Sure Ayet

Şuarâ Suresi



Şuarâ Suresi 227 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 47. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 366 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Ta, Sin, Mim. (26-Şuarâ 1)

 
 
2 - Bunlar mübin (apaçık) Kitab'ın ayetleridir. (26-Şuarâ 2)

 
 
3 - Onlar (iman edip) mü'min olmuyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin. (26-Şuarâ 3)

 
 
4 - Dilersek onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de ona karşı (inkarsız ve itirazsız olarak) boyunları eğilip kalır. (26-Şuarâ 4)

 
 
5 - Onlara Rahman'dan bir öğüt geldiğinde mutlaka ondan yüz çevirirler. (26-Şuarâ 5)

 
 
6 - Onlar (şimdi) yalanlamışlardır fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir. (26-Şuarâ 6)

 
 
7 - Yeryüzüne bir bakmadılar mı ki, Biz onda her kerim (güzel ve övülen) çiftten nice ürünler bitirdik. (26-Şuarâ 7)

 
 
8 - Elbetteki bunda bir ayet vardır ancak onların çoğu iman etmezler. (26-Şuarâ 8)

 
 
9 - Hiç kuşkusuz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 9)

 
 
10 - Hani Rabbin Musa'ya (şöyle) seslenmişti "Zulmetmekte olan kavime git." (26-Şuarâ 10)

 
 
11 - Firavun'un kavmine, hala sakınmayacaklar mı? (26-Şuarâ 11)

 
 
12 - (Musa) dedi ki "Rabbim, onların beni yalanlamalarından korkmaktayım." (26-Şuarâ 12)

 
 
13 - Göğsüm sıkışmakta, dilim dönmemektedir. Bundan dolayı Harun'a da (elçilik vererek bana yardımcı) gönder. (26-Şuarâ 13)

 
 
14 - (Ayrıca) onların bana karşı (dava edecekleri işlenmiş) bir suç var. (Bundan dolayı) beni öldürmelerinden korkmaktayım. (26-Şuarâ 14)

 
 
15 - (Allah) buyurdu ki "Hayır (seni asla öldüremezler). İkiniz de ayetlerimle gidin, şüphesiz ki Biz sizinle birlikteyiz (ve herşeyi) işitmekteyiz." (26-Şuarâ 15)

 
 
16 - Firavun'a giderek deyin ki Biz (ikimiz) alemlerin Rabbi'nin resulüyüz-elçisiyiz." (26-Şuarâ 16)

 
 
17 - İsrailoğullarını bizimle birlikte göndermen için (sana geldik). (26-Şuarâ 17)

 
 
18 - (Gittiklerinde Firavun) dedi ki "Biz seni çocukken yanımıza (himayemize) alıp büyütmedik mi? Sen ömrünün birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?" (26-Şuarâ 18)

 
 
19 - Ve sen (bu iyiliğimize rağmen) yapacağın işi (cinayeti) de işledin, sen nankörlerdensin. (26-Şuarâ 19)

 
 
20 - (Musa) dedi ki "Ben onu yaptığım zaman (o konuyu) bilmeyen-şaşkınlardandım." (26-Şuarâ 20)

 
 
21 - Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hüküm-hikmet verdi ve beni gönderilen resullerden kıldı. (26-Şuarâ 21)

 
 
22 - (Lutuf gibi göstererek) başıma kaktığın nimet de, İsrailoğullarını (çocuklarını öldürerek kendine) köle kılmandan dolayıdır. (26-Şuarâ 22)

 
 
23 - Firavun dedi ki "Alemlerin Rabbi nedir?" (26-Şuarâ 23)

 
 
24 - (Musa, Firavun ve çevresindekilere) dedi ki "Göklerin, yerin ve bu ikisi arasında olan her şeyin Rabbidir. Eğer yakin getirenlerden (kesin olarak anlamaya ehil kimselerden) iseniz (hakikat böyledir)." (26-Şuarâ 24)

 
 
25 - (Firavun) çevresindekilere "(Niye itiraz etmeyip susuyorsunuz yoksa) İşitmiyor musunuz?" dedi. (26-Şuarâ 25)

 
 
26 - (Musa, Firavun'un çevresindekilere) dedi ki "O sizin de Rabbiniz, geçmişteki atalarınızın da Rabbidir." (26-Şuarâ 26)

 
 
27 - (Firavun ise çevresindekilere) dedi ki "Size gönderilen bu elçiniz, mutlaka bir delidir." (26-Şuarâ 27)

 
 
28 - (Musa devam ederek) "Eğer aklınızı kullansanız (anlarsınız ki) O, doğunun, batının ve bunlar arasında olan her şeyin Rabbidir" dedi. (26-Şuarâ 28)

 
 
29 - (Firavun Musa'ya) "Andolsun ki benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka zindana atacağım" dedi. (26-Şuarâ 29)

 
 
30 - (Musa) "Sana apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi. (26-Şuarâ 30)

 
 
31 - (Firavun) dedi ki "Eğer doğru sözlülerden isen onu getir." (26-Şuarâ 31)

 
 
32 - Bunun üzerine asasını atıp-bırakıverdi, o da hemen açıkça bir sü'ban (koskoca bir yılan-ejderha) oluverdi. (26-Şuarâ 32)

 
 
33 - Elini de çekip çıkardı, o da bakanlar için 'bembeyaz parlayıvermişti'. (26-Şuarâ 33)

 
 
