Sure Ayet

Yunus Suresi



Yunus Suresi 109 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 51. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 207 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Elif, Lam, Ra. Bunlar hikmetli Kitab'ın ayetleridir. (10-Yunus 1)

 
 
2 - İçlerinden olan bir adama "İnsanları uyarıp-korkut ve iman edenlere kendileri için Rableri katında yüksek bir makam olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanlara tuhaf mı (şaşırtıcı mı) geldi ki küfre sapanlar (hiç düşünmeden) "Besbelli ki bu (adam) apaçık bir sihirbazdır" dediler. (10-Yunus 2)

 
 
3 - Şüphesiz ki sizin Rabbiniz altı günde gökleri ve yeri yaratan sonra da arşa istiva eden (mekandan münezzeh kudretiyle kuşatan) Allah'dır. O her işi tedbir eden-düzenleyendir. O'nun izni olmadıktan sonra hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz? (10-Yunus 3)

 
 
4 - Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. İman edip salih amellerde bulunanlara adaletle karşılık vermek için yaratmayı başlatan (ilkin yaratan) sonra onu iade edecek (yokluğa geri çevirecek ve tekrar yaratacak) olan O'dur. Küfredenlere de, küfre sapmaları nedeniyle kaynar sudan bir içki ve elim-acıklı bir azab vardır. (10-Yunus 4)

 
 
5 - Güneşi bir ziya (aydınlık), ayı da bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller (duraklar) tayin-takdir eden O'dur. Allah bunları hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle ayrıntılı açıklamaktadır. (10-Yunus 5)

 
 
6 - Gece ile gündüzün ard arda gelip-değişmesinde (uzayıp kısalmasında), Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınabilen bir topluluk için nice ayetler vardır. (10-Yunus 6)

 
 
7 - Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar ve Bizim ayetlerimizden gafil (ciddiyetinden habersiz) olanlar (vardır). (10-Yunus 7)

 
 
8 - İşte bunların kazanmakta olduklarından dolayı varacakları yer ateştir. (10-Yunus 8)

 
 
9 - İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise Rableri onları imanları dolayısıyla hidayete (doğru yola) erdirir, altlarından ırmaklar akan Naim (nimet) cennetlerine iletir. (10-Yunus 9)

 
 
10 - Onların oradaki duaları "Allah'ım sübhansın (münezzehsin-yücesin), oradaki dirlik temennileri "Selam" ve duaların sonu da "Hamd (şükür dolu övgü) alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur (sözleridir)." (10-Yunus 10)

 
 
11 - Eğer Allah onların hayra ulaşmak için çarçabuk davrandıkları (acele istedikleri) gibi insanlara şerri de çabuklaştırsaydı, ecellerine hüküm verilirdi. Oysa Biz, Bize kavuşmayı ummayanları (bir süre daha) tuğyanları (azgınca taşkınlıkları) içinde şaşkınca dolaşır bir durumda bırakırız. (10-Yunus 11)

 
 
12 - İnsana bir zarar (sıkıntı) dokunduğunda yan yatarken, otururken ya da ayaktayken Bize dua eder fakat sıkıntısını üstünden kaldırdığımız zaman ise sanki kendisine dokunan sıkıntı için Bize hiç dua etmemiş gibi döner-gider. İşte haddi aşanlara, yapmakta oldukları böyle cazip-süslü gösterilir. (10-Yunus 12)

 
 
13 - Andolsun ki sizden önce nice nesilleri, resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği halde zulme saptıkları ve (bu zulümle artık) iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte Biz mücrim (suçlu-günahkar) bir topluluğu böyle cezalandırırız. (10-Yunus 13)

 
 
14 - Sonra nasıl davranacağınızı görelim diye onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (10-Yunus 14)

 
 
15 - Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki "Benim onu kendiliğimden (kendime göre) değiştirmem, benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, büyük günün azabından korkarım." (10-Yunus 15)

 
 
16 - De ki "Eğer Allah dileseydi, onu size okumazdım ve (Allah da) onu size bildirmezdi. Ben ondan (okuduklarım indirilmezden) önce sizin içinizde bir ömür sürdüm. (Benim nasıl biri olduğumu ve o dönemki suskunluğumun nedenini) hiç düşünüp-akletmiyor musunuz?" (10-Yunus 16)

 
 
17 - Allah'a karşı yalan yere iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz ki O, mücrimleri (suçlu-günahkarları, ki bu ben de olsam) felaha (kurtuluşa) erdirmez. (10-Yunus 17)

 
 
18 - Allah ile beraber, kendilerine zarar vermeyecek, yararları da dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki "Siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği (bildirmediği) bir şey mi haber veriyorsunuz? O (sübhandır) sizin şirk katmakta olduklarınızdan münezzehtir ve çok yücedir." (10-Yunus 18)

 
 
19 - İnsanlar (önceden) tek bir ümmetten başka bir şey değildi sonra ayrılığa-anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (önceden verilmiş) bir söz olmasaydı, ayrılığa-anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu. (10-Yunus 19)

 
 
20 - Bir de "Rabbinden üzerine bir ayet (mucize) indirilse ya" derler. De ki "Gayb ancak Allah'ındır. Siz bekleyedurun, ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim." (10-Yunus 20)

 
 
21 - İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman hemen (sıkıntı ve rahmet) ayetlerimiz konusunda hileli bir düzen kurmaya (hak olayı, batılla açıklamaya) çalışırlar. De ki "Tuzak-düzen kurmada Allah daha hızlıdır. Elçilerimiz de sizin kurduğunuz düzenleri yazmaktadır." (10-Yunus 21)

 
 
