Kitaplardan Alıntılar A+ | Normal | A-

Birlikte Değerlendirelim -4 /Dönen Dünya Mı Yoksa Gök Mü?



Birlikte Değerlendirelim -4 /Dönen Dünya Mı Yoksa Gök Mü?

Hocam merhaba. 

Allah Kuranı kendi açıkladığına göre kendi varlığının delillerini ve Kuranın kendi katından olduğunun deilillerinide yine kendisi açıklamış olmalıdır. İnsanların seviyeleri kültürel ve tarihsel durumunu düşününce, bilimin verilerinin de mutlak olmadığını düşününce vardığım sonuç budur. 

Peki Rabbimizin kendı varlığının ve Kuranın hak olduğunun delilleriyle ilgili Kurandan her dönem ve şartlardaki insanlar için açık olan ayetleriyle ilgili yardımcı olabilir misiniz?
                                                                 <<< Suat TUNÇTEKİN >>>

Selamunaleyküm..
Merhaba Suat kardeşim. Müslümanların gündemine Kur'an-ı Kerim'le ilgili bir soru getirmen güzel. Çünkü ümmet ve insanlar olarak yaşadığımız olaylar her ne kadar siyasi ve ekonomik gözükse de, bütün bunlar asıl itibariyle bir din meselesi olup, yaşadığımız çağda bu meselenin çözümü için en fazla muhtaç olduğumuz kaynak Kur'an-ı Kerim'dir. Yarınlara umudla bakabilmemiz ümmetin ve insanların aydınlanmasına bağlıysa, bu aydınlanmanın yegane kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'i gündemden düşürmemeli ve herbiri ayrı bir aydınlık saçan ayet-i kerimelere gereken önemi vermeliyiz.

Defalarca söylediğimiz gibi günümüz dünyasında Kur'an-ı Kerim hiç kimsenin hakkıyle ihata edemeyeceği, hakkıyle kuşatıp-anlayamayacağı yüce bir Kitab'dır. Herkes kendi anlayış kapasitesi çerçevesinde Kur'an'ı anlamakta, kendi ufku kadar meselelere vakıf olmaktadır. Dolayısıyle Kur'an-ı Kerim, insanlar ve insanlık hangi çağda hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın, bu seviyenin çok çok üstünde kalmaya devam edecektir. İçinde yaşadığımız kainatla ilgili yüzlerce ayet-i kerime yeterince incelendiği zaman bu sözlerimiz daha iyi anlaşılacak, Kur'an-ı Kerim'in günümüz bilimselliğinden binlerce fersah ötede olduğu çok rahat görülecektir.

Her şeyin Yaratıcısı olan Allah'ı dikkate almayan ve "Görmediğime inanmam" diyerek kendisini isbat ve tasdik mercii zanneden günümüz bilimselliği, bu kör ve kötürüm yaklaşımıyla elbetteki bizlerin bu sözlerini anlayamayacaktır. Müslüman olmalarına rağmen bir tasdik Kitab'ı olan Kur'an-ı Kerim'i böyle bir bilimselliğin tastiğine sunan kimseler de benzer bir anlayışsızlık içinde olacaklardır. Bütün bunları dikkate alarak Kur'an araştırması yaparken sakın ola ki günümüzdeki birçok bilimsel veriyi doğru kabul ederek, bu doğrunun(!) Kur'an-ı Kerim'deki delillerini aramaya kalkışmayın. Yapacağınız iş o konudaki gerçeği Kur'an-ı Kerim'de aramak ve hiç kimseden çekinmeden ortaya koymak olmalıdır.

Mesela günümüz bilimselliğinin hep bir ağızdan söylediği "Dünya dönüyor" sözüne dahi tedbirli yaklaşmamız gerekir. Yaklaşık dörtyüz yıldır söylenen bu sözlerin, onlara göre elbetteki görsel verileri var. Çünkü gökyüzüne ve yıldızlara bakıldığında, 24 saatte gerçekleşen tam bir dönmenin olduğunu bütün insanlar gibi bizler de müşahade ediyoruz. Nitekim İtalyan astronom Galileo dörtyüz yıl önce bu gözlemden hareketle "Dünya dönüyor" olasılığını ortaya atmıştır. Bu görüşe 'olasılık' dememize birçok çevre itiraz edecek ve "Bu ispatlandığı için olasılık değil gerçektir" diyeceklerdir.