34 - (Bazı ileri gelenler, Firavun'a ve) çevresindeki önde gelenlere dedi ki "Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır." (26-Şuarâ 34)

 
 
35 - Sihriyle sizi yurdunuzdan sürüp-çıkarmak istiyor. (Firavun, o halde) "Siz ne diyorsunuz?" (dedi). (26-Şuarâ 35)

 
 
36 - Dediler ki "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder." (26-Şuarâ 36)

 
 
37 - Bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler. (26-Şuarâ 37)

 
 
38 - Sihirbazlar bilinen bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi. (26-Şuarâ 38)

 
 
39 - İnsanlara (ve İsrailoğullarına) "Siz de toplanıyor musunuz?" denildi. (26-Şuarâ 39)

 
 
40 - (Dediler ki gelip-toplanacağız) "Eğer galip gelirlerse biz de sihirbazlara uyarız." (26-Şuarâ 40)

 
 
41 - Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a "Şayet biz üstün gelirsek, bize kesinlikle bir ücret (bir armağan) vardır değil mi?" dediler. (26-Şuarâ 41)

 
 
42 - (Firavun) "Evet" dedi. "(Ayrıca) siz en yakınlarımdan olacaksınız." (26-Şuarâ 42)

 
 
43 - Musa onlara dedi ki "Atacağınızı atın." (26-Şuarâ 43)

 
 
44 - Onlar da iplerini ve asalarını atıverdiler. (Ve) "Firavun'un kudreti-büyüklüğü adına, üstün gelecek olanlar muhakkak bizleriz" dediler. (26-Şuarâ 44)

 
 
45 - (Ardından) Musa da asasını atıp-bırakıverdi, (bir de ne görsünler) o (onların) uydurduklarını yutuveriyor. (26-Şuarâ 45)

 
 
46 - Sihirbazlar (hemen) secdeye kapandılar. (26-Şuarâ 46)

 
 
47 - (Ve) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. (26-Şuarâ 47)

 
 
48 - Musa'nın ve Harun'un Rabbine. (26-Şuarâ 48)

 
 
49 - (Firavun) dedi ki "Ben size izin vermeden ona inandınız öyle mi? Hiç tartışmasız o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi (ne yaptığınızı ve cezanızı) bileceksiniz. Andolsun ki ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve hepinizi asıp-sallandıracağım." (26-Şuarâ 49)

 
 
50 - (Önceden sihirbaz olan mü'minler) dediler ki "Hiç zararı yok. Biz muhakkak ki Rabbimize döneceğiz." (26-Şuarâ 50)

 
 
51 - İman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin hatalarımızı bağışlayacağını ummaktayız. (26-Şuarâ 51)

 
 
52 - Musa'ya "Kullarımı geceleyin yola çıkar, mutlaka izleneceksiniz" diye vahyettik. (26-Şuarâ 52)

 
 
53 - Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi. (26-Şuarâ 53)

 
 
54 - (Gelip-toplananlara dedi ki) "Bunlar azınlık olan bir topluluktur." (26-Şuarâ 54)

 
 
55 - Bize karşı öfkelenmişler (bizi de öfkelendirmişlerdir.) (26-Şuarâ 55)

 
 
56 - Biz ise uyanık-tedbirli bir toplumuz. (26-Şuarâ 56)

 
 
57 - Biz onları (bu uyanık-tedbirli kavmi) bahçelerden ve pınarlardan çıkardık. (26-Şuarâ 57)

 
 
58 - Hazinelerden ve soylu makamdan da. (26-Şuarâ 58)

 
 
59 - (Bütün) bunlara israiloğullarını mirasçı kıldık. (26-Şuarâ 59)

 
 
60 - (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular. (26-Şuarâ 60)

 
 
61 - İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları "Gerçekten yakalandık" dediler. (26-Şuarâ 61)

 
 
62 - (Musa) "Hayır-asla" dedi. "Şüphesiz Rabbim benimledir, bana yol gösterecektir." (26-Şuarâ 62)

 
 
63 - Musa'ya "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurunca deniz) hemen yarılıverdi ve her parçası koca bir dağ gibi oldu. (26-Şuarâ 63)

 
 
64 - Ötekilerini de oraya yaklaştırdık. (26-Şuarâ 64)

 
 
65 - Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtardık. (26-Şuarâ 65)

 
 
66 - Sonra ötekilerini suda boğduk. (26-Şuarâ 66)

 
 
67 - Elbette ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 67)

 
 
68 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 68)

 
 
69 - Onlara İbrahim'in haberini de aktarıp-oku. (26-Şuarâ 69)

 
 
70 - Hani babasına ve kavmine "Siz neye tapıyorsunuz?" demişti. (26-Şuarâ 70)

 
 
71 - Demişlerdi ki "Putlara (temsili heykellere) tapıyoruz, onlar için (kararlı ve sürekli bir şekilde) ibadet edip-duruyoruz." (26-Şuarâ 71)

 
 
72 - (İbrahim) dedi ki "Çağırdığınız zaman onlar sizi işitiyorlar mı?" (26-Şuarâ 72)

 
 
73 - Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu? (26-Şuarâ 73)

 
 
74 - Hayır dediler. "Biz atalarımızı böyle yaparlarken (onlara böyle taparlarken) bulduk." (26-Şuarâ 74)

 
 
75 - (İbrahim) dedi ki "(Şimdi) neye taptığınızı (biraz olsun) düşünüp-gördünüz mü?" (26-Şuarâ 75)

