Sure Ayet

Meryem Suresi



Meryem Suresi 98 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 44. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 304 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad. (19-Meryem 1)

 
 
2 - (Bu) Rabbinin kulu Zekeriyya'ya rahmetinin zikridir (anılmasıdır). (19-Meryem 2)

 
 
3 - Hani o, Rabbine gizlice (içinden) seslendiği zaman (19-Meryem 3)

 
 
4 - Demişti ki "Rabbim, benim kemiklerim gerçekten zayıflayıp-gevşedi ve baş yaşlılık aleviyle tutuştu. Ben sana dua etmekle hiç bedbaht-mutsuz olmadım." (19-Meryem 4)

 
 
5 - Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım için endişe edip-korkuyorum. Benim karım da kısırdır. Artık bana Kendi katından bir yardımcı ihsan et. (19-Meryem 5)

 
 
6 - (Sülbümden olmasa da) bana varis-mirasçı olsun, Yakub oğullarına da mirasçı olsun. Rabbim, onu (Rızana ermiş, kendisinden) razı olunan kıl. (19-Meryem 6)

 
 
7 - (Allah buyurdu ki) "Ey Zekeriyya, Biz seni adı Yahya olan bir çocukla müjdelemekteyiz. Bundan önce ona hiçbir adaş kılmamışız." (19-Meryem 7)

 
 
8 - (Zekeriyya) dedi ki "Rabbim, karım kısır (bir kadın) iken benim nasıl oğlum olabilir? Ben de yaşlılığın son basamağındayım." (19-Meryem 8)

 
 
9 - Öyledir. Rabbin "Bu Benim için kolaydır. Daha önce sen hiçbir şey değil iken seni yaratmıştım" buyurdu. (19-Meryem 9)

 
 
10 - Dedi ki "Rabbim, bana (insanlara karşı) bir ayet (alamet) ver." Dedi ki "Senin ayetin (alametin) sapasağlam iken üç gece boyunca insanlarla konuşmamandır." (19-Meryem 10)

 
 
11 - Bunun üzerine (Zekeriyya) mescidden kavminin karşısına çıkıp, onlara "Sabah akşam tesbih edin" diye işaret etti. (19-Meryem 11)

 
 
12 - (Yahya'ya) "Ey Yahya, Kitab'ı kuvvetle tut" (dedik ve) daha sabi (çocuk) iken ona hikmet verdik. (19-Meryem 12)

 
 
13 - Katımızdan ona kalb yumuşaklığı ile paklık-temizlik (de verdik). O çok muttaki (korkup-sakınan, takva sahibi) biriydi. (19-Meryem 13)

 
 
14 - Ana-babasına itaatkardı (iyi davranırdı) ve isyan eden (onlara karşı çıkan) bir zorba değildi. (19-Meryem 14)

 
 
15 - Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün ona (Rabbinden) selam olsun. (19-Meryem 15)

 
 
16 - Kitab'ta Meryem'i de zikredip-an. Hani o, ailesinden (hızlıca) kopup-ayrılarak doğu tarafında ıssız bir yere çekilmişti. (19-Meryem 16)

 
 
17 - Sonra onlardan yana (kendini gizleyen bir engel) bir perde edinmişti. Derken Biz ona ruhumuzu (Ruhu'l-Kudüs olan Cebrail'i) göndermiştik, o da (ona) düzgün-kusursuz bir beşer kılığında görünmüştü. (19-Meryem 17)

 
 
18 - (Meryem) demişti ki "Ben, senden Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) sığınırım. Eğer muttakiysen (Allah'tan korkup-sakınıyorsan bana yaklaşma)." (19-Meryem 18)

 
 
19 - (Cebrail) demişti ki "Ben Rabbinden (gelen) bir resulüm-elçiyim, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için (buradayım)." (19-Meryem 19)

 
 
20 - O "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana (nikahlı olarak) hiçbir beşer dokunmamışken ve ben (nikahsız ilişkide bulunacak bir zani) iffetsiz (bir kadın) değilken" dedi. (19-Meryem 20)

 
 
21 - Öyledir. Rabbin "Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmak için (böyle yaratacağız)" buyurdu. Ve iş olup bitmişti. (19-Meryem 21)

 
 
22 - Böylece ona gebe kaldı sonra onunla (karnında büyüyen bebek sebebiyle, insanlardan) uzak bir yere çekildi. (19-Meryem 22)

 
 
23 - Derken doğum sancısı onu (sığınıp-gizlenmek için) bir hurma ağacına sevketti. Dedi ki "Keşke bundan önce ölseydim de, unutulup gitseydim." (19-Meryem 23)

 
 
24 - (Artık doğmuş olan oğlu) altından-aşağısından ona nida etti (seslendi) "Tasalanıp-hüzne kapılma, Rabbin senin alt yanında bir dere kılmıştır." (19-Meryem 24)

 
 
25 - Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine (henüz oluşmuş) olgun-taze hurma dökülsün. (19-Meryem 25)

 
 
26 - Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer beşerden herhangi birini görecek olursan, (işaretle) de ki Ben Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım." (19-Meryem 26)

 
 
27 - Nihayet onu yüklenip-taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı (senden hiç umulmayan) bir şey yaptın." (19-Meryem 27)

 
 
28 - Ey Harun'un kız kardeşi. Senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de iffetsiz (bir kadın) değildi. (19-Meryem 28)

 
 
29 - Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki "Henüz beşikte olan bir sabi (bir bebek) ile biz nasıl konuşabiliriz?" (19-Meryem 29)

 
 
30 - (İsa) dedi ki "Ben Allah'ın kuluyum. (Allah) bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı." (19-Meryem 30)

 
 
31 - Nerede olursam (olayım) beni mübarek kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe bana namazı ve zekatı emretti. (19-Meryem 31)

 
 
32 - Anneme hürmetkar olmayı da. Ve beni isyankar-bedbaht bir zorba kılmadı. (19-Meryem 32)

 
 
33 - Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün Selam üzerimedir. (19-Meryem 33)

 
 
34 - İşte hakkında kuşkuya düştükleri Meryem oğlu İsa'ya dair "Hak söz" (budur). (19-Meryem 34)

 
 
35 - Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değildir. O sübhandır (münezzehtir-yücedir). Bir işe hükmettiği (olmasını dilediği) zaman ona sadece "Ol" der, o da hemen oluverir. (19-Meryem 35)

 
 
36 - (Oysa İsa) Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur (demiştir). (19-Meryem 36)

 
 
37 - Sonra (birtakım) gruplar kendi aralarında ihtilafa-ayrılığa düştüler. O büyük (dehşetli) günü görecek (olan) kafirlerin vay haline. (19-Meryem 37)

 
 
38 - (Onlar) Bize gelecekleri gün (yalanladıkları hakka dair) neler işitecekler, neler görecekler. Ama o zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. (19-Meryem 38)

 
 
39 - Onları (dünyaya dönmek isteyecekleri) 'pişmanlık ve hasret' günüyle uyarıp-korkut. Onlar bir gaflet içinde henüz iman etmemişken, iş hükme bağlanıp-bitiverir. (19-Meryem 39)

 
 
40 - Yeryüzüne ve onun üzerindekilere Biz varis olacağız ve onlar Bize döndürülecekler. (19-Meryem 40)

 
 
41 - Kitab'ta İbrahim'i de zikredip-an. Gerçekten o sıdkı bütün (hakka sadık ve dosdoğru) bir peygamberdi. (19-Meryem 41)

 
 
42 - Hani babasına demişti ki "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niye tapıyorsun?" (19-Meryem 42)

 
 
43 - Babacığım gerçek şu ki sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Artık bana uy-tabi ol ki, seni dümdüz bir (doğru) yola çıkarayım. (19-Meryem 43)

 
 
44 - Babacığım, şeytana kulluk etme. Çünkü şeytan, Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) asi oldu. (19-Meryem 44)

 
 
45 - Babacığım, (hakka tabi olmazsan) ben sana Rahman tarafından (ikaz edici bir) azab dokunup da (senin bunu putlardan bilip) şeytanın yakını olmandan korkuyorum. (19-Meryem 45)

 
 
46 - (Babası) demişti ki "İbrahim, sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bundan) vazgeçmezsen, andolsun ki seni taşlarım. (Artık) uzun bir süre benden uzaklaş, git." (19-Meryem 46)

