Kitaplardan Alıntılar A+ | Normal | A-

Birlikte Değerlendirelim-9 /Dünya Düz Mü?



Birlikte Değerlendirelim-9 /Dünya Düz Mü?

Euzübillahimineşşeytaniracim

Bismillahirrahmanirrahim

Bu konuyu gündeme getireceğimiz hiç aklımıza gelmezdi. 16 yaşındayken evimizde televizyon olmadığı için İzmir fuarında bulunan Amerikan pavyonundaki televizyondan aya inişi canlı olarak seyretmiş ve dünyanın küre şeklindeki fotoğraflarını açıkça görmüştüm. Ay ve güneş de küre olduğuna göre bu durum beni hiç şaşırtmamıştı. Rabbimin hidayetiyle İslam'a yöneldiğim yirmili yaşlarda ise Resulullah (s.a.v.)'e nisbet edilen ve şu anlamı içeren bir rivayetle karşılaşmıştım.,

"Bir sahabe dünyanın yuvarlak olduğunu öğrendiği zaman "Vay başıma gelenler, ben de sağlam bir zeminde yürüdüğümü sanıyordum" demiş."

Tabi ki gülmüştüm bu sahabenin sözlerine ve rivayeti doğru sandığım için Resulullah (s.a.v.)'in daha o dönemlerde dünyanın yuvarlak olduğunu söylediğine inanmıştım!. Dini ve bilimsel veriler aynı olduğu için dünya düz mü yoksa yuvarlak mı sorusu bu yaşıma kadar hiç gündemime girmedi. Kur'an araştırmalarına başladıktan sonra da Rabbimizin yeryüzünü yaymasıyla ilgili ayetlerini hiç yadırgamadan genel değil yerel ve coğrafi yaymalar olarak kabul ettim.

Kur'an araştırmalarımı sürdürdüğüm sonraki yıllar ise dünya bilimselliğinin küfrünü ve saçmalığını ayet ayet anladığım ve böyle bir bilimselliğe şiddetle karşı çıktığım yıllar oldu. Mesela onlarca yıl önce 1654 yılında Otto von Guericke tarafından Almanya'nın Magdeburg kentinde gerçekleştirilen ve Magdeburg küreleri denilen deneyden çıkarılan ve 350 yıldır fizik derslerinde bir kanıt olarak öğretilen safsataya karşı çıkmış ve havası boşaltılan kürelerin birbirinden ayrılmama nedeninin atmosfer basıncından kaynaklanmadığını, bu olayın kürenin içindeki boş mekanın büyütülmesi yani yeni bir mekan açılması anlamına geldiği için kürelerin kolaylıkla açılmadığını anlatmış ve yoklukta kudretle açılan gök gibi boş bir mekanın asıl itibariyle genişlemeye değil kapanmaya ve bitişmeye meyyal olduğu için kendiliğinden genişlemeyeceğini ancak büyük bir kudret tarafından genişletilebileceğini açıklamıştım. Kur'an-ı Kerim'i esas alarak yaptığım bu açıklamalar bilimsel çevrelerce suskunlukla karşılandığı gibi Kur'an adına da olsa bilimselliğe karşı çıktığım için dindar aydınlarca da hoş karşılanmadı. Dolayısıyle bu yıllarda bilimsellikten ayrıldığım gibi bilimselliği esas alarak ayetleri tevil eden hoca, düşünür ve böylesi aydınlardan da ayrıldım.

Kur'an araştırmalarımız ilerledikçe Nuh (a.s.)'ın gemisiyle dünya insanlarına bırakılan ayetin ne olduğunu, henüz ciddiye alınıp-ortaya çıkarılmayan iki deniz arasının ve firavunun korunmuş cesedinin nerede olduğunu anladığımız gibi lakabı Zülkarneyn olan Süleyman (a.s.)'ın Maya'ların yaşadığı Amerika da dahil olmak üzere dünyanın birçok tarafına gitmesinin yanısıra zamanda da seyahat ettiği gerçeğiyle karşılaştık. Nitekim yaşadığımız mutlak zamanda henüz yapılmamış olan yecuc ve mecuc seddini, zamanda seyahatle kıyamet öncesi döneme gelerek gerçekleştirdiğini anladık. İşte araştırmalarımızın bu noktasında Kur'an'da beyan edilen yöntemle zamanda seyahati ilmen anlayabilsek de zamanla birlikte aynı sistemle uzay mekanda da seyahatin mümkün olamayacağını gördük. Halbuki dünya dönmese, geçmişi ve geleceği aynı mekanda yaşasak, bütün taşlar yerli yerine oturacaktı.

Dünya dönmese!.
İyi ama dünya dönüyordu ki? Çocukluğumuzdan beri bildiğimiz bu açık gerçeğe rağmen onlarca yıl önce Rabbimizin lutfuyla yine Kur'an'a yönelip, bazılarına göre gereksiz olan bu soruyu Kur'an'a sorduk. Tabi ki dünyanın bilimsel olarak ittifak ettiği bu konuda farklı bir sonuçla karşılaşacağımızı biz de düşünmüyorduk. Ancak araştırmalarımızı defalarca tekrar etsek de gördük ki Kur'an'a göre dünya değil yıldızlarla birlikte gök dönüyordu. O yıllarda acaba "Dünya dönmüyor" diyen başka birileri var mı diye internetten araştırdığımızda ise birkaç kişisel haber vardı ama "Dünya dönmüyor" diyen bu kimseler de iddialarını "Şayet dönüyor olsa olduğum yerde zıpladığımda ileri düşmem gerekirdi!." diyerek iddialarını savunan kimselerdi. Dolayısıyle bu saf ve samimi insanlar atmosferin dünyaya bağlı ve bağımlı olduğunu dikkate almadıkları için ilmi bir cevaba gerek duymayan karşı tarafın "Doğru söylüyorsun kardeşim, dünya dönmüyor yağlamak lazım" gibi alaycı cevaplarıyla karşılaşıyorlardı.

Herneyse,...
Bu açık gerçekle karşılaştığımız zaman Kur'an'da beyan edilen zamanda seyahat sisteminde her taş yerli yerine oturmuştu ama dünyanın dönmediğini insanlara nasıl anlatacaktık. Bunu anlattığımızda bizlere deli denilip-denilmemesi hiç umurumuzda değildi fakat o zamana kadar gündeme getirdiğimiz Kurani ve tevhidi gerçeklerden faydalanan ve faydalanmaya devam eden kesimleri önceki yazdıklarımız konusunda şüpheye düşürmüş olmaz mıydık?

Böylesi endişelerle karşılaştığımız bir çok gerçeği kaleme almayı ertelesek de, bir vasiyet olarak çevremizdeki kardeşlerimizle paylaştık. Yaş ilerleyip Rabbe dönüş vaktinin iyice yaklaştığını hissedince ve müslümanlar genel olarak okumayı bırakıp dini gerçekleri değil politik gelişmeleri konuşmaya başlayınca, bu hususları da dikkate almadan "Dönen dünya mı yoksa gök mü" meselesini gündeme getirdik. Küresel dünyacıların işimizi yokuşa süren yıldızların uzaklığı ve büyüklüğü gibi verilerini de (!) dikkate alarak dünyanın değil göğün döndüğüne açıklık getirdik. İşte bu değerlendirmeyi yaparken Salih Akın isimli bir kardeşimizden şu yorum geldi.,

"Mehmet hocam Amerika'da ve dünyanın birçok yerinde benzer akımlar var ki bu akımlar dünyanın dönmediğini söylüyorlar. Ama hepsinin ortak noktası dünyanın dönmediğiyle birlikte düz olduğunu atmosferin olmadığını uzaya falan çıkılmadığını vb.. bir çok şeyleri bununla birlikte vermeleri.. Ve bunlar genelde "DÜNYA DÜZ" diyenler olarak anılıyor. Bunları tanıyor musunuz veya bunlardan haberiniz var mıydı?"

Kendi kendime "Haydaa, bu da nereden çıktı?" desem de yaşadığım tecrübelerden dolayı hiç şaşırmadım. Çünkü o yaşıma kadar batı kaynaklı birçok haberle hakkın batılla örtülmeye ve karıştırılmaya çalışıldığına şahit olmuştum. Mesela Kur'an-ı Kerim tüm insanlığa açık bir ayet olarak bırakılan ve bilimsel olarak hiçbir izahı olmayan iki deniz arasındaki mucizeye ve bu iki denizin Musa (a.s.)'ın asasıyla yardığı Kızıldeniz'de olduğunu ve Firavun'un cesedinin de bu iki deniz arasında ortaya çıkacağını beyan ederken, batı merkezli haberlerle -ki bu haberlerin Türkiye'deki merkezi F. Gülen yayınlarıydı- iki deniz arasının Cebelitarık olduğu haberi Kaptan Kusto'nun müslüman olduğu dedikodusuyla soslandırılarak bütün dünyaya yutturulmuştu. Aynı şekilde beşbin yıllık bir mumya da aynı çevrelerce Firavun'un korunmuş cesedi gibi dünyaya lanse edildi. Rabbimizin dünya insanlarına ilk günkü tazeliğinde koruyarak ayet olarak bıraktığı firavunun cesedi, sanki mumyacılık yöntemiyle korunup bırakılmış gibi!.

Bütün bunlar dünya insanlarının dikkatini hak ayetlerden çevirmek ve batıl haberlerle onları hak ayetleri araştırmaktan engellemek içindi. Bunları bildiğim ve bunlarla sıkça karşılaştığım için "Dünya düzmüş" haberini de, "Dünya dönmüyor" gerçeğini sulandırmak için uydurulmuş bir haber olacağını düşünerek Salih Akın kardeşime şu cevabı yazdım.,

"Salih kardeşim bunları hiç duymadım ve hiçbirinden haberim yok. Sözünü ettiğiniz bu akımların "Dünya dönmüyor" ifadelerini Kur'an'a göre gayet iyi anlasam da diğer söylediklerini ve "Dünya düzdür" demelerini ise Kur'an'a ve akla göre anlayabilmem mümkün değil. Yorumunda söz ettiğin bu akımlar gerçekten varsa, bu duruma şaşırmasam da üzüldüğümü ifade etmeliyim. Şaşırmamamın nedeni Kur'an'ın gündeme getirdiği her hakkı batılla örtmeye çalışan şeytan aleyhillaneyi dikkate aldığım içindir. Nitekim karşılaştığımız bu gibi haberler de doğruyu sulandırmak için bu doğruyu batılla karıştıran şeytanın bir müdahalesinden kaynaklanmaktadır. Allah hepimizi muhafaza etsin ve hakta birleştirsin.."