 
 
76 - Hem siz, hem de eski atalarınız? (26-Şuarâ 76)

 
 
77 - Bunlar (bu ilah edindikleriniz) benim düşmanımdır yalnızca alemlerin Rabbi hariç (26-Şuarâ 77)

 
 
78 - Ki beni yaratan ve bana hidayet veren (doğru yolu gösteren) O'dur. (26-Şuarâ 78)

 
 
79 - Beni yediren, içiren O'dur. (26-Şuarâ 79)

 
 
80 - Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. (26-Şuarâ 80)

 
 
81 - Beni öldürecek sonra diriltecek olan O'dur. (26-Şuarâ 81)

 
 
82 - Din (hesap) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur. (26-Şuarâ 82)

 
 
83 - Rabbim bana hüküm-hikmet bağışla ve beni salih olanlara kat. (26-Şuarâ 83)

 
 
84 - Sonra gelecekler arasında benim için (konuşanlara, yalan ve iftiralardan uzak) bir lisan-ı sıdk (doğruluk dili) ver. (26-Şuarâ 84)

 
 
85 - Beni (nimetlerle donatılmış) Naim cennetinin mirasçılarından kıl. (26-Şuarâ 85)

 
 
86 - Babamı da bağışla (ona iman ve tevbe nasip et), o şaşırıp-sapanlardandır. (26-Şuarâ 86)

 
 
87 - Beni (insanların) diriltilecekleri gün mahcup etme. (26-Şuarâ 87)

 
 
88 - O gün ne mal fayda verir, ne de çocuklar. (26-Şuarâ 88)

 
 
89 - Ancak Allah'a kalb-i selimle (temiz bir kalple) gelenler başka. (26-Şuarâ 89)

 
 
90 - (O gün) cennet muttakilere (takva sahiblerine) yaklaştırılır. (26-Şuarâ 90)

 
 
91 - Cehennem de azgınlara açılıp-gösterilir. (26-Şuarâ 91)

 
 
92 - Ve onlara denilir ki "Taptıklarınız nerede?" (26-Şuarâ 92)

 
 
93 - Allah'ın dışında olan (taptıklarınız). Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu? (26-Şuarâ 93)

 
 
94 - Oraya (cehenneme) onlar ve azgınlar atılırlar. (26-Şuarâ 94)

 
 
95 - Ve iblis'in bütün askerleri-orduları da. (26-Şuarâ 95)

 
 
96 - Orada birbirleriyle çekişip-tartışarak derler ki (26-Şuarâ 96)

 
 
97 - Vallahi (Allah'a andolsun) biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz. (26-Şuarâ 97)

 
 
98 - Biz sizi (siz taptıklarımızı) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk. (26-Şuarâ 98)

 
 
99 - Bizi mücrimlerden (suçlu-günahkarlardan) başka (teşvik edip) saptıran da olmadı. (26-Şuarâ 99)

 
 
100 - Artık bizim için ne bir şefaatçi var (26-Şuarâ 100)

 
 
101 - Ne de candan-yakın bir dost. (26-Şuarâ 101)

 
 
102 - Keşke bizim için (dünyaya) bir dönüş daha olsa da müminlerden olabilsek. (26-Şuarâ 102)

 
 
103 - Elbette ki bunda (cinler ve insanlar için) bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 103)

 
 
104 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 104)

 
 
105 - Nuh kavmi de (Nuh'u ve Nuh ile) gönderilenleri yalanladı. (26-Şuarâ 105)

 
 
106 - Hani kardeşleri Nuh onlara demişti ki "Korkup-sakınmaz mısınız?" (26-Şuarâ 106)

 
 
107 - Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm. (26-Şuarâ 107)

 
 
108 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 108)

 
 
109 - Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim-mükafatım yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuarâ 109)

 
 
110 - (Kendiniz için) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 110)

 
 
111 - Dediler ki "Sana bayağı (düşük ve seviyesiz) insanlar uymuşken, biz sana hiç inanır mıyız?" (26-Şuarâ 111)

 
 
112 - Dedi ki "Onların yaptıkları (niyet ve kalbi durumları) hakkında benim bilgim yoktur." (26-Şuarâ 112)

 
 
113 - Onların hesabı yalnızca Rabbime aittir. Eğer düşünüp-anlıyorsanız (bu böyledir.) (26-Şuarâ 113)

 
 
114 - Ve ben (siz istemiyorsunuz diye) mü'min olanları kovacak değilim. (26-Şuarâ 114)

 
 
115 - Ben yalnızca apaçık bir uyarıcı-korkutucuyum. (26-Şuarâ 115)

 
 
116 - Dediler ki "Eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten taşa tutulanlardan olacaksın." (26-Şuarâ 116)

 
 
117 - (Nuh en sonunda) dedi ki "Rabbim, kavmim beni yalanladı." (26-Şuarâ 117)

 
 
118 - (Artık) benimle onların arasında Sen hükmünü ver. Beni ve benimle beraber olan mü'minleri kurtar. (26-Şuarâ 118)

 
 
119 - Bunun üzerine Biz de onu ve onunla beraber olanları o dolu gemi içinde (taşıyarak) kurtardık. (26-Şuarâ 119)

 
 
120 - Sonra da geride kalanları suda boğduk. (26-Şuarâ 120)

 
 
121 - Elbette ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 121)

 
 
122 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 122)

 
 