 
 
47 - (İbrahim) "Sana selam olsun, senin için Rabbimden mağfiret (bağışlanma) dileyeceğim. O bana pek lutufkardır" dedi. (19-Meryem 47)

 
 
48 - Sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan kopup-ayrılıyorum ve Rabbime dua ediyorum. Umulur ki Rabbime dua etmekle bedbaht-mutsuz olmayacağım. (19-Meryem 48)

 
 
49 - Onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrılınca ona İshak'ı ve Yakub'u bağışladık ve herbirini peygamber kıldık. (19-Meryem 49)

 
 
50 - Onlara rahmetimizden lutfettik-bağışladık ve onlar için yüce bir sadakat dili (doğru bir medh-u sena) verdik. (19-Meryem 50)

 
 
51 - Kitab'ta Musa'yı da zikredip-an. Çünkü o ihlasa erdirilmişdi, bir resul (gönderilmiş elçi) ve bir nebi (peygamber) idi. (19-Meryem 51)

 
 
52 - Ona Tur'un sağ yanından seslendik ve onu gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık. (19-Meryem 52)

 
 
53 - Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak ihsan ettik. (19-Meryem 53)

 
 
54 - Kitab'da İsmail'i de zikredip-an. Çünkü o vaadine sadıkdı, bir resul (gönderilmiş elçi) ve bir nebi (peygamber) idi. (19-Meryem 54)

 
 
55 - Halkına namazı, zekatı emrediyordu ve o Rabbinin katında rızaya-hoşnutluğa ermişti. (19-Meryem 55)

 
 
56 - Kitab'ta İdris'i de zikredip-an. Çünkü o çok sadık bir peygamberdi. (19-Meryem 56)

 
 
57 - Biz onu yüce-yüksek bir mekana yükselttik. (19-Meryem 57)

 
 
58 - İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerdendir. Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Yakub'un) soyundan hidayete (doğru yola) erdirdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın (çok merhametli olan Allah'ın) ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı. (19-Meryem 58)

 
 
59 - Sonra bunların ardından öyle bir nesil geldi ki namazı terkettiler, şehvetlerine kapılıp-uydular. Onlar bu azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır. (19-Meryem 59)

 
 
60 - Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır). Bunlar cennete girecekler ve hiçbir şekilde zulme (haksızlığa) uğratılmayacaklardır. (19-Meryem 60)

 
 
61 - Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman Kendi kullarına (onu) gaybtan vadetmiştir. O'nun vaadi mutlaka yerini bulacaktır. (19-Meryem 61)

 
 
62 - Orada boş söz değil ancak selam işitirler. Sabah akşam rızıklarını da hazır bulurlar. (19-Meryem 62)

 
 
63 - O (öyle bir) cennet ki, Biz kullarımızdan muttaki (takva sahibi) olanları (ona mirasçı) varis kılacağız. (19-Meryem 63)

 
 
64 - (Melekler der ki) biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin unutkan değildir. (19-Meryem 64)

 
 
65 - Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde O'na ibadet et ve O'na ibadette kararlı-devamlı ol. Hiç O'nun (esmalarında bir benzeri, bir) adaşı olduğunu biliyor musun? (19-Meryem 65)

 
 
66 - İnsan der ki "Ben öldükten sonra mı (yeniden) diri olarak çıkarılacağım?" (19-Meryem 66)

 
 
67 - O daha önce hiçbir şey değilken Bizim onu yaratmış olduğumuzu insan (hiç) düşünmüyor mu? (19-Meryem 67)

 
 
68 - Rabbine andolsun ki Biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz sonra onları cehennemin etrafında diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. (19-Meryem 68)

 
 
69 - Sonra her bir gruptan Rahman'a (dünyada onlara merhametli olan Allah'a) karşı isyanda (azgınlıkta) en şiddetli olanını ayıracağız. (19-Meryem 69)

 
 
70 - Sonra Biz ona (cehenneme) girmeye en çok layık (müstehak) olanları iyi bilmekteyiz. (19-Meryem 70)

 
 
71 - Sizden ona (cehennemin etrafına) varıp-uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin (yapmayı) üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür. (19-Meryem 71)

 
 