Dönen dünya değil göktür meselesini sitemizde netleştirip-bitirdikten bir süre sonra oğlum Seyyid Hüseyin bana Antartika'daki mavi buzla ilgili bazı açıklamalarda bulundu ve "Baba, bu meseleyi araştırıver" dedi. İşte bu meseleyi araştırırken düz dünyacılarla karşılaştım. Vaktim müsait olduğu için onların da ne dediklerini, nasıl bir yanılsama ile böyle bir yanlışa düştüklerini anlamak istedim. Kısa bir araştırmadan sonra anladım ki ben Salih Akın kardeşime düz dünyacılarla ilgili bir cevap yazarken, ilimden uzak bir ciddiyetsizlik içindeymişim. Çünkü bu insanların çok doğru tesbitleri ve cevaplanması gereken çok haklı soruları vardı. Bu çevreleri dinleyip-araştırmadan bir yaftalamada bulunduğum için açık bir Özür ve Tashih yazısı yazdım.

Özür ve tashih başlıklı yorumumda da kendimle ilgili belirttiğim gibi "İlmi ciddiyetten uzak" ifadesi, söz konusu yorumumla ilgili çok doğru bir ifadeydi. Çünkü ben bütün kardeşlerime bir insan 99 kere hırsızlık yapsa ve hırsızlığı onun yaptığı bilinse, yüzüncü hırsızlık olayında "Ben yapmadım" diyorsa bu sözün yalanlanmaması ve olayın araştırılması gerektiğini söyleyen birisiyim. Dolayısıyle bu güne kadar batı kaynaklı yüzlerce yalan görüşle karşılaşmış olsam dahi yeni karşılaştığım bir görüşü araştırmadan kanaat bildirmemem gerekiyordu. Dolayısıyle bu konudaki yaklaşımımın ilimden uzak bir ciddiyetsizlik olduğunu tekrar kabul ediyor ve böyle bir ciddiyetsizliğe bir daha düşmemem için dua etmenizi istiyorum.

"Dünya bir tepsi gibi düzdür, üzerinde bir kubbe vardır ve etrafı Antartika buzullarıyla kuşatılmıştır" diyen insanlara gelince. Tabi ki Nasa'nın dünya insanlarına attığı devasa kazıktan sonra ilmi ciddiyetin bir gereği olarak onların iddialarını da araştıracak ve Kur'an'a arzedeceğiz. Batı kaynaklı haberlere artık daha da ihtiyatlı yaklaşan birisi olsak da fiziki verileri ve konuyla ilgili açık ayetleri dikkate alarak kafamızda fosilleşmiş yanlış bilgi atıklarını dışarı atıyor ve dünyanın küre olduğu yalanını zihinsel olarak hemen kusuyoruz. Nereye kustuğumuzu soranlara ise vereceğimiz cevap açıktır.

"Siyonist mason zihniyetinin, Nasa'nın ve para için bunlara kul olan bilim adamlarının üzerine kusuyor ve kusmaya devam ediyoruz."

Büyük patlama ve evrim gibi küfür teorilerinden sonra bu bilimselliğe hiç güvenmememize rağmen sahtekarlığı bu boyutlara getirebileceklerini, sahte fotoğraflar yayınlayacaklarını hiç düşünmemiştik!. Fakat karşımızdaki Allah'a savaş açmış olan siyonist şeytani üst akılı dikkate aldığımız zaman hiç şaşırmamamız gerektiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Bu kusma ile temizlenen zihnimizle tekrar Kur'an-ı Kerim'e yöneliyor ve beş asır gecikmiş olsak da "Dünya düz mü yoksa küre mi?" sorusunu bu yüce Kitab'a tekrar yöneltiyoruz. Rabbimizin yeryüzünü yayması ve düzleştirilmesiyle ilgili ayetlerini bu temiz zihinle tefekkür etmeye başladığımız zaman küre olmadığı konusunda gayet rahat netleşirken genel mahiyetini bilmesek de yayılmış ve düzleştirilmiş görüşünün hızla ağırlık kazandığına şahitlik ediyoruz.

Bunları söylemize rağmen "Dünya düzdür" diyen bu batılı insanların konuyla ilgili ölçü ve gözlem dışı varsayımlarına Kur'an'ı dikkate almadan katılmamız elbetteki mümkün değildir. Çünkü bu insanların görüşleri fiziki olarak ölçümlere, metafizik olarak da inandıkları İncil'e ve Kur'an dışındaki semavi kitablara dayanmaktadır. Oysa İncil de dahil olmak üzere dikkate aldıkları semavi kitablar, şimdilerde şiddetle karşı çıktıkları aynı mason zihniyetinin tarihi süreçte tahrif ettiği kitablardır. Oysa Allah'ın lutfuyla tahrif edilmemiş, masonlar çok istese de tahrif edilememiş yegane semavi Kitab olan Kur'an'a yönelip-Kur'an'ı inceledikleri zaman bu Yüce Kitab'ın araştırdıkları meselenin çok çok ötesini anlattığını ve konuyla ilgili her soruya cevap verdiğini göreceklerdir.

Yaratılışı anlamanın en doğru ve en kısa yolu elbetteki bunları yaratan Yaratıcı'nın beyan ettiği temel gerçekleri dikkate almaktır. Dolayısıyle meselenin bundan sonraki gözlem ötesi boyutlarında dünya müslümanlarının onları değil, onların Kur'an'ı veya Kur'an'ı esas alan dünya müslümanlarını takip etmeleri gerekir. Bizler de müslümanlar olarak kendi durumumuzu bilmeli, bu başlangıç noktasında dahi elimizde ve kalbimizde Kur'an olduğu için "Dünya düzdür" diyen bu insanlardan çok daha ileri bir noktada olduğumuzu kabul etmeliyiz. Çünkü onların fiziki delillerle ulaştığı ve ulaşamadığı birçok sonuca bizler zaten Kurani bilgilerle ulaşmış bulunuyoruz. Mesela onların henüz bilmedikleri ve farkedemedikleri gerçek, içindeki yıldızlarla beraber göğün dönmekte olduğu gerçeğidir.

"GÖK DÖNÜYOR.."

Biz onların "Dünya düzdür" dediklerini duyduğumuz ve araştırdığımız gibi isteriz ki onlar da bizlerin Kur'an kaynaklı "Gök dönüyor" hitabımızı duysunlar ve araştırsınlar. Çünkü bu Kurani gerçeği dikkate almadıkları zaman yaptıkları birçok gözlemi yanlış zeminlere oturtacaklardır. Buradan kendilerine açık bir davetimiz olsun. Çok merhametli olan Allah'ın dünya insanlarına karşı ilgisiz olmadığına ve İncil gibi İlahi kitablar gönderdiğine inanıyorsanız, bu kitabların sonuncusu olduğu söylenen Kur'an-ı Kerim'i kültürel nedenlerle reddetmeden önce lütfen ciddiyetle okuyup-araştırın. Objektif ve samimiyseniz ağlayarak göreceksiniz ki okuduğunuz bu Kitab inandığınız Allah'ın kelamıdır. Ve bunu yaptığınız zaman bizler de ağlayarak göreceğiz ki sizler en yakın kardeşimiz olmuşsunuz.

Evet,
Bu konuyu birlikte değerlendirmeye açıyor ve hakkı arayan bütün düşünen insanları ciddi araştırmaya davet ediyoruz. Allah hepimizi hidayete layık kılsın..
                                                                 <<< Mehmed ALAGAŞ >>>




Yorum yap yorum

Yorumlar [127]

Önceki Yorumlar: « 2 
Mehmed Alagaş
22.12.2018 14:01
Ve aleykümselam
Mahmud kardeşimizin güzel sorusuna ve verilen cevaplara teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımızın da belirttiği gibi Kur’an’da Ard-Arz kelimesi genellikle bütün bir yeryüzü anlamında kullanılmış, bazı özel yerleri işaret eden istisna ayetlerde ise bu durum açıkça ifade edilmiştir. Zaten birçok ayetin siyak ve sibakına bakıldığı zaman da aynı gerçeği görmemiz mümkündür. Mesela göğün yükseltildiğini beyan eden ayetten sonra “Yeri (nasıl) döşeyip yaydık.. (50-Kaf 7)” buyuruluyorsa, genel bir gökten sonra zikredilen ard-arz kelimesi ile yerel bir mahal değil genel bir yeryüzü kastedilmektedir. Bu kısa açıklamadan sonra konuyla ilgili bazı ayetleri hep birlikte değerlendirebiliriz.,

“Yeri de döşeyip-yaydık, oraya sabit-sarsılmaz dağlar yerleştirdik ve orada her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik. (15-Hicr 19)”

“Üstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl (yükseltip) bina ettik ve onu nasıl donatıp-süsledik? Onun hiçbir çatlağı da yok. (6) Yeri (nasıl) döşeyip yaydık? Onda sabit dağlar bıraktık ve onda her çiftten göz alıcı-ferahlatıcı (nice bitkiler) bitirdik. (50-Kaf 6.7)”

“Allah yeri sizin için yaydı-yaygı kıldı. (71-Nuh 19)"

“Onlar deveye bakmazlar mı, nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara, nasıl dikildi? Yere, nasıl düzleştirildi (düz satıh yapıldı)? (88-Ğaşiye 17..20)”

“Göğe ve onu bina edene, yere ve onu yayana (91-Şems 5.6)”

Bu ayetleri tefekkür etmeden önce günümüzde “Dünya düz veya küre” diyenlerin birbiriyle çelişen verilerini, teorilerini, fotolarını ve videolarını bir kenara bırakarak öncelikle zihninizi temizleyin. Çünkü bazı görsel verilere iman etmişseniz, hoca veya alim olsanız dahi bu ayetleri olduğu gibi anlamanız mümkün olmayacaktır. Nitekim dün akşam görüştüğüm Zeyd kardeşim “Bilimsel verilere iman eden bazı hocalar meal ve tefsir çalışmalarında kendilerince Allah’ı bilimsel (!) tenkidlerden kurtarabilmek için birçok ayeti canla-başla tevil etmeye çalışıyorlar” dedi.

Yaşanılan garabeti anlatan ne güzel bir ifade!.
Herşeyi hakkıyle bilen ve bizlere hakkı bildiren Allah’ı, bilimsel (!) tenkidlerden kurtarmaya çalışmak!. Sümme haşa diyerek böyle bir görevimiz olmadığını ve buna da hiç gerek olmadığını tekrar hatırlatmak istiyoruz. Yapmamız ve yapmanız gereken şey, yukarıda konuyla ilgili olarak bir kısmını verdiğimiz ayetleri, hiçbir önyargıya kapılmadan tarafsız olarak görmeye ve anlamaya çalışmak olmalıdır. Üzerinde yaşadığımız arzın yani yeryüzünün şekline dair önemli işaretlerde bulunan bu ayetler, bizlere genel bir öngörü veya tasavvur veriyor mu? Günümüzün kirlenmiş ve kirletilmiş zihinlerini bir tarafa bırakarak biraz düşünelim. Anlamaya çalışalım..
Mehmed Can
21.12.2018 12:58
Selamunaleyküm
Yazılanları ilgiyle ve dikkatle takip ediyorum. Bu meselenin tartışıldığı diğer ortamlara bakınca, buradaki yaklaşım ve yorumlardan bu sitenin ne kadar ciddi, ne kadar kaliteli olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Mehmed abinin “At öldü” kıssasını çok anlamlı buldum. Bilimselliğin bizlere dönüyor, hareket ediyor diye yutturduğu atın, hareketsiz bir şekilde sere serpe yattığını zaten “Dönen dünya mı yoksa gök mü” meselesinde anlatmış ve dünya denilen atın hiç kımıldamadığını açıklamıştı. Herhalde şimdi yapmamızı istediği şey Kur’an’a göre atın nefes alıp-almadığına bakmamız ve beş asırdır yalanlarla yaşatılan bu bilimsellik atı hakkında “At öldü” diyebilmemizdir.

Mehmed abimden ve hepinizden Allah razı olsun diyorum.
Zeyd Der Ki
20.12.2018 23:52
Selamunaleyküm
Mahmud kardeşim “Kur’an’ın yer-arz dediği gördüğümüz müdür yoksa makro anlamda tamamıdır?” diye soruyorsun. Bu soruda kullandığın makro kelimesi yerine genel kelimesini koyarak Kur’an’ı araştırdığın zaman, İnşirah kardeşimiz gibi sen de bu kelimenin Kur’an’da genel itibariyle tüm yeryüzünü ifade etmek için kullandığını görebilirsin. Çünkü yüzlerce ayet-i kerimede geçen ‘ard’ kelimesi, bazı istisnalar dışında genel anlamda bütün bir yeryüzü anlamına gelmektedir. Ard kelimesinin özel bir yere nisbet edilerek kullanıldığı istisna ayetlerde de zaten bu kısmi anlam gizli tutulmamış, aşağıdaki ayetlerde görüleceği gibi yeryüzünün geneline değil özel bir yerine işaret edildiği açıkça belirtilmiştir.,

“Ey kavmim, Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin ve (gerisin geri) ardınıza dönmeyin yoksa hüsrana uğrayanlara dönmüş olursunuz." (5-Maide 21)” 

“Onu ve Lut'u kurtarıp, içinde alemler için mübarek (kutsal ve bereketli) kıldığımız yere çıkardık. (21-Enbiya 71)”

Bu istisna ayetlerin dışında kalan bütün kullanımlarda ise İnşirah kardeşin de ifade ettiği gibi yeryüzünün tamamı kastedilmektedir. Mesela Rabbimiz bir beldede yaşayan insanlara “Yeryüzünde fesad çıkarmayın.. (2-Bakara 11)” buyurduğu zaman bu buyruk sadece o insanların yaşadıkları beldeyi değil bütün bir yeryüzünü kuşatmakta ve bu anlam genişliğinde kullanılarak yeryüzünün hiçbir yerinde fesad çıkarmamamız istenmektedir. Nitekim bizler de konuşmalarımızda “İstanbul” dediğimiz zaman İstanbulu’un bir semtini veya mahallesini değil genelini kastediyoruz. Özel bir semti kastedeceğimiz zaman ise ard kelimesinin özel bir yer anlamında kullanıldığı istisnai ayetlerde olduğu gibi Fatih’te veya Eminönü’nde diyerek İstanbul’un genelini değil bu özel semtini kastettiğimizi zaten belirtiyoruz.

İnşirah kardeşe tekrar teşekkürler..

İnşirah Melal
20.12.2018 19:05
Ve aleykümselam
Son yorumlarla birlikte meselenin neden bu kadar önemli olduğu çok daha iyi anlaşılmış durumda..

Mahmud kardeşimizin de dediği gibi Kur'an-ı Kerim'de "dünya=دُّنْيَا" kelimesinin bu haliyle yüzden fazla yerde "imtihan hayatı-ahiretten önceki yaşam" anlamında kullanılmakta olduğu, şekilsel bir durumdan bahsedilmediği aşikardır. Lakin her ne kadar değerlendirmenin başlığı "dünya düz mü?" şeklinde açılmış olsa da kastedilen arzın düz olup olmadığıdır ki bu da aşikardır..

Şekilsel durumu ve mahiyeti hakkında bilgiler veren "Ardz-أَرْض" kelimesinin geçtiği beş yüze yakın ayeti incelediğimizde ise;

Toprak, ülke, arz-ı mukaddes gibi şehir veya coğrafî bölgeleri ifade etse de (Yâsîn-33, A‘râf-110, Mâide-21, İsrâ-104 vs. gibi..) genel anlamda YERYÜZÜ'nün tamamını ihtiva eden bir anlamda kullanıldığı görülür..

Zaten yanılıyorsam düzeltin ama "şehirler-coğrafyalar" gibi çoğul ifadelerle geçen yerlerde "Ardz-أَرْض" kelimesi değil de "el-kur'a-الْقُرَىٰ" (Zuhruf-32,Ahkaf-27 vb..) veya "diyar- دِيَارِ" (Hud-67, İsra-5 vb..) gibi farklı kelimelerin kullanıldığını görüyoruz.. Yani başka bir deyişle Kur'an-ı Kerim'in birden fazla "YER" den hiç bahsetmediğini net bir şekilde söyleyebiliriz.

Dolayısla Mahmud kardeşimizin sorusunun bendeki cevabı şudur;

Görebildiğimiz, "YER" in sadece bir kısmıdır.. Diyarlar, şehirler, ülkeler, topraklar "YER"den parçalardır sadece..Benim ayetlerden anladığım budur..
Mahmut Uçak
20.12.2018 16:53
Selamünaleyküm
Kur'an'ın bize anlattığı "Yer" in düz olmadığını söylemek ya da düzlüğünden şüphe etmek Kur'an'a inananlar için mümkün değildir. Bununla birlikte cevaplayamadığım şu soruyu da yine soruyorum: Kur'an'ın Yer (ardz) dediği gördüğümüz müdür yoksa makro anlamda tamamı mıdır? Yoksa yer diyorsa yerin hem görüneni hem de tamamı mıdır? Bunu nasıl anlayacağız bunu Kur'an'ın bütünlüğünde açıklığa kavuşturmadan Kur'an'ın bahsettiği yeri doğru anlamak nasıl mümkün olur.
Mehmed Alagaş
20.12.2018 15:08
Selamunaleyküm
Bir zamanlar zalim bir padişahın çok sevdiği bir atı varmış. Atı o kadar seviyormuş ki “Her kim bana bu atın öldüğünü söylerse kellesini alırım” demiş. Bir gün saray ahalisinin üzerine titredikleri, gözleri gibi baktıkları bu at ölmüş. Herkes kelle gider korkusuyla padişahın karşısına çıkıp “At öldü” diyemeyeceği için ilim irfan sahibi bir kişiye başvurup, bu haberi onun vermesini istemişler. İnsanların çok zor durumda kaldığını gören bu kişi padişahın huzuruna çıkarak “Biraz önce atınızı gördüm, yerde sere serpe yatıyordu” demiş. Padişah “Ehh, dinleniyordur” deyince “Ama hiç hareket etmiyor, hiç kımıldamıyordu” demiş. Padişah “Belki de çok yorgundur” dediğin de ise “Yakından baktım nefes almıyor ve kalbi de atmıyordu” demiş. Padişah öfkeyle ayağa kalkarak “Be adam, at öldü desene” deyince gayet sakin bir şekilde “Atın öldüğünü ben demedim, siz dediniz” cevabını vermiş.

Bu kıssayı dünyanın şekliyle ilgili ayetlere bakıp da “Kur’an’a göre dünya küre değil” demekten bile korkup-çekinen müslümanlar için yazdık. Bunu dediğiniz zaman bilimselliği yüceltenler ve bilimsellik putuna tapanlar tarafından kellenizin uçurulmak isteneceğini ve sizlere “Kafasız, beyinsiz” denileceğini elbetteki biliyoruz. Ancak günümüz bilimselliğinin birçok sahtekarlığı ve küfrü ortaya çıktıktan sonra bile dünyanın şekliyle ilgili ayetleri küre dünyaya göre tevil edip “Kur’an’a göre dünya küredir” diyenler Allah’tan korkmuyorken, siz bu ayetlerin açık manalarını söylerken bunların bilimsellik putundan mı korkacaksınız?

Değerli istisnalar olmakla beraber konuyla ilgili ayetleri yıllardır bilmenize rağmen hala neden susuyor, neden konuşmuyor, amacı küfür olan bu siyonist bilimselliği neden lanetlemiyorsunuz? “Kur’an’a göre dünya küre değil ve düz olabilir” demekten bile korkuyorsanız, midenizde daha kusmanız gereken şeyler olduğu için boğazınıza parmak atarak kendinizi tekrar kusmaya zorlayabilirsiniz. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi bilimselliğe ve bilimsel verilere farkında olmadan iman etmişseniz, bazı yanlışlar midenizde değil iman ettiğinizden dolayı kanınıza karışmış olabileceği için midenizi değil kanınızı temizlemeniz gerekecektir.