22 - Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyleki siz gemide bulunduğunuz, o gemiler de içindekileri güzel bir rüzgarla alıp götürdükleri ve (yolcular) bununla neşelendikleri sırada o gemiye çılgınca bir rüzgar (firtına) gelip çatar ve her yandan dalgalar onları sarar. Onlar artık (bu dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını zannettikleri anda dinde muhlisler (Allah'a ve dine gönülden bağlılar) olarak O'na dua etmeye "Eğer bizi bundan kurtaracak olursan, andolsun ki Sana şükredenlerden olacağız" (demeye) başlarlar. (10-Yunus 22)

 
 
23 - Ama (Allah) onları kurtarınca, onlar hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlığa (nankörlüğe) koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız ancak kendi nefisleriniz aleyhinedir. (Nankörlük ettiğiniz bu yardımımızla sadece) dünya hayatının geçici yararını elde edersiniz. Sonra sizin dönüşünüz Bizedir, Biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz. (10-Yunus 23)

 
 
24 - Dünya hayatının misali, gökten indirdiğimiz bir su gibidir. Onunla insanların ve hayvanların yediği bitkiler (yetişip) birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü zinetlerini takınıp süslendiği ve sahipleri de kendilerini ona kadir (ürünlere sahip) sandıkları bir sırada gece veya gündüz ona emrimiz gelmiştir de, dün sanki hiçbir şey yokmuş gibi onu kökünden biçilip atılmış bir duruma getiririz. Düşünen bir topluluk için ayetlerimizi işte böyle açıklıyoruz. (10-Yunus 24)

 
 
25 - Allah selam (barış ve esenlik) yurduna çağırır ve dilediğini hidayete (dosdoğru yola) yöneltip-iletir. (10-Yunus 25)

 
 
26 - Güzel davrananlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne de bir zillet. İşte onlar cennet ashabıdır-halkıdır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. (10-Yunus 26)

 
 
27 - Kötülük yapanlara gelince, herbir kötülüğün karşılığı kendi misliyledir. Onları bir zillet kaplar ve onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu da yoktur. Onların yüzleri karanlık geceden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar ateş ashabıdır-halkıdır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. (10-Yunus 27)

 
 
28 - O gün, onların hepsini birarada toplayacağız sonra şirk katanlara "Siz de, şirk koştuklarınız da yerlerinize" diyeceğiz. Artık onların arasını açmışızdır. Şirk koştukları (ortakları) derler ki "Siz bize ibadet etmiyordunuz." (10-Yunus 28)

 
 
29 - Bizim ile sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik. (10-Yunus 29)

 
 
30 - İşte orada her nefis önceden yapmış olduğunu (ve karşılığını) bulacaktır. Ve onlar asıl mevlaları (gerçek sahipleri) olan Allah'a döndürülürler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup gider. (10-Yunus 30)

 
 
31 - De ki "Gökten ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan (hükmeden) kimdir? Diriyi ölüden çıkaran ve ölüyü diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen-idare eden kimdir?" Onlar "Allah" diyeceklerdir. De ki "O halde siz (O'na karşı gelmekten) korkup-sakınmayacak mısınız?" (10-Yunus 31)

 
 
32 - İşte gerçek Rabbınız olan Allah budur. Artık haktan sonra dalaletten (sapıklıktan) başka ne vardır? O halde (haktan sapıklığa) nasıl çevriliyorsunuz? (10-Yunus 32)

 
 
33 - (Ancak sapıklığa döndüler ve) Rabbinin fasık olanlar üzerindeki "Onlar iman etmezler" sözü gerçekleşmiş oldu. (10-Yunus 33)

 
 
34 - De ki "Sizin şirk koştuklarınızdan yaratmayı başlatacak sonra onu iade edecek (yokluğa geri çevirecek) olan var mı?" De ki "Allah yaratmayı (ilkin) başlatır sonra onu iade eder (önceki yokluk durumuna geri çevirir). O halde nasıl olur da (haktan sapıklığa) çevrilip-dönüyorsunuz?" (10-Yunus 34)

 
 
35 - De ki "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mıdır?" De ki "Hakka ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete ulaşamayan mı? (O halde) size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz?" (10-Yunus 35)

 
 
36 - Onların çoğunluğu zandan başkasına uymaz. Zan ise haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz ki Allah, onların yapmakta olduklarını bilendir. (10-Yunus 36)

 
 
37 - Bu Kur'an Allah'tan (indirilmiştir) başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak o ellerinde (önlerinde) olanı doğrulayan ve Kitab'ı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. (10-Yunus 37)

 
 
38 - Yoksa "Bunu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki "Eğer sadıklardan (doğru sözlülerden) iseniz onun benzeri olan bir sure getirin. Allah'tan başka güç yetirip-çağırabileceğiniz herkesi de (yardıma) çağırın." (10-Yunus 38)

 
 
39 - Hayır (getiremezler çünkü) onlar ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine de henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle (bir cahillikle) yalanlamışlardı. Zulme sapanların nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak. (10-Yunus 39)

 
 
40 - İçlerinden kimileri ona (Kur'an'a) inanırlar, kimileri de ona inanmazlar. Rabbin fesad çıkaranları en iyi bilendir. (10-Yunus 40)

 
 
41 - Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki "Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız da sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım." (10-Yunus 41)

 
 
42 - Onlardan sana kulak verenler (dinleyenler) vardır. Fakat (dinleseler de hakkı işitmeyen) sağırlara sen mi duyuracaksın? Üstelik akılları da hiç ermiyorsa. (10-Yunus 42)

 
 
43 - Ve onlardan sana bakanlar da vardır. Fakat (baksalar da hakkı) görmüyorlarsa, kör olanları sen mi hidayete (doğru yola) ileteceksin? (10-Yunus 43)