İşte bu noktada durmak lazım. Neden derseniz bizlerin de müşahade ettiği bu 24 saatlik dönmenin gerçekleşmesi, sadece ve sadece "Dünya dönüyor" olasılığı ile ifade edilecek bir olay değildir. Çünkü içinde bulunduğumuz kainatta gözlemlediğimiz bu dönme olayının gerçekleşmesi için bir değil iki olasılık söz konusudur. Ya gök ve içindeki yıldızlar durağan bir karar yeri olduğu için dünya dönüyordur, ya da dünya sabit ve durağan bir karar yeri olduğu için birinci kat gök (içindeki yıldızlarla beraber) dönüyordur.

Meselenin kolayını düşünen insan aklına göre kainatta gözlemlediğimiz bu olayın gerçekleşmesi için muhteşem büyüklükteki bir göğün değil, bu göğde zerre misalı olan dünyanın dönüyor olması elbetteki çok daha makul, çok daha kolay bir iştir. İyi ama Zatı için kolay ve zor arasında bir fark görmeyen yüce Rabbimiz, bu iki olasılıktan hangisini tercih etmiştir. Açıkça gözlemlediğimiz bu olayın gerçekleşmesi için dünyayı mı döndürüyordur yoksa göğü mü? Bize her gerekli şeyi gerektiği kadar açıklayan, güneşin, ayın ve bazı gezegenlerin hareketini bildiren Kur'an-ı Kerim, dünyanın içinde yaşayan bizler için çok daha önemli olan "Dünya mı dönüyor yoksa gök mü?" sorusunu acaba cevapsız mı bırakmıştır?

Ciddi Kur'an araştırması yapan ve birlikte değerlendirmeye neden ara verdik diyen kardeşlerime bu soruyu soruyor ve onları yine seviyeli bir birlikte değerlendirmeye davet ediyorum.

Kur'an-ı Kerim'e göre dönen dünya mı yoksa gök mü?
                                                                <<< Mehmed ALAGAŞ >>>




Yorum yap yorum

Yorumlar [115]

« 2 
İnşirah Melal
15.01.2017 23:14
vealeykumselam Zeyd kardeş
Neml-88'in delil olmayacağı konusunda hemfikiriz. Bunun dışında dünyanın döndüğünü söylemek şöyle dursun, döndüğüne işaret eden bir tek delil ben de bulabilmiş değilim. Zaten bu yüzden artık "DÜNYA DÖNÜYOR" demem-diyemem.

Dünyanın insanlar için karar yeri olduğu da kesindir..Fakat "KARAREN" sabit durmak mı demektir? Alagaş hocamın bu kelimeyi anlamam için örnek olarak verdiği ayette aşağıda da belirttiğim gibi SABİT kelimesinin zıttı olarak "sabit olmayan" yerine "KARARI OLMAYAN" ifadesinin kullanılmış olması "kararen" kelimesini durağan ve hareketsiz olarak kabul etmek için yeterli midir?

Zira "kararen" kelimesinin Kur'anda farklı şekillerde kullanıldığı yerler var ki; İkamet yeri, kararlaştırılmış zaman gibi anlamları da içeriyor (77/21, 23/50, 6/67, 40/39, 25/66 ve 76 gibi ayetler)

Fakat yorumunuzda "insanlar ve uzay mekan için bir karar yeri" demişsiniz. Bu ifade dikkatimi çekti. Alagaş hocamın yoklukta açılan mekanı anlattığı bölümler aklıma geldi. Açıkçası tefekkür ederken MEKAN gerçeğini pek aklıma getirmemiştim.. Sadece "kararen" kelimesiyle ilgili ayetleri değil ZAMAN ve MEKAN ile ilgili ve de bu meseleyle ilintili ayetlerin tümüyle birlikte biraz daha düşünmeliyim..