Sihirbazlar “Görmek inanmaktır ancak herşey göründüğü gibi değildir” prensibinden hareketle insanlara sadece göstermek istediklerini göstererek, gördüklerine inanan bu insanları sihir altına alarak büyülerler. Uzun yıllardır insanlara sahte dünya fotoları ve videoları gösteren siyonist bilimselliği de, sihirbazlarla aynı yöntemi kullanmışlar ve aynı sahtekarlığı yapmışlardır. Bu nedenle onların sizlere gösterdiği her şeye inanmak ve iman etmek durumunda değilsiniz. Bizler onların bazı gözlem ve öngörülerini aklen kabul etsek bile bu gözlem ve öngörülere bir ayetmiş gibi asla iman etmeyiz.

Bu nedenle dünyanın şekliyle ilgili ayetleri değerlendirirken, doğru ile yanlışın birbirine karıştığı bilimsel verileri ve görselleri bir kenara bırakarak temiz akılla tefekkür edin ve ne anladığınızı ifade etmekten hiç korkmayın. Kur’an ayetlerine yanlış anlamlar vermek konusunda Allah’tan korkun, korkun ama lütfen Allah’a ve Allah’ın ayetlerine karşı gereksiz veya batıl korkularla yaklaşmayın. Çünkü bizler Rahman’ın geniş rahmetine iman eden müslümanlar olarak ayetlerin batıni veya ledunni manalarından değil açık olan zahiri manalarından sorumluyuz. Ayetlerin açık manası günümüz bilimselliğine uygun değilse bile bu açık manayı söylemekten korkmayın.

“Dünya düz mü, küre mi?” meselesi daha gündemde yokken bile ayetlere bakarak “Dünya dönmüyor” gerçeğiyle karşılaştığınız zaman nasıl ki bilimselliği bir tarafa itip ayetlere iman etmişseniz ve bilimsellik putuna “Senin dönüyor dediğin dünya dönmüyor” diyerek büyük bir balta vurmuşsanız, şimdi de aynı şeyi yapmanız gerekmektedir. Çünkü iman ettiğiniz ayetlerin sadece açık ve zahir anlamlarından sorumlu olduğunuz için bu kelamın sahibi olan Rahman’a karşı bir yanlışta bulunmuş olmayacaksınız. Yeter ki Kur’an’a yönelirken amacınız kendi görüşlerinize destek aramak değil Kur’an’ın açık görüşünü anlamak olsun.
Mehmed Alagaş
19.12.2018 15:33
Ve aleykümselam
Murad kardeşim “Mesele dünyanın şeklinden ziyade insanların kandırılma şeklidir” derken, Mehmed abinin özellikle dikkat çektiği hususa değiniyorsun. Yıllardır söylediğimiz gibi putlaştırılmış bilimselliğe karşı çıkarken, bu bilimselliğin insan ve yaratılışla ilgili küfür teorilerini insani bir hata veya maksatsız bir yalan olarak görmüyor, bütün bunları tasarlayan siyonist üst akılın şeytani yüzüne dikkat çekiyoruz.

Mahmud kardeşim, Kur’an-ı Kerim sadece belli bir zaman dilimindeki insanları değil kıyamete kadar bütün insanlığı muhatap alan zamanlar üstü bir Kitab’dır. Mucizevi özelliklerinden birisi de en derin hakikatlerin dahi herkesin kendi çapına göre anlayabileceği bir sadelikte verilmesidir. Nitekim astronomiyle ilgili bir ayetten iman sahibi bir profesör yüz sayfalık bir gerçek anlarken, aynı ayetten hiç ilim sahibi olmayan bir kardeşimiz sadece bir cümlelik gerçek anlayabilir. Burada önemli olan husus her iki anlayış arasında derinlik farkı olmasına rağmen istikamet farkı yoktur. Çünkü Kur’an-ı Kerim ayetleri açık lafız olarak böyle bir duruma kesinlikle izin vermez.

Mesela Kur’an’ın bizlere ayetlerle verdiği bir tevhid anlayışı vardır. Bu tevhid anlayışındaki muazzam derinlik ve kuşatıcılık, her müslümanın kendi kapasitesine göre anlayabileceği bir gerçektir. Dolayısıyle Kur’an’a iman eden müslümanların tevhid anlayışlarında farklı derinlikler olmasına rağmen tevhidi iman istikametlerinde farklılık değil vahdeti sağlayan ortak bir yönelişleri vardır. Çünkü hiçbir ayet, zahir anlamı itibariyle bu müslümanları farklı istikametlere yöneltmez, yöneltemez.

Fiziki ilimlerle ilgili ayetler de böyledir. Bu nedenle dünyanın şekliyle ilgili ayetler 15 asır önceki insanları dikkate alarak aslında şu ifadelerle inmesi gerekirken bu ifadelerle inmiştir gibi yaklaşımlar ve bu yaklaşımlardan hareketle ayetleri tevil etme çabaları çok yanlıştır. Hiç kuşkunuz olmasın ki şanı yüce Rabbimiz Kur’an’ı bu çağa yeniden indirecek olsaydı, aynı ayetler yine aynı ifadelerle inerdi. Dolayısıyle dünyanın şekliyle ilgili ayetleri tefekkür ederken, 15 asır öncesine gitmeden bu ayetlerin sanki şimdi indirilmiş ayetler olduğunu görerek ve anlayarak tefekkür etmemiz gerekir.

Tefekkür ediyoruz değil mi?
Mahmut Uçak
19.12.2018 02:23
Selamünaleyküm.
Kur'an'da yer için geçen ayetlerin açık anlamlarının yaymak, döşemek, uzatmak, vb. manalarına geldiği elbettte ilk Kur'an okuduğumuzda hemen göze çarpan şeydir. Bu noktada şu sorularımıza cevap arayarak Kur'an'a yönelme yöntemimizin doğruluğunu veya yanlışlığını da gözden geçirmiş oluruz.

1- Kur'an o günün insanlarına vahyederken onlara doğru ve anlamlı gelen şeyler üzerinden vazedip sonrakilerin bu pratik yönlendirmelerden dersler çıkararak bir hayat yaşamayı mı öngörüyor? Yani o günün insanına doğru geldiği onların muhayilelerine göre anlamlı olan ama bu gün ise anlamlı olmayan şeyler var mı?

O günkü insanlar dünyanın düz olduğuna inanıyordu Allah da bu şekilde mi vahyetti? Yoksa Allah o günün insanına vahyederken onların kendi tasavvur/tahayüllerine göre,Ve sonrakilerin de kendi tasavvur/tahayüllerine göre anlayacağı şekilde mi vahyetti?

2- Kur'an'nın bahsettiği yer vahye ilk muhatap olan insanların da gördükleri ve kavradıkları yer-yüzüdür. Yoksa Bizim bu gün bahsettiğimiz gibi yerin tamamının şekli değildir. Yani onların da bizim de gördüğümüz şudur: yer sabit kılınmış, dönmeyen, yayılmış ,serilmiş ,yaşamaya uygun düzenlenmiş, hayata elverişli bir zemindir. Bu zeminin makro anlamda Küre olması sutun olması veya tepsi gibi olmasından bahsetmiyor.Yoksa böyle bir durum mu?

(Hatta diyelim ki yer küre olsun düz olması durumunda daha kolay olan yukarıda saydığımız şeyler Küre dünyada daha da zordur. Bu da yine inananların imanını artırır.)

Özetle;
Kur'an yerin tümünün şeklinden bahsediyor mu? Yani yer diye bahsettiği bu mudur? Çünkü biz dünya diyoruz ama Kur'an'ın dünya dediği yer (arz) değil hayattır, yakın hayat, imtihan hayatı, ahiretten önceki yaşamdır.

Allah hakk'a gönüllerimizi açsın.
Murat Yağcı
19.12.2018 00:32
Düz dünya hakikati
S.A. Muhterem Hocam. Ben Murat Yağcı. İngilizce öğretmeniyim. Yaklaşık 2,5 senedir bu düz dünya olayı ile çok ilgiliyim. O kadar ki, öğretmen olduğum Pendik Ömer Çam Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde önce düz dünyacı hoca olarak tanınıyorum. Ben bundan çekinmiyorum, korkmuyorum. Bunun İslam davası içinde Kurana, Nasa veya Evrimci sözde modern bilimin gözüyle değil Rabbimizin istediği şekilde bakmaya çalışmak davası olduğunu savunuyorum. lise ve üniversite yıllarımızdan itibaren tanıdığımız ve sevip saydığımız bir Hocamız olarak sizin de bu fikirde olduğunuzu öğrenmek bizi ziyadesiyle mutlu etmiştir. Çevremdeki insanlara "MEsele dünyanın şeklinden çok, insanların kandırılma şeklidir." diyerek uyarmaya acizane gayret ediyorum. Eğer bu konuda bir toplantı, seminer yapmak isterseniz elimizden geleni yaparız. Veya o güzel kaleminizden bu konuda bir eser umabiliriz belki. Uzattığım için özür dilerim. Selam ve dualarımla.
Mehmed Alagaş
18.12.2018 13:31
Ve aleykümselam
Ne güzel düşünüyorsun D. Demirel kardeşim. Sitede yer alan “Allah gökleri ve yeri hak (adil ve gerçek) olarak yarattı. Bunda iman edenler için elbette bir ayet vardır. (29-Ankebut 44)” mealimizde parantez içi açılımla belirttiğimiz gibi buradaki hak kelimesi aynı zamanda ‘gerçek’ anlamına gelmekte ve Matrix gibi filmlerin etkisiyle sanal veya paralel bir hayat yaşadıklarını zanneden şaşkınlara “Yer, gökler ve yaşadığınız hayat hak yani gerçeğin ta kendisi olarak yaratılmıştır” buyurulmaktadır.

“Dünya düz mü?” konumuza gelince gördüğümüz kadarıyla boş meydanlardaki boş beyinlere ayetleri tevil ederek küre dünyayı savunan hocalar ve aydınlar, kendilerini davet ettiğimiz bu açık değerlendirmeye katılma niyetinde değiller. Bilimsel verileri savunan diğer kesimler ise açık ithamlar karşısında kalan Nasa’nın tuhaf suskunluğunu sorgulamak yerine “Biz aldatılmadık, biz aldatılamayız” paranoyası içinde kendilerine ezberletilen masalları tekrarlamaktadırlar. “İnsanları aldatmak kolay, aldatıldıklarına inandırmak zordur” sözü, ne doğru bir sözmüş!.