 
 
44 - Gerçek şu ki Allah, insanlara hiçbir şeyle (hiçbir şekilde) zulmetmez. Ancak insanlar, kendilerine (kendileri) zulmediyorlar. (10-Yunus 44)

 
 
45 - Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalan sayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete (doğru yola) ermiş değillerdir. (10-Yunus 45)

 
 
46 - Onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana gösteririz veya senin hayatına son veririz. Onların dönüşleri Bizedir. (Senden) sonra onların ne yaptıklarına Allah şahittir. (10-Yunus 46)

 
 
47 - Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (10-Yunus 47)

 
 
48 - Derler ki "Eğer doğru sözlülerden iseniz bu belirttiğiniz süre (vaad) ne zamanmış?" (10-Yunus 48)

 
 
49 - De ki "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiçbir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince artık ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler." (10-Yunus 49)

 
 
50 - De ki "Ne dersiniz? O'nun azabı size gece veya gündüz gelirse (ne yapacaksınız?) Mücrimler (suçlu-günahkarlar) bunu niye (neye güvenerek) erkene almak istiyorlar?" (10-Yunus 50)

 
 
51 - (Azab dolu helak) gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz yoksa şimdi mi? (Azap geldikten sonra çok geç) ama siz onun erkence gelmesini istiyordunuz. (10-Yunus 51)

 
 
52 - (Helak gerçekleştikten) sonra o zulmetmiş olanlara "Ebedi azabı tadın" denilecek. Kazanmakta olduklarınız dışında bir başka şeyle mi cezalandırılacaksınız?" (10-Yunus 52)

 
 
53 - Bu (vaad) bir gerçek mi? diye senden haber sorarlar. De ki "Evet, Rabbime andolsun ki şüphesiz gerçektir ve sizler aciz bırakacaklar değilsiniz." (10-Yunus 53)

 
 
54 - Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahib olsa bunu (azabdan kurtulmak için) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı gördükleri vakit içlerinde pişmanlık duyarlar. Artık aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulmedilmez. (10-Yunus 54)

 
 
55 - Haberiniz olsun ki göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Yine haberiniz olsun ki Allah'ın vaadi haktır. Ancak onların çoğu bilmezler. (10-Yunus 55)

 
 
56 - Dirilten ve öldüren O'dur. Ve O'na döndürüleceksiniz. (10-Yunus 56)

 
 
57 - Ey insanlar. Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. (10-Yunus 57)

 
 
58 - De ki "(Bunlar) Allah'ın fazlıyla (lutuf dolu bol ihsanıyla) ve rahmetiyle (gelmiştir) işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların bütün toplayıp yığdıklarından daha hayırlıdır." (10-Yunus 58)

 
 
59 - De ki "Allah'ın sizin için indirdiği rızıklardan bir kısmını haram ve bir kısmını helal kılmanıza ne dersiniz?" De ki "Allah mı size izin verdi yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?" (10-Yunus 59)

 
 
60 - Allah'a karşı yalan yere iftira uyduranların kıyamet günü (durumlarına ve Allah'a ilişkin) zanları-görüşleri nedir? Elbetteki Allah insanlara karşı lutuf ve ihsan sahibidir ancak onların çoğu şükretmezler. (10-Yunus 60)

 
 
61 - Hangi işi yaparsan yap, Kur'an'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış unutmayın ki siz ona dalıp gitmişken Biz sizin üzerinizde şahidiz. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzak (saklı-gizli) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki mübin (apaçık) bir Kitab'ta (levh-i mahfuzda yazılı) olmasın. (10-Yunus 61)

 
 
62 - Haberiniz olsun ki Allah'ın velileri için korku yoktur ve onlar (üzülüp) mahzun da olmayacaklardır. (10-Yunus 62)

 
 
63 - Onlar iman edenler ve takvaya ermiş (korkup-sakınmış) olanlardır. (10-Yunus 63)

 
 
64 - Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah'ın kelimelerinde-sözlerinde değişiklik yoktur. İşte en büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur. (10-Yunus 64)

 
 
65 - Onların sözleri seni üzmesin. Çünkü izzet bütünüyle Allah'ındır. O Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir). (10-Yunus 65)

 
 
66 - Haberiniz olsun ki göklerde kim varsa, yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'tan başkasına tapanlar, (bir ilim-bir delil üzere) şirk koştukları varlıklara ve güçlere uymazlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar (zanla-tahminle) yalan söylerler. (10-Yunus 66)

 
 
67 - O, dinlenesiniz diye sizin için geceyi yaratan ve gündüzü de aydınlık kılandır. Şüphesiz işitebilen bir topluluk için bunda ayetler vardır. (10-Yunus 67)

 
 
68 - Allah çocuk edindi dediler. Haşa. Allah bundan münezzehtir (beri ve yücedir). O müstağnidir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Yanınızda buna ilişkin bir delil de yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? (10-Yunus 68)

 
 
69 - De ki "Allah'a karşı yalan yere iftira uyduranlar, hiç şüphesiz felaha (kurtuluşa) ermezler." (10-Yunus 69)

 
 
70 - (Onlar için) dünyada geçici bir meta (yararlanma vardır) sonra dönüşleri Bizedir. Sonra da küfretmiş olmaları sebebiyle onlara şiddetli azabı taddıracağız. (10-Yunus 70)

 
 
71 - Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki "Ey kavmim, benim aranızda (peygamber olarak) duruşum ve Allah'ın ayetleriyle öğüt verişim eğer size ağır geliyorsa, ben yalnızca Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp yapacağınız işi karara bağlayın ki bu işiniz size dert (gizli kahır) olmasın sonra da hakkımdaki hükmünüzü bana mühlet vermeden uygulayın." (10-Yunus 71)

 
 
72 - Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir ücret istemedim (ki bir kaybım olsun). Benim ecrim-mükafatım yalnızca Allah'a aittir. Ve ben, müslümanlardan olmakla emrolundum. (10-Yunus 72)

 
 
73 - (Yine de) onu yalanladılar, Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da (suda) boğduk. Uyarılıp-korkutulanların (fakat inanmayanların) nasıl bir akibete uğradıklarına bir bak. (10-Yunus 73)

 
 
74 - Sonra onun ardından kendi toplumlarına birçok resuller gönderdik. Onlara apaçık ayetler (mucizeler) getirmişlerdi. Ama daha önce (hak daveti) yalanlamaları nedeniyle (apaçık ayetlere de) inanmadılar. İşte Biz haddi aşanların kalplerini böyle mühürleriz (artık inanmazlar). (10-Yunus 74)

 
 
75 - Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar kibirlenip-büyüklendiler ve mücrim (suçlu-günahkar) bir kavim oldular. (10-Yunus 75)

 
 
76 - Onlara katımızdan hak (ayetlerimiz) geldiği zaman "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler. (10-Yunus 76)

 
 
77 - Musa "Size gelen hak (ayetler) için mi bunu söylüyorsunuz? Bu bir sihir midir? Oysa sihirbazlar felaha (kurtuluşa) ermezler" dedi. (10-Yunus 77)

 
 
78 - Onlar "Siz ikiniz, (bizleri) atalarımızı üzerinde bulduğumuzdan (bu yolumuzdan) çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz size inanacak değiliz" dediler. (10-Yunus 78)

 
 
79 - Firavun "Bana bütün bilgin sihirbazları toplayıp-getirin" dedi. (10-Yunus 79)

 
 
80 - Sihirbazlar geldiğinde Musa onlara "Atacağınızı atın" dedi. (10-Yunus 80)

 
 
81 - Onlar (atacaklarını) atınca, Musa dedi ki "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz sihirdir. Allah onu elbette boşa çıkaracak-geçersiz kılacaktır. Şüphesiz ki Allah, fesadçıların (bozgunculuk çıkaranların) işini düzeltmez." (10-Yunus 81)

 
 
82 - Mücrimler (suçlu-günahkarlar) istemese de, Allah Kendi kelimeleriyle hakkı gerçekleştirecektir. (10-Yunus 82)

 
 
83 - Sonunda -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka iman eden olmadı. Firavun yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve haddi aşanlardandı. (10-Yunus 83)

 
 
84 - Musa dedi ki "Ey kavmim. Eğer Allah'a iman etmişseniz (ve O'na teslim birer) müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin." (10-Yunus 84)

 
 
85 - Onlar (iman edenler) dediler ki "Biz Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz, bizi zalimler topluluğu için bir fitne (sınama konusu) kılma." (10-Yunus 85)

 
 
86 - Ve bizi, kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar. (10-Yunus 86)

 
 
87 - Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik ki "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele." (10-Yunus 87)

 
 
88 - Musa dedi ki "Ey Rabbimiz. Şüphesiz Sen Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz (artık bu nankör azgınların) mallarını yok et ve onların kalplerini iyice sık. Çünkü onlar acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler." (10-Yunus 88)

 
 
89 - (Allah) dedi ki "İkinizin de duası kabul olundu. Siz dosdoğru yola devam edin ve bilmezlerin yoluna uymayın." (10-Yunus 89)

 
 
90 - Biz İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve askerleri de azgınlık ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu (Firavun'u) boğacak düzeye erişince "İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi. (10-Yunus 90)

 
 
91 - Şimdi mi (iman ettin)? Oysa sen önceleri hep isyan etmiş ve fesad çıkaranlardan olmuştun. (10-Yunus 91)

 
 
92 - (Artık) senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için bugün senin bedenini kurtaracağız. Gerçi insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden gafildirler. (10-Yunus 92)

 
 
93 - Andolsun ki Biz İsrailoğullarını (hoşlarına gidecek) güzel bir yurda yerleştirdik ve onları temiz nimetlerden rızıklandırdık. Kendilerine ilim gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmediler. Şüphesiz ki Rabbin kıyamet günü, aralarında anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda hüküm verecektir. (10-Yunus 93)

 
 
94 - Sana indirdiğimizden eğer kuşkudaysan, senden önce Kitab'ı okuyanlara sor. Andolsun ki Rabbinden sana hak (apaçık gerçek) gelmiştir, (bu nedenle) sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (10-Yunus 94)

 
 
95 - Ve (sakın) Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan olma yoksa hüsrana (ebedi ziyana) uğrayanlardan olursun. (10-Yunus 95)

 
 
96 - Gerçek şu ki üzerlerinde Rabbinin kelimesi hak (sabit ve kesinleşmiş) olanlar, onlar asla inanmazlar. (10-Yunus 96)

 
 
97 - Onlara her ayet (mucize) getirilse bile acıklı azabı görünceye kadar (inkardan vazgeçmezler). (10-Yunus 97)

 
 
98 - (Mühlet döneminde gönderdiğimiz ayetlere, mucizelere) iman edip de imanı kendisine yarar sağlamış -Yunus kavminin dışında- bir kavim (bir ülke) olsaydı ya? Onlar (kendilerine bir mucize olarak dönen Yunus'a) iman ettikleri zaman dünya hayatında onlardan aşağılatıcı azabı kaldırdık ve onları belli bir zamana kadar yararlandırdık. (10-Yunus 98)

 
 
