Sure Ayet

Furkan Suresi



Furkan Suresi 77 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 42. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 358 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Alemlere uyarıcı olması için kuluna (hakkı batıldan ayıran) Furkan'ı indiren (Allah) ne yücedir. (25-Furkan 1)

 
 
2 - Göklerin ve yerin mülkü O'nundur, çocuk edinmemiştir ve mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş ve mukadderatını (gidişatını, belli bir ölçüye göre) takdir etmiştir. (25-Furkan 2)

 
 
3 - O'nu bırakıp da bir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılıp durmakta olan, kendilerine bile ne zarar, ne de yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-çıkarmaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler. (25-Furkan 3)

 
 
4 - Küfre sapanlar "Bu (Kur'an) ancak onun uydurduğu bir yalandır ve ona başka bir topluluk da yardımda bulunmuştur" diyerek haksızlık ve iftira ile geldiler. (25-Furkan 4)

 
 
5 - Ve dediler ki "(Bu) öncekilerin masallarıdır. Başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır." (25-Furkan 5)

 
 
6 - De ki "Onu göklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen (Allah) indirmiştir. O Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir)." (25-Furkan 6)

 
 
7 - Dediler ki "Bu Resule ne oluyor ki yemek yemekte ve çarşılarda dolaşmaktadır? Ona kendisiyle birlikte uyarıp-korkutucu olacak bir melek indirilmeli değil miydi?" (25-Furkan 7)

 
 
8 - Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya içinden yeyip-besleneceği bir bahçesi olması (gerekmez miydi)? (Ayrıca) o zalimler (müminlere) "Siz ancak büyülenmiş bir adama uymaktasınız" dediler. (25-Furkan 8)

 
 
9 - Bir bak, senin için nasıl misaller verdiler. (Artık) onlar sapmışlardır ve (doğruya) bir yol da bulamazlar. (25-Furkan 9)

 
 
10 - Dilediği takdirde sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah'ın şanı) ne yücedir. (25-Furkan 10)

 
 
11 - Hayır, onlar (kıyamet) saatini de yalanladılar. Biz de (kıyamet) saatini yalanlayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık. (25-Furkan 11)

 
 
12 - (Ateş) onları uzak bir yerden gördüğünde, onun (kendilerine) gazablı öfkelenişini ve uğultusunu işitirler. (25-Furkan 12)

 
 
13 - Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman orada (hemen yok oluvermeyi) helakı isteyip-çağırırlar. (25-Furkan 13)

 
 
14 - Bugün tek bir helakı (yok oluşu) çağırmayın, (yanıp-kavruldukça yeni bir beden giyeceğiniz için) bir çok helakı isteyip-çağırın. (25-Furkan 14)

 
 
15 - De ki "(Akibet olarak) bu mu daha hayırlı yoksa muttakilere (takva sahiblerine) vadedilen cennet mi? Ki bu (cennet) onlar için bir mükafat ve son duraktır." (25-Furkan 15)

 
 
16 - İçinde ebedi kalıcılar olarak orada her istedikleri vardır. Bu Rabbinin üzerinde (yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir. (25-Furkan 16)

 
 
17 - Onları ve Allah'tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı gün (Rabbin, ilahlaştırılan salih kullarına) "Şu kullarımı siz mi saptırdınız yoksa kendileri mi yolu sapıttılar" der. (25-Furkan 17)

 
 
18 - Onlar da derler ki "Sen sübhansın (münezzehsin-yücesin). Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz. Sen (imtihan gereği) onları ve (şirk koşan) atalarını o kadar metalandırıp-yararlandırdın ki zikri (İlahi gerçekleri) unuttular ve helak olmayı hak eden bir kavim oldular." (25-Furkan 18)

 
 
19 - İşte (ilahlaştırdığınız peygamberler ve salihler) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık (onlar da) üzerinizden azabı geri çeviremez ve yardım göremezsiniz. İçinizden kim zulmederse ona büyük bir azab tattıracağız. (25-Furkan 19)

 
 
20 - Senden önce gönderdiklerimiz de (senin gibi) yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Biz sizin bir kısmınızı, bir kısmınız için fitne (deneme ve imtihan konusu) yaptık ki (bakalım) sabredecek misiniz? Senin Rabbin Basir'dir (herşeyi hakkıyle görendir). (25-Furkan 20)

 
 
21 - Bize kavuşmayı ummayanlar "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" dediler. Andolsun ki onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar. (25-Furkan 21)