Siyonist aklın kontrolünde olan Nasa, biz müslümanların nezdinde açık bir sahtekar durumundadır. Çünkü düz dünyacıların kendilerine yönelttikleri açık sorulara verecek cevapları yoksa zaten açık bir sahtekar durumundadırlar. Bu sorulara verecekleri açık ve akli cevapları olmasına rağmen vermiyorlarsa, dünya insanlarını bilerek ve isteyerek bu kargaşaya sürükledikleri için yine sahtekar durumundadırlar. Oysa kendilerinin belirlediği dünya uçuş rotalarının küre dünyaya göre akli açıklamalarını yapsalar veya Antartika’nın kıyılarından değil üzerinden yapacakları düz bir uçuşla Antartika’nın bir tarafından diğer tarafına geçseler, bütün bu tartışmalar sona erecektir. Bunu yapmadıkları zaman biz bu sahtekarların bunu yapmadıklarını değil yapamadıklarını anlayacak ve siyonist nedenlerle insanlara yalan söyledikleri için kendilerini yine lanetleyeceğiz.

D. Demirel kardeşim “Midemizdeki yabancı maddeleri kusmak kolay oldu ama şimdi nasıl hareket edeceğiz” diyorsun. Hiç acele etmeyecek, her soruyu hemen cevaplamamız gerekir gibi gereksiz bir sorumluluğu yüklenmeyecek ve ayetlere dayalı sağlam adımlarla yavaş yavaş ilerleyeceğiz. İlk yapacağımız iş, birbirlerini çürüten bilimsel verileri, fotoları, videoları bir kenara bırakarak Kur’an’a yönelmek ve “Kur’an’a göre dünya nasıl bir yerdir?” sorusuna cevap aramak olacaktır. Haydi “Bismillah” diyerek başlayalım ve konuyla ilgili ayetlerin açık manalarını birlikte tefekkür edelim.

“Kur’an’a göre dünya nasıl bir yerdir?”
D. Demirel
17.12.2018 21:37
Selamünaleyküm
Kur’an dan ve güncel paylaşımlardan faydalanarak araştırmalarıma devam ediyorum. İlgi ile takipteyim inşaallah. Düz dünya ile ilgili görüşlerden ilk defa birkaç ay önce haberim oldu ve o günden beri Kur’an’da konu ile ilgili ayetleri incelediğimde ilk olarak konunun bir iman meselesi olduğunu fark etmiştim. Daha sonra sürekli göklerin ve yerin hak ile yaratıldığı ayetleri dikkatimi çekti. Ve şöyle düşündüm madem hak ile yaratıldı tüm batıl şeyleri reddetmemiz lazım. Okulda ve sonrasında bize öğretilenler, fotoğraflar ve videolar her şeyi!

ikinci olarak ayetlerden çıkardığım sonuç Rabbimiz göklerin, yerin, dağların, güneşin , ayın ve yıldızların yaratılışı için bunlarda ayetler vardır buyuruyor. Ayetlerin kavranması iman şartına, düşünen kalplere, akletmeye bağlanıyor. Yerin ve göklerin hakikatini anlamak için sebeblerin arkasındaki ilmi de araştırmamız gerekiyor. Bunun için de ciddi gözlem ve tefekküre ihtiyacımız var.

Vahyin ilk muhattabları ilgili ayetleri nasıl anladılar ve biz ne anlamalıyız? Ayetlere yaklaşımımız nasıl olmalı? Önceki yorumlarda söylediğiniz gibi midemizdeki yabancı maddeyi kusmak kolay oldu ama şimdi nasıl hareket edeceğiz?
Mehmed Alagaş
16.12.2018 18:30
Ayrıca şu hususu da ilave etmek isteriz ki,
Sıcak gelişmelerin yaşandığı bu günlerde yaşadığımız coğrafyadaki siyasilerin de şeytani üst akıla ilişkin bu gerçekleri daha fazla dikkate almaları gerekir. Çünkü Suriye’yi parçalamak için kuzeyinde bir Kürt devleti kurduracağını söyleyen zihniyet, aynı siyonist zihniyettir. Bunların amacı Kürt devleti değil, ümmet bilinciyle asırlardır birbirlerini severek kardeş olan bu coğrafyanın türklerini, kürtlerini ve araplarını birbirinden ayırarak güçsüz duruma düşürmeleri ve kendilerine vadedilen toprakları fazla zorlanmadan parça parça ele geçirmeleri içindir. Söz buraya gelince “Her milletin bir devleti var, bizim de olsun” diyerek Türkiye’nin güneyinde Kürt devleti düşüncesine, düşünmeden sıcak bakan bazı kürt kardeşlerimizin de kendilerine gelmesi gerekir. Müslümanım diyenler için mesele Türk veya Kürt devleti değildir. Müslümanların yaşadığı hangi coğrafyada ve hangi bayrak altında yaşıyor olursak olalım, kavmi kimliklerimizle değil müslüman kimliklerimizle birbirimizden ayrılmamamız ve siyonizm kaynaklı küresel saldırılara karşı ümmet bilinciyle bir arada olmamız gerekir.

Yıllar önce söylediğimiz gibi Amerikanın reel politikadan çok uzak olan Suriye planları, asıl saldırgan olan İsrail’in güvenliği (!) yalanı için değil Siyonizmin hedeflerini gerçekleştirmek içindir. Evanjelist kaynaklarına göre zamanının geldiğine inandıkları bu siyonist hedefin gerçekleşmesi doğrultusunda yaptıkları hesapları bozan Türkiye’yi vurmak ve gerekirse savaşmak için makul veya meşru gözükecek nedenler arayan, bu nedenlerin oluşması için Türkiye’yi zorlayan Amerika’nın hiç de reel olmayan bu dış politikasını ekonomik veya siyasi nedenlere göre yorumlamaya çalışanlar, bu gibi yorumların ne kadar yanlış olduklarını yakında anlayacaklardır. Dolayısıyle İran’da dahil olmak üzere halkında müslüman olan ülkelerin yöneticileri, bu küresel saldırılara karşı bir arada bulunmazlar ve kendi yerel politik hesaplarıyla ben merkezli yaklaşıp-ortak bir cephede buluşmazlarsa, bu coğrafyaların bir kez daha parçalanmasına engel olamayacaklardır.

Rabbimiz bu ümmetin yardımcısı olsun..
Mehmed Alagaş
16.12.2018 15:16
Ve aleykümselam
Geçmişte yazdıklarımızı tekrar hatırlattığın için Allah razı olsun Orhan kardeşim. Ne var ki bazı kardeşlerimiz günümüz bilimselliğine yönelik öfkemizi hala aşırı bulup-anlayamıyorlar. Bakın arkadaşlar bu siyonist zihniyet bilimsellik adına dünyevi menfaatler için yalan söyleselerdi bu kadar öfkelenmezdik. Mesela bu bilimsellik kendi kulvarında gerçek bir bilim adamı olan Nicola Tesla’yı yalnızlığa iterek ve onun özellikle elektrikle ilgili buluşlarını (insanlığı petrole muhtaç etmek ve petrol satmak için) gözardı ederek dünya insanlarını yüz sene fosil yakıt kullanmak zorunda bırakmışlar ve küresel ısınmanın tetikçisi olmuşlardır. Bir asır önce yapılan elektirikli arabaların seri üretimi yine bu şeytani zihniyet tarafından engellenerek durdurulmuştur. Bütün bunlar, dünya insanlarına atılan dünyevi kazıklardır.

Bizleri öfkelendiren husus ise bütün bunların fevkinde olan ve insanlığın dünyasını değil ahiretini karartmayı amaçlayan küfür teorileridir. Kutsanan bilimsellik adına üretilen bu teoriler, insanları hak ve hakikatten uzaklaştırarak küfre düşmelerine vesile olmuş yani kısacık dünya hayatlarını değil ebedi olan ahiret hayatlarını mahvetmeyi amaçlamıştır. Bütün yaşananlara ebedi hayat penceresinden bakan her müslümanın asıl öfkelenmesi gereken husus bu olduğu için bilimsel yalanlardan ziyade bu yalanlardaki maksat üzerinde duruyor ve bu şeytani maksadı lanetliyoruz.

Son yüz yılda kutsallığın zirvesine çıkarılan bu bilimsellik rüzgarından müslümanların ve müslüman düşünürlerin etkilenmediğini söyleyebilmemiz de mümkün değildir. Mesela bu bilimselliğin dahi fizikçisi olarak ön plana çıkarılan ve büyük patlama gibi bir küfür teorisini ortaya atan Stephen Hawking için “Fiziken değil zihnen kötürüm olan ve kendisini isbat merkezi zanneden bu sapık” ifadesini kullandığımızda yüzümüze karşı değil arkamızdan bizi eleştirenler ve “Zamandan önce tanrı yoktu” diyen bu şaşkını savunan hocalar (!) olmuştur.

“Sonra duman halinde olan göğe yöneldi… (41-Fussilet 11)” ayetiyle kısmi bir paralellik arzettiği için büyük patlama teorisini ve evrim gibi bir sapıklığı din adına kabul eden çevreler acaba ne zaman tevbe edeceklerdir? Din adına çıktıkları minberlerde “13.7 milyar yıl önceki büyük patlamadan 4 milyar yıl sonra dünya ve güneş sistemi oluştu” diyen bu şaşkınlara Rabbimizin “Gerçek şu ki Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah'ın kitabına (takdirine) göre onikidir… (9-Tevbe 36)” ayet-i kerimesini haykıra haykıra hatırlatmamıza ve dünyayla birlikte bu nizamın ilk yaratılışta meydana geldiğini açıklamamıza rağmen ne bir cevap vermişler, ne de bu batıl görüşlerinden vazgeçmişlerdir.

Hala susacak ve susmaya devam mı edecekler?
Yoksa Nasanın küre dünya ile ilgili cevaplayamadığı açık soruları, bilimselliğe onlardan daha bağlı kalarak ve ayetleri tevil ederek açıklamaya mı çalışacaklar? Bu kimseler bizlerin akıl sağlığından endişe ediyorlarmış!. Bu endişelerinde haklı olabilirler. Çünkü bizler imanımız ile aklımız çeliştiği zaman (herşeyi kavrayamayacağını kabul ettiğimiz) akılı değil iman sağlığımızı önemsiyor ve imanımızı esas alarak aklımıza da iman ettiriyor, aklımızla da iman ediyoruz. Ve akıl sağlığını çok önemseyen bu kimselere de, ahiretleri için iman sağlığını dikkate almalarını önemle tavsiye ediyoruz.