Ki aslında ALAGAŞ hocam aşağıdaki yorumların muhtelif yerlerinde buna işaret etmişti. Fatma abla da benzer bir işarette bulunmuştu.

Şimdilik bana müsade..
Zeyd Der Ki
15.01.2017 22:36
Selam
İnşirah kardeş, Kur’an-ı Kerim’de dünyanın döndüğüne dair bir ayet, bir delil varsa elbetteki hem dünya, hem de gök döndüğü için verdiğim rakamlar değişebilir. Ben bu konuyu Kur’an’da araştırdığım zaman dünyanın insanlar ve uzay mekan için bir karar yeri olmasının dışında farklı olarak dönmesine delil olabileceğini zannettiğim;

“(O gün) dağları görürsün de, onları (hareketsiz) yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler. (Bu) herşeyi sapasağlam yapan Allah'ın sanatıdır (yaptığıdır). Hiç şüphesiz ki O, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır." (27-Neml 88)

ayetiyle karşılaştım. Ancak ayetin siyakına yani Neml 87’ye baktığımda bunun Sur’a üflendikten sonra gözlemlenecek bir olay olduğunu farkettim. Bunun dışında bir delil göremediğim için dünyanın değil göğün döndüğünü bildiren Kur’an’ın beyanına sadık kalarak yaptığım açıklamanın ve yaklaşık olarak verdiğim rakamların şimdilik arkasındayım.
İnşirah Melal
15.01.2017 22:02
Ve aleykümselam Zeyd kardeşimiz..
Yorumunuz ve verdiğiniz rakamlar "dehşet" verici.. Küçük aklımla çok muazzam bir meseleyi idrak etmek için anlayarak ilerlemeye çalışıyorum. Anladığım kadarıyla gök bilimi hakkında da bilgi sahibisiniz.. Göğün dönüşlü olması ile ilgili ayet zaten yeterince açık ve göğün döndürülmesi hakkında bir şüphem de kalmadı. Lakin şu sorunun cevabını arıyordum; Gece ve gündüzün oluşması için illaki ya gök ya da dünya mı dönmeli? Hem gök dönüyor hem de dünya kendi ekseni etrafında KARAR KILINMIŞ noktada dönüyor olamaz mı?

Bu sorunun cevabı sizin söylediğiniz muazzam hakikati elbette değiştirmeyecek. Kaldı ki şimdiye kadar üzerinde hiç durmadığım fakat ALAGAŞ hocamın son kitaplarıyla başlayıp bu site aracılığıyla heyecan ve merakla takip ettiğim meselelerden bir çoğunu birbirine bağlayabilecek olan bu konuda dikkat kesilmem gereken yerin GÖĞÜN DÖNÜŞLÜ oluşudur, bunun da farkındayım.

Lakin eğer mümkün ise geride soru işareti bırakmadan ilerlemek istiyorum. GÖK DÖNÜYOR dediğim kadar emin bir şekilde "DÜNYA DÖNMÜYOR" diyemiyorum. Artık "DÖNÜYOR" da diyemediğim gibi...! Gerçi Kur'an'daki "Karar" kelimesi hakkındaki araştırmalarım henüz bitmiş değil ama sizin vesilenizle yeri gelmişken sormak istedim.

Ayrıca bu sorunun cevabı verdiğiniz rakamları da değiştirebilir.. şayet söylediğim şey mümkün ise...
Zeyd Der Ki
15.01.2017 17:36
Selamunaleyküm
İnşirah kardeşim Mehmed abinin sorusuna cevap bulabilmek için meseleyi iki yönlü olarak düşünüyorum.

Gece ve gündüz iddia edildiği gibi birinci kat göğde zerre misali olan dünyanın dönmesinden kaynaklanıyorsa, bu durumda bende anlamlı bir cevap olmuyor. Fakat gece ve gündüz birinci kat göğün dönmesinden kaynaklanıyorsa, ufkumu zorlayan muhteşem bir işle karşılaşıyorum.

Çünkü yıldızların uzaklığına dair verilerden hareketle birinci kat göğün en az beş milyar ışık yılı yarıçapına sahip olduğunu düşünürsek, göğün 24 saatte bir dönüş yapabilmesi için bu göğün sınır noktasında saniyede yaklaşık 360.000 ışık yılı hızına erişmesi lazım.