72 - Sonra (öncelikle) muttakileri (korkup-sakınanları) kurtarırız ve zulme sapanları orada (cehennemin etrafında) dizüstü çökmüş olarak bırakırız. (19-Meryem 72)

 
 
73 - Onlara ayetlerimiz apaçık (bir şekilde) okunduğu zaman küfre sapanlar iman edenlere "İki gruptan hangisi makam-mevki bakımından daha iyi, topluluk bakımından da daha güzeldir?" dediler. (19-Meryem 73)

 
 
74 - Onlardan önce nice nesilleri helak ettik, ki onlar mal bakımından da, gösteriş bakımından da (kendilerinden) daha güzeldiler. (19-Meryem 74)

 
 
75 - De ki "Kim sapıklık içindeyse Rahman ona (hakka dönmesi için) süre tanıdıkça tanır." Nihayet kendilerine vadedileni azabı veya o saati (kıyameti) gördükleri zaman artık kimin yeri (makamı, mevkii) daha kötü, kimin ordusu (taraftarı) daha zayıfmış öğreneceklerdir. (19-Meryem 75)

 
 
76 - Allah, hidayeti kabul edenlerin (gereğini yapanların) hidayetini arttırır. (Kendisi sürekli ve karşılığı) baki olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, akibet bakımından da daha hayırlıdır. (19-Meryem 76)

 
 
77 - Ayetlerimizi inkar eden ve "Elbette bana (ahirette de) mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mü? (19-Meryem 77)

 
 
78 - O gayba (görülüp-bilinmeyene) vakıf mı oldu yoksa Rahman katından bir ahid mi aldı? (19-Meryem 78)

 
 
79 - Hayır (asla öyle değil). Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız. (19-Meryem 79)

 
 
80 - Onun söylemekte olduğuna (mal ve çocuğa) Biz mirasçı olacağız, o da Bize 'yapayalnız tek başına' gelecektir. (19-Meryem 80)

 
 
81 - Onlar kendilerine izzet (güç ve şeref) olması için Allah'tan başka ilahlar edindiler. (19-Meryem 81)

 
 
82 - Hayır. (O ilah edindikleri) onların ibadetlerini inkar edecekler ve (onlara düşman olup) aleyhlerine döneceklerdir. (19-Meryem 82)

 
 
83 - Görmedin mi, Biz şeytanları küfre sapanların üzerine gönderdik. Onları (günaha) teşvik edip-kışkırtıyorlar. (19-Meryem 83)

 
 
84 - Onlara karşı acele etme, Biz onlar için (artan günahlarını ve azalan günlerini) sayıp duruyoruz. (19-Meryem 84)

 
 
85 - (O gün geldiğinde) muttakileri (korkup-sakınanları) konuk bir heyet olarak Rahman'ın huzurunda toplayacağız. (19-Meryem 85)

 
 
86 - Mücrimleri (suçlu-günahkarları) ise susuz-susamış olarak cehenneme süreceğiz. (19-Meryem 86)

 
 
87 - Rahman'ın (çok merhametli olan Allah'ın) katında ahid almışların dışında (hiç kimse) şefaate malik (sahip) olamayacaktır. (19-Meryem 87)

 
 
88 - (Yahudilerle hıristiyanlar) "Rahman çocuk edindi" dediler. (19-Meryem 88)

 
 
89 - Andolsun ki siz çok çirkin bir şey ileri sürdünüz. (19-Meryem 89)

 
 
90 - Neredeyse bundan (bu sözden) dolayı gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp-göçüverecekti. (19-Meryem 90)

 
 
91 - Rahman'a çocuk isnad etmelerinden (duydukları dehşetle bunlar olacaktı). (19-Meryem 91)

 
 
92 - (Oysa) Rahman'a çocuk edinmek yakışmaz. (19-Meryem 92)

 
 
93 - Göklerde ve yerde olan herkes hiç istisnasız Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) kul olarak gelecektir. (19-Meryem 93)

 
 
94 - Andolsun ki (Allah) onların hepsini (topluca) kuşatmış, (kendilerini ve yaptıklarını) tek tek saymıştır. (19-Meryem 94)

 
 
95 - Kıyamet günü onların herbiri O'na 'yapayalnız tek başlarına' geleceklerdir. (19-Meryem 95)

 
 
96 - İman edenler ve salih amellerde bulunanlar (ise yalnız kalmayacak), Rahman onlar için (birbirlerine karşı bir yakınlık) bir sevgi kılacaktır. (19-Meryem 96)

 
 
97 - Biz bunu (Kur'an'ı) muttakilere (korkup-sakınanlara) müjde vermen ve (inkarda) inat edenleri uyarıp-korkutman için senin dilinde (indirip-açıklayıp) kolaylaştırdık. (19-Meryem 97)

 
 
98 - Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. (Helak edip-yer üstünden uzaklık verdiğimiz) onlardan hiçbirini (şimdi) hissediyor, ya da onların (ye'cuc ve me'cucun derinden) hafif bir sesini işitiyor musun? (19-Meryem 98)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

كٓـهٰيٰعٓصٓۜ - 1
 
 

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّاۚ - 2
 
 

اِذْ نَادٰى رَبَّهُ نِدَٓاءً خَفِياًّ - 3
 
 

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِياًّ - 4
 
 

وَاِنّ۪ي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاء۪ي وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً فَهَبْ ل۪ي مِنْ لَدُنْكَ وَلِياًّۚ - 5
 
 

يَرِثُن۪ي وَيَرِثُ مِنْ اٰلِ يَعْقُوبَۗ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِياًّ - 6
 
 

يَا زَكَرِيَّٓا اِنَّـا نُـبَشِّرُكَ بِغُـلَامٍۨ اسْـمُهُ يَحْيٰىۙ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِياًّ - 7
 
 

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَت۪ي عَاقِراً وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِياًّ - 8
 
 

قَالَ كَذٰلِكَۚ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْـٔاً - 9
 
 

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَ لَيَالٍ سَوِياًّ - 10
 
 

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ مِنَ الْمِحْرَابِ فَاَوْحٰٓى اِلَيْهِمْ اَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِياًّ - 11
 
 

يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِياًّۙ - 12
 
 

وَحَنَاناً مِنْ لَدُنَّا وَزَكٰوةًۜ وَكَانَ تَقِياًّۙ - 13
 
 

وَبَراًّ بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّاراً عَصِياًّ - 14
 
 

وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَياًّ۟ - 15
 
 

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَۢ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَاناً شَرْقِياًّۙ - 16
 
 

فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَاباً فَاَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَراً سَوِياًّ - 17
 
 

قَالَتْ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِياًّ - 18
 
 

قَالَ اِنَّـمَٓا اَنَا۬ رَسُولُ رَبِّكِۗ لِاَهَبَ لَكِ غُلَاماً زَكِياًّ - 19
 
 

قَالَتْ اَنّٰى يَكُونُ ل۪ي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْن۪ي بَشَرٌ وَلَمْ اَكُ بَغِياًّ - 20
 
 

قَالَ كَذٰلِكِۚ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌۚ وَلِنَجْعَلَـهُٓ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّاۚ وَكَانَ اَمْراً مَقْضِياًّ - 21
 
 

فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِه۪ مَكَاناً قَصِياًّ - 22
 
 

فَاَجَٓاءَهَا الْمَخَاضُ اِلٰى جِذْعِ النَّخْلَةِۚ قَالَتْ يَا لَيْتَن۪ي مِتُّ قَبْلَ هٰذَا وَكُنْتُ نَسْياً مَنْسِياًّ - 23
 
 

فَنَادٰيهَا مِنْ تَحْتِهَٓا اَلَّا تَحْزَن۪ي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِياًّ - 24
 
 

وَهُزّ۪ٓي اِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَباً جَنِياًّۘ - 25
 
 

فَكُل۪ي وَاشْرَب۪ي وَقَرّ۪ي عَيْناًۚ فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَداًۙ فَقُول۪ٓي اِنّ۪ي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّۚ - 26
 
 

فَاَتَتْ بِه۪ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُۜ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْـٔاً فَرِياًّ - 27
 
 

يَٓا اُخْتَ هٰرُونَ مَا كَانَ اَبُوكِ امْرَاَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ اُمُّكِ بَغِياًّۚ - 28
 
 

فَاَشَارَتْ اِلَيْهِ۠ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِياًّ - 29
 
 

قَالَ اِنّ۪ي عَبْدُ اللّٰهِ۠ اٰتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَن۪ي نَبِياًّۙ - 30
 
 

وَجَعَلَن۪ي مُبَارَكاً اَيْنَ مَا كُنْتُۖ وَاَوْصَان۪ي بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِ مَا دُمْتُ حَياًّۖ - 31
 
 

وَبَراًّ بِوَالِدَت۪يۘ وَلَمْ يَجْعَلْن۪ي جَبَّاراً شَقِياًّ - 32
 
 

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَياًّ - 33
 
 

ذٰلِكَ ع۪يسَى ابْنُ مَرْيَمَۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذ۪ي ف۪يهِ يَمْتَرُونَ - 34
 
 

مَا كَانَ لِلّٰهِ اَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍۙ سُبْحَانَهُۜ اِذَا قَضٰٓى اَمْراً فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُۜ - 35
 
 

وَاِنَّ اللّٰهَ رَبّ۪ي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ - 36
 
 

فَاخْتَلَفَ الْاَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْۚ فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ - 37
 
 

اَسْمِعْ بِهِمْ وَاَبْصِرْۙ يَوْمَ يَأْتُونَنَاۚ لٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ - 38
 
 

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُۚ وَهُمْ ف۪ي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ - 39
 
 

اِنَّا نَحْنُ نَرِثُ الْاَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَاِلَيْنَا يُرْجَعُونَ۟ - 40
 
 

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِبْرٰه۪يمَۜ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّ - 41
 
 

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ يَٓا اَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْن۪ي عَنْكَ شَيْـٔاً - 42
 
 

يَٓا اَبَتِ اِنّ۪ي قَدْ جَٓاءَن۪ي مِنَ الْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَاتَّبِعْن۪ٓي اَهْدِكَ صِرَاطاً سَوِياًّ - 43
 
 

يَٓا اَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمٰنِ عَصِياًّ - 44
 
 

يَٓا اَبَتِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِنَ الرَّحْمٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَانِ وَلِياًّ - 45
 
 

قَالَ اَرَاغِبٌ اَنْتَ عَنْ اٰلِهَت۪ي يَٓا اِبْرٰه۪يمُۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ لَاَرْجُمَنَّكَ وَاهْجُرْن۪ي مَلِياًّ - 46
 
 

قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَۚ سَاَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبّ۪يۜ اِنَّهُ كَانَ ب۪ي حَفِياًّ - 47
 
 

وَاَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَاَدْعُوا رَبّ۪يۘ عَسٰٓى اَلَّٓا اَكُونَ بِدُعَٓاءِ رَبّ۪ي شَقِياًّ - 48
 
 

فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۙ وَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَۜ وَكُلاًّ جَعَلْنَا نَبِياًّ - 49
 
 

وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِياًّ۟ - 50
 
 

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسٰىۘ اِنَّهُ كَانَ مُخْلَصاً وَكَانَ رَسُولاً نَبِياًّ - 51
 
 

وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْاَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِياًّ - 52
 
 

وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَٓا اَخَاهُ هٰرُونَ نَبِياًّ - 53
 
 

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِسْمٰع۪يلَۘ اِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولاً نَبِياًّۚ - 54
 
 

وَكَانَ يَأْمُرُ اَهْلَهُ بِالصَّلٰوةِ وَالزَّكٰوةِۖ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّه۪ مَرْضِياًّ - 55
 
 

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ اِدْر۪يسَۘ اِنَّهُ كَانَ صِدّ۪يقاً نَبِياًّۗ - 56
 
 

وَرَفَعْنَاهُ مَكَاناً عَلِياًّ - 57
 
 

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ مِنْ ذُرِّيَّةِ اٰدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍۘ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ اِبْرٰه۪يمَ وَاِسْرَٓائ۪لَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَاۜ اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُ الرَّحْمٰنِ خَرُّوا سُجَّداً وَبُكِياًّ - 58
 
 

فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَياًّۙ - 59
 
 

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَاُو۬لٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْـٔاًۙ - 60
 
 

جَنَّاتِ عَدْنٍۨ الَّت۪ي وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِياًّ - 61
 
 

لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً اِلَّا سَلَاماًۜ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ ف۪يهَا بُكْرَةً وَعَشِياًّ - 62
 
 

تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّت۪ي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِياًّ - 63
 
 

وَمَا نَتَنَزَّلُ اِلَّا بِاَمْرِ رَبِّكَۚ لَهُ مَا بَيْنَ اَيْد۪ينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِياًّۚ - 64
 
 

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِه۪ۜ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِياًّ۟ - 65
 
 

وَيَقُولُ الْاِنْسَانُ ءَاِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ اُخْرَجُ حَياًّ - 66
 
 

اَوَلَا يَذْكُرُ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْـٔاً - 67
 
 

فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاط۪ينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِياًّۚ - 68
 
 

ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ ش۪يعَةٍ اَيُّهُمْ اَشَدُّ عَلَى الرَّحْمٰنِ عِتِياًّۚ - 69
 
 

ثُمَّ لَنَحْنُ اَعْلَمُ بِالَّذ۪ينَ هُمْ اَوْلٰى بِهَا صِلِياًّ - 70
 
 

وَاِنْ مِنْكُمْ اِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ حَتْماً مَقْضِياًّۚ - 71
 
 

ثُمَّ نُنَجِّي الَّذ۪ينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِم۪ينَ ف۪يهَا جِثِياًّ - 72
 
 

وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓواۙ اَيُّ الْفَر۪يقَيْنِ خَيْرٌ مَقَاماً وَاَحْسَنُ نَدِياًّ - 73
 
 

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَحْسَنُ اَثَاثاً وَرِءْياً - 74
 
 

قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمٰنُ مَداًّۚ حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ اِمَّا الْعَذَابَ وَاِمَّا السَّاعَةَۜ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضْعَفُ جُنْداً - 75
 
 

وَيَز۪يدُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اهْتَدَوْا هُدًىۜ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَاباً وَخَيْرٌ مَرَداًّ - 76
 
 

اَفَرَاَيْتَ الَّذ۪ي كَفَرَ بِاٰيَاتِنَا وَقَالَ لَاُو۫تَيَنَّ مَالاً وَوَلَداًۜ - 77
 
 

اَطَّـلَعَ الْغَيْبَ اَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۙ - 78
 
 

كَلَّاۜ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَداًّۙ - 79
 
 

وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْت۪ينَا فَرْداً - 80
 
 

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزاًّۙ - 81
 
 

كَلَّاۜ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِداًّ۟ - 82
 
 

اَلَمْ تَرَ اَنَّٓا اَرْسَلْنَا الشَّيَاط۪ينَ عَلَى الْكَافِر۪ينَ تَؤُزُّهُمْ اَزاًّۙ - 83
 
 

فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْۜ اِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَداًّۚ - 84
 
 

يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّق۪ينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْداًۙ - 85
 
 

وَنَسُوقُ الْمُجْرِم۪ينَ اِلٰى جَهَنَّمَ وِرْداًۢ - 86
 
 

لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْداًۢ - 87
 
 

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ وَلَداًۜ - 88
 
 

لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْـٔاً اِداًّۙ - 89
 
 

تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَداًّۙ - 90
 
 

اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَداًۚ - 91
 
 

وَمَا يَنْبَغ۪ي لِلرَّحْمٰنِ اَنْ يَتَّخِذَ وَلَداًۜ - 92
 
 

اِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِلَّٓا اٰتِي الرَّحْمٰنِ عَبْداًۜ - 93
 
 

لَقَدْ اَحْصٰيهُمْ وَعَدَّهُمْ عَداًّۜ - 94
 
 

وَكُلُّهُمْ اٰت۪يهِ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ فَرْداً - 95
 
 

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُداًّ - 96
 
 

فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّق۪ينَ وَتُنْذِرَ بِه۪ قَوْماً لُداًّ - 97
 
 

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍۜ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ اَحَدٍ اَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزاً - 98
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,