Kitaptan Alıntılar
Kitaplar A+ | Normal | A-

İşaret Yazıları




İşaret Yazıları
Sayfa Sayısı : 192 | İlk Basım Tarihi : 1990

Kur'an-ı Kerim'in fiillere ve faillere yaklaşım konusundaki usulünü ve ehl i kitab'a yaklaşım merhalelerini dikkate almak bir yana, bunların varlığını dahi bilmeyen bazı müslümanlar; fiilleri faillere, failleri fiillere nisbet ederek, en kısa yoldan sonuca gitmişlerdi!. Şu, şu fiiller şirk olduğuna göre, bu fiilleri işleyen her fail müşriktir. Dolayısıyle insanların kınamasından hiç çekinmeden, bu faillerin müşrik olduğu açıklanmalıdır.

Ve açıkladılar da!.

Anneler, babalar, abiler ablalar, dayılar amcalar.. hemen tekfir ediliverdi. Bu tekfir kasırgasına kapılanlar dan biraz insaflı olanlar, tabi ki tebliğe de yer veriyorlardı.

Bunlar karşı tarafı hemen tekfir etmiyorlardı.

Resulullah (s.a.v.)'in onüç yılda anlattığı gerçek leri, onüç dakika gibi uzun bir zamanda uzun uzadıya anlatıyorlar, sonra tekfir ediyorlardı!.

Tevhidi bilgi ile muvahhid olduklarını zanneden bu insanlar, bu gerçekleri yaşamadan,

bu gerçekleri yansıtmadan,

bu gerçeklere yani İslam'a davet etmeden, zaten İslam'da olmayan insanları İslam'dan tekfir ediyorlardı!.

Peki sonuç ne oldu? demeyiniz.

Çünkü sonuç malumunuz!. Onları İslam'dan, kendilerini de insanlardan tecrit etmiş oldular..



[ Kitap Temini ]


Yorum yap yorum

Yorumlar [3]

İlyas Metin
28.12.2017 01:23
Selâmun Aleykûm
Kitabın "Kalkış noktamız" başlığı altındaki yazınızı hâlâ kabul ediyor musunuz yoksa yeni baskılarda tashih ihtiyacı duyuyor musunuz. Yahudilerin 72 fırkaya müslümanların 73 fırka rivayeti meselesi bölümü. Çünkü bu gayb'a taalluk eden bir konu olduğu için sordum.

insandergisi.com:


Sayın İlyas METİN
Değerli kardeşimiz, söz konusu bölümde altı çizilen hakikatin ve o rivayetin nasıl suistimal edildiğiyle ilgili kurulmuş onca cümlenin üzerinde durulmasını tercih ediyor olsak da, gayb'a taalluk düşüncesiyle hocamızın bu rivayeti hala kabul edip etmediğini sormanızı saygı ile karşılıyor, yine sitemizde yer alan ve ALAGAŞ hocamızın "gayb" meselesine bakışını ihtiva eden "Kıyamet Saatini Bilen Resul" başlıklı yazıdan bir bölümü paylaşmanın yeterli olacağını umuyoruz.
Saygı ve selamlarımızla...

"..."gayb" kelimesi vahye dayalı bilgi olmaksızın bilinmeyen, görülmeyen ve gizli kalan her şey demektir. Görselliğe dayanan ve görmediğine inanmayan günümüz bilimselliğinin aksine, müslümanlar (veya Allah'a inanan insanlar) gördüklerinden hareketle görmedikleri gaybe de iman ederler. En geniş anlamında gayb kavramı, muhatablar dikkate alındığında genel itibariyle görece bir kavramdır. Biz insanlar için gayb olan bir gerçeklik cinler için gayb olamayacağı gibi, cinler için gayb olan bir gerçeklik de melekler için gayb olmayabilir.

'..Göklerde ve yerde, Allah'tan başka kimse gaybı bilmez... (27-Neml 65)' buyruğunda ve benzer ayetlerde beyan edildiği gibi hiçbir yaratılmışın vakıf olmadığı mutlak gayb ve bu gayb ilmi, sadece ve sadece Rabbimize ait bir ilimdir. "Göklerde ve yerde" ifadesinden meleklerin, cinlerin ve insanların kastedildiğini dikkate alırsak, bizler için henüz gayb olan bazı gerçeklerin cinler tarafından fıtraten gözlenip-bilinmesi veya cinler için gayb olan bazı gerçeklerin melekler tarafından bilinmesi, bu varlıkların gayb ilmine muttali oldukları anlamına gelmeyeceği gibi herhangi bir peygamberin kısmi gayb haberlerine vakıf olması da mutlak gayba ve gayb ilmine vakıf olduğu anlamına gelmez...."
Mehmed Alagaş
24.01.2014 20:11

Doğru söylüyorsun Murtaza kardeşim. Ancak kasıtsız bir hata olsa gerek "...anlatmadan yargılamadan" demişsin. Muradını dikkate alarak bu ifadeni "anlatmadan yargılamak," şeklinde anlıyoruz.
Murtaza Sayın
24.01.2014 17:13

en büyük hatalarımızdan biriside kardeşlerimize anlatmadan yargılamadan kuran ve sünnetle tanıştırmadan cehennemlik ilan etmek sanki biz kurtulmuşuz gibi
Yorum yap yorum