99 - Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi topluca iman ederlerdi. O halde (onların hepsi) mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın? (10-Yunus 99)

 
 
100 - Allah'ın izni olmaksızın, hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir. O, murdarlığı (pis iğrençliği) aklını kullanmayanların üzerine verir. (10-Yunus 100)

 
 
101 - De ki "Göklerde ve yerde ne (ayetler) var, bir bakıverin." Fakat iman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarıp-korkutmalar bir yarar sağlamaz. (10-Yunus 101)

 
 
102 - Kendilerinden önce gelip-geçmiş olanların (başlarına gelen) günlerin benzerlerinden başkasını mı bekliyorlar? De ki "Bekleyedurun. Şüphesiz ben de sizlerle birlikte bekleyenlerdenim." (10-Yunus 102)

 
 
103 - Sonra Biz resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız, (çünkü) mü'minleri kurtarmamız Bizim üzerimizde bir haktır. (10-Yunus 103)

 
 
104 - De ki "Ey insanlar. Eğer benim dinimden yana bir kuşku içindeyseniz, ben sizin Allah'tan başka taptıklarınıza tapmıyorum. Ben ancak sizin hayatınıza son verecek olan Allah'a taparım. Ben mü'minlerden olmakla emrolundum." (10-Yunus 104)

 
 
105 - Ve (bana) bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma (denildi). (10-Yunus 105)

 
 
106 - Sana yararı da, zararı da olmayan Allah'tan başkalarına tapma. Eğer (bu emirlerin tersini) yapacak olursan, bu durumda hiç şüphesiz zalimlerden olursun (diye de emrolundum). (10-Yunus 106)

 
 
107 - Allah sana bir zarar dokunduracak olursa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun fazlını (lutuf ve ihsanını) geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (10-Yunus 107)

 
 
108 - De ki "Ey insanlar, size Rabbinizden hak gelmiştir. Kim hidayete (doğru yola) ulaşırsa, o ancak kendi nefsi için hidayete ulaşmıştır. Kim de saparsa, o da kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinize bir vekil değilim." (10-Yunus 108)

 
 
109 - Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. (10-Yunus 109)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

الٓـرٰ۠ تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْحَك۪يمِ - 1
 
 

اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَباً اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ - 2
 
 

اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ مَا مِنْ شَف۪يعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِه۪ۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ - 3
 
 

اِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعاًۜ وَعْدَ اللّٰهِ حَقاًّۜ اِنَّهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ بِالْقِسْطِۜ وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَم۪يمٍ وَعَذَابٌ اَل۪يمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ - 4
 
 

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُوراً وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ - 5
 
 

اِنَّ فِي اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ - 6
 
 

اِنَّ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا وَرَضُوا بِالْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاطْمَاَنُّوا بِهَا وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ اٰيَاتِنَا غَافِلُونَۙ - 7
 
 

اُو۬لٰٓئِكَ مَأْوٰيهُمُ النَّارُ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ - 8
 
 

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ يَهْد۪يهِمْ رَبُّهُمْ بِا۪يمَانِهِمْۚ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهِمُ الْاَنْهَارُ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ - 9
 
 

دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ ف۪يهَا سَلَامٌۚ وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۟ - 10
 
 

وَلَوْ يُعَجِّلُ اللّٰهُ لِلنَّاسِ الشَّرَّ اسْتِعْجَالَهُمْ بِالْخَيْرِ لَقُضِيَ اِلَيْهِمْ اَجَلُهُمْۜ فَنَذَرُ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ف۪ي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ - 11
 
 

وَاِذَا مَسَّ الْاِنْسَانَ الضُّرُّ دَعَانَا لِجَنْبِه۪ٓ اَوْ قَاعِداً اَوْ قَٓائِماًۚ فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُ ضُرَّهُ مَرَّ كَاَنْ لَمْ يَدْعُنَٓا اِلٰى ضُرٍّ مَسَّهُۜ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلْمُسْرِف۪ينَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ - 12
 
 

وَلَقَدْ اَهْلَكْنَا الْقُرُونَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَمَّا ظَلَمُواۙ وَجَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُواۜ كَذٰلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِم۪ينَ - 13
 
 

ثُمَّ جَعَلْنَاكُمْ خَلَٓائِفَ فِي الْاَرْضِ مِنْ بَعْدِهِمْ لِنَنْظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ - 14
 
 

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍۙ قَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا ائْتِ بِقُرْاٰنٍ غَيْرِ هٰذَٓا اَوْ بَدِّلْهُۜ قُلْ مَا يَكُونُ ل۪ٓي اَنْ اُبَدِّلَهُ مِنْ تِلْقَٓائِ۬ نَفْس۪يۚ اِنْ اَتَّبِعُ اِلَّا مَا يُوحٰٓى اِلَيَّۚ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اِنْ عَصَيْتُ رَبّ۪ي عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ - 15
 
 

قُلْ لَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا تَلَوْتُهُ عَلَيْكُمْ وَلَٓا اَدْرٰيكُمْ بِه۪ۘ فَقَدْ لَبِثْتُ ف۪يكُمْ عُمُراً مِنْ قَبْلِه۪ۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ - 16
 
 

فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِباً اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ - 17
 
 

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ شُفَعَٓاؤُ۬نَا عِنْدَ اللّٰهِۜ قُلْ اَتُنَبِّؤُ۫نَ اللّٰهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمٰوَاتِ وَلَا فِي الْاَرْضِۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ - 18
 
 

وَمَا كَانَ النَّاسُ اِلَّٓا اُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُواۜ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِيَ بَيْنَهُمْ ف۪يمَا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ - 19
 
