Kitaplardan Alıntılar A+ | Normal | A-

İtidal İklimi!



İtidal İklimi!

"...Bundan yedi sekiz ay önce başladığım bir kitab çalışması vardı. Kur'an-ı Kerim'in tüm müslümanlar için öncelediği bir konuyu ben de öncelemiş ve bu konu çerçevesinde söz konusu çalışmaya başlamıştım.

Ne var ki umud ve heyecanla başladığım bu çalışma pek uzun sürmedi. Kitab çalışmasının genel olarak üçte ikisini tamamladığım sıralarda, bu çalışmayı bırakmak zorunda hissettim kendimi!. Çünkü muhatabımı yitirmiştim!.

Çünkü kitabta muhatap aldığım, muhatap almak istediğim müslümanlar, genel olarak başka dünyalara rağbet etmeye, başka dünyalarda gezinmeye başlamışlardı!. Uhrevi kaygıların yerini dünyevi kaygılar, İlahi vaadlerin yerini beşeri vaadler, Rabbani beklentilerin yerini politik beklentiler almaya başlamıştı!.

"İki fecr arasında" isimli kitap çalışmamız, düne göre daha canlı, düne göre daha güncel bir hale gelmişti!. Çünkü bu kitap çalışmasının ana temasını oluşturan iki fecr arasındaki karanlık daha bir yoğunlaşmış, iki fecr arasındaki karanlık daha bir koyulaşmıştı!.

Yeni kitab çalışmamda muhatap aldığım ve İslam için gerekli olan keyfiyete davet etmek istediğim müslümanlar, keyfiyet yamacından, kemiyet çukuruna doğru atlamaya, kemiyet çukuruna doğru yuvarlanmaya başlamışlardı!.

Rahmet ve bereket vesilesi birer su damlası olması gereken müslümanlar, ifrat ve tefrit kutuplaşmasına giderek, itidal iklimdeki su olma vasıflarından uzaklaşmışlardı!. Bu müslümanların küçük bir kısmı, radikal müslümanlık adına rahmet ve merhametin sıcaklığından uzaklaşarak donmaya başlamışlar ve müslümanlara dahi merhamet etmeyen buzdan birer hançer durumuna gelmişlerdi!.
Müslümanların büyük bir kısmı ise dünya ile barışık olmak adına herşeyle barışmaya, herşeyle uzlaşmaya yönelmişler ve ateş ehli olan hizbüşşeytanla bile dirsek temasına girerek buharlaşmaya başlamışlardı!.

Velhasıl kaybetmiştim,

velhasıl yitirmiştim muhatabımı!.

Dolayısıyle söz konusu kitab çalışmasını yüksek bir rafa kaldırmış ve böylesi hadiselerden, böylesi insanlardan uzaklaşarak sadece toprak ve hayvanlarla uğraşmak gayesiyle köyde yaptırdığım eve taşınmış tım. Benim için yeterince geniş olan bu evde biraz rahatlayacağımı, üst kattaki çalışma odamda kendimle başbaşa kalacağımı umuyordum.

Fakat olmadı!.
Karşı dağlara baktığım zaman dağları değil, dağların arkasındaki şehirleri ve bu şehirlerdeki insanları görüyordum yine!. Susmayı seven ve susma orucuna niyetlenen ben, kalabalıklar arasında sıkışmış bir insan gibi inlemeye ve bu inleyişleri birer fısıltı halinde cümlelere döndür meye başlıyordum!.

Bahçemdeki hayvanlara bakıyor ve onlar gibi gamsız, onlar gibi tasasız olmak istediğim zamanlar, bütün hayvanların bana baktıklarını ve ağızlarını açarak "Ama sen hayvan değilsin ki!?" dediklerini duyuyordum.

Hayvanlar doğru söylüyordu!.
Yaratılış gayelerini hakkıyle yerine getiren bu tertemiz hayvanlar, bana bir insan olduğumu hatırlatıyorlar ve kendilerini örnek alarak benim de yaratılış gayemi yerine getirmemi istiyorlardı!. Bana bu muhteşem nasihatı herhangi bir hoca, herhangi bir alim yapsa, sanırım ki bu kadar etkili olmazdı. Çünkü bana yapılan bu nasihatin gereğini, en muttaki alimlerin dahi koyunlar, atlar, tavuklar ve balıklar gibi yerine getirdiklerine inanmıyorum.

Bunun nedenini aynı nedenle yazdığım bu kitab çalışmasının içinde ve özellikle sonuç bölümünde daha iyi anlayacaksınız. Duygu ve düşüncelerimi ısıra ısıra kaleme aldığım bu kitab çalışmasının ismi "Doğru yolun Eğri kulları" veya daha açık bir ifadeyle "Yoldaki Leşler" olabilirdi. Ne var ki nezaket damarlarımızı besleyerek "Yoldaki Musibetler" olarak belirledik. Bu kitab çalışmasının ana temasını oluşturan musibetler, elbetteki ellerimizle yaptıklarımızın ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızın bir neticesi olarak başımıza gelen musibetlerdir. Rahmetli Seyyid Kutub'un "Yoldaki İşaretler" kitabından faydalanamayanlar, yoldaki işaretleri görüp de gereğini yapamayanlar, umud ederiz ki yoldaki musibetleri görerek, hiç olmazsa bu musibetlerden sakınırlar!.

Felak ve Nas surelerindeki sığınmaya her zamankinden daha fazla, çok daha fazla muhtaç olduğumuzu hatırlatarak "Selam ve rahmet üzerinize olsun" diyorum...."
                                <<< YOLDAKİ MUSİBETLER / Mehmed ALAGAŞ >>>




Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum