Sure Ayet

Tevbe Suresi



Tevbe Suresi 129 ayettir. Nüzulü Medine'de olup 113. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 186 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
1 - (Bu,) kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere, Allah'tan ve Resulünden bir ihtardır (kesin bir uyarıdır). (9-Tevbe 1)

 
 
2 - Bundan böyle yeryüzünde (haram olan) dört ay daha dolaşın. İyi bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah küfre sapanları hor ve aşağılık kılandır. (9-Tevbe 2)

 
 
3 - Hacc-ı Ekber (büyük hac) günü Allah'tan ve Resulünden insanlara bir ilandır ki Allah da, Resulü de müşriklerden (onlarla ilişki ve antlaşmalardan) uzaktır. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yok eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. Küfredenleri elim-acıklı bir azabla müjdele. (9-Tevbe 3)

 
 
4 - Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (şartlara uyan) hiçbir şeyi eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayınız. Şüphesiz ki Allah muttaki olanları (korkup-sakınanları) sever. (9-Tevbe 4)

 
 
5 - (Dört ay olan) haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, kuşatıp-hapsedin ve onların bütün geçit yerlerini tutup-gözetleyin. Eğer tevbe edip namaz kılarlarsa ve zekatı verirlerse yollarını açıverin. Gerçekten Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 5)

 
 
6 - Eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah'ın kelamını dinleyinceye kadar ona aman ver. Sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. Bu (müsamaha) onların bilmeyen bir kavim olmaları sebebiyledir. (9-Tevbe 6)

 
 
7 - Mescid-i Haram yanında kendileriyle antlaştıklarınız dışında, müşriklerin Allah katında ve Resulünün katında nasıl bir ahdi olabilir? Şu halde o (antlaşmalı olanlar) size karşı doğru davrandıkça, siz de onlara karşı doğru davranın. Şüphesiz ki Allah, muttaki olanları (korkup-sakınanları) sever. (9-Tevbe 7)

 
 
8 - (Onlar için andlaşma) nasıl olabilir ki? Şayet size karşı galip gelselerdi sizin hakkınızda ne ahit, ne de antlaşma gözetirlerdi. Onlar sizi ağızlarıyla hoşnut kılarlar, kalpleri ise karşı koyar. Çünkü onların çoğu fıska sapanlardır. (9-Tevbe 8)

 
 
9 - Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar da (insanları) O'nun yolundan engellediler. Onların yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür. (9-Tevbe 9)

 
 
10 - Onlar bir mümin hakkında ne bir yemin, ne de bir antlaşma gözetip-tanırlar. İşte bunlar, haddi aşanların ta kendileridir. (9-Tevbe 10)

 
 
11 - Eğer tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı biçimde açıklıyoruz. (9-Tevbe 11)

 
 
12 - Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar ve dininize saldırırlarsa küfrün önderleriyle çarpışıp-öldürün. Çünkü onlar yeminleri olmayan kimselerdir. Böylece (onlar ve takipçileri) cayarlar-son verirler. (9-Tevbe 12)

 
 
13 - Yeminlerini bozan, Resulü (yurdundan) çıkarmaya kalkışan ve sizinle ilk önce (savaşa) başlayan bir toplulukla savaşmaz mısınız? Korkuyor musunuz onlardan? Eğer inanıyorsanız, kendisinden korkmanıza Allah daha layıktır. (9-Tevbe 13)

 
 
14 - Onlarla savaşın ki Allah onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın. Onlara karşı size zafer versin ve mü'minler topluluğunun göğüslerini ferahlandırsın. (9-Tevbe 14)

 
 
15 - Ve (mü'minlerin) kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğine tevbeyi nasib eder. Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 15)

 
 
16 - Yoksa siz (Allah) içinizden cihad edenleri ve Allah'dan, Resulünden ve mü'minlerden başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır. (9-Tevbe 16)

 
 
17 - Kendi küfürlerine bizzat kendileri şahidler iken müşriklerin (şirk koşanların) Allah'ın mescidlerini imar etmeye (onarmaya) 'hak ve yetkileri' yoktur. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır. (9-Tevbe 17)

 
 
18 - Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayanlar imar edip-onarabilir. İşte hidayete (doğru yola) erenlerden oldukları umulanlar bunlardır. (9-Tevbe 18)

 
 
19 - Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram-ı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerle (onların amelleriyle) bir mi tutuyorsunuz? (Bunlar) Allah katında bir olmazlar. Ve Allah zalimler topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (9-Tevbe 19)

 
 
20 - İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, Allah katında daha büyük dereceye sahiptirler. İşte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır. (9-Tevbe 20)

 
 
21 - Rableri onlara katından bir rahmeti, bir hoşnutluğu ve içinde ebedi (sürekli) nimetler bulunan cennetleri müjdeler. (9-Tevbe 21)

 
 
22 - Onlar orada ebedi kalıcıdırlar. Hiç şüphesiz ki en büyük mükafat Allah katındadır. (9-Tevbe 22)

 
 
23 - Ey iman edenler. Eğer imana karşı küfrü sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, onlar zalimlerin ta kendileridirler. (9-Tevbe 23)

 
 
24 - De ki "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz (toplumunuz), kazandığınız mallar, kesada (durgunluğa) uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizlere Allah'tan, O'nun Resulünden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah fasıklar topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (9-Tevbe 24)

 
 
25 - Andolsun ki Allah birçok yerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirip-gururlandırmış fakat size bir yarar sağlamamıştı. Yer ise bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti ve sonra (bozularak kaçışmış) gerisin geri gitmiştiniz. (9-Tevbe 25)

 
 
26 - (Bundan) sonra Allah, Resulü ile mü'minlerin üzerine sekinet (güven duygusu ve huzur) indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi ve kafirleri azablandırdı. Kafirlerin cezası buydu. (9-Tevbe 26)

 
 
27 - Sonra Allah bunun (bütün bu olup bitenlerin) ardından dilediği kimseye tevbe nasib eder. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 27)

 
 
28 - Ey iman edenler, müşrikler ancak bir necistir (pisliktir). Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi fazlından (lutuf ve ihsanından) zengin kılar. Hiç şüphesiz Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 28)

 
 
29 - Kendilerine Kitab verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (kendilerine) din edinmeyenlerle, küçük düşürülmüşler olarak cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9-Tevbe 29)

 
 
30 - Yahudiler "Uzeyr Allah'ın oğludur" dediler. Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri (dayanaksız) sözlerdir ki daha önceki küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, (apaçık haktan, apaçık bir batıla) nasıl da çevriliyorlar? (9-Tevbe 30)

 
 
31 - Onlar Allah ile beraber bilginlerini (hahamlarını) ve rahiplerini Rabler edindiler ve Meryemoğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek bir ilah'a ibadet etmekten başkasıyla emrolunmadılar. O'ndan başka ilah yoktur. O, bunların şirk koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir (beri ve yücedir). (9-Tevbe 31)