Muhteşem bir hız ve muhteşem bir olay değil mi? Hangi yaratılmış bu hızda dönen bir göğe girebilir veya çıkabilir ki?

Mesela meleklerin geneliyle ilgili olarak bildirilen “Melekler ve ruh (bu yollar ile kendi hızlarına göre) süresi ellibin yıl olan bir günde O'na yükselip-çıkar. (70-Mearic 4)” ayet-i kerimesi dikkate alınırsa, bu meleklerin yaşam ve hareket hızı saniyede 360.000 ışık yılının çok altında kaldığını anlayabiliriz.

Çünkü saniyede 360.000 ışık hızına sahip olsalar birinci kat göğden yaklaşık dörtbuçuk saatte çıkmış olurlar ve bu yol kendileri için ellibin yıllık bir mesafe olmazdı.

Dolayısıyle meleklerin yaşam ve hareket hızlarının saniyede 360.000 ışık yılının çok altında kaldığını anlayabiliyor ve bu anlayışla neden bu muhteşem işe genel olarak dahil olamayacaklarını ve yine Mehmed abinin söylediği gibi göğün yolları olmasa bu hızla dönen göğden dışarı çıkamayacaklarını farketmeye başlıyoruz.

İnşaallah doğru bir istikamette düşünmeye devam ediyoruzdur.
İnşirah Melal
15.01.2017 16:26
Ve aleykümselam
Örnek olarak verdiğiniz "sekiz melek" meselesiyle zihnimde daha iyi oturduğunu söyleyebilirim hocam. Yoksa açıklamayı ilk paragraf ile sınırlı tutsaydınız anlamam için yeterli olmayabilirdi. Ve tabi bu sorular ve araştırmalarla Fatma ablaya verdiğiniz örneğin ne kadar güzel ve yerinde olduğunu bir kez daha farketmiş oldum;

"Kur’an-ı Kerim’de bazı meselelerin gövdesi somut olarak verilmekte ve bizlerden somut gövdeden ve onun aydınlık istikametinden hareketle soyut dallara ulaşmamız istenmektedir. Bu bizler için anlaması ve anlatması fazla zor olmayan bir çalışmadır. Kur’an-ı Kerim’de bazı meselelerin ise muhtelif ayetlerde dalları somut olarak verilmekte ve bizlerden somut dalların ortak kaynağını araştırarak soyut gövdeye ulaşmamız istenmektedir. İşte bu ikinci çalışma müthiş bir dikkat ve meseleye hakimiyeti gerekli gören bir çalışmadır."

Bu açıklamalar ışığında gece ve gündüzün oluşumunu muazzam kılan sebebi ve bu muazzam olaydaki ayetleri tefekküre biraz daha devam edeceğim inşaallah..

Dua ile..
Mehmed Alagaş
15.01.2017 15:29
Selamunaleyküm
Benden de Eyvallah İnşirah kardeşim. Dikkat edersen geceden gündüzü, gündüzden geceyi çıkarma eylemini bütün ayetlerde değil birçok ayette “Biz” ifadesiyle verip meleklerin geneline değil, “Ben” ifadesiyle Kendisine nisbet ettiğini belirttim. Dolayısıyle Yasin suresinde “Biz” ifadesine dahil olan meleklerden, meleklerin genelini değil bazı özel yaratılıştaki meleklerin olduğunu anlayabiliriz.

Mesela şanı yüce Rabbimiz “Allah gökleri ve yeri (yokluğa kapanıp) zeval bulmasınlar diye (mekandan münezzeh kudretiyle) tutmaktadır. Andolsun ki eğer (tutmayı bırakıp) onlar zeval bulacak olurlarsa, Kendisinden sonra onları kimse tutamaz. O Halim'dir (rahmetiyle yumuşak davranandır), Gafur'dur (çok bağışlayandır). (35-Fatır 41)” ayet-i kerimesiyle bu tutma işini sadece ve sadece Kendisine nisbet etmesine ve mekandan münezzeh kudretiyle Arşı kuşattığını bildirmesine rağmen “O melek, onun (göğün) çevresi üzerindedir. O gün Rabbinin arşını, onların üstünde sekiz (melek) taşır. (69-Hakka 17)” buyruğu ile de bizlere bu muazzam işi yapabilecek ve meleklerin genelinden farklı özelliklere, farklı güçlere sahip özel meleklerin olduğunu da beyan etmektedir.

Burada üzerinde durmamız gereken husus, şanı yüce Rabbimizin birçok ayette bu işi, bu eylemi genellikle neden Kendisine, Kendi Zatına nisbet ettiğinden hareketle bu eylemin mahiyetini anlamaya çalışmaktır.
İnşirah Melal
15.01.2017 14:33
Eyvallah..
Hocam paylaştığınız ayetteki misal üzerinde dün biraz durmuş ve Rabbimizin güzel sözü benzettiği ağaç için "SABİT" kelimesini kullanırken, kötü sözü benzettiği ağaçtan bahsederken sabitin zıttı için yerden ayrılmış "KARARI OLMAYAN" gibi bir ifade kullandığını görmüştüm..

Rabbimizin bir misal getirirken bile kullandığı ifadelerin bir hikmeti olduğundan hareketle tefekküre devam ediyor, ve acele etmeden adım adım gitmek adına sizin sorduğunuz soru üzerinde durmak istiyorum..

Demişsiniz ki;
"Allah (c.c.) onlarca ayet-i kerimede geceden gündüzü, gündüzden geceyi ‘Ben’ diyerek bizzat Kendisinin çıkardığını beyan etmekte ve bu olayda bizler için açık ayetler olduğunu bildirmektedir."

Evet bir çok ayette "O" diye Allah'ın kendisine nisbet ettiği bu eylem, görebildiğim kadarıyla şu iki ayette farklılık gösteriyor bunu nasıl değerlendirmeliyiz? Zira sanırım altını çizdiğiniz bu hususu düşünürken bu farklılığı da bilmemiz gerekiyor;

"İçinde dinlenmeleri için (karanlık) geceyi, aydınlık olarak da gündüzü yarattığımızı görmediler mi? İman eden bir kavim için bunda elbette ayetler vardır." (27-Neml 86)

"Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp-çekeriz de onlar hemen karanlıkta kalıverirler." (36-Yâsin 37)
Mehmed Alagaş
15.01.2017 13:39
Ve aleykümselam İnşirah kardeşim
Sınıfta olmana sevindim. Acele etmeden araştırmaya devam etmeni isterim. Bu araştırmada doğru cevaplara doğru sorularla erişebileceğini de dikkate almalısın.

Mesela gece ve gündüzle ilgili olarak Allah (c.c.) onlarca ayet-i kerimede geceden gündüzü, gündüzden geceyi ‘Ben’ diyerek bizzat Kendisinin çıkardığını beyan etmekte ve bu olayda bizler için açık ayetler olduğunu bildirmektedir.

İyi ama yedi kat göğü yaratan, arşı istiva eden şanı yüce Rabbimiz bu olayı neden bu kadar önemsiyor. Gece ve gündüzün meydana gelmesi iddia edildiği gibi muhteşem büyüklükteki bir göğde zerre misali olan bir dünyanın dönmesiyle meydana geliyorsa, Rabbimiz bu eylemi, bu işi neden büyük bir önemle Kendi Zatına nisbet ederek ve defalarca tekrarlayarak zikrediyor?

Yorumunda bir tanesini gündeme getirdiğin “Ya da arzı-dünyayı bir karar yeri (merkezi karargah) kılan, aralarında ırmaklar var eden (akıtan), arza (sarsılmaması için köklü) sabit dağlar diken-yükselten ve iki deniz arasına engel koyan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar. (27-Neml 61)” ayet-i kerimesindeki “Kararen-karar yeri” ifadesinin ne anlama geldiğini anlamak için aşağıdaki Kurani örnekten de faydalanabilirsin.,