 

وَيَقُولُونَ لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۚ فَقُلْ اِنَّمَا الْغَيْبُ لِلّٰهِ فَانْتَظِرُواۚ اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ۟ - 20
 
 

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً مِنْ بَعْدِ ضَرَّٓاءَ مَسَّتْهُمْ اِذَا لَهُمْ مَكْرٌ ف۪ٓي اٰيَاتِنَاۜ قُلِ اللّٰهُ اَسْرَعُ مَكْراًۜ اِنَّ رُسُلَنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ - 21
 
 

هُوَ الَّذ۪ي يُسَيِّرُكُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِۜ حَتّٰٓى اِذَا كُنْتُمْ فِي الْفُلْكِۚ وَجَرَيْنَ بِهِمْ بِر۪يحٍ طَيِّبَةٍ وَفَرِحُوا بِهَا جَٓاءَتْهَا ر۪يحٌ عَاصِفٌ وَجَٓاءَهُمُ الْمَوْجُ مِنْ كُلِّ مَكَانٍ وَظَنُّٓوا اَنَّهُمْ اُح۪يطَ بِهِمْۙ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ لَئِنْ اَنْجَيْتَنَا مِنْ هٰذِه۪ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِر۪ينَ - 22
 
 

فَلَمَّٓا اَنْجٰيهُمْ اِذَا هُمْ يَبْغُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّمَا بَغْيُكُمْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْۙ مَتَاعَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُكُمْ فَنُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ - 23
 
 

اِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَٓاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَٓاءِ فَاخْتَلَطَ بِه۪ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّـنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَٓا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَٓاۙ اَتٰيهَٓا اَمْرُنَا لَيْلاً اَوْ نَهَاراً فَجَعَلْنَاهَا حَص۪يداً كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ - 24
 
 

وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِۜ وَيَهْد۪ي مَنْ يَشَٓاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍ - 25
 
 

لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا الْحُسْنٰى وَزِيَادَةٌۜ وَلَا يَرْهَقُ وُجُوهَهُمْ قَتَرٌ وَلَا ذِلَّةٌۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ - 26
 
 

وَالَّذ۪ينَ كَسَبُوا السَّيِّـَٔاتِ جَزَٓاءُ سَيِّئَةٍ بِمِثْلِهَاۙ وَتَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ مَا لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ عَاصِمٍۚ كَاَنَّـمَٓا اُغْشِيَتْ وُجُوهُهُمْ قِطَعاً مِنَ الَّيْلِ مُظْلِماًۜ اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِۚ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ - 27
 
 

وَيَوْمَ نَحْشُرُهُمْ جَم۪يعاً ثُمَّ نَقُولُ لِلَّذ۪ينَ اَشْرَكُوا مَكَانَكُمْ اَنْتُمْ وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ فَزَيَّلْنَا بَيْنَهُمْ وَقَالَ شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ مَا كُنْتُمْ اِيَّانَا تَعْبُدُونَ - 28
 
 

فَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يداً بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ اِنْ كُنَّا عَنْ عِبَادَتِكُمْ لَغَافِل۪ينَ - 29
 
 

هُنَالِكَ تَبْلُوا كُلُّ نَفْسٍ مَٓا اَسْلَفَتْ وَرُدُّٓوا اِلَى اللّٰهِ مَوْلٰيهُمُ الْحَقِّ وَضَلَّ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَفْتَرُونَ۟ - 30
 
 

قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَيُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَمَنْ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ فَسَيَقُولُونَ اللّٰهُۚ فَقُلْ اَفَلَا تَتَّقُونَ - 31
 
 

فَذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّۚ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ اِلَّا الضَّلَالُۚ فَاَنّٰى تُصْرَفُونَ - 32
 
 

كَذٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى الَّذ۪ينَ فَسَقُٓوا اَنَّهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ - 33
 
 

قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ قُلِ اللّٰهُ يَبْدَؤُا الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُ فَاَنّٰى تُؤْفَكُونَ - 34
 
 

قُلْ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّۜ قُلِ اللّٰهُ يَهْد۪ي لِلْحَقِّۜ اَفَمَنْ يَهْد۪ٓي اِلَى الْحَقِّ اَحَقُّ اَنْ يُتَّبَعَ اَمَّنْ لَا يَهِدّ۪ٓي اِلَّٓا اَنْ يُهْدٰىۚ فَمَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَ - 35
 
 

وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَناًّۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـٔاًۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ - 36
 
 

وَمَا كَانَ هٰذَا الْقُرْاٰنُ اَنْ يُفْتَرٰى مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ تَصْد۪يقَ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْص۪يلَ الْكِتَابِ لَا رَيْبَ ف۪يهِ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ۠ - 37
 
 

اَمْ يَقُولُونَ افْتَرٰيهُۜ قُلْ فَأْتُوا بِسُورَةٍ مِثْلِه۪ وَادْعُوا مَنِ اسْتَطَعْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 38
 
 

بَلْ كَذَّبُوا بِمَا لَمْ يُح۪يطُوا بِعِلْمِه۪ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْو۪يلُهُۜ كَذٰلِكَ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِم۪ينَ - 39
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ يُؤْمِنُ بِه۪ وَمِنْهُمْ مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِه۪ۜ وَرَبُّكَ اَعْلَمُ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟ - 40
 
 

وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ ل۪ي عَمَل۪ي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْۚ اَنْتُمْ بَر۪ٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ - 41
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ يَسْتَمِعُونَ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تُسْمِـعُ الصُّمَّ وَلَوْ كَانُوا لَا يَعْقِلُونَ - 42
 
 

وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْظُرُ اِلَيْكَۜ اَفَاَنْتَ تَهْدِي الْعُمْيَ وَلَوْ كَانُوا لَا يُبْصِرُونَ - 43
 
 

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَظْلِمُ النَّاسَ شَيْـٔاً وَلٰكِنَّ النَّاسَ اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ - 44
 
 

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ كَاَنْ لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا سَاعَةً مِنَ النَّهَارِ يَتَعَارَفُونَ بَيْنَهُمْۜ قَدْ خَسِرَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِلِقَٓاءِ اللّٰهِ وَمَا كَانُوا مُهْتَد۪ينَ - 45
 
 

وَاِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ الَّذ۪ي نَعِدُهُمْ اَوْ نَتَوَفَّـيَنَّكَ فَاِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ اللّٰهُ شَه۪يدٌ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ - 46
 
 

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ رَسُولٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ رَسُولُهُمْ قُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ - 47
 
 

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 48
 
 

قُلْ لَٓا اَمْلِكُ لِنَفْس۪ي ضَراًّ وَلَا نَفْعاً اِلَّا مَا شَٓاءَ اللّٰهُۜ لِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۜ اِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ فَلَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ - 49
 
 

قُلْ اَرَاَيْتُمْ اِنْ اَتٰيكُمْ عَذَابُهُ بَيَاتاً اَوْ نَهَاراً مَاذَا يَسْتَعْجِلُ مِنْهُ الْمُجْرِمُونَ - 50
 
 

اَثُمَّ اِذَا مَا وَقَعَ اٰمَنْتُمْ بِه۪ۜ آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ كُنْتُمْ بِه۪ تَسْتَعْجِلُونَ - 51
 
 

ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ - 52
 
 

وَيَسْتَنْبِـؤُ۫نَكَ اَحَقٌّ هُوَۜ قُلْ ا۪ي وَرَبّ۪ٓي اِنَّهُ لَحَقٌّ وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ۟ - 53
 
 

وَلَوْ اَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِي الْاَرْضِ لَافْتَدَتْ بِه۪ۜ وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَۚ وَقُضِيَ بَيْنَهُمْ بِالْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ - 54
 
 

اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اَلَٓا اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ - 55
 
 

هُوَ يُحْـي۪ وَيُم۪يتُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ - 56
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ - 57
 
 

قُلْ بِفَضْلِ اللّٰهِ وَبِرَحْمَتِه۪ فَبِذٰلِكَ فَلْيَفْرَحُواۜ هُوَ خَيْرٌ مِمَّا يَجْمَعُونَ - 58
 
 

قُلْ اَرَاَيْتُمْ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ لَكُمْ مِنْ رِزْقٍ فَجَعَلْتُمْ مِنْهُ حَرَاماً وَحَلَالاًۜ قُلْ آٰللّٰهُ اَذِنَ لَكُمْ اَمْ عَلَى اللّٰهِ تَفْتَرُونَ - 59
 
 

وَمَا ظَنُّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى النَّاسِ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَشْكُرُونَ۟ - 60
 
 

وَمَا تَكُونُ ف۪ي شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا مِنْهُ مِنْ قُرْاٰنٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ اِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُوداً اِذْ تُف۪يضُونَ ف۪يهِۜ وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِ وَلَٓا اَصْغَرَ مِنْ ذٰلِكَ وَلَٓا اَكْبَرَ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ - 61
 
 

اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ - 62
 
 

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَۜ - 63
 
 

لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْد۪يلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۜ - 64
 
 

وَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّ الْعِزَّةَ لِلّٰهِ جَم۪يعاًۜ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ - 65
 
 

اَلَٓا اِنَّ لِلّٰهِ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَمَنْ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا يَتَّبِعُ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ شُرَكَٓاءَۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ - 66
 
 

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَـكُمُ الَّيْلَ لِتَسْكُنُوا ف۪يهِ وَالنَّهَارَ مُبْصِراًۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَسْمَعُونَ - 67
 
 

قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداً سُبْحَانَهُۜ هُوَ الْغَنِيُّۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ اِنْ عِنْدَ‌كُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَاۜ اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ - 68
 
 

قُلْ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَفْتَرُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ لَا يُفْلِحُونَۜ - 69
 
 

مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذ۪يقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّد۪يدَ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ۟ - 70
 
 

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ نُوحٍۢ اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ يَا قَوْمِ اِنْ كَانَ كَبُرَ عَلَيْكُمْ مَقَام۪ي وَتَذْك۪ير۪ي بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَعَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْتُ فَاَجْمِعُٓوا اَمْرَكُمْ وَشُرَكَٓاءَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُنْ اَمْرُكُمْ عَلَيْكُمْ غُمَّةً ثُمَّ اقْضُٓوا اِلَيَّ وَلَا تُنْظِرُونِ - 71
 
 

فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَمَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍۜ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِۙ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ - 72
 
 

فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَجَعَلْنَاهُمْ خَلَٓائِفَ وَاَغْرَقْنَا الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۚ فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَر۪ينَ - 73
 
 

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِه۪ رُسُلاً اِلٰى قَوْمِهِمْ فَجَٓاؤُ۫هُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانُوا لِيُؤْمِنُوا بِمَا كَذَّبُوا بِه۪ مِنْ قَبْلُۜ كَذٰلِكَ نَطْبَعُ عَلٰى قُلُوبِ الْمُعْتَد۪ينَ - 74
 
 