 
 
32 - Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlamayı diliyor. (9-Tevbe 32)

 
 
33 - Müşrikler hoşlanmasa da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (9-Tevbe 33)

 
 
34 - Ey iman edenler. Gerçek şu ki bilginlerden (hahamlardan) ve rahiblerden bir çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. (Allah adına topladıkları) altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlara, acıklı bir azabı müjdele. (9-Tevbe 34)

 
 
35 - O gün bunların (saklayıp-biriktirdikleri) cehennem ateşiyle kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve onlara) "İşte bu, kendileriniz için saklayıp-biriktirdiklerinizdir artık saklayıp-biriktirdiklerinizi tadın" (denilecektir). (9-Tevbe 35)

 
 
36 - Gerçek şu ki Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabına (takdirine) göre onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte kayyum (doğru-kalıcı) olan din budur. Öyleyse bunlarda (bu ayların hesabında) kendinize zulmetmeyin. Müşriklerin sizlerle topluca savaşması gibi siz de onlarla topluca savaşın. Ve bilin ki Allah muttakilerle (takva sahibleriyle) beraberdir. (9-Tevbe 36)

 
 
37 - (Haram ayları) ertelemek ancak küfürde bir artıştır. Bununla kafirler şaşırtılıp-saptırılır. Bunu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ki (bir taraftan) Allah'ın haram kıldığına sayıca uysunlar ve (diğer taraftan) Allah'ın haram ettiğini helal kılmış olsunlar. Yaptıklarının kötülüğü (sayıya uydukları için) böylece kendilerine 'cazip ve süslü' gösterilmiştir. Allah kafirler topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (9-Tevbe 37)

 
 
38 - Ey iman edenler. Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiretten (vazgeçip) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahiretin yanında bu dünya hayatının yararı pek azdır. (9-Tevbe 38)

 
 
39 - Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acıklı bir azabla azablandıracak ve sizin yerinize bir başka topluluğu getirecektir. Siz O'na hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Allah her şeye kadirdir (güç yetirendir). (9-Tevbe 39)

 
 
40 - Siz ona (peygambere) yardım etmezseniz, Allah ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak onu (Mekke'den) çıkarmışlardı ve ikisi mağarada olduklarında arkadaşına "Hüzne kapılma, Allah elbette bizimle beraberdir" diyordu. Bunun üzerine Allah ona sekinetini (huzur ve güvenlik duygusunu) indirmiş, onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş ve küfre sapanların da kelimesini alçaltmıştı. Allah'ın kelimesi ise yüce olandır. Allah Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 40)

 
 
41 - Hafif ve ağır (olarak) savaşa kuşanıp-çıkın, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. (9-Tevbe 41)

 
 
42 - Eğer yakın bir (dünyevi) yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama (seferdeki) zorluk onlara uzak-uzun geldi. (Böyleyken) "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık" diyerek sana Allah adına yemin de edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylemekte olduklarını bilmektedir. (9-Tevbe 42)

 
 
43 - Allah seni affetsin. Doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da bilip-öğreninceye kadar onlara niye izin verdin? (9-Tevbe 43)

 
 
44 - Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah muttakileri (takva sahiblerini) bilendir. (9-Tevbe 44)

 
 
45 - Senden yalnızca Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri kuşkuya kapılıp da kuşkuları içinde kararsızlığa düşenler izin ister. (9-Tevbe 45)

 
 
46 - Eğer onlar (savaşa gerçekten) çıkmak isteselerdi, elbette ona bir (ön) hazırlık yaparlardı. Ancak Allah onların (isteksiz ve erteleyici) davranışlarını çirkin gördü de onları alıkoydu. Ve (onlara) "Oturanlarla birlikte oturun" denildi. (9-Tevbe 46)

 
 
47 - Sizinle birlikte çıksalardı, size fesaddan (bozgunculuktan) başka bir katkıları olmaz ve aranızda mutlaka fitne çıkarmak için uğraşırlardı. İçinizde onları dinleyecekler de vardır. Allah zalimleri çok iyi bilendir. (9-Tevbe 47)

 
 
48 - Andolsun ki onlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi. Sonunda hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah'ın emri açıkça ortaya çıktı. (9-Tevbe 48)

 
 
49 - Onlardan bir kısmı "Bana (geride kalmam için) izin ver ve beni fitneye düşürme" der. Haberin olsun, onlar fitnenin içine (kendileri zaten) düşmüşlerdir. Cehennem o kafirleri elbetteki çepeçevre kuşatıcıdır. (9-Tevbe 49)

 
 
50 - Sana bir iyilik dokunursa, bu onları üzer-fenalaştırır. Sana bir musibet isabet edince "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler. (9-Tevbe 50)

 
 
51 - De ki "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle (başka) hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır (velimiz ve sahibimizdir). Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (9-Tevbe 51)

 
 
52 - De ki "Siz bizim için iki güzellikten (şehidlik veya zaferden) birinin dışında başkasını mı beklemektesiniz? Biz ise Allah'ın ya Kendi katından veya bizim elimizle size bir azab getireceğini beklemekteyiz. Öyleyse bekleyedurun, kuşkusuz biz de sizlerle birlikte bekleyenleriz." (9-Tevbe 52)

 
 
53 - De ki "İsteyerek ya da istemiyerek infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık (yoldan çıkan) bir topluluk oldunuz." (9-Tevbe 53)

 
 
54 - Onların infaklarının kabul edilmesini engelleyen şey (onların) Allah ve Resulüne (gerçekten) inanmamaları, namaza ancak isteksizce (üşene üşene) gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken (şartlar gereği) infak etmeleridir. (9-Tevbe 54)

 
 
55 - Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onları dünya hayatında (azdırıp) azablarını çoğaltmayı ve canlarının onlar küfür içindeyken (zorlukla) çıkmasını istiyor. (9-Tevbe 55)

 
 
56 - (O münafıklar) gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar (sizden) korkan bir topluluktur. (9-Tevbe 56)

 
 
57 - Eğer onlar (korktuklarında) sığınacak bir yer, ya da (barınacak) mağaralar veya girebilecekleri bir delik bulsalardı, hızla oraya yönelip koşarlardı. (9-Tevbe 57)

 
 
58 - Onlardan kimi sadakalar konusunda seni (dağıtma şekline göre) yadırgayıp-dil uzatırlar. Ondan kendilerine verilirse hoşlanırlar, verilmezse hemen öfkelenip-kızarlar. (9-Tevbe 58)

 
 
59 - Eğer onlar Allah'ın ve Resulünün kendilerine verdiklerine (rıza gösterip) hoşnut olsalardı ve "Bize Allah yeter. Allah yakında bize fazlından (lutuf ve ihsanından) verecek, O'nun Resulü de. Biz sadece Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (kendileri için daha hayırlı olurdu). (9-Tevbe 59)

 
 
60 - Sadakalar, Allah'tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, görevli memurlar, kalpleri (yakınlaştırılacak, İslam'a) ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolundakiler ve yolda kalmışlar içindir. Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 60)