”Görmedin mi, Allah nasıl bir misal verdi? Güzel bir sözü kökü (yerde) sabit, dalları ise gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (24) Rabbinin izniyle her zaman yemişini (meyvesini-güzel sonucunu) verir. Öğüt alıp-düşünsünler diye Allah insanlara (böyle) misaller verir. (25) Kötü (murdar) bir söz ise kötü bir ağaç gibidir ki onun kökü yerden koparılmış, kararı (yerinde durma imkanı) kalmamıştır. (14-İbrahim 24..26)”

Bunları tefekkür ederek değerlendirmeye devam edebiliriz..
İnşirah Melal
14.01.2017 03:25
Selamaleykum
Sınıfta olduğumu bildirmek için ses vermek istedim hocam..
Zira dün konuyu gördüğümden beri ayetleri taramak, aramak ve anlamaya çalışmakla meşgulüm..

Bilimsel verilere dayanarak olmasa da konuyu ilk okuduğumda Bekir abinin yorumuna benzer bir şekilde düşünerek, "Neden hem dünya hem de gök dönüyor olmasın" diye sordum kendime ve araştırmaya koyuldum.

Sonra Fatma ablanın paylaştığı ayette (86/11) geçen (الرَّجْعِۙ) kelimenin Kur'an'da; başladığı yere dönmek, geri dönmek, aslına dönmek, birbirlerine dönmek, soru ya da söze cevap olarak dönmek gibi anlamlarda kullanıldığını gördüm.(12/63, 96/8, 20/40, 27/28, 20/89, 2/230 bunlardan sadece bazıları) Bu yüzden bazı meallerdeki, "su-buhar-bulut-yağmur" döngüsünden olsa gerek "Yağmurlu göğe andolsun" çevirisi bana hiç makul gelmedi. Kaldı ki; Kur'anda açıkça yağmur anlamında kullanılan kelimeler var.

Daha sonra bu dünüşün geceden gündüze-gündüzden geceye bir dönüş olduğunu yani dünyanın döndüğünü lakin ayette kastedilenin yerdeki insanın gökte gördüğü bir DÖNÜŞÜM olduğu yorumuna ulaştım. Kısmen makul gibi gözükse de Tarık suresinin bütünlüğünü ve de "GÖRMÜYOR MUSUN?" diye başlayıp gece ile gündüzün dönüşümünün açıkça zikredildiği Lokman-29 vb. ayetlerinin güneş ve ayın hareketinden bahsetmesine rağmen DÜNYA'dan bahsetmemesini dikkate aldığımda bu yaklaşımın da kesinlik arzetmediği kanaatine vardım. Ama sonrasında bu gibi ayetlerdeki "VE" bağlacı ile arapçada ikiden fazla çoğulu ifade eden "HEPSİ" anlamındaki kelimenin kullanılmasından hareketle, "ay ve güneş dışında akıp giden bir şey daha olması lazım ki "HEPSİ" denebilsin, bu da DÜNYA'dır. Gece ve gündüz dünyayı temsil eder, dünya yerine bu şekilde ifade edilip diğerlerinden ayrılması ise diğerlerinden farklı olarak kendi ekseni etrafında dönmesidir." gibi açıklamaları okuyunca tatmin oldum.. Fakat dünyanın döndüğüne değil, bilimin dönüştürdüğüne!!! Zira gece, gündüz, güneş ve ay zaten ikiden fazla ediyor ve ben gece ile gündüzün değil DÜNYA'nın dönüp dönmediğini araştırıyorum. Yani gece ile gündüzü oluşturan hareketi..!

Göğün dönüşlü olduğunu açıkça ifade eden ayet olmasına rağmen dünyanın döndüğünü açıkça ifade eden bir ayet bulamadığım gibi hareketsiz durduğu şeklinde anlayabileceğim bir çok ayet ile karşılaştım. Şimdilik birini paylaşıp araştırmaya ve takip etmeye devam ettiğimi bilmenizi isterim;

"Ya da arzı-dünyayı bir karar yeri (merkezi karargah) kılan, aralarında ırmaklar var eden (akıtan), arza (sarsılmaması için köklü) sabit dağlar diken-yükselten ve iki deniz arasına engel koyan mı? Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar."
(27-Neml 61)

Not: Tevhid ile ilgili yaptığınız açıklamadan dolayı ayrıca dua ediyorum hocam. Kur'an hakikatlerinin hangisi diğerinden daha önemli ve öncelikli sorusunun kendisi tevhidi sarsar gibime geliyor bazen.. Birlemek gerek.. Birlemek bu olsa gerek..!

