

ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ - 39
 
 

وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ - 40
 
 

وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ - 41
 
 

ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ - 42
 
 

وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ - 43
 
 

لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ - 44
 
 

اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ - 45
 
 

وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ - 46
 
 

وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ - 47
 
 

اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ - 48
 
 

قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ - 49
 
 

لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ - 50
 
 

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ - 51
 
 

لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ - 52
 
 

فَمَالِـؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ - 53
 
 

فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ - 54
 
 

فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ - 55
 
 

هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ - 56
 
 

نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟ - 57
 
 

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ - 58
 
 

ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ - 59
 
 

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ - 60
 
 

عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ - 61
 
 

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ - 62
 
 

اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ - 63
 
 

ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ - 64
 
 

لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَاماً فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ - 65
 
 

اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ - 66
 
 

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ - 67
 
 

اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ - 68
 
 

ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ - 69
 
 

لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجاً فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ - 70
 
 

اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ - 71
 
 

ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَـهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ - 72
 
 

نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعاً لِلْمُقْو۪ينَۚ - 73
 
 

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟ - 74
 
 

فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِـعِ النُّجُومِۙ - 75
 
 

وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ - 76
 
 

اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ - 77
 
 

ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ - 78
 
 

لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ - 79
 
 

تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ - 80
 
 

اَفَبِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ - 81
 
 

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَـكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ - 82
 
 

فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ - 83
 
 

وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ - 84
 
 

وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰـكِنْ لَا تُبْصِرُونَ - 85
 
 

فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَد۪ين۪ينَۙ - 86
 
 

تَرْجِعُونَـهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 87
 
 

فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ - 88
 
 

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ - 89
 
 

وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ - 90
 
 

فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ - 91
 
 

وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ - 92
 
 

فَنُزُلٌ مِنْ حَم۪يمٍۙ - 93
 
 

وَتَصْلِيَةُ جَح۪يمٍۙ - 94
 
 

اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَق۪ينِۚ - 95
 
 

فَسَبِّـحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ - 96
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,