 
 
61 - İçlerinden peygamberi incitenler ve "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenlere de bir rahmettir." Allah'ın Resulüne eziyet edenler için acıklı bir azab vardır. (9-Tevbe 61)

 
 
62 - Sizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler. Oysa gerçekten mü'min iseler hoşnut kılınmaya Allah ve Resulü daha layıktır. (9-Tevbe 62)

 
 
63 - Bilmiyorlar mı ki kim Allah'a ve Resulüne karşı koymaya kalkışırsa, gerçekten ona içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır. İşte büyük rüsvaylık (zillet ve rezillik) budur. (9-Tevbe 63)

 
 
64 - Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek (ortaya çıkaracak) bir surenin indirilmesinden korkup-çekinmektedirler. De ki "(Siz aranızda) alay edin. Allah elbetteki korkup-çekindiğiniz şeyi (alayı böylece) açığa çıkarandır." (9-Tevbe 64)

 
 
65 - Şayet onlara soracak olursan "Biz (lafa) dalmış, şakalaşıp-oyalanıyorduk" derler. De ki "(Şakalaşırken) Allah ile, O'nun ayetleriyle ve Resulüyle mi alay ediyorsunuz?" (9-Tevbe 65)

 
 
66 - (Boşuna) mazeret belirtmeyin. Siz iman ettikten (iman ettik dedikten) sonra küfre saptınız. İçinizden bir kısmını affetsek-bağışlasak bile diğer kısmını gerçekten mücrimler (suçlu-günahkarlar) olmaları nedeniyle azablandıracağız. (9-Tevbe 66)

 
 
67 - Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil) birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar ve ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular, O da onları (sapıklıkları içinde bırakıp) unuttu. Şüphesiz ki münafıklar, fasıkların (yoldan çıkanların) ta kendileridir. (9-Tevbe 67)

 
 
68 - Allah erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere de içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetti. (Ceza olarak) bu onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır. (9-Tevbe 68)

 
 
69 - Sizden öncekiler gibi. Oysa onlar kuvvet bakımından sizden daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar (dünya metaından) paylarına düşenden faydalandılar. Sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandılarsa siz de payınıza düşenden faydalandınız ve (batıla) dalanlar gibi daldınız. (Sonucunda) onların amelleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir ve onlar hüsrana (ebedi ziyana) uğrayanlardır. (9-Tevbe 69)

 
 
70 - Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve altüst olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. (Demek ki) Allah onlara zulmediyor değildi ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (9-Tevbe 70)

 
 
71 - Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, Allah'a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 71)

 
 
72 - Allah mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir. Allah'ın rızası (hoşnutluğu) ise hepsinden büyüktür. İşte en büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (9-Tevbe 72)

 
 
73 - Ey Peygamber. Kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert (ve caydırıcı) davran. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası gidilip-varılacak ne kötü bir yerdir. (9-Tevbe 73)

 
 
74 - (O küfür sözünü) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve İslam (müslüman) olduktan sonra kafir oldular. Başaramadıkları bir şeye de yeltendiler. İntikama kalkışmalarının (nedeni), Allah'ın ve Resulünün bol ihsanından onları zengin kılmasından (ve bu zenginlikle azmalarından) başka (bir şey) değildi. Eğer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir dost ve bir yardımcı yoktur. (9-Tevbe 74)

 
 
75 - Onlardan kimi "Eğer bize lutuf ve kereminden (bol ihsanından) verirse, andolsun ki sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız" diyerek Allah'a söz vermişti. (9-Tevbe 75)

 
 
76 - (Ancak Allah) onlara lutfedip bol ihsanından verince, cimrilik yaparak yüz çevirdiler. Onlar (verdikleri sözden) böyle dönenlerdir. (9-Tevbe 76)

 
 
77 - Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Allah Kendisiyle karşılaşacakları güne kadar kalplerindeki nifakı (köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı. (9-Tevbe 77)

 
 
78 - Onlar bilmiyorlar mı ki Allah onların gizli tuttuklarını da, fısıldadıklarını da biliyor. Allah gaybları (görünüp-bilinmeyenleri) çok iyi bilendir. (9-Tevbe 78)

 
 
79 - Sadakalar konusunda müminlerden gönüllü (olarak fazladan) verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını (bir hurmadan fazlasını) bulamayanları çekiştirip, onlarla alay edenler (var ya) Allah (asıl onları alay konusu kılıp) maskaraya çevirir ve onlar için elim-acıklı bir azab vardır. (9-Tevbe 79)

 
 
80 - Sen onlar için ister mağfiret (bağışlanma) dile, istersen mağfiret (bağışlanma) dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret (bağışlanma) dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu onların Allah'ı ve Resulünü inkar etmelerindendir. Allah fasıklar topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (9-Tevbe 80)

 
 
81 - Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturup-kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bunu bir anlasalardı. (9-Tevbe 81)

 
 
82 - Artık kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. (9-Tevbe 82)

 
 
83 - Eğer Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de (başka bir savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse (onlara) de ki "Benimle hiçbir zaman (savaşa) çıkmayacaksınız ve benimle bir düşmana karşı asla savaşmayacaksınız. Çünkü ilk defasında oturmayı hoş gördünüz. Şimdi de geride kalanlarla birlikte oturun." (9-Tevbe 83)

 
 
84 - Onlardan ölen birinin namazını asla kılma, kabri başında durma. Çünkü onlar Allah ve Resulünü inkar ettiler ve fasıklar olarak öldüler. (9-Tevbe 84)

 
 
85 - Onların malları ve evladları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak onları dünyada (azdırıp) azablarını çoğaltmayı ve canlarının onlar küfür içindeyken zorluk içinde çıkmasını istiyor. (9-Tevbe 85)

 
 
86 - Allah'a iman edin, O'nun Resulü ile cihad edin diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler. (9-Tevbe 86)

 
 
87 - Geri kalanlarla birlikte olmaktan razı-hoşnut oldular. Onların kalplerine mühür vurulmuştur. Artık onlar kavrayıp-anlamazlar. (9-Tevbe 87)

 
 
88 - Fakat Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve felaha (gerçek kurtuluşa) erenler de bunlardır. (9-Tevbe 88)

 
 
89 - Allah onlara içinde ebedi kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İşte en büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (9-Tevbe 89)

 
 
90 - Bedevilerden mazeret belirtenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resulüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. Onlardan küfre sapanlara elim-acıklı bir azab isabet edecektir. (9-Tevbe 90)

 
 
91 - Allah'a ve Resulüne sadık kaldıkları sürece zayıflara, hastalara ve (ordu için) infak edecek bir şey bulamayanlara bir sorumluluk (günah) yoktur. Muhsinlerin (iyilik yapıp-güzel davrananların) aleyhine de (onların sorgulanmasına da) bir yol yoktur. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 91)

 
 