Bekir kardeşim uzun yıllardır müslümanlara belgeselleri izlemelerini fakat sesini kapatmalarını söylüyorduk. Çünkü hak görüntülere batıl yorumlar getirildiğine şahit oluyorduk. Ancak son zamanlarda anladık ki bazı görüntü ve fotoğraflar da batılmış. Dolayısıyle bundan sonra küre dünya kabulünden hareketle genellikle anlayamadığımız birçok ayeti tekrar araştıracak ve tefekkür edeceğiz. Enbiya 44 ayet-i kerimesi de elbetteki bu konuyla ilgili olarak değerlendirilmesi gereken ayetlerdendir. Ancak öncelikle “Dünya küre mi?” sorusu üzerinde durduğumuz için şimdilik acele etmiyor, küre dünyayı savunan mukallidlerin değil muhakkiklerin cevaplarını bekliyoruz.
Orhan Adeniz
16.12.2018 01:40
Selamunaleykum
Mehmed abi daha önce yazdıklarınızdan alıntı yapıyorum, defalarca söylediğiniz gibi;

"Günümüz dünyasında Kur'an-ı Kerim hiç kimsenin hakkıyle ihata edemeyeceği, hakkıyle kuşatıp-anlayamayacağı yüce bir Kitab'dır. Herkes kendi anlayış kapasitesi çerçevesinde Kur'an'ı anlamakta, kendi ufku kadar meselelere vakıf olmaktadır. Dolayısıyle Kur'an-ı Kerim, insanlar ve insanlık hangi çağda hangi seviyeye ulaşırsa ulaşsın, bu seviyenin çok çok üstünde kalmaya devam edecektir. İçinde yaşadığımız kainatla ilgili yüzlerce ayet-i kerime yeterince incelendiği zaman bu sözlerimiz daha iyi anlaşılacak, Kur'an-ı Kerim'in günümüz bilimselliğinden binlerce fersah ötede olduğu çok rahat görülecektir,"

Mesela günümüz bilimselliğinin hep bir ağızdan söylediği "Dünya dönüyor" sözüne dahi tedbirli yaklaşmamız gerektiğini daha önceden de yazmış ve hatırlatmıştınız. Allah senden razı olsun Mehmed abi. Nitekim ayetlerde dünyanın dönmesi ile gece-gündüz gerçekleşmediği güneş ve onu takip eden ay hareketi ile ilişkili olduğu belirtilmekte ve dünyaya bir karar vasfının verildiği, dağlara sabit vasfı verildiğini anlıyor, kendi ufkum kadar meselelere vakıf olmaya çalışıyorum. Sınıfta olan tüm kardeşlerimize katkılarından dolayı Allah razı olsun.
Bekir Ziya
15.12.2018 14:07
Esselamü Aleyküm
Birisi bize 2-3 yalan söylese biz artık o birisine karşı daha temkinli oluruz değil mi? Dünya küredir diyenlerin 1 değil 100 yalanı ortaya çıkmışken niçin onlara inanmak zorunda kalalım ve Dünya küre değil demenin suçu(!) niçin bizde olsun ki? Asıl delilik, yalan söyledikleri açığa çıkmışken hala bu yalancılara inanmaktır. Bu arada konuyla ilgili düşündüğüm için Mehmet Abi'ye Enbiya-44'ü sormuş ama bir cevap alamamıştım. Mümkünse bir açıklama yapmasını bekliyorum.
Mehmed Alagaş
15.12.2018 13:49
Ve aleykümselam
İnşirah kardeşim bu siteyi takip eden kardeşlerimiz de “Ya hayır konuş, ya da sus” ile “Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmak” arasındaki ince çizgide galiba!. Tabi ki bu hüsnü zanna yönelik bir yaklaşımımız. Oysa günümüz bilimselliği üzerine şimdiye kadar yazdıklarımız yeterince dikkate alınsaydı, ortada ince bir çizgi olmadığı da görülebilirdi. Bazı istisnalar olsa da bizleri yıllardır takip eden birçok kardeşimiz bu konu karşısında gözüne far tutulmuş tavşan gibi olduğu yerde kalakalmış ve masumane gözlerle bize bakarak “İyi ama bu yalanı bize niye söylesinler ki?” demeye başlamışlardır. İşin garip tarafı bu soruya verdiğimiz açık cevabı dahi henüz anlayamamışlar ve konuya ilmi katkıda bulunamasalar da bizlerle birlikte, kalkış noktası küfür olan böyle bir bilimselliğin yüzüne tükürememişlerdir.

Lütfen kendinize gelin!.
Temelleri beş asır öncesine dayanan ve bu temelleri yıkmadan yükseltmek için yanlış taş üzerine yanlış taş koyan bu bilimsellik, insanları Yaratıcı’dan ve yaratılış hakikatinden uzaklaştırmak için küfür teorileri üretmiş ve milyonlarca insanın küfrüne vesile olmuştur. Bu bilimselliği dikkate alarak Yaratıcı’dan ve yaratılış hakikatinden uzaklaşan, uzaklaşmaya devam eden milyarlarca insan vardır. Bütün insanların hak ve hakikate ulaşmasını arzu eden müslümanlar olarak elbetteki böyle bir bilimsel anlayıştan nefret ediyor ve böyle bir bilimselliği lanetliyerek yüzüne tükürüyoruz.

İyi ama bu bizlerin yeni söylediği bir şey değil ki? Bizleri yıllardır takip ediyor ve anlıyorsanız neden bizlerle birlikte bunların yüzüne tükürmüyor, bunları ifşa etmiyor ve şaşkın gözlerle masonik zihniyete bakarak “Bu şeytanların, şeytani maksadı ne ola ki?” sorusunu bizlere yöneltiyorsunuz? Güneşin dünya etrafında değil dünyanın güneş etrafında döndüğünü ileri sürerek kendilerince güneşi kutsayan bu pagan zihniyetin açık küfrünü ve dünya insanlarını neye davet ettiklerini görmüyor musunuz?

Kur’an’a göre dünyanın değil içindeki yıldızlarla birlikte göğün döndüğünü anlayınca bu bilimselliğin her söylediğine daha ciddi bir şüpheyle yaklaşan bizler düz dünyacıların gözleme dayalı tesbitlerini okuduktan sonra “Dünya düz mü?” sorusunu gündeme getirdiğimiz için tedaviye muhtaç bir deli durumuna mı düşüyoruz? Ki bu sözleri bizlere, bizleri kısmen tanıyan müslümanlar da söylüyor!. Ve bizlere bir ayet getirir gibi “Dünyanın uzaydan çekilmiş açık fotoğraflarını görmüyor musunuz?” diyorlar.

Evet, görüyoruz..
Nasanın resmi olarak yayınladığı dünya fotoğraflarını gördüğümüz gibi bu fotoğrafları yan yana getirince birbirleriyle alakasız olduklarını, kıtaların ölçek itibariyle ciddi şekilde küçülüp-büyüdüklerine şahit oluyoruz!. İşte bu noktada kafayı oynatıyor ve onlara göre bir deli durumuna düşüyoruz. Delilik hoş olmasa bile bu delirme nedeni bizlere yine de hoş ve akıllıca geliyor. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

Ayrıca şunun altını tekrar çizelim ki düz dünyacıların güneş, ay, atmosfer ve uzayla ilgili görüşlerinin hiçbirini Kur’an’a arzetmeden kabul etmiyor şimdilik Kur’an’a göre “Dünya düz mü, değil mi?” sorusunun cevabını arıyoruz. Tabi ki insanları küfre sürükleyen bilimsellik putunu ve onların verilerini ayaklarımız altına aldıktan sonra..
İnşirah Melal
13.12.2018 14:35
Selamaleykum
Hocam genelde sınır ve usul gözetilmeyen sosyal medya üzerindeki tartışmalara pek girmem. Zira insanlar ölçüsüzce yazabiliyorlar. Lakin bu konunun facebook sayfası üzerinden paylaşılmasının ardından üç-dört gündür cevap yetiştirmeye çalışmaktan buraya dahil olamadım.

Bazı kardeşlerim gereksiz bir uğraş olarak görebilir bunu. Nitekim bazı cevaplarım yorum sahipleriyle birlikte sayfa tarafından silindi gitti.. Fakat bunun yanı sıra geleneksel at gözlüklerini çıkararak meseleye tarafsız olarak bakmaya çalışanlar ve olayı anlayarak “Allah razı olsun” diyenler de oldu. Zaten bu yazışmalara girmeyi gerekli görmemin nedeni, aslında şu durumu açıklığa kavuşturmaktı;

Ortada henüz dünyanın şekli ile ilgili bir iddia yokken, insanların bilimsel verilerin sorgulanmasına bile tahammülleri yok. Hadi genel olarak insanları geçtim, kendisini İslam'a nisbet edip Kur'an'ı dikkate aldıklarını söyleyenlerin bile bir çoğunun durumu da maalesef aynı. Birilerinin bu ciddiyetsiz tavırlar karşında bir şeyler söylemesi gerekiyordu.. Şimdilik düşünmeyi tercih edenleri veya yazıya dökmeyi beceremeyeceğini düşünenleri tenzih ediyorum, lakin dünyanın KÜRE olup olmadığını sorgulayıp deli damgası yemekten veya sahip oldukları konumları, itibarları vb.. yitirmekten korkanların sessizliğine bürünmekten ALLAH'a sığınırım..

Yani, "ya hayır konuş, ya sus" ile "haksızlık karşısında dilsiz şeytan" olmak arasındaki ince çizgideydim..

Herneyse..
Netice olarak ben sizin yönelttiğiniz; "... “Dünya küredir” diyenlere söz hakkı vermek istiyor ve hala bu iddialarını sürdürüyorlarsa Antartika meselesine hiç değinmeden “Dünya küre ise denizler ve göller neden dümdüz?...” sorusuna olumlu ya da olumsuz ciddi bir cevap verecek "küre dünya" kabulündeki birinin çıkacağını zannetmiyorum.