123 - Ad (kavmi) de (Hud'u ve Hud ile) gönderilenleri yalanladı. (26-Şuarâ 123)

 
 
124 - Hani kardeşleri Hud onlara demişti ki "Korkup-sakınmaz mısınız?" (26-Şuarâ 124)

 
 
125 - Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm. (26-Şuarâ 125)

 
 
126 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 126)

 
 
127 - Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim-mükafatım yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuarâ 127)

 
 
128 - Siz her yüksek yere bir alamet-anıt inşa edip, (boş işlerle) uğraşıp-oyalanıyor musunuz? (26-Şuarâ 128)

 
 
129 - Temelli kalmak umuduyla sağlam yapılar-yapıtlar mı ediniyorsunuz? (26-Şuarâ 129)

 
 
130 - Tutup-yakaladığınız zaman zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz? (26-Şuarâ 130)

 
 
131 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 131)

 
 
132 - Bildiğiniz şeylerle size yardım edenden korkup-sakının. (26-Şuarâ 132)

 
 
133 - Size hayvanlar, çocuklar ihsan etti. (26-Şuarâ 133)

 
 
134 - Bahçeler ve pınarlar da (bağışladı). (26-Şuarâ 134)

 
 
135 - Doğrusu ben sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım. (26-Şuarâ 135)

 
 
136 - Dediler ki "Sen öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizim için birdir (hiç farketmez)." (26-Şuarâ 136)

 
 
137 - Bu (tehditlerin) öncekilerin (geçmişte gönderildiğini söyleyenlerin) adetinden (geleneksel sözlerinden) başka bir şey değildir. (26-Şuarâ 137)

 
 
138 - Biz azab görecek değiliz. (26-Şuarâ 138)

 
 
139 - (Böylece) onu yalanladılar, Biz de onları helak ettik. Elbetteki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 139)

 
 
140 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 140)

 
 
141 - Semud (kavmi) de (Salihi ve Salih ile) gönderilenleri yalanladı. (26-Şuarâ 141)

 
 
142 - Hani kardeşleri Salih onlara demişti ki "Korkup-sakınmaz mısınız?" (26-Şuarâ 142)

 
 
143 - Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm. (26-Şuarâ 143)

 
 
144 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 144)

 
 
145 - Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim-mükafatım yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuarâ 145)

 
 
146 - Siz burada (hep) güven içinde mi bırakılacaksınız? (26-Şuarâ 146)

 
 
147 - Bahçelerin, pınarların içinde (26-Şuarâ 147)

 
 
148 - Ekinler ve yumuşak tomurcuklu hurmalıklar arasında? (26-Şuarâ 148)

 
 
149 - Dağlardan da ustalıkla zevkli-keyifli evler yontuyorsunuz. (26-Şuarâ 149)

 
 
150 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 150)

 
 
151 - Aşırı gidenlerin emrine itaat etmeyin. (26-Şuarâ 151)

 
 
152 - Ki onlar yeryüzünde bozgunculuk yaparlar da ıslah etmezler. (26-Şuarâ 152)

 
 
153 - Dediler ki "Sen ancak büyülenmişlerdensin." (26-Şuarâ 153)

 
 
154 - Sen bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası da değilsin. Eğer sadıklardan (doğru sözlülerden) isen bir ayet (mucize) getir-görelim. (26-Şuarâ 154)

 
 
155 - (Salih) dedi ki "İşte bu dişi devedir. Su içme hakkı onundur, belli bir günün su içme hakkı da sizindir." (26-Şuarâ 155)

 
 
156 - (Sakın) ona bir kötülükle dokunmayın sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar. (26-Şuarâ 156)

 
 
157 - (Sonunda) onu kestiler (fakat) pişman oldular. (26-Şuarâ 157)

 
 
158 - (Çünkü) azab onları yakaladı. Elbetteki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 158)

 
 
159 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 159)

 
 
160 - Lut (kavmi) de (Lut'u ve Lut ile) gönderilenleri yalanladı. (26-Şuarâ 160)

 
 
161 - Hani kardeşleri Lut onlara demişti ki "Korkup-sakınmaz mısınız?" (26-Şuarâ 161)

 
 
162 - Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm. (26-Şuarâ 162)

 
 
163 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 163)

 
 
164 - Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim-mükafatım yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuarâ 164)

 
 
165 - Siz (şehvetle) alemler-insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? (26-Şuarâ 165)

 
 
166 - Rabbinizin sizler için yaratmış olduğu (temiz) eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir kavimsiniz." (26-Şuarâ 166)

 
 
167 - Dediler ki "Ey Lut, buna (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, mutlaka (buradan) sürülüp-çıkarılanlardan olacaksın." (26-Şuarâ 167)

 
 
168 - Dedi ki "Gerçekten ben sizin bu yapmakta olduğunuza buğzedenlerdenim (öfke ile karşı olanlardanım)." (26-Şuarâ 168)

 
 
169 - Rabbim beni ve ailemi bunların yaptıklarından (vebalinden ve belasından) kurtar. (26-Şuarâ 169)

 
 
170 - Biz de onu ve bütün ailesini kurtardık. (26-Şuarâ 170)

 
 
171 - Yalnızca bir kocakarı müstesna. O geride kalanlardan (oldu). (26-Şuarâ 171)

 
 
172 - Sonra geride kalanların hepsini helak ettik. (26-Şuarâ 172)

 
 
173 - Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılıp-korkutulanların (fakat inkar edenlerin) yağmuru ne kadar kötüdür. (26-Şuarâ 173)