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنْ بَعْدِهِمْ مُوسٰى وَهٰرُونَ اِلٰى فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِه۪ بِاٰيَاتِنَا فَاسْتَكْبَرُوا وَكَانُوا قَوْماً مُجْرِم۪ينَ - 75
 
 

فَلَمَّا جَٓاءَهُمُ الْحَقُّ مِنْ عِنْدِنَا قَالُٓوا اِنَّ هٰذَا لَسِحْرٌ مُب۪ينٌ - 76
 
 

قَالَ مُوسٰٓى اَتَقُولُونَ لِلْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَكُمْۜ اَسِحْرٌ هٰذَاۜ وَلَا يُفْلِحُ السَّاحِرُونَ - 77
 
 

قَالُٓوا اَجِئْتَنَا لِتَلْفِتَنَا عَمَّا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اٰبَٓاءَنَا وَتَكُونَ لَكُمَا الْكِبْرِيَٓاءُ فِي الْاَرْضِۜ وَمَا نَحْنُ لَكُمَا بِمُؤْمِن۪ينَ - 78
 
 

وَقَالَ فِرْعَوْنُ ائْتُون۪ي بِكُلِّ سَاحِرٍ عَل۪يمٍ - 79
 
 

فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ - 80
 
 

فَلَمَّٓا اَلْقَوْا قَالَ مُوسٰى مَا جِئْتُمْ بِهِ السِّحْرُۜ اِنَّ اللّٰهَ سَيُبْطِلُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِد۪ينَ - 81
 
 

وَيُحِقُّ اللّٰهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ۟ - 82
 
 

فَمَٓا اٰمَنَ لِمُوسٰٓى اِلَّا ذُرِّيَّةٌ مِنْ قَوْمِه۪ عَلٰى خَوْفٍ مِنْ فِرْعَوْنَ وَمَلَا۬ئِهِمْ اَنْ يَفْتِنَهُمْۜ وَاِنَّ فِرْعَوْنَ لَعَالٍ فِي الْاَرْضِۚ وَاِنَّهُ لَمِنَ الْمُسْرِف۪ينَ - 83
 
 

وَقَالَ مُوسٰى يَا قَوْمِ اِنْ كُنْتُمْ اٰمَنْتُمْ بِاللّٰهِ فَعَلَيْهِ تَوَكَّلُٓوا اِنْ كُنْتُمْ مُسْلِم۪ينَ - 84
 
 

فَقَالُوا عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَاۚ رَبَّـنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِم۪ينَۙ - 85
 
 

وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ - 86
 
 

وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰى وَاَخ۪يهِ اَنْ تَبَوَّاٰ لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتاً وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَۜ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ - 87
 
 

وَقَالَ مُوسٰى رَبَّـنَٓا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ ز۪ينَةً وَاَمْوَالاً فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ رَبَّـنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِكَۚ رَبَّـنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ - 88
 
 

قَالَ قَدْ اُج۪يبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَق۪يمَا وَلَا تَتَّبِعَٓانِّ سَب۪يلَ الَّذ۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ - 89
 
 

وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ - 90
 
 

آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ - 91
 
 

فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟ - 92
 
 

وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ - 93
 
 

فَاِنْ كُنْتَ ف۪ي شَكٍّ مِمَّٓا اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ فَسْـَٔلِ الَّذ۪ينَ يَقْرَؤُ۫نَ الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكَۚ لَقَدْ جَٓاءَكَ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَۙ - 94
 
 

وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ فَتَكُونَ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ - 95
 
 

اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ - 96
 
 

وَلَوْ جَٓاءَتْهُمْ كُلُّ اٰيَةٍ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ - 97
 
 

فَلَوْلَا كَانَتْ قَرْيَةٌ اٰمَنَتْ فَنَفَعَهَٓا ا۪يمَانُهَٓا اِلَّا قَوْمَ يُونُسَۜ لَمَّٓا اٰمَنُوا كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍ - 98
 
 

وَلَوْ شَٓاءَ رَبُّكَ لَاٰمَنَ مَنْ فِي الْاَرْضِ كُلُّهُمْ جَم۪يعاًۜ اَفَاَنْتَ تُكْرِهُ النَّاسَ حَتّٰى يَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَ - 99
 
 

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تُؤْمِنَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذ۪ينَ لَا يَعْقِلُونَ - 100
 
 

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ - 101
 
 

فَهَلْ يَنْتَظِرُونَ اِلَّا مِثْلَ اَيَّامِ الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِهِمْۜ قُلْ فَانْتَظِرُٓوا اِنّ۪ي مَعَكُمْ مِنَ الْمُنْتَظِر۪ينَ - 102
 
 

ثُمَّ نُنَجّ۪ي رُسُلَنَا وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كَذٰلِكَۚ حَقاًّ عَلَيْنَا نُنْجِ الْمُؤْمِن۪ينَ۟ - 103
 
 

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ د۪ين۪ي فَلَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلٰكِنْ اَعْبُدُ اللّٰهَ الَّذ۪ي يَتَوَفّٰيكُمْۚ وَاُمِرْتُ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ - 104
 
 

وَاَنْ اَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفاًۚ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ - 105
 
 

وَلَا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَۚ فَاِنْ فَعَلْتَ فَاِنَّكَ اِذاً مِنَ الظَّالِم۪ينَ - 106
 
 

وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ - 107
 
 

قُلْ يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَٓاءَكُمُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنِ اهْتَدٰى فَاِنَّمَا يَهْتَد۪ي لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ ضَلَّ فَاِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَاۚ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ - 108
 
 

وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ وَاصْبِرْ حَتّٰى يَحْكُمَ اللّٰهُۚ وَهُوَ خَيْرُ الْحَاكِم۪ينَ - 109
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,