 
 
22 - (indirilmesini istedikleri) melekleri görecekleri gün mücrimlere (suçlu-günahkarlara) hiçbir sevinç haberi yoktur. O gün (melekler onlara, size artık sevinmek) "Yasaktır, yasak" derler. (25-Furkan 22)

 
 
23 - (İyi de olsa) onların yaptıkları her işin-amelin önüne geçerek (hakka ve niyetlerine göre boşa çıkararak) onu savrulmuş toz zerreleri kılarız. (25-Furkan 23)

 
 
24 - O gün cennet ashabının-ehlinin kalacakları yer çok hayırlı, dinlenecekleri yer pek güzeldir. (25-Furkan 24)

 
 
25 - O gün gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak, melekler arka arkaya indirileceklerdir. (25-Furkan 25)

 
 
26 - O gün mülk (bütün tasarrufuyla) Rahman'ındır. Küfredenler için de pek çetin-zorlu bir gündür. (25-Furkan 26)

 
 
27 - O gün zalim kimse ellerini (hınçla) ısırarak der ki "Ah keşke, Resulle birlikte bir yol edinmiş olsaydım." (25-Furkan 27)

 
 
28 - Eyvah (vay başıma gelene). Keşke falancayı dost edinmeseydim. (25-Furkan 28)

 
 
29 - Çünkü o bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan insanı 'yapayalnız ve yardımsız' bırakandır. (25-Furkan 29)

 
 
30 - Resul der ki "Ey Rabbim. Kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir Kitab) olarak bıraktılar." (25-Furkan 30)

 
 
31 - Biz böylece her peygambere mücrimlerden (suçlu-günahkarlardan) bir düşman kıldık. Hâdi (hidayet edici) ve yardımcı olarak Rabbin yeter. (25-Furkan 31)

 
 
32 - Küfredenler dediler ki "Kur'an ona tek bir defada, topluca indirilmeli değil miydi?" Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek (kalbini pekiştirmek) için onu böyle (ayet ayet indirdik) ve onu (belli bir sırayla) tertil üzere (ayırarak tane tane) okuduk. (25-Furkan 32)

 
 
33 - Onların sana getirdikleri hiçbir misal yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım. (25-Furkan 33)

 
 
34 - Yüzleri üstü cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar, işte onlar yerleri en kötü ve yolları en sapık olanlardır. (25-Furkan 34)

 
 
35 - Andolsun ki Biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da vezir (ona yardımcı) kıldık. (25-Furkan 35)

 
 
36 - (Onlara) "(Yaratılış) ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik. Sonunda onları (Firavun ve çevresini) tamamen helak ettik. (25-Furkan 36)

 
 
37 - Nuh'un kavmi de (Nuh'u ve diğer) resulleri yalanladıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Zalimler için elim-acıklı bir azab hazırlamışızdır. (25-Furkan 37)

 
 
38 - Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri de (helak ettik). (25-Furkan 38)

 
 
39 - Biz (onlardan) her birine (geçmişte helak edilenlerden) misaller verdik, (ama öğüt alıp-sakınmadıkları için) hepsini tamamen helak ettik. (25-Furkan 39)

 
 
40 - Andolsun ki onlar bela-azab yağmuruna tutulan o ülkeye uğramışlardır. Onu (onların akibetini) görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar yeniden dirileceklerini umup-beklemezler. (25-Furkan 40)

 
 
41 - Seni gördükleri zaman "Allah'ın Resul olarak gönderdiği bu mu?" diyerek seni hep alaya alırlar. (25-Furkan 41)

 
 
42 - (Ve derler ki) "Eğer onlara (atalarımızın yoluna ve ilahlarımıza) karşı sebat-kararlılık göstermeseydik, (bu yoldan sapan Muhammed) neredeyse bizi de onlardan saptırmış olacaktı." Azabı gördükleri zaman kimin yolunun sapık olduğunu bilip-öğreneceklerdir. (25-Furkan 42)

 
 
43 - Kendi heva ve hevesini (nefsi istek ve tutkularını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın? (25-Furkan 43)

 
 
44 - Yoksa sen onların çoğunun (hakkı) işittiğini ya da düşünüp-aklettiklerini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir hatta yolca daha sapıktırlar. (25-Furkan 44)

 
 
45 - Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatmaktadır? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun-hareketsiz kılardı. Sonra Biz güneşi ona (gölgeye) delil kılmışızdır. (25-Furkan 45)

 
 