92 - Kendilerine binek sağlaman için sana her gelişlerinde onlara "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğin zaman (kendilerinde de) infak edecek bir şey bulamayıp hüzünlerinden dolayı gözlerinden yaşlar boşana boşana geri dönenler üzerinde de (sorumluluk ve günah) yoktur. (9-Tevbe 92)

 
 
93 - Yol ancak o kimselerin aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah onların kalplerine mühür vurmuştur artık onlar (doğruyu-yanlışı) bilmezler. (9-Tevbe 93)

 
 
94 - Onlara geri döndüğünüzde size özür (mazeret) beyan edecekler. De ki "(Boşuna) özür belirtmeyiniz size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize sizin haberlerinizi bildirmiştir. (Bundan sonra) yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun Resulü de. Sonra gaybı da (görünmeyeni de), görüneni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir." (9-Tevbe 94)

 
 
95 - Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Artık siz onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar gerçekten murdar (pislik) kimselerdir. Kazanmakta olduklarının cezası olarak varacakları yer cehennemdir. (9-Tevbe 95)

 
 
96 - Kendilerinden razı (hoşnut) olmanız için size yemin ederler. Siz onlardan razı olsanız bile Allah fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. (9-Tevbe 96)

 
 
97 - Bedeviler, küfür ve nifak bakımından daha şiddetlidir. Allah'ın Resulüne indirdiğinin (ahkam hükümlerinin) sınırlarını bilmemeye daha yatkındırlar. Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 97)

 
 
98 - Bedevilerden öyleleri vardır ki infak ettiğini bir cereme (angarya) sayar ve sizin başınıza felaketlerin gelivermesini bekler. Kötü felaket kendi başlarına olsun. Allah Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir). (9-Tevbe 98)

 
 
99 - Bedevilerden öyleleri de vardır ki onlar Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve infak ettiğini Allah katında bir yakınlaşmaya ve resulün dualarına (dahil olmaya) vesile sayar. Haberiniz olsun ki bu onlar için gerçekten bir yakınlaşmadır. Allah onları rahmetine girdirecektir. Şüphesiz Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 99)

 
 
100 - Öne geçen muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. (Allah) onlara içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte en büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (9-Tevbe 100)

 
 
101 - Çevrenizdeki bedevilerden ve Medine halkından öyle münafıklar vardır ki (adet edindikleri) nifakta ısrar ederler. Sen onları bilmezsin (fakat) Biz onları biliriz. Biz onları iki kere azablandıracağız sonra da büyük bir azaba döndürülüp-itileceklerdir. (9-Tevbe 101)

 
 
102 - Diğer bir kısım kimseler de günahlarını itiraf ettiler. Onlar salih bir ameli kötüyle karıştırmışlardır. (Umulur ki) Allah onların tevbelerini kabul eder. Hiç şüphesiz Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 102)

 
 
103 - Onların mallarından sadaka al, bununla onları temizlemiş-arındırmış olursun. Onlar için dua et. Doğrusu senin duan, onlar için 'bir sükunet ve huzurdur'. Allah Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir). (9-Tevbe 103)

 
 
104 - Onlar Allah'ın kullarının tevbelerini kabul edeceğini ve sadakaları alacağını (geri çevirmeyeceğini) bilmiyorlar mı? Hiç şüphesiz Tevvab (tevbeleri kabul eden), Rahim (rahmetiyle çok esirgeyen) O'dur. (9-Tevbe 104)

 
 
105 - De ki "(İstediğinizi) yapın. Amellerinizi Allah da Resulü de müminler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (9-Tevbe 105)

 
 
106 - (Sefere katılmayanlardan) diğer bir kısmı da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. 'Allah) bunları ya azablandıracak veya tevbelerini kabul edecektir. Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 106)

 
 
107 - Zarar vermek, küfretmek, mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve Resulüne karşı savaş açmış olanı gözleyip-beklemek için mescid edinenler ve "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (vardır), Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahidlik etmektedir. (9-Tevbe 107)

 
 
108 - Sen bunun (böyle bir mescidin) içinde asla (namaza) durma. Daha ilk gününden takva temeli üzerine kurulan mescid, içinde durmana daha uygundur. Onda, arınmayı içten-arzulayan adamlar vardır. Allah arınıp-temizlenenleri sever. (9-Tevbe 108)

 
 
109 - Binasını Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır yoksa binasını göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu hidayete (doğru yola) erdirmez. (9-Tevbe 109)

 
 
110 - Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalplerinde bir şüphe (kaynağı) olarak sürüp-gidecektir. Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (9-Tevbe 110)

 
 
111 - Allah mü'minlerin mallarını ve canlarını, karşılığında kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. (Bu alış-verişteki vaad) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine hak olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde (Allah ile) yaptığınız bu alış-verişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte en büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (9-Tevbe 111)

 
 
112 - (Bunlar) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler (ya da oruç tutanlar), rüku edenler, secde edenler, ma'rufu (iyiliği) emredip münkerden (kötülükten) sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. Sen mü'minleri müjdele. (9-Tevbe 112)

 
 
113 - (Müşrik olarak ölüp) cehennem ashabı-halkı oldukları onlara açıkça belli olduktan sonra akraba dahi olsalar müşrikler için mağfiret (bağışlanma) dilemeleri peygambere ve iman edenlere yaraşmaz. (9-Tevbe 113)

 
 
114 - İbrahim'in babası için bağışlanma dilemesi, ona yalnızca verdiği bir sözden dolayı idi. Onun gerçekten Allah'a düşman olduğu kendisine belli olunca, ondan (ve onun için yaptığı duadan) uzaklaştı. Doğrusu İbrahim çok içli-duyarlı ve halimdi (yumuşak huyluydu). (9-Tevbe 114)

 
 
115 - Allah bir topluluğu hidayete (doğru yola) erdirdikten sonra sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar onları sapıklığa düşürecek değildir. Şüphesiz Allah (Alim'dir) herşeyi hakkıyle bilendir. (9-Tevbe 115)

 
 
116 - Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah'tan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. (9-Tevbe 116)

 
 
117 - Andolsun ki Allah peygamberi ve güçlük anında ona uyan muhacir ve ensarı affetti. İçlerinden bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken yine de onların tevbesini kabul etti. Çünkü O Rauf'tur (şefkat edendir), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 117)

 
 
118 - (Savaştan) geri bırakılan üç kişiyi de (affetti). Öyle ki bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmişti. Nefisleri de (vicdanları da) kendilerini sıkıştırmış ve Allah'dan (O'nun azabından kurtuluşun) ancak Allah'a sığınmakta olduğunu anlamışlardı. Sonra (eski hallerine) dönmeleri için Allah onları tevbekar olmaya muvaffak kıldı. Şüphesiz ki Allah Tevvab'dır (tevbeleri kabul edendir), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (9-Tevbe 118)

 
 
119 - Ey iman edenler. Allah'tan korkun ve sadıklarla (doğrularla) beraber olun. (9-Tevbe 119)