Selam ve dua ile..
Mehmed Alagaş
13.01.2017 22:24
Ve aleykümselam
Tevhid elbetteki en önemli gerçeğimizdir Abdullah kardeşim.Nitekim iman ve amel kitabımız olan Kur’an-ı Kerim, “La ilahe İllallah” öncelemesiyle tam bir tevhid Kitabıdır.

Ölümü ve yaşamı Allah için olan müslümanların yüzlerini Allah’a dönmeleri, Rabbimizi tenzih ve takdis etmeleri “İllallah yani ancak Allah vardır” gerçeğinden kaynaklandığı gibi sahte ilahlara ve zalimlere karşı red ve direnişleri de “La ilahe yani Allah’tan başka İlah yoktur” gerçeğinden kaynaklanır.

Bir müslümanda “La ilahe” gerçeğinden kaynaklanan red ne kadar kuvvetliyse, bu müslümanın zalim ve müstekbirlere karşı direnişi de o kadar kuvvetli olur.

İşte bu önemli noktada bilmemiz gereken gerçek bizler “La ilahe İllallah” derken bizlerdeki “İllallah” gerçeği ne kadar anlamlı ve güçlü ise “La ilahe” ifademiz de ancak o kadar anlamlı ve güçlü olacaktır.

Çünkü bizler bir olan Allah’a imanımızdan dolayı ve bu imanımız kadar sahte ilahları reddediyoruz.

Dolayısıyle bizlerdeki “İllallah” gerçeğini kuvvetlendirecek olan her ayet, her İlahi hakikat, bizlerdeki hakka imanla birlikte batıla yönelik direncimizi ve reddimizi de arttıracaktır. Bu nedenle gündeme getirdiğimiz ayetler ile tevhid arasında herhangi bir fark veya aykırılık görme güzel kardeşim. Zaten bizlerin de ilk ve son sözümüz tevhiddir.
Abdullah
13.01.2017 21:47
S.A.
Mehmet hocam bu konuları bende önemli görüyorum. Ama tevhid daha önemli değilmi.
Mehmed Alagaş
13.01.2017 13:53
Ve aleykümselam
Konuya Kur’an-ı Kerim çerçevesinde yaklaşman güzel Fatma kardeşim. Umarım meseleye farklı yaklaşan kardeşlerimiz de göğün dönüşünde olduğu gibi dünyanın da döndüğüne ve güneş ve ay gibi belli bir yörüngede hareket ettiğine dair Kurani deliller getirirler. Fatma kardeşim Kur’an-ı Kerim’de bazı meselelerin gövdesi somut olarak verilmekte ve bizlerden somut gövdeden ve onun aydınlık istikametinden hareketle soyut dallara ulaşmamız istenmektedir. Bu bizler için anlaması ve anlatması fazla zor olmayan bir çalışmadır. Kur’an-ı Kerim’de bazı meselelerin ise muhtelif ayetlerde dalları somut olarak verilmekte ve bizlerden somut dalların ortak kaynağını araştırarak soyut gövdeye ulaşmamız istenmektedir. İşte bu ikinci çalışma müthiş bir dikkat ve meseleye hakimiyeti gerekli gören bir çalışmadır. Zaten iki deniz arası ve Zülkarneyn meselelerini anlatmakta karşılaştığım zorluk da bu meselelerin somut gövdeden soyut dallara değil, somut dallardan soyut gövdeye uzanan meseleler olduğu içindir. Çünkü yüzlerce daldan tek bir gövdeye ulaştığınızda, bu gövdeyi anlatabilmeniz yüzlerce dala tek tek açıklık getirmenizle mümkündür.