 
 
174 - Elbette ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 174)

 
 
175 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 175)

 
 
176 - Eyke halkı da (Şuayb'ı ve Şuayb ile) gönderilenleri yalanladı. (26-Şuarâ 176)

 
 
177 - Hani Şuayb onlara demişti ki "Korkup-sakınmaz mısınız?" (26-Şuarâ 177)

 
 
178 - Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm. (26-Şuarâ 178)

 
 
179 - (Artık) Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (26-Şuarâ 179)

 
 
180 - Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim-mükafatım yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (26-Şuarâ 180)

 
 
181 - Ölçüyü tam tutun-yapın ve eksiltenlerden olmayın. (26-Şuarâ 181)

 
 
182 - Doğru ölçekle-teraziyle tartın. (26-Şuarâ 182)

 
 
183 - İnsanların eşyasını (gerçek değerinden) düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. (26-Şuarâ 183)

 
 
184 - Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkup-sakının. (26-Şuarâ 184)

 
 
185 - Dediler ki "Sen ancak büyülenmişlerdensin." (26-Şuarâ 185)

 
 
186 - Sen bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu sanmaktayız. (26-Şuarâ 186)

 
 
187 - Eğer sadıklardan (doğru sözlülerden) isen üstümüze gökten bir parça düşürüver. (26-Şuarâ 187)

 
 
188 - (Şuayb) dedi ki "Rabbim, yaptıklarınızı iyi bilmektedir. (26-Şuarâ 188)

 
 
189 - Onu yalanladılar ve onları o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, büyük bir günün azabıydı. (26-Şuarâ 189)

 
 
190 - Elbette ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değillerdir. (26-Şuarâ 190)

 
 
191 - Hiç şüphesiz senin Rabbin Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (26-Şuarâ 191)

 
 
192 - Gerçekten o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir. (26-Şuarâ 192)

 
 
193 - Onu Ruhu'l-Emin (Cebrail) indirdi. (26-Şuarâ 193)

 
 
194 - Uyarıp-korkutuculardan olman için senin kalbine (indirmiştir). (26-Şuarâ 194)

 
 
195 - Açık-yalın bir arapçayla. (26-Şuarâ 195)

 
 
196 - O (Kur'ani gerçekler) öncekilerin Kitab'larında da zikredilmiştir. (26-Şuarâ 196)

 
 
197 - İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir ayet (bir delil) değil midir? (26-Şuarâ 197)

 
 
198 - Biz onu (arapça ayetlerimizi) arapça bilmeyen birine indirseydik (26-Şuarâ 198)

 
 
199 - (O da) onlara karşı onu okusaydı yine de iman etmezlerdi. (26-Şuarâ 199)

 
 
200 - Biz onu (ayetlerimizi) mücrimlerin (suçlu-günahkarların) kalbine böyle (kuşkularla) sokarız. (26-Şuarâ 200)

 
 
201 - Onlar elim-acıklı azabı görünceye kadar ona inanmazlar. (26-Şuarâ 201)

 
 
202 - O (azab) da onlara, kendileri farkında olmadan ansızın gelecektir. (26-Şuarâ 202)

 
 
203 - Derler ki "Acaba bize mühlet verilir mi?" (26-Şuarâ 203)

 
 
204 - (Oysa dünyada iken) onlar Bizim azabımızı çabuklaştırmak istiyorlardı? (26-Şuarâ 204)

 
 
205 - Gördün mü, Biz onları yıllarca yararlandırsak (26-Şuarâ 205)

 
 
206 - Sonra kendilerine vaad edilen (azab günü) geliverse (26-Şuarâ 206)

 
 
207 - Onların (dünyada yıllarca zevkle) yaşayıp-yararlanmaları kendilerine hiçbir fayda sağlamaz. (26-Şuarâ 207)

 
 
208 - Biz bir uyarıcı-korkutucu olmaksızın hiçbir ülkeyi helak etmiş (yıkıma uğratmış) değiliz. (26-Şuarâ 208)

 
 
209 - (Onlara öğüt verilmiş) hatırlatma (yapılmıştır). Biz zulmedenler değiliz. (26-Şuarâ 209)

 
 
210 - Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir. (26-Şuarâ 210)

 
 
211 - Bu (iş) onlara düşmez-yakışmaz ve güçleri de yetmez. (26-Şuarâ 211)

 
 
212 - Çünkü onlar (inmeden önce vahyi dinlemekten) işitmekten uzak tutulmuşlardır. (26-Şuarâ 212)

 
 
213 - Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarıp-yakarma yoksa azaba uğratılanlardan olursun. (26-Şuarâ 213)

 
 
214 - (Öncelikle) en yakın hısımlarını (akrabalarını-soydaşlarını) uyarıp-korkut. (26-Şuarâ 214)

 
 
215 - Mü'minlerden sana tabi olanlara (koruyucu-şefkat) kanatlarını ger. (26-Şuarâ 215)

 
 
216 - Eğer sana karşı gelirlerse de ki "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım." (26-Şuarâ 216)

 
 
217 - Aziz (üstün ve güçlü) ve Rahim'e (rahmetiyle çok esirgeyen Allah'a) tevekkül et. (26-Şuarâ 217)

 
 
218 - Kıyam ettiğin (namaza kalktığın) zaman O seni görmektedir. (26-Şuarâ 218)

 
 
219 - Secde edenler arasında (önlerine geçmeden-kenardan) dolaşmanı da. (26-Şuarâ 219)

 
 
220 - O Semi'dir (herşeyi işitendir), Alim'dir (hakkıyle bilendir). (26-Şuarâ 220)

 
 
221 - Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? (26-Şuarâ 221)

 
 
222 - Onlar günaha düşkün olan her yalancıya-iftiracıya inerler. (26-Şuarâ 222)

 
 
223 - Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar. (26-Şuarâ 223)

 
 
224 - (Bunlardan, şeytanlara kulak verenlerden) şairler (var ya), onlara da azgın-sapıklar uyar. (26-Şuarâ 224)

 
 
225 - Görmedin mi onlar herbir vadide (alçak yerlerde) vehmedip-şaşkınca dolaşırlar. (26-Şuarâ 225)

 
 
226 - Ve onlar yapmadıkları-yapmayacakları şeyleri söylerler. (26-Şuarâ 226)

 
 
227 - Ancak (şairlerden) iman edenler, salih amellerde bulunanlar, Allah'ı çokça zikredenler ve zulme (haksızlığa) uğratıldıklarında öçlerini-haklarını alanlar müstesna. Zulmetmekte olanlar hangi dönüşe (hangi değişime) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir. (26-Şuarâ 227)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

طٰسٓمٓۜ - 1
 
 

تِلْكَ اٰيَاتُ الْكِتَابِ الْمُب۪ينِ - 2
 
 

لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ اَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِن۪ينَ - 3
 
 

اِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَٓاءِ اٰيَةً فَظَلَّتْ اَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِع۪ينَ - 4
 
 

وَمَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمٰنِ مُحْدَثٍ اِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِض۪ينَ - 5
 
 

فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْت۪يهِمْ اَنْبٰٓؤُ۬ا مَا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ - 6
 
 

اَوَلَمْ يَرَوْا اِلَى الْاَرْضِ كَمْ اَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَر۪يمٍ - 7
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 8
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 9
 
 

وَاِذْ نَادٰى رَبُّكَ مُوسٰٓى اَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَۙ - 10
 
 

قَوْمَ فِرْعَوْنَۜ اَلَا يَتَّقُونَ - 11
 
 

قَالَ رَبِّ اِنّ۪ٓي اَخَافُ اَنْ يُكَذِّبُونِۜ - 12
 
 

وَيَض۪يقُ صَدْر۪ي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَان۪ي فَاَرْسِلْ اِلٰى هٰرُونَ - 13
 
 

وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَاَخَافُ اَنْ يَقْتُلُونِۚ - 14
 
 

قَالَ كَلَّاۚ فَاذْهَبَا بِاٰيَاتِنَٓا اِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ - 15
 
 

فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَٓا اِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ - 16
 
 

اَنْ اَرْسِلْ مَعَنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ - 17
 
 

قَالَ اَلَمْ نُرَبِّكَ ف۪ينَا وَل۪يداً وَلَبِثْتَ ف۪ينَا مِنْ عُمُرِكَ سِن۪ينَ - 18
 
 

وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّت۪ي فَعَلْتَ وَاَنْتَ مِنَ الْكَافِر۪ينَ - 19
 
 

قَالَ فَعَلْتُـهَٓا اِذاً وَاَنَا۬ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۜ - 20
 
 

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ ل۪ي رَبّ۪ي حُكْماً وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ - 21
 
 

وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ اَنْ عَبَّدْتَ بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ - 22
 
 

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَم۪ينَ - 23
 
 

قَالَ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِن۪ينَ - 24
 
 

قَالَ لِمَنْ حَوْلَـهُٓ اَلَا تَسْتَمِعُونَ - 25
 
 

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اٰبَٓائِكُمُ الْاَوَّل۪ينَ - 26
 
 

قَالَ اِنَّ رَسُولَكُمُ الَّـذ۪ٓي اُرْسِلَ اِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ - 27
 
 

قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَاۜ اِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ - 28
 
 

قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ اِلٰهاً غَيْر۪ي لَاَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُون۪ينَ - 29
 
 

قَالَ اَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُب۪ينٍ - 30
 
 

قَالَ فَأْتِ بِه۪ٓ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ - 31
 
 

فَاَلْقٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُب۪ينٌۚ - 32
 
 

وَنَزَعَ يَدَهُ فَاِذَا هِيَ بَيْضَٓاءُ لِلنَّاظِر۪ينَ۟ - 33
 
 

قَالَ لِلْمَلَأِ حَوْلَـهُٓ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ عَل۪يمٌۙ - 34
 
 

يُر۪يدُ اَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ اَرْضِكُمْ بِسِحْرِه۪ۗ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ - 35
 
 

قَالُٓوا اَرْجِهْ وَاَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۙ - 36
 
 

يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَل۪يمٍ - 37
 
 

فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِم۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍۙ - 38
 
 

وَق۪يلَ لِلنَّاسِ هَلْ اَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَۙ - 39
 
 

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ اِنْ كَانُوا هُمُ الْغَالِب۪ينَ - 40
 
 

فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ اَئِنَّ لَنَا لَاَجْراً اِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِب۪ينَ - 41
 
 

قَالَ نَعَمْ وَاِنَّكُمْ اِذاً لَمِنَ الْمُقَرَّب۪ينَ - 42
 
 

قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ - 43
 
 

فَاَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ اِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ - 44
 
 

فَاَلْقٰى مُوسٰى عَصَاهُ فَاِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَۚ - 45
 
 

فَاُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِد۪ينَۙ - 46
 
 

قَالُٓوا اٰمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ - 47
 
 

رَبِّ مُوسٰى وَهٰرُونَ - 48
 
 

قَالَ اٰمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ اَنْ اٰذَنَ لَكُمْۚ اِنَّهُ لَكَب۪يرُكُمُ الَّذ۪ي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَۚ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَۜ لَاُقَطِّعَنَّ اَيْدِيَكُمْ وَاَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَاُصَلِّبَنَّكُمْ اَجْمَع۪ينَ - 49
 
 

قَالُوا لَا ضَيْرَۘ اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَۚ - 50
 
 

اِنَّا نَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَٓا اَنْ كُنَّٓا اَوَّلَ الْمُؤْمِن۪ينَۜ۟ - 51
 
 

وَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنْ اَسْرِ بِعِبَاد۪ٓي اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ - 52
 
 

فَاَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَٓائِنِ حَاشِر۪ينَۚ - 53
 
 

اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَل۪يلُونَۙ - 54
 
 

وَاِنَّهُمْ لَنَا لَـغَٓائِظُونَۙ - 55
 
 

وَاِنَّا لَجَم۪يعٌ حَاذِرُونَۜ - 56
 
 

فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ - 57
 
 

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ - 58
 
 

كَذٰلِكَۜ وَاَوْرَثْنَاهَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۚ - 59
 
 

فَاَتْبَعُوهُمْ مُشْرِق۪ينَ - 60
 
 

فَلَمَّا تَـرَٓاءَ الْجَمْعَانِ قَالَ اَصْحَابُ مُوسٰٓى اِنَّا لَمُدْرَكُونَۚ - 61
 
 

قَالَ كَلَّاۚ اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ - 62
 
 

فَاَوْحَيْنَٓا اِلٰى مُوسٰٓى اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَۜ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظ۪يمِۚ - 63
 
 

وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَر۪ينَۚ - 64
 
 

وَاَنْجَيْنَا مُوسٰى وَمَنْ مَعَهُٓ اَجْمَع۪ينَۚ - 65
 
 

ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَر۪ينَۜ - 66
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 67
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 68
 
 

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ اِبْرٰه۪يمَۢ - 69
 
 

اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَا تَعْبُدُونَ - 70
 
 

قَالُوا نَعْبُدُ اَصْنَاماً فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِف۪ينَ - 71
 
 

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ اِذْ تَدْعُونَۙ - 72
 
 

اَوْ يَنْفَعُونَكُمْ اَوْ يَضُرُّونَ - 73
 
 

قَالُوا بَلْ وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا كَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ - 74
 
 

قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ - 75
 
 

اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ - 76
 
 

فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ ل۪ٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَم۪ينَۙ - 77
 
 

اَلَّذ۪ي خَلَقَن۪ي فَهُوَ يَهْد۪ينِۙ - 78
 
 

وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ - 79
 
 

وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ - 80
 
 

وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ - 81
 
 

وَالَّـذ۪ٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ ل۪ي خَط۪ٓيـَٔت۪ي يَوْمَ الدّ۪ينِۜ - 82
 
 

رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ - 83
 
 

وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ - 84
 
 

وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ - 85
 
 

وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ - 86
 
 

وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ - 87
 
 

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ - 88
 
 

اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ - 89
 
 

وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَۙ - 90
 
 

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ - 91
 
 

وَق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ - 92
 
 

مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَۜ - 93
 
 

فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ - 94
 
 

وَجُنُودُ اِبْل۪يسَ اَجْمَعُونَۜ - 95
 
 

قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ - 96
 
 

تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ - 97
 
 

اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ - 98
 
 

وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ - 99
 
 

فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ - 100
 
 

وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ - 101
 
 

فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ - 102
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 103
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 104
 
 

كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ - 105
 
 

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ نُوحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ - 106
 
 

اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ - 107
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 108
 
 

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۚ - 109
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۜ - 110
 
 

قَالُٓوا اَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْاَرْذَلُونَۜ - 111
 
 

قَالَ وَمَا عِلْم۪ي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَۚ - 112
 
 

اِنْ حِسَابُهُمْ اِلَّا عَلٰى رَبّ۪ي لَوْ تَشْعُرُونَۚ - 113
 
 

وَمَٓا اَنَا۬ بِطَارِدِ الْمُؤْمِن۪ينَۚ - 114
 
 

اِنْ اَنَا۬ اِلَّا نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۜ - 115
 
 

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُوم۪ينَۜ - 116
 
 

قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْم۪ي كَذَّبُونِۚ - 117
 
 

فَافْتَحْ بَيْن۪ي وَبَيْنَهُمْ فَتْحاً وَنَجِّن۪ي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ - 118
 
 

فَاَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۚ - 119
 
 

ثُمَّ اَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاق۪ينَۜ - 120
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 121
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 122
 
 

كَذَّبَتْ عَادٌۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ - 123
 
 

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ هُودٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ - 124
 
 

اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ - 125
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 126
 
 

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 127
 
 

اَتَبْنُونَ بِكُلِّ ر۪يعٍ اٰيَةً تَعْبَثُونَۙ - 128
 
 