 
 
120 - Medine halkına ve çevresindeki bedevilere Allah'ın resulünden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu (tavsiye) Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'şiddetli bir açlık', kafirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, onlara salih bir amel yazılması nedeniyledir. Şüphesiz ki Allah muhsinlerin (iyilik yapıp-güzel davrananların) ecrini-mükafatını asla zayi etmez. (9-Tevbe 120)

 
 
121 - Allah'ın (onların) yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılık vermesi-mükafatlandırması için küçük-büyük infak ettikleri her harcama ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi mutlaka onlar adına yazılmıştır. (9-Tevbe 121)

 
 
122 - Mü'minlerin (fetih seferlerine) hepsinin birden (topyekün) çıkmaları uygun değildir. Her kavimden-topluluktan bir grup dinde derin bir kavrayış edinmek ve kavimleri kendilerine geri döndüğünde onları uyarıp-korkutmak için (geride kalmalıdır). Böylece sakınırlar. (9-Tevbe 122)

 
 
123 - Ey iman edenler, kafirlerden size en yakın (yerde) olanlarla savaşın. Onlar sizde bir sertlik (güç ve caydırıcılık) görsünler. Ve bilin ki Allah muttakilerle (takva sahibleriyle) beraberdir. (9-Tevbe 123)

 
 
124 - Bir sure indirildiğinde onlardan (münafıklardan) bazısı "Bu (sure), hanginizin imanını arttırdı" der. İman edenlere gelince (bu sure) onların imanını arttırmıştır ve onlar müjdeleşmektedirler. (9-Tevbe 124)

 
 
125 - Kalplerinde hastalık olanlara (münafıklara) gelince, (aynı sure onların) murdarlıklarına (pislik ve iğrençliklerine) murdarlık ekleyip arttırmış ve onlar kafirler olarak ölmüşlerdir. (9-Tevbe 125)

 
 
126 - Onlar (o münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli fitnelere (bela ve imtihanlara) uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve hatırlayıp-ibret almıyorlar. (9-Tevbe 126)

 
 
127 - Bir sure indirildiğinde birbirlerine bakıp-göz ederek "Sizi bir kimse görmüyor mu?" (derler) sonra da sıvışıp giderler. Allah onların kalblerini (imandan) çevirmiştir. Bu yüzden onlar anlayışsız bir kavimdirler. (9-Tevbe 127)

 
 
128 - Andolsun ki size kendi içinizden bir Resul gelmiştir ki sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size pek düşkün, mü'minlere karşı (rauf ve rahim özelliklidir) şefkatli ve merhametlidir. (9-Tevbe 128)

 
 
129 - Eğer onlar yüz çevirirlerse de ki "Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve O büyük arşın Rabbidir." (9-Tevbe 129)


بَرَٓاءَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۜ - 1
 
 

فَس۪يحُوا فِي الْاَرْضِ اَرْبَعَةَ اَشْهُرٍ وَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۙ وَاَنَّ اللّٰهَ مُخْزِي الْكَافِر۪ينَ - 2
 
 

وَاَذَانٌ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ٓ اِلَى النَّاسِ يَوْمَ الْحَجِّ الْاَكْبَرِ اَنَّ اللّٰهَ بَر۪ٓيءٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ وَرَسُولُهُۜ فَاِنْ تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاعْلَمُٓوا اَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ - 3
 
 

اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ ثُمَّ لَمْ يَنْقُصُوكُمْ شَيْـٔاً وَلَمْ يُظَاهِرُوا عَلَيْكُمْ اَحَداً فَاَتِمُّٓوا اِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ اِلٰى مُدَّتِهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ - 4
 
 

فَاِذَا انْسَلَخَ الْاَشْهُرُ الْحُرُمُ فَاقْتُلُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَاحْصُرُوهُمْ وَاقْعُدُوا لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۚ فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَخَلُّوا سَب۪يلَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ - 5
 
 

وَاِنْ اَحَدٌ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ اسْتَجَارَكَ فَاَجِرْهُ حَتّٰى يَسْمَعَ كَلَامَ اللّٰهِ ثُمَّ اَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْلَمُونَ۟ - 6
 
 

كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِك۪ينَ عَهْدٌ عِنْدَ اللّٰهِ وَعِنْدَ رَسُولِه۪ٓ اِلَّا الَّذ۪ينَ عَاهَدْتُمْ عِنْدَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِۚ فَمَا اسْتَقَامُوا لَكُمْ فَاسْتَق۪يمُوا لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَّق۪ينَ - 7
 
 

كَيْفَ وَاِنْ يَظْهَرُوا عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا ف۪يكُمْ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ يُرْضُونَكُمْ بِاَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبٰى قُلُوبُهُمْۚ وَاَكْثَرُهُمْ فَاسِقُونَۚ - 8
 
 

اِشْتَرَوْا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَناً قَل۪يلاً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 9
 
 

لَا يَرْقُبُونَ ف۪ي مُؤْمِنٍ اِلاًّ وَلَا ذِمَّةًۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُعْتَدُونَ - 10
 
 

فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِۜ وَنُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ - 11
 
 

وَاِنْ نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ مِنْ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا ف۪ي د۪ينِكُمْ فَقَاتِلُٓوا اَئِمَّةَ الْكُفْرِۙ اِنَّهُمْ لَٓا اَيْمَانَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنْتَهُونَ - 12
 
 

اَلَا تُقَاتِلُونَ قَوْماً نَكَثُٓوا اَيْمَانَهُمْ وَهَمُّوا بِاِخْرَاجِ الرَّسُولِ وَهُمْ بَدَؤُ۫كُمْ اَوَّلَ مَرَّةٍۜ اَتَخْشَوْنَهُمْۚ فَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشَوْهُ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 13
 
 

قَاتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ بِاَيْد۪يكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنْصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ - 14
 
 

وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْۜ وَيَتُوبُ اللّٰهُ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ - 15
 
 

اَمْ حَسِبْتُمْ اَنْ تُتْرَكُوا وَلَمَّا يَعْلَمِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلَا رَسُولِه۪ وَلَا الْمُؤْمِن۪ينَ وَل۪يجَةًۜ وَاللّٰهُ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ۟ - 16
 
 

مَا كَانَ لِلْمُشْرِك۪ينَ اَنْ يَعْمُرُوا مَسَاجِدَ اللّٰهِ شَاهِد۪ينَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ بِالْكُفْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْۚ وَفِي النَّارِ هُمْ خَالِدُونَ - 17
 
 

اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰٓى اُو۬لٰٓئِكَ اَنْ يَكُونُوا مِنَ الْمُهْتَد۪ينَ - 18
 
 

اَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَٓاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَجَاهَدَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ لَا يَسْتَوُ۫نَ عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۢ - 19
 
 

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۙ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّٰهِۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَٓائِزُونَ - 20
 
 

يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ ف۪يهَا نَع۪يمٌ مُق۪يمٌۙ - 21
 
 

خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُٓ اَجْرٌ عَظ۪يمٌ - 22
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ - 23
 
 

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَـهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ - 24
 
 

لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ ف۪ي مَوَاطِنَ كَث۪يرَةٍۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍۙ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَـثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـٔاً وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِر۪ينَۚ - 25
 
 

ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلٰى رَسُولِه۪ وَعَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَاَنْزَلَ جُنُوداً لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذ۪ينَ كَفَرُواۜ وَذٰلِكَ جَزَٓاءُ الْكَافِر۪ينَ - 26
 
 

ثُمَّ يَتُوبُ اللّٰهُ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ عَلٰى مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ - 27
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَاۚ وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْن۪يكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ٓ اِنْ شَٓاءَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ - 28
 
 

قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَلَا بِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَلَا يَد۪ينُونَ د۪ينَ الْحَقِّ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ حَتّٰى يُعْطُوا الْجِزْيَةَ عَنْ يَدٍ وَهُمْ صَاغِرُونَ۟ - 29
 
 

وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ - 30
 
 

اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَس۪يحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهاً وَاحِداًۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ - 31
 
 

يُر۪يدُونَ اَنْ يُطْفِؤُ۫ا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللّٰهُ اِلَّٓا اَنْ يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ - 32
 
 

هُوَ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ - 33
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّ كَث۪يراً مِنَ الْاَحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا يُنْفِقُونَهَا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۙ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍۙ - 34
 
 

يَوْمَ يُحْمٰى عَلَيْهَا ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوٰى بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْۜ هٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِاَنْفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنْتُمْ تَكْنِزُونَ - 35
 
 

اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْراً ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَٓا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا ف۪يهِنَّ اَنْفُسَكُمْ وَقَاتِلُوا الْمُشْرِك۪ينَ كَٓافَّةً كَمَا يُقَاتِلُونَكُمْ كَٓافَّةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ - 36
 
 

اِنَّمَا النَّس۪ٓيءُ زِيَادَةٌ فِي الْكُفْرِ يُضَلُّ بِهِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُحِلُّونَهُ عَاماً وَيُحَرِّمُونَهُ عَاماً لِيُوَاطِؤُ۫ا عِدَّةَ مَا حَرَّمَ اللّٰهُ فَيُحِلُّوا مَا حَرَّمَ اللّٰهُۜ زُيِّنَ لَهُمْ سُٓوءُ اَعْمَالِهِمْۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِر۪ينَ۟ - 37
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَا لَكُمْ اِذَا ق۪يلَ لَكُمُ انْفِرُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اثَّاقَلْتُمْ اِلَى الْاَرْضِۜ اَرَض۪يتُمْ بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا مِنَ الْاٰخِرَةِۚ فَمَا مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا فِي الْاٰخِرَةِ اِلَّا قَل۪يلٌ - 38
 
 

اِلَّا تَنْفِرُوا يُعَذِّبْكُمْ عَذَاباً اَل۪يماً وَيَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـٔاًۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ - 39
 
 

اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ - 40
 
 

اِنْفِرُوا خِفَافاً وَثِقَالاً وَجَاهِدُوا بِاَمْوَالِكُمْ وَاَنْفُسِكُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ - 41
 
 

لَوْ كَانَ عَرَضاً قَر۪يباً وَسَفَراً قَاصِداً لَاتَّـبَعُوكَ وَلٰكِنْ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ الشُّقَّةُۜ وَسَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَوِ اسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْۚ يُهْلِكُونَ اَنْفُسَهُمْۚ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ۟ - 42
 
 

عَفَا اللّٰهُ عَنْكَۚ لِمَ اَذِنْتَ لَهُمْ حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَتَعْلَمَ الْكَاذِب۪ينَ - 43
 
 

لَا يَسْتَأْذِنُكَ الَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالْمُتَّق۪ينَ - 44
 
 

اِنَّمَا يَسْتَأْذِنُكَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَارْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ ف۪ي رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ - 45
 
 

وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَق۪يلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِد۪ينَ - 46
 
 

لَوْ خَرَجُوا ف۪يكُمْ مَا زَادُوكُمْ اِلَّا خَبَالاً وَلَا۬اَوْضَعُوا خِلَالَكُمْ يَبْغُونَكُمُ الْفِتْنَةَۚ وَف۪يكُمْ سَمَّاعُونَ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِالظَّالِم۪ينَ - 47
 
 

لَقَدِ ابْتَغَوُا الْفِتْنَةَ مِنْ قَبْلُ وَقَلَّبُوا لَكَ الْاُمُورَ حَتّٰى جَٓاءَ الْحَقُّ وَظَهَرَ اَمْرُ اللّٰهِ وَهُمْ كَارِهُونَ - 48
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ ائْذَنْ ل۪ي وَلَا تَفْتِنّ۪يۜ اَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُواۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَ - 49
 
 

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْۚ وَاِنْ تُصِبْكَ مُص۪يبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ - 50
 
 

قُلْ لَنْ يُص۪يبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَاۚ هُوَ مَوْلٰينَاۚ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ - 51
 
 

قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَٓا اِلَّٓا اِحْدَى الْحُسْنَيَيْنِۜ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ اَنْ يُص۪يبَكُمُ اللّٰهُ بِعَذَابٍ مِنْ عِنْدِه۪ٓ اَوْ بِاَيْد۪ينَاۘ فَتَرَبَّصُٓوا اِنَّا مَعَكُمْ مُتَرَبِّصُونَ - 52
 
 

قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعاً اَوْ كَرْهاً لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْۜ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْماً فَاسِق۪ينَ - 53
 
 

وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّٓا اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَبِرَسُولِه۪ وَلَا يَأْتُونَ الصَّلٰوةَ اِلَّا وَهُمْ كُسَالٰى وَلَا يُنْفِقُونَ اِلَّا وَهُمْ كَارِهُونَ - 54
 
 

فَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَلَٓا اَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ - 55
 
 

وَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ اِنَّهُمْ لَمِنْكُمْۜ وَمَا هُمْ مِنْكُمْ وَلٰكِنَّهُمْ قَوْمٌ يَفْرَقُونَ - 56
 
 

لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـٔاً اَوْ مَغَارَاتٍ اَوْ مُدَّخَلاً لَوَلَّوْا اِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ - 57
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ يَلْمِزُكَ فِي الصَّدَقَاتِۚ فَاِنْ اُعْطُوا مِنْهَا رَضُوا وَاِنْ لَمْ يُعْطَوْا مِنْهَٓا اِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ - 58
 
 

وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟ - 59
 
 

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَـرَٓاءِ وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْعَامِل۪ينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَ۬لَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِم۪ينَ وَف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّب۪يلِۜ فَر۪يضَةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ - 60
 