Dolayısıyle her bilimsel veriyi doğru kabul ederek Allah’ın ayetlerini bu verilere göre açıklamaya ve tevil etmeye çalışanlar, bir çok Kurani gerçek ile aralarına perde koyan kimselerdir. Kur’an-ı Kerim’e bilimsel yaklaştıklarını söylemelerine rağmen iki doğu ve iki batı konusunda Kur’an’daki açık gerçekliği farkedemeden saçma sapan yorum yapanlar, gündeme getirdiğimiz bu meselenin çok uzağındadırlar. İki doğu ve iki batı hakkında yazdıklarımızı hatırlayan kardeşlerimiz, o meselenin anlaşılabilmesinin ancak ve ancak gündeme getirdiğimiz bu meseleyle mümkün olabileceğini de farkeden kardeşlerimizdir.

Dua ile..
Fatma Ceren
13.01.2017 00:47
Selamun Aleyküm
Önce konuya şaşırdığımı ifade etmeliyim. Birilerinin ayetler ışığında bu konuyu ele alacağı ihtimali, benim için dünyanın dönme ihtimalinden de küçüktü...Bir çok müslümanın, "Ha dünya dönüyor ha gök! Bunun bizim müslümanlığımıza ne katkısı var?" dediğini ise duyabiliyorum. Onlar tevhid diyedursun, muhteşem tevhidin muhteşem ayetlerinden göğün ve yerin konumlandırılması, gece ve gündüzün oluşumları üzerinde tefekkür etmeye çabalıyorum.

Bismillahirrahmanirrahim
Dönen-dönüşlü olan göğe andolsun (86-Târık 11)

Ayetten anladığım kadarıyla gök dönüyor.


Ashabı Kehf'in, döndürülmesi ve dolayısıyla güneşin sabit bulundukları yeri teğet geçmesi(gece ve gündüzün akışının değişmesi); onların zamanda yolculuklarını gerçekleştirmiştir.

Zülkarneyn(a.s.)'ın seyahatlerinin de değişmez benzer yöntemle gerçekleştiğini düşünüyorum.

Konuyu Einstein ..vs.. fizik formülleri ya da bilimsel verilerle açıklama niyetinde olamam ancak ışık hızına ulaşan fotonların benzer bir dönüşle görünmez kılınma çalışlmalarıyla ilgili deneyleri yakından takip ediyorum. Onların görünmez dedikler şeyin ise zaman ötesi bir aşım olduğunu yine Kur'an ayetleriyle düşünebilirim.

Şimdilik bunlar.
Selamlar
Mehmed Alagaş
12.01.2017 14:05
Ve aleykümselam
Soruyu okumamış ya da anlamamış gibi bir cevap yazmışsın Bekir. Biz bu meseleyi sözünü ettiğin bilim adamlarının ne söylediğine göre değil Kur’an’a göre değerlendirmek istediğimizi belirttik. Kaldı ki o bilim adamları bing bang dedikleri şuursuz patlamanın da Kur’an’a uygun olduğunu söylüyorlar. Bu bakımdan “Onlar şöyle diyola, bunlar böyle diyola” laflarını bir kenara bırakarak bu meselede Kur’an’ın ne dediğini biliyorsan bizlere ayetlerle onu anlat.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki bu meseleyi gündeme getirmemiz, yeni bir bakış açısıyla gereksiz bir tartışma oluşturmak için değildir. Çünkü bu mesele gece ve gündüzle ilgili ayetlerdeki muhteşemliği anlamamız, göğün yollarının melekler için dahi çok önemli ve gerekli olduğunu bilmemiz, zamanda ve mekanda değil sadece zamanda seyahatin mümkün olduğunu görmemiz ve bu konularla ilgili birçok ayet-i kerimeye daha çok vakıf olabilmemiz için değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

Tabi ki muhatabı varsa..
Bekir Ziya
11.01.2017 21:23
Selamun aleykum
Hareketsiz durdugunu dusundugumuz taslarin bile atomdan meydana gelmesi ve atomlarin da devamli hareket halinde olmasi bize kainatta hicbir seyin hareketsiz olmadigini gosterir. Bilim adamlari hem kainatin ve hem de dunyanin dondugunu soyluyorlar ki, bu Kur'an'a uygun bir tespittir. Statikte tesaduf dusunulebilir ama hareket tesaduf olamaz.
« 2 
Yorum yap yorum