46 - Sonra da onu yavaş yavaş Kendimize çekmişizdir. (25-Furkan 46)

 
 
47 - Geceyi sizin için bir örtü, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı-imkanı) kılan O'dur. (25-Furkan 47)

 
 
48 - Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen de O'dur. (Ayrıca) Biz, gökten tertemiz bir su indirdik. (25-Furkan 48)

 
 
49 - Ki onunla ölü bir beldeyi canlandıralım ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulayalım (diye). (25-Furkan 49)

 
 
50 - Andolsun ki hatırlayıp-öğüt almaları için bunu onların arasında çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip direttiler. (25-Furkan 50)

 
 
51 - Eğer dileseydik, her kasabaya (ayrı ayrı) bir uyarıcı-korkutucu gönderirdik. (25-Furkan 51)

 
 
52 - (O halde) sen kafirlere itaat etme ve onlara bununla (Kur'an'la) büyük bir cihad ver. (25-Furkan 52)

 
 
53 - İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur. Biri (diğerine göre daha) tatlı ve susuzluğu giderici, diğeri ise (daha) tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir berzah (engel) ve aşılmaz bir sınır koymuştur. (25-Furkan 53)

 
 
54 - İnsanı bir sudan yaratıp onu neseb ve sihriyet (bağı ile akraba) kılan O'dur. Senin Rabbin Kadir'dir (her şeye güç yetirendir). (25-Furkan 54)

 
 
55 - Allah'ı bırakıp kendilerine yarar da, zarar da sağlayamayacak şeylere kulluk-ibadet etmektedirler. Kafir, kendi Rabbine karşı (şeytana yardım eden) arka çıkandır. (25-Furkan 55)

 
 
56 - Biz seni ancak müjdeci ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. (25-Furkan 56)

 
 
57 - De ki "Ben buna karşılık sizden bir ücret değil sadece Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum." (25-Furkan 57)

 
 
58 - Sen asla ölmeyen ve daima diri olana tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter. (25-Furkan 58)

 
 
59 - O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakilerini altı günde yaratan ve sonra da arşa istiva eden (mekandan münezzeh kudretiyle kuşatan) Rahman'dır. Bunu (ufkunuz ötesi bu gerçeği ancak) bilene-haberi olana sor. (25-Furkan 59)

 
 
60 - Onlara "Rahman'a (çok merhametli olan Allah'a) secde edin" denildiği zaman "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz?" derler ve (bu davet) onların nefretini arttırır. (25-Furkan 60)

 
 
61 - Gökte burçları yaratan, onların içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir. (25-Furkan 61)

 
 
62 - Hatırlayıp-öğüt almak ya da şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur. (25-Furkan 62)

 
 
63 - O Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı (alçak gönüllü) olarak yürürler ve cahiller kendilerine laf attığında "Selam" derler (geçerler). (25-Furkan 63)

 
 
64 - Onlar gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyama durarak geçirirler. (25-Furkan 64)

 
 
65 - Onlar derler ki "Rabbimiz, cehennem azabını bizden çevir-uzaklaştır. Doğrusu onun azabı (gelip geçici değil) devamlıdır." (25-Furkan 65)

 
 
66 - Orası ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir. (25-Furkan 66)

 
 
67 - Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler ne de kısarlar, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. (25-Furkan 67)

 
 
68 - Ve onlar Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim (hidayetten sonra) bunları yaparsa (ağır) günahı (ve cezasını) bulmuş olur. (25-Furkan 68)

 
 
69 - Kıyamet günü azabı kat kat arttırılır ve onda (azabda) aşağılanmış olarak ebedi kalır. (25-Furkan 69)

 
 
70 - Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar müstesna. Allah onların günahlarını iyiliklere çevirir. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (25-Furkan 70)

 
 
71 - Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, o kimse tevbesi makbul (kabul görmüş ve rızaya ermiş) olarak Allah'a döner. (25-Furkan 71)

 
 
72 - Onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar ve boş sözle karşılaştıklarında izzetle-vakarla geçip gidenlerdir. (25-Furkan 72)

 
 
73 - Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri zikredildiği (okunup-hatırlatıldığı) zaman onlara karşı kör ve sağır kesilmezler. (25-Furkan 73)

 
 
74 - Ve onlar "Rabbimiz bize eşlerimizden ve soyumuzdan, göz aydınlığı olacak (salih insanlar) armağan et ve bizi muttakilere (takva sahiblerine) imam-önder kıl" diyenlerdir. (25-Furkan 74)

