Kitaptan Alıntılar
Kitaplar A+ | Normal | A-

Mezar Notları




Mezar Notları
Sayfa Sayısı : 80 | İlk Basım Tarihi : 1990

KİTAPTAN ALINTILAR...

"Şimdi ölmenin sırası mıydı!.

Daha tevbe edecek, içkiyi ve kumarı bırakacaktı.

Bu halde, üstelik içkiliyken nasıl kabre girecek, hangi yüzle Allah'ın huzuruna çıkacaktı?

Kızı aklına geldi. "Keşke manken olmasına izin vermeseydim" diye geçirdi içinden. Sahi ya! Manken olmasına, orasını, burasını açmasına, elalemin erkeklerine teşhir etmesine neden izin vermişti ki? Dilinin ucuna gelen "Ulan sen pezevenk misin?" ifadesini, köpek dişleriyle ısırıp, azı dişleriyle öğütmek istedi.

Oğlu aklına gelince, sanki beşinci, altıncı, yedinci bıçak darbesini yemişti. Sövdü, küfretti.. Kendisinin yetiştirmediği, kendisinin terbiye vermediği oğluna bir daha, bir daha küfretti..

Tekrar kendine döndü. Ölmemeliydi, ne yapıp edip ölmemeliydi. "Kurtulursam ilk işim namaza başlamak" diye geçirdi içinden. Namaza başlamak için bu dört sene süreyi de nereden çıkarmışkı ki?

İnsan bu!. Dört sene yaşayacağı ne malum?

Ya hemen ölürse!

Ya hemen ölürsem!

"Yok yok ölmemeliyim, ağzım da leş gibi rakı kokuyor.."

Başını tutan adamın sesini duydu.,

Birader hızlı sür, adam ölecek. Çok kan kaybediyor..

"Kim ölecek? Ben mi? Ben mi öleceğim?

Ben ölmemeliyim, ben yaşamalıyım.

Çünkü ben tevbe edeceğim,

çünkü ben namaz kılacağım,

çünkü ben hıkk.. Ben ölmemeliyim, ölmeyeceğim, ölmeyeceğim.. İçkili halde hiç ölünür mü?

Keşke içmeseydim, keşke tevbe etseydim, keşke namaz kılsaydım, keşke..."

Kardeşim hızlı gitmene gerek yok, öldü adamcağız!.

Bu özgeçmiş ile Hasan Şenol'un kabrine tekrar bakıyoruz. Ve "Keşke" haykırışlarının aynı dirilik ve aynı canlılıkla tekrarlandığını duyuyoruz.

Keşke..

Keşke....

Keşke......."


"Toprağın altındaki ölülerin başuçlarına, cami kapılarındaki dilencilerin önlerine koydukları birer mendil parçası gibi, faütiha isteyen kimi mermer, kimi taş, kimi siyah beyaz tenekelere yazılı "Ruhuna Fatiha" yazısı beni üzdü ve düşündürdü!.

Kur'an'ın anası, Kitab'ın anası Fatiha, dirilerin yaşantısından koparılmış, mezar çerçevelerine oturtulmuş. Her gelen genellikle Fatiha'yı sadece ölülere okuyor.

Fatiha'nın anlamını düşündüm.

"Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün Malik"i olan Allah'adır. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz. Bizi dosdoğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapıklarınkine değil."

Acaba "Ruhuna Fatiha" denilen bu meyyitlerin, yaşadıkları hayatta Fatiha ile ilgileri neydi?

Bunlar yaşantılarında Fatiha'nın anlamına teslim olarak sadece Allah'a kulluk edip, sadece Allah'tan yardım bekleyen insanlar mıydı?

Gazaba uğrayanların ve sapıkların yolundan Allah'a sığınıyorlar mıydı?

Şayet onlarda bu vasıflar yoksa, kendilerine binlerce Fatiha okunsa ne olurdu ve ne kazandırırdı bu meyyitlere?

Sırat ı mustakim, yaşayan insanların talip olmaları gereken bir yoldu. Yolunu bitirmiş meyyitler için "Bizi doğru yola ilet" duasının ne anlamı vardı? Öldükten sonra mı doğru yola gelecekler, öldükten sonra mı doğru yolun yolcusu olacaklardı?
Ben kendime ve yaşayan insanlara Fatiha'yı okudum."



[ Kitap Temini ]


Yorum yap yorum

Yorumlar [1]

İlyas Metin
09.12.2013 21:48
Selamun aleykum
Yanlış hatırlamıyorsam 80li yıllarda çıkıyordu insan dergisi o yıllarda sadece mezar notlarını okumak için alıyordum dergiyi
Beni en çok etkileyen sayfa orasıydı çünkü
Yorum yap yorum