Kendilerini Kur’an’a nisbet edenler ise bu soruyu cevapsız bırakırlarken, ayetleri tevil ederek “Dünya küredir” demeye devam ediyorlar. Daha açık bir ifadeyle kendilerince “Haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan olmak istemeyen” bu hocalar ve bu aydınlar (!), bilimselliğe göre ayetleri tevil ederlerken, "hakka karşı gelen dilli bir şeytan durumuna düşer miyiz?" diye hiç endişe etmiyorlar galiba..!

Sizin bunlardan hiç etkilenmediğinizi ve bunların hidayeti istikametinde dua ettiğinizi biliyorum. İnşaallah bizler de kızmıyor ve aynı istikamette dua ediyoruz.

Allah yardımcımız olsun.
Mehmed Alagaş
12.12.2018 18:33
Ve aleykümselam
“Dünya düz mü?” başlığını açtığımız için face sayfalarında ne ithamlarla karşılaştığımızı, arkadaşlarımızın bizlere ilettiği kadarıyla kısmen gördük. Din ve Kur’an’la alakaları olmayanların kendilerine ezberletilen yalanlardan hareketle söylediklerini dikkate almaya gerek görmesek de, bizlere din ve Kur’an adına karşı çıkanlara, “Siz bilimselliğe karşı çıkarak Kur’an’a gölge düşürüyor ve din düşmanlığı yapıyorsunuz” diyenlere ne demeli ki? Bizleri düz dünyacıların takipçileri zanneden bu arkadaşlar çok daha önce “Kur’an’a göre dünya dönmüyor” dediğimizi ve bunu ayetlerle açıkladığımızı duymamış olacaklar ki, kendilerine göre Kur’an’a gölge düşürdüğümüzü ve din düşmanlığı yaptığımızı yeni farketmişler!.

Lütfen kendinize gelin!.
Diyelim ki batı merkezli olarak “Dünya düzdür” diyenler de farklı bir komplo kuruyorlar? Ki bizlerin de bunlarla ilgili birçok parantezimiz ve cevaplanmamış birçok sorumuz vardır. Mesela dünya medyasını ve interneti ellerinde tutan siyonist üst akıla rağmen bunlar daha ilk günde neden etkisiz hale getirilemedi, bunların sesi neden bastırılmadı ve bu iddia dünyaya nasıl yayıldı? Yoksa bunlar da güç sahibi olarak birçok imkana sahip oldukları için Amerika’da karşı karşıya gelen iki ayrı grubun hesaplaşması, birbirlerinin yalanlarını ifşa etmesi mi?…… Bu ve benzeri birçok sorumuzun cevabını henüz bilmiyor ve ilerleyen zamanda cevap bulacağını düşünüyoruz.

Peki biz müslümanlar olarak şimdi ne yapacağız?
Karşımızda farklı gözlemlerle birbirlerini çürüten iki ayrı tez varsa, hiç olmazsa bu tezlerden herhangi birini doğru kabul etmeden Kur’an’a yönelmemiz, bu konuyla ilgili Allah kelamını dinlememiz gerekmez mi? Bir tarafın tezleri sahte fotoğraf ve videolara dayanıyor diye onları daha inandırıcı bulup, ayetleri yani Allah kelamını onlara göre tevil etmeye çalışmak ilmi ve Kurani bir yaklaşım mı oluyor?

Sizin ilimden ve müslümanlıktan anladığınız bu mu?
Mehmed Alagaş
10.12.2018 14:33
Selamunaleyküm
Genelde acelecilikten uzak bir sakinlik görüyorum. Bu tabi ki güzel. Ancak bu sakinlik veya çekimserlik “Dünya düz ise gece gündüz nasıl meydana geliyor, dünya düz ise sınır ötesinde ne var, dünya düz ise …..” gibi ileride değerlendireceğimiz sorulardan kaynaklanmasın. Çünkü kendilerince akıllı olan küre dünyacılar “Dünya düzdür” diyenlerden ısrarla bunu ispatlamalarını beklerken “Şayet dünya düzse” diyerek akıllarına gelen her soruyu bu kesime yöneltiyorlar!.

Hele bir durun bakalım!.
Dünyanın düz olduğu 5 yıldır söyleniyorsa, küre olduğu beş asırdır söylenmektedir. Dolayısıyle ilk önce sorgulanması ve ispatlanması gereken husus “Dünya düz müdür?” değil “Dünya küre midir?” sorusunun cevabıdır. Dolayısıyle beş asırdır küre dünyayı savunan masonik şeytani zihniyetin ve bu zihniyete kölelik yapan bilim adamlarının öncelikle “Dünya küre ise denizler ve göller neden dümdüz?” sorusunu cevaplamaları gerekir. Bizler ve dünya insanları önce bu sorunun cevabını bekliyoruz.

Bu soruya açıkça cevap veremiyorsanız “Dünya düz ise şu şu şu nasıl olur?” sorularıyla meseleyi bulandırmaya ve aradan sıyrılmaya çalışmayın. Önce bizlere, biz dünya insanlarına hesap verin. Birazcık yüreğiniz varsa ve birazcık dürüstseniz “Biz Allah’a ve Allah’a inanan insanlara düşmanız” deyin. “Biz insanları yegane Yaratıcı’dan uzaklaştırmak için yaratılışla ilgili küfür teorileri ürettik ve ürettirdik” deyin. “Bizler hiçbir insani ilkesi olmayan yalancılarız, zalimleriz” deyin. “Bizler öyle sahtekarız ki aya ayak basmakla ilgili olarak kendimiz için küçük insanlık için büyük olan bir yalanı rahatlıkla söyleyebildik” deyin.

Önce bunları diyerek yüzünüzdeki maskeleri çıkarın ki dünya insanları ne lanetli, ne yalancı, ne sahtekar kimseler olduğunuzu açıkça görsünler. Bunları yapmadan bizlere dönüp soru sormaya ne yüzünüz, ne de hakkınız vardır. Dolayısıyle bizler konuyla ilgili diğer sorulara geçmeden önce “Dünya küredir” diyenlere söz hakkı vermek istiyor ve hala bu iddialarını sürdürüyorlarsa Antartika meselesine hiç değinmeden “Dünya küre ise denizler ve göller neden dümdüz?” sorusunu cevaplandırmalarını bekliyoruz. Tabi ki bilimsellik adına kürecilerden daha küreci olan ve Kur’an’a göre (!) bu görüşü savunanları da bekliyoruz.
Mehmed Alagaş
09.12.2018 21:00
Ve aleykümselam
Fatma Ceren’de de bir öfke, bir kusma görüyorum ama anladığım kadarıyla bu öfke ve kusma batı bilimselliğinin sahtekarlığından ziyade son asırlarda emperyal batı tasallutu altında bulunan müslümanlara yönelik. “Bugün müslümanlar bilim üretememiştir… bilim diye dayatılan kargaşanın kaynağı inançsal amaca dayanıyor ve bugün müslümanlar “Peki bunların amacı ne ki!” sorusunu cevaplandıramıyor. Çünkü kendi inancında böyle bir bilimi üretmek ve hakikati sunmak gayesi maalesef yok…” şeklindeki müslümanların genelini muhatap alan ve yargılayan bu sözlerin anlamı ve maksadı ne ola ki?

Bizler “Peki bunların amacı ne ki!” sorusunu, aşağıdaki yorumda yazdığımız gibi açıkça cevaplıyoruz. Bilim ve ilim üretmeye gelince, yukarıdaki yazıda da belirttiğimiz gibi Kur’an’ı araştıran müslümanlar olarak birçok konuda batının gerisinde değil Kurani gerçeklerden uzakta olan batının ilersindeyiz. Çünkü ilimde ve bilimde Allah’ı dikkate alarak atılan bir adım, Allah’ı dikkate almadan atılan yüzlerce adımın ilersindedir. Umarım anlarsın..

Yorum yazan diğer kardeşlerime teşekkür ediyor, Talha’nın dualarına amin diyorum..
D. Demirel
09.12.2018 19:24
Selamünaleyküm
Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz, bunda iman edenler için bir ayet vardır.(29/ 44)

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır.(3/ 190)

Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.(15/ 85)

O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O´nun "ol" dediği gün (herşey) oluverir, O´nun sözü haktır. Sur´a üfürüldüğü gün, mülk O´nundur. O, gaybı ve müşahede edilebileni bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.(6/ 73)

Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden Yücedir.(16/ 3)

İslam, Kelime-i tevhidde olduğu gibi LA ile başlar ve batılı reddetmemizi ister. Ancak redden sonra hakkı tasdik etmemizi de emreder. Ayetleri tefekkür ettiğimizde hak ile yaratan Rabbimiz bu yaratmadaki ayetleri ancak iman edenlerin görebileceğini buyuyor.

Dünyanın şeklinin ne olduğu neden önemli olsun ki ya da neden bu adamlar dünyanın şeklini farklı göstermeye çalışıyorlar ! Gibi soruların cevabı bana göre şudur; HAKKI gizlemek! Nasıl ki bizler Hakkın peşinde isek küfür ehli de Hakkı batılla örtmenin peşinde.

Konunun önemine binaen şimdilik söyleyeceklerim bunlar. Rabbim hak ve hakikatte birleştirsin.
Fatma Ceren
09.12.2018 15:42
Selamun Aleyküm
Dünya değil Gök dönüyor hakikatinden sonra bu ciddi araştırmanın birilerini rahatsız edeceği muhakkak.

Bilimsel veriler her zaman gözlem, deney ve ölçme içerir. Herhangi bir konuda bilimsel iddia/tez ortaya attığınızda sizden ispat ister ve siz de bilimin varsaydığı gerçeklikleri(!), formülleri, rakamları, ölçmeleri, hesapları kullanarak bir ispat yoluna girersiniz. Peki bilim bu veri tabanını insanlığa sunarken hakikatin kaynağı olan Kur'an'ı ne kadar dikkate almıştır? Burada, kahrolsun israil kahrolsun amerika söylemlerine girmeyeceğim çünkü bugün müslümanlar bilim üretememiştir.(bknz Abdülvahab M. El-Messiri- Fen ve Sosyal Bilimlerde Epistemolojik Önyargı)

Bunun nedenleri ayrı bir araştırma konusu, fakat bunu niye dile getirdim?
"Bilim, veri olarak inancı ve inançsal amacı dikkate almaz; yani "Ben kitabıma göre böyle inanıyorum" açıklamasını delil olarak kabul etmez. Lakin bilim diye dayatılan kargaşanın kaynağı inançsal amaca dayanıyor ve bugün müslümanlar "Peki bunların amacı ne ki!" sorusunu cevaplandıramıyor. Çünkü kendi inanışında böyle bir bilimi üretmek ve hakikati sunmak gayesi maalesef yok. Aslında Kur'an tüm bu verileri bildirmesine rağmen... Bugün bilim üretemeyen müslüman da, batıl güçlerin kendi batıl inancına göre şekillendirdiği bilim(!)le anlamaya, açıklamaya, yetinmeye, inanmaya başlıyor."

Konuya gelince, Mehmed Abinin yazısında katılmadığım bir husus var o da şu ki, ben bu araştırmanın girişinde Kur'an'a "Dünya düz mü, yoksa Küre mi?" sorusunu yöneltmiyor; "Dünyanın şekli nedir?" sorusunu yöneltiyorum ve ilk başta şekli değil tüm gezegenlerin, güneşin ve ayın hareketlerini düşünüyorum. Zira hareket yasası kavranmadan şekle ulaşılamaz ki küre yada düzlüğün yanı sıra tabiatta mevcut yüzlerce şekil var.

Ğaşiye 20'de ve bir çok ayetteki satıhlaştırma, düzleştirme bizim için önemli bir veri. Bence gecenin, gündüzün ve gölgenin, gökkuşağının oluşumunu, ışık optik yasalarını gözlemleyip üzerinde düşünmek ve bunların birbiriyle ilişkili hareket yasalarını kavramak, dünyanın şekli hakkında bizi yönlendirecektir.

Elbette bu konuda devam eden çalışmalarım ve bazı fikirlerim var inşallah konu ilerledikçe paylaşmak istiyorum.
Fırat M.
09.12.2018 00:58
Yayılmış dünya gerçeği
Selamunaleyküm
Aşağıdaki linkteki video, modern! bilime göre dünyanın yuvarlak olduğuna inanan bir ateist tarafından hazırlanmış. İşin ilginç tarafı Kuran’dan deliller getirerek Kuran’a göre dünyanın düz olduğunu ve göklerin de yükseltildiğini belirtiyor ve kendince Kuran’ı yalanlamış olduğunu sanıyor.

İncelediği ayetler ve kelime analizleri dünyanın yuvarlak olmadığını, ve ayrıca araştırdığımda 15-16. yy’ ya kadar ehli sünnet alimlerinin dünyanın düz olduğu konusunda ittifak ettiklerini gördüm. Yine birçok videoda dünyanın kıvrımlı yani yuvarlak olmadığını gösteren deliller mevcut. Yuvarlak dünya yalanına insanlık nasıl böyle inandırılmış anlamak mümkün değil. Bir de anlamadığım buradaki çıkarları nedir?
https://youtu.be/pI0PuUbLY9I
Selametle..
Talha
08.12.2018 19:11
SELAMÜN ALEYKÜM
Allah sana merhamet etsin, ömrüne bereket katsın amca...
Rabbimiz bu emeklerinin karşılığını dünyadaki hayatında, müslüman olanların bu hakikatleri anlayarak bir araya geldiğini göstererek versin. Birçok nimeti israf ettiğimiz gibi senin bizlere Allah'ın lutfuyla sunduğun bu hakikatleri israf etmekten beri kılsın...

İnşirah kardeşimle daha önce bu konuyu değerlendirdiğimizde, bilimsellik putundan da kurtulmuş olmanın verdiği heyecanla dünyanın düz olmasının bende daha ağır bastığını söylemiştim... Ancak bir tepsiden ziyade çekirdeğe doğru sivrilerek giden "V" şeklinde bir kaya parçasına benzetmiştim kendimce... Üstünde de kubbe şeklinde bir koruma kalkanı var edildiğini düşünmüştüm...

Tabi bunların Kur'an'dan yola çıkarak değil sadece bir heyecanla söylemiştim... Şimdi ise büyük bir heyecanla mevzuyu takip ediyorum inşaallah...

Sonu hayrolsun...
Mehmed Alagaş
08.12.2018 16:23
Ve aleykümselam
Dualarına sizleri de dahil ederek amin diyorum Harun oğlum. Sorduğun soruya gelince bir kutsalı yıkmak için bir başka şeyin kutsallaştırılması gerektiğinden, siyonist mason zihniyeti kendilerinin finans ettiği bilimselliği yüceltip-kutsallaştırarak dünya insanlarını İlahi gerçeklerden uzaklaştırmayı hedef almışlardır. Her normal insanın sorabileceği “Bu evreni kim yarattı ve ben kimim?” sorusu, müdahale edilip-cevaplanmadığı zaman her akıl sahibini Yaratıcı olarak Allah’a ve O’nun indirdiği semavi kitablara yönelteceği için bu önemli soruya cevap vermeye çalışmışlar ve evrim ve büyük patlama gibi hiçbir ispatlı delili olmayan küfür teorileri ileri sürdürmüşlerdir. Şeytani maksatları dünya insanlarını savaş açtıkları Yaratıcı’dan uzaklaştırmak olduğu için bilimsellik adına her türlü sahtekarlıktan geri durmamışlardır. 

İnşirah kardeşim, bilimsel yalanları nasıl bu kadar rahat kustuğumuzu soruyorsun. Yazıda da belirttiğimiz gibi Kur’an araştırmalarımız nedeniyle çok uzun yıllardır bilimselliğin küfrünü ve saçmalığını ayet ayet anlayan insanlarız. Son zamana kadar sahte foto ve videolardan kaynaklanan “Dünya küredir” görüşümüz, müslüman olarak ayet gibi iman ettiğimiz bir hakikat değil karşılaştığımız verilerden hareketle kabul ettiğimiz bilgisel bir görüştü. Bize yutturulan bu görüşe iman etmediğimiz için kanımıza karışmamış ve sadece midemizde bulunan bu bilgiyi zihinsel olarak kusmakta hiç zorluk çekmedik. Kutsallaştırılan bilimselliğe iman edenlerde, bu kusma eylemi senin de belirttiğin gibi çok zor ve sancılı olacaktır.
İnşirah Melal
08.12.2018 13:55
Selamaleykum
"Hiç bir şey patladı ve her şey oldu!" komedisini genel anlamda insanlığa kabullendirebilmiş bir zihniyetten bahsediyorsak, bu zihniyetin servis ettiği "her şeye" şüpheyle yaklaşmak gerçekten de zaruriyettir.

Özellikle de kendisini İslam'a nisbet eden benim gibi kişiler "sinek avlamaktan fırsat bulabilirlerse" bataklığı kurutmak için gösterilen bu çabalara ellerinden gelen desteği gösterecekler, en azından köstek olmayacaklardır. Tabi bu uğraşı verenleri de "sinek" olarak görmüyorlarsa!

Hocam eğer uygun görürseniz şu bölümü biraz daha açmanız gerektiği kanaatindeyim. Zira o kusma işi sizin de takdir edeceğiniz üzere birçokları için o kadar da kolay olmuyor. Dünyanın KÜRE olduğunu savunan ve bunun Kur'an ayetleriyle de desteklendiğini söyleyen görüşleri nasıl bu kadar rahat netleşerek ardınızda bıraktınız?;

"..Bu kusma ile temizlenen zihnimizle tekrar Kur'an-ı Kerim'e yöneliyor ve beş asır gecikmiş olsak da "Dünya düz mü yoksa küre mi?" sorusunu bu yüce Kitab'a tekrar yöneltiyoruz. Rabbimizin yeryüzünü yayması ve düzleştirilmesiyle ilgili ayetlerini bu temiz zihinle tefekkür etmeye başladığımız zaman küre olmadığı konusunda gayet rahat netleşirken genel mahiyetini bilmesek de yayılmış ve düzleştirilmiş görüşünün hızla ağırlık kazandığına şahitlik ediyoruz..."
Harun Can
08.12.2018 11:17
Selamunaleykum.
Amca Rabbim hayrını versin...
Öncelikle bu yazıda benim usül ve üslup olarak hemen ve ilk dikkatimi çeken şey;
Şimdilerde ümmetin ve toplumun çok da ihtiyaç duyduğu eksikliğini yaşadığı ve her konuda çözümün önüne geçen, bencillik ve ego ile benim bildiğim doğru deyip, hata yapabilme, yanlış anlamış olabilme ihtimalini sıfıra indirme hastalığının şifasıdır.

Rabbim sana Rahmet etsin, sen bu durumu hızla toparlamış ve araştırma yapmışsın. Bununla da kalmayıp özür beyan etmişsin, muhataplarından ve tabiki RABBİN den. Bu açığımızı ve eksiğimizi başta Müslümanlardan olmak üzere, Hayra talip tüm insanlıkdan gidermesini Rabbim den niyaz ediyorum...

Konu ile alakalı katkı sunabileceğim bir erzağım şuan için yok dua etmekden başka. Rabbimiz hakikat-i arayan aklı selim insanlara lütfu ve yardımı ile hakikate kavuştursun. Ve ne tepki alırsak alalım; ihtilafa düştüğümüz konuları o mutlak günde açığa çıkarıp açıklayacak olan Rahman dan, bizleri mahçup olmayan, razı olduğu kulları arasına katmasını niyaz ediyorum...

Ve son olarak benim şahsi merakım,
Dönmeyen dünya ya dönüyor deyip buna benzer bir çok bilimsel yalan ve yönlendirme, bu yalanı düzüp uyduranlara gerçekten ne fayda sağlayacak. Ne elde etmiş oldular... Sadece zaman mı kazandılar, yoksa bu hakikat zincirinin tek bir halkası bile çözülse ardı arkası kesilmeden gelmeye devam edecek, ve düzüp uydurduklarının hepsi çöküp gidecek endişesiyle mi, durmaksızın yalanlarına yalan ekliyorlar? Bu konuda eğer daha önce bilgilendirme yaptı isen ve ben kaçırdıysam kusura bakma.

Ama benim anlamak istediğim ve anlaşılmasında hayır gördüğüm şey şu; İnsanların bu olayların ve yalanların, ne sebeple ne planlayarak yapıldığını bilmesi, hakikate olan meraklarını ve ilgilerini arttırır gibi geliyor. Rabbim hayrınızı versin. Senin nezdinde, sana destek olup katkı sağlayacak tüm kardeşlere. Selam ve dua ile.
Önceki Yorumlar: « 2 
Yorum yap yorum