 
 
75 - İşte onlar sabretmelerine karşılık gurfelerle (yüksek cennet odalarıyla) mükafatlandırılırlar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. (25-Furkan 75)

 
 
76 - Orada ebedidirler. (Orası) ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir. (25-Furkan 76)

 
 
77 - De ki "Sizin duanız olmasaydı, Rabbim size değer verir miydi? (Ey inkarcılar) siz kesinlikle yalanladınız artık azab (yakanızı bırakmayacak) kaçınılmaz olacaktır. (25-Furkan 77)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

تَبَارَكَ الَّذ۪ي نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلٰى عَبْدِه۪ لِيَكُونَ لِلْعَالَم۪ينَ نَذ۪يراًۙ - 1
 
 

اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَداً وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَر۪يكٌ فِي الْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَيْءٍ فَقَدَّرَهُ تَقْد۪يراً - 2
 
 

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَراًّ وَلَا نَفْعاً وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُوراً - 3
 
 

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُٓوا اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اِفْكٌۨ افْتَرٰيهُ وَاَعَانَهُ عَلَيْهِ قَوْمٌ اٰخَرُونَۚۛ فَقَدْ جَٓاؤُ۫ ظُلْماً وَزُوراًۚۛ - 4
 
 

وَقَالُٓوا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ اكْتَتَبَهَا فَهِيَ تُمْلٰى عَلَيْهِ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً - 5
 
 

قُلْ اَنْزَلَهُ الَّذ۪ي يَعْلَمُ السِّرَّ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ اِنَّهُ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماً - 6
 
 

وَقَالُوا مَالِ هٰذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْش۪ي فِي الْاَسْوَاقِۜ لَوْلَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذ۪يراًۙ - 7
 
 

اَوْ يُلْقٰٓى اِلَيْهِ كَنْزٌ اَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَاۜ وَقَالَ الظَّالِمُونَ اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلَّا رَجُلاً مَسْحُوراً - 8
 
 

اُنْظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا لَكَ الْاَمْثَالَ فَضَلُّوا فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ سَب۪يلاً۟ - 9
 
 

تَبَارَكَ الَّـذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْراً مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُوراً - 10
 
 

بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يراًۚ - 11
 
 

اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً - 12
 
 

وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًۜ - 13
 
 

لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَث۪يراً - 14
 
 

قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يراً - 15
 
 

لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْداً مَسْؤُ۫لاً - 16
 
 

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ - 17
 
 

قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَـنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْماً بُوراً - 18
 
 

فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَب۪يراً - 19
 
 

وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ - 20
 
 

وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُواًّ كَب۪يراً - 21
 
 

يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً - 22
 
 

وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً - 23
 
 

اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَراًّ وَاَحْسَنُ مَق۪يلاً - 24
 
 

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلاً - 25
 
 

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يراً - 26
 
 

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً - 27
 
 

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً - 28
 
 

لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً - 29
 
 

وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُوراً - 30
 
 

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِياً وَنَص۪يراً - 31
 
 

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِه۪ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلاً - 32
 
 

وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ - 33
 
 

اَلَّذ۪ينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضَلُّ سَب۪يلاً۟ - 34
 
 

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُٓ اَخَاهُ هٰرُونَ وَز۪يراًۚ - 35
 
 

فَقُلْنَا اذْهَبَٓا اِلَى الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْم۪يراًۜ - 36
 
 

وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةًۜ وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِم۪ينَ عَـذَاباً اَل۪يماًۚ - 37
 
 

وَعَـاداً وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُوناً بَيْنَ ذٰلِكَ كَث۪يراً - 38
 
 

وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً - 39
 
 

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّت۪ٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِۜ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُوراً - 40
 
 

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُواًۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولاً - 41
 
 

اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ح۪ينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَب۪يلاً - 42
 
 

اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَك۪يلاًۙ - 43
 
 

اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلاً۟ - 44
 
 

اَلَمْ تَرَ اِلٰى رَبِّكَ كَيْفَ مَدَّ الظِّلَّۚ وَلَوْ شَٓاءَ لَجَعَلَهُ سَاكِناًۚ ثُمَّ جَعَلْنَا الشَّمْسَ عَلَيْهِ دَل۪يلاًۙ - 45
 
 