 

وَمِنْهُمُ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيَقُولُونَ هُوَ اُذُنٌۜ قُلْ اُذُنُ خَيْرٍ لَكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ وَرَحْمَةٌ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّٰهِ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ - 61
 
 

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْۚ وَاللّٰهُ وَرَسُولُـهُٓ اَحَقُّ اَنْ يُرْضُوهُ اِنْ كَانُوا مُؤْمِن۪ينَ - 62
 
 

اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّهُ مَنْ يُحَادِدِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَاَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِداً ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ الْخِزْيُ الْعَظ۪يمُ - 63
 
 

يَحْذَرُ الْمُنَافِقُونَ اَنْ تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌ تُنَبِّئُهُمْ بِمَا ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ قُلِ اسْتَهْزِؤُ۫اۚ اِنَّ اللّٰهَ مُخْرِجٌ مَا تَحْذَرُونَ - 64
 
 

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ اِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُۜ قُلْ اَبِاللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ وَرَسُولِه۪ كُنْتُمْ تَسْتَهْزِؤُ۫نَ - 65
 
 

لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ اِنْ نَعْفُ عَنْ طَٓائِفَةٍ مِنْكُمْ نُعَذِّبْ طَٓائِفَةً بِاَنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِم۪ينَ۟ - 66
 
 

اَلْمُنَافِقُونَ وَالْمُنَافِقَاتُ بَعْضُهُمْ مِنْ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمُنْكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ اَيْدِيَهُمْۜ نَسُوا اللّٰهَ فَنَسِيَهُمْۜ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ هُمُ الْفَاسِقُونَ - 67
 
 

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ هِيَ حَسْبُهُمْۚ وَلَعَنَهُمُ اللّٰهُۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌۙ - 68
 
 

كَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَانُٓوا اَشَدَّ مِنْكُمْ قُوَّةً وَاَكْثَرَ اَمْوَالاً وَاَوْلَاداًۜ فَاسْتَمْتَعُوا بِخَلَاقِهِمْ فَاسْتَمْتَعْتُمْ بِخَلَاقِكُمْ كَمَا اسْتَمْتَعَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ بِخَلَاقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَالَّذ۪ي خَاضُواۜ اُو۬لٰٓئِكَ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ - 69
 
 

اَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَاُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰه۪يمَ وَاَصْحَابِ مَدْيَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ - 70
 
 

وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۢ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَيُط۪يعُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ اللّٰهُۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ - 71
 
 

وَعَدَ اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَا وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً ف۪ي جَنَّاتِ عَدْنٍۜ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّٰهِ اَكْبَرُۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟ - 72
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ - 73
 
 

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُواۜ وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُواۚ وَمَا نَقَمُٓوا اِلَّٓا اَنْ اَغْنٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِه۪ۚ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْراً لَهُمْۚ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَاباً اَل۪يماً فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۚ وَمَا لَهُمْ فِي الْاَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ - 74
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ عَاهَدَ اللّٰهَ لَئِنْ اٰتٰينَا مِنْ فَضْلِه۪ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِح۪ينَ - 75
 
 

فَلَمَّٓا اٰتٰيهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ بَخِلُوا بِه۪ وَتَوَلَّوْا وَهُمْ مُعْرِضُونَ - 76
 
 

فَاَعْقَبَهُمْ نِفَاقاً ف۪ي قُلُوبِهِمْ اِلٰى يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ بِمَٓا اَخْلَفُوا اللّٰهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ - 77
 
 

اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْ وَاَنَّ اللّٰهَ عَلَّامُ الْغُيُوبِۚ - 78
 
 

اَلَّذ۪ينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّع۪ينَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ اِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْۜ سَخِرَ اللّٰهُ مِنْهُمْۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ - 79
 
 

اِسْتَغْفِرْ لَهُمْ اَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْۜ اِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْع۪ينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَهُمْۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ - 80
 
 

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُٓوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّۜ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَراًّۜ لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ - 81
 
 

فَلْيَضْحَكُوا قَل۪يلاً وَلْيَبْكُوا كَث۪يراًۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ - 82
 
 

فَاِنْ رَجَعَكَ اللّٰهُ اِلٰى طَٓائِفَةٍ مِنْهُمْ فَاسْتَأْذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُلْ لَنْ تَخْرُجُوا مَعِيَ اَبَداً وَلَنْ تُقَاتِلُوا مَعِيَ عَدُواًّۜ اِنَّكُمْ رَض۪يتُمْ بِالْقُعُودِ اَوَّلَ مَرَّةٍ فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِف۪ينَ - 83
 
 

وَلَا تُصَلِّ عَلٰٓى اَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ اَبَداً وَلَا تَقُمْ عَلٰى قَبْرِه۪ۜ اِنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَمَاتُوا وَهُمْ فَاسِقُونَ - 84
 
 

وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ - 85
 
 

وَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ اُو۬لُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِد۪ينَ - 86
 
 

رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطُبِـعَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ - 87
 
 

لٰكِنِ الرَّسُولُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ جَاهَدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْخَيْرَاتُۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ - 88
 
 

اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟ - 89
 
 

وَجَٓاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْاَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ الَّذ۪ينَ كَذَبُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ سَيُص۪يبُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ - 90
 
 

لَيْسَ عَلَى الضُّعَفَٓاءِ وَلَا عَلَى الْمَرْضٰى وَلَا عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنْفِقُونَ حَرَجٌ اِذَا نَصَحُوا لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ۜ مَا عَلَى الْمُحْسِن۪ينَ مِنْ سَب۪يلٍۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌۙ - 91
 
 

وَلَا عَلَى الَّذ۪ينَ اِذَا مَٓا اَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَٓا اَجِدُ مَٓا اَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِۖ تَوَلَّوْا وَاَعْيُنُهُمْ تَف۪يضُ مِنَ الدَّمْعِ حَزَناً اَلَّا يَجِدُوا مَا يُنْفِقُونَۜ - 92
 
 

اِنَّمَا السَّب۪يلُ عَلَى الَّذ۪ينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَٓاءُۚ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِۙ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ - 93
 
 

يَعْتَذِرُونَ اِلَيْكُمْ اِذَا رَجَعْتُمْ اِلَيْهِمْۜ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا لَنْ نُؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّاَنَا اللّٰهُ مِنْ اَخْبَارِكُمْۜ وَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ - 94
 
 

سَيَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ لَكُمْ اِذَا انْقَلَبْتُمْ اِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا عَنْهُمْۜ فَاَعْرِضُوا عَنْهُمْۜ اِنَّهُمْ رِجْسٌۘ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ - 95
 
 

يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا عَنْهُمْۚ فَاِنْ تَرْضَوْا عَنْهُمْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يَرْضٰى عَنِ الْقَوْمِ الْفَاسِق۪ينَ - 96
 