ثُمَّ قَبَضْنَاهُ اِلَيْنَا قَبْضاً يَس۪يراً - 46
 
 

وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الَّيْلَ لِبَاساً وَالنَّوْمَ سُبَاتاً وَجَعَلَ النَّهَارَ نُشُوراً - 47
 
 

وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَرْسَلَ الرِّيَاحَ بُشْراً بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِه۪ۚ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً طَهُوراًۙ - 48
 
 

لِنُحْيِيَ بِه۪ بَلْدَةً مَيْتاً وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَٓا اَنْعَاماً وَاَنَاسِيَّ كَث۪يراً - 49
 
 

وَلَقَدْ صَرَّفْنَاهُ بَيْنَهُمْ لِيَذَّكَّرُواۘ فَاَبٰٓى اَكْثَرُ النَّاسِ اِلَّا كُفُوراً - 50
 
 

وَلَوْ شِئْنَا لَبَعَثْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ نَذ۪يراًۘ - 51
 
 

فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَاداً كَب۪يراً - 52
 
 

وَهُوَ الَّذ۪ي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هٰذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهٰذَا مِلْحٌ اُجَاجٌۚ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخاً وَحِجْراً مَحْجُوراً - 53
 
 

وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ مِنَ الْمَٓاءِ بَشَراً فَجَعَلَهُ نَسَباً وَصِهْراًۜ وَكَانَ رَبُّكَ قَد۪يراً - 54
 
 

وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُهُمْ وَلَا يَضُرُّهُمْۜ وَكَانَ الْكَافِرُ عَلٰى رَبِّه۪ ظَه۪يراً - 55
 
 

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا مُبَشِّراً وَنَذ۪يراً - 56
 
 

قُلْ مَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِلَّا مَنْ شَٓاءَ اَنْ يَتَّخِذَ اِلٰى رَبِّه۪ سَب۪يلاً - 57
 
 

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْحَيِّ الَّذ۪ي لَا يَمُوتُ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِه۪ۜ وَكَفٰى بِه۪ بِذُنُوبِ عِبَادِه۪ خَب۪يراًۚۛ - 58
 
 

اَلَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِۚۛ اَلرَّحْمٰنُ فَسْـَٔلْ بِه۪ خَب۪يراً - 59
 
 

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اسْجُدُوا لِلرَّحْمٰنِ قَالُوا وَمَا الرَّحْمٰنُۗ اَنَسْجُدُ لِمَا تَأْمُرُنَا وَزَادَهُمْ نُفُوراً۟ - 60
 
 

تَبَارَكَ الَّذ۪ي جَعَلَ فِي السَّمَٓاءِ بُرُوجاً وَجَعَلَ ف۪يهَا سِرَاجاً وَقَمَراً مُن۪يراً - 61
 
 

وَهُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً لِمَنْ اَرَادَ اَنْ يَذَّكَّرَ اَوْ اَرَادَ شُكُوراً - 62
 
 

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْناً وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَاماً - 63
 
 

وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّداً وَقِيَاماً - 64
 
 

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَاماًۗ - 65
 
 

اِنَّهَا سَٓاءَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً - 66
 
 

وَالَّذ۪ينَ اِذَٓا اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَاماً - 67
 
 

وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَاماًۙ - 68
 
 

يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ ف۪يه۪۫ مُهَاناًۗ - 69
 
 

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلاً صَالِحاً فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً - 70
 
 

وَمَنْ تَابَ وَعَمِلَ صَالِحاً فَاِنَّهُ يَتُوبُ اِلَى اللّٰهِ مَتَاباً - 71
 
 

وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَاماً - 72
 
 

وَالَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَـيْـهَا صُـماًّ وَعُمْيَـاناً - 73
 
 

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّـنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّق۪ينَ اِمَاماً - 74
 
 

اُو۬لٰٓئِكَ يُجْزَوْنَ الْغُرْفَةَ بِمَا صَبَرُوا وَيُلَقَّوْنَ ف۪يهَا تَحِيَّةً وَسَلَاماًۙ - 75
 
 

خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ حَسُنَتْ مُسْتَقَراًّ وَمُقَاماً - 76
 
 

قُلْ مَا يَعْبَؤُ۬ا بِكُمْ رَبّ۪ي لَوْلَا دُعَٓاؤُ۬كُمْۚ فَقَدْ كَذَّبْتُمْ فَسَوْفَ يَكُونُ لِزَاماً - 77
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,