 

اَلْاَعْرَابُ اَشَدُّ كُفْراً وَنِفَاقاً وَاَجْدَرُ اَلَّا يَعْلَمُوا حُدُودَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِه۪ۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ - 97
 
 

وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ مَغْرَماً وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَٓائِرَۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ - 98
 
 

وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ قُرُبَاتٍ عِنْدَ اللّٰهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِۜ اَلَٓا اِنَّهَا قُرْبَةٌ لَهُمْۜ سَيُدْخِلُهُمُ اللّٰهُ ف۪ي رَحْمَتِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ۟ - 99
 
 

وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍۙ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَاَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي تَحْتَهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ - 100
 
 

وَمِمَّنْ حَوْلَكُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ مُنَافِقُونَۜ وَمِنْ اَهْلِ الْمَد۪ينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْۜ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْۜ سَنُعَذِّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ اِلٰى عَذَابٍ عَظ۪يمٍۚ - 101
 
 

وَاٰخَرُونَ اعْتَرَفُوا بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا عَمَلاً صَالِحاً وَاٰخَرَ سَيِّئاًۜ عَسَى اللّٰهُ اَنْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ - 102
 
 

خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ - 103
 
 

اَلَمْ يَعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِه۪ وَيَأْخُذُ الصَّدَقَاتِ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ - 104
 
 

وَقُلِ اعْمَلُوا فَسَيَرَى اللّٰهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَۜ وَسَتُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَۚ - 105
 
 

وَاٰخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِاَمْرِ اللّٰهِ اِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَاِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ - 106
 
 

وَالَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مَسْجِداً ضِرَاراً وَكُفْراً وَتَفْر۪يقاً بَيْنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَاِرْصَاداً لِمَنْ حَارَبَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ مِنْ قَبْلُۜ وَلَيَحْلِفُنَّ اِنْ اَرَدْنَٓا اِلَّا الْحُسْنٰىۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ - 107
 
 

لَا تَقُمْ ف۪يهِ اَبَداًۜ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ ف۪يهِۜ ف۪يهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّر۪ينَ - 108
 
 

اَفَمَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى تَقْوٰى مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ اَمْ مَنْ اَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلٰى شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِه۪ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ - 109
 
 

لَا يَزَالُ بُنْيَانُهُمُ الَّذ۪ي بَنَوْا ر۪يبَةً ف۪ي قُلُوبِهِمْ اِلَّٓا اَنْ تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَك۪يمٌ۟ - 110
 
 

اِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ اَنْفُسَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ بِاَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَۜ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْداً عَلَيْهِ حَقاًّ فِي التَّوْرٰيةِ وَالْاِنْج۪يلِ وَالْقُرْاٰنِۜ وَمَنْ اَوْفٰى بِعَهْدِه۪ مِنَ اللّٰهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذ۪ي بَايَعْتُمْ بِه۪ۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ - 111
 
 

اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّٓائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ - 112
 
 

مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِك۪ينَ وَلَوْ كَانُٓوا اُو۬ل۪ي قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ - 113
 
 

وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ اِبْرٰه۪يمَ لِاَب۪يهِ اِلَّا عَنْ مَوْعِدَةٍ وَعَدَهَٓا اِيَّاهُۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَـهُٓ اَنَّهُ عَدُوٌّ لِلّٰهِ تَبَرَّاَ مِنْهُۜ اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ لَاَوَّاهٌ حَل۪يمٌ - 114
 
 

وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضِلَّ قَوْماً بَعْدَ اِذْ هَدٰيهُمْ حَتّٰى يُبَيِّنَ لَهُمْ مَا يَتَّقُونَۜ اِنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ - 115
 
 

اِنَّ اللّٰهَ لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُۜ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ - 116
 
 

لَقَدْ تَابَ اللّٰهُ عَلَى النَّبِيِّ وَالْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ الَّذ۪ينَ اتَّبَعُوهُ ف۪ي سَاعَةِ الْعُسْرَةِ مِنْ بَعْدِ مَا كَادَ يَز۪يغُ قُلُوبُ فَر۪يقٍ مِنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّهُ بِهِمْ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌۙ - 117
 
 

وَعَلَى الثَّلٰثَةِ الَّذ۪ينَ خُلِّفُواۜ حَتّٰٓى اِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ اَنْفُسُهُمْ وَظَنُّٓوا اَنْ لَا مَلْجَأَ مِنَ اللّٰهِ اِلَّٓا اِلَيْهِۜ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُواۜ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ التَّوَّابُ الرَّح۪يمُ۟ - 118
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ - 119
 
 

مَا كَانَ لِاَهْلِ الْمَد۪ينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُمْ مِنَ الْاَعْرَابِ اَنْ يَتَخَلَّفُوا عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ وَلَا يَرْغَبُوا بِاَنْفُسِهِمْ عَنْ نَفْسِه۪ۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ لَا يُص۪يبُهُمْ ظَمَاٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ وَلَا يَطَؤُ۫نَ مَوْطِئاً يَغ۪يظُ الْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّ نَيْلاً اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ بِه۪ عَمَلٌ صَالِحٌۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَۙ - 120
 
 

وَلَا يُنْفِقُونَ نَفَقَةً صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِياً اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ اللّٰهُ اَحْسَنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 121
 
 

وَمَا كَانَ الْمُؤْمِنُونَ لِيَنْفِرُوا كَٓافَّةًۜ فَلَوْلَا نَفَرَ مِنْ كُلِّ فِرْقَةٍ مِنْهُمْ طَٓائِفَةٌ لِيَتَفَقَّهُوا فِي الدّ۪ينِ وَلِيُنْذِرُوا قَوْمَهُمْ اِذَا رَجَعُٓوا اِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ۟ - 122
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قَاتِلُوا الَّذ۪ينَ يَلُونَكُمْ مِنَ الْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا ف۪يكُمْ غِلْظَةًۜ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُتَّق۪ينَ - 123
 
 

وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ فَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ اَيُّـكُمْ زَادَتْهُ هٰذِه۪ٓ ا۪يمَاناًۚ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَزَادَتْهُمْ ا۪يمَاناً وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ - 124
 
 

وَاَمَّا الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ فَزَادَتْهُمْ رِجْساً اِلٰى رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا وَهُمْ كَافِرُونَ - 125
 
 

اَوَلَا يَرَوْنَ اَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ ف۪ي كُلِّ عَامٍ مَرَّةً اَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ - 126
 
 

وَاِذَا مَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ نَظَرَ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍۜ هَلْ يَرٰيكُمْ مِنْ اَحَدٍ ثُمَّ انْصَرَفُواۜ صَرَفَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَفْقَهُونَ - 127
 
 

لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۘ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ - 128
 
 

فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ - 129
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,