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِـعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَۚ - 129
 
 

وَاِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّار۪ينَۚ - 130
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 131
 
 

وَاتَّقُوا الَّـذ۪ٓي اَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَۚ - 132
 
 

اَمَدَّكُمْ بِاَنْعَامٍ وَبَن۪ينَۙ - 133
 
 

وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍۚ - 134
 
 

اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍۜ - 135
 
 

قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظ۪ينَۙ - 136
 
 

اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّل۪ينَۙ - 137
 
 

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّب۪ينَۚ - 138
 
 

فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 139
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 140
 
 

كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَل۪ينَۚ - 141
 
 

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ - 142
 
 

اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ - 143
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 144
 
 

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 145
 
 

اَتُتْرَكُونَ ف۪ي مَا هٰهُنَٓا اٰمِن۪ينَۙ - 146
 
 

ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۙ - 147
 
 

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَض۪يمٌۚ - 148
 
 

وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتاً فَارِه۪ينَۚ - 149
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 150
 
 

وَلَا تُط۪يعُٓوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ - 151
 
 

اَلَّذ۪ينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ - 152
 
 

قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۚ - 153
 
 

مَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۚ فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ - 154
 
 

قَالَ هٰذِه۪ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍۚ - 155
 
 

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُٓوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ - 156
 
 

فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِم۪ينَۙ - 157
 
 

فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 158
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 159
 
 

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۨ الْمُرْسَل۪ينَۚ - 160
 
 

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ لُوطٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ - 161
 
 

اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ - 162
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 163
 
 

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 164
 
 

اَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَم۪ينَۙ - 165
 
 

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ اَزْوَاجِكُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ - 166
 
 

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ۬ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَج۪ينَ - 167
 
 

قَالَ اِنّ۪ي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَال۪ينَۜ - 168
 
 

رَبِّ نَجِّن۪ي وَاَهْل۪ي مِمَّا يَعْمَلُونَ - 169
 
 

فَنَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَـهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ - 170
 
 

اِلَّا عَجُوزاً فِي الْغَابِر۪ينَۚ - 171
 
 

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَۚ - 172
 
 

وَاَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَراًۚ فَسَٓاءَ مَطَرُ الْمُنْذَر۪ينَ - 173
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 174
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 175
 
 

كَذَّبَ اَصْحَابُ لْـَٔيْكَةِ الْمُرْسَل۪ينَۚ - 176
 
 

اِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ اَلَا تَتَّقُونَۚ - 177
 
 

اِنّ۪ي لَكُمْ رَسُولٌ اَم۪ينٌۙ - 178
 
 

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ - 179
 
 

وَمَٓا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍۚ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 180
 
 

اَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِر۪ينَۚ - 181
 
 

وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَق۪يمِۚ - 182
 
 

وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ اَشْيَٓاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِد۪ينَۚ - 183
 
 

وَاتَّقُوا الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْاَوَّل۪ينَۜ - 184
 
 

قَالُٓوا اِنَّـمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّر۪ينَۙ - 185
 
 

وَمَٓا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَاِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِب۪ينَۚ - 186
 
 

فَاَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفاً مِنَ السَّمَٓاءِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَۜ - 187
 
 

قَالَ رَبّ۪ٓي اَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ - 188
 
 

فَكَذَّبُوهُ فَاَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِۜ اِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظ۪يمٍ - 189
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ - 190
 
 

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟ - 191
 
 

وَاِنَّهُ لَتَنْز۪يلُ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ - 192
 
 

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَم۪ينُۙ - 193
 
 

عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِر۪ينَۙ - 194
 
 

بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُب۪ينٍۜ - 195
 
 

وَاِنَّهُ لَف۪ي زُبُرِ الْاَوَّل۪ينَ - 196
 
 

اَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ اٰيَةً اَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمٰٓؤُ۬ا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَۜ - 197
 
 

وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلٰى بَعْضِ الْاَعْجَم۪ينَۙ - 198
 
 

فَقَرَاَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِه۪ مُؤْمِن۪ينَۜ - 199
 
 

كَذٰلِكَ سَلَكْنَاهُ ف۪ي قُلُوبِ الْمُجْرِم۪ينَۜ - 200
 
 

لَا يُؤْمِنُونَ بِه۪ حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَۙ - 201
 
 

فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَۙ - 202
 
 

فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَۜ - 203
 
 

اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ - 204
 
 

اَفَرَاَيْتَ اِنْ مَتَّعْنَاهُمْ سِن۪ينَۙ - 205
 
 

ثُمَّ جَٓاءَهُمْ مَا كَانُوا يُوعَدُونَۙ - 206
 
 

مَٓا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَۜ - 207
 
 

وَمَٓا اَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ اِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَۗۛ - 208
 
 

ذِكْرٰى۠ۛ وَمَا كُنَّا ظَالِم۪ينَ - 209
 
 

وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاط۪ينُ - 210
 
 

وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُمْ وَمَا يَسْتَط۪يعُونَۜ - 211
 
 

اِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَۜ - 212
 
 

فَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّب۪ينَۚ - 213
 
 

وَاَنْذِرْ عَش۪يرَتَكَ الْاَقْرَب۪ينَۙ - 214
 
 

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّـبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَۚ - 215
 
 

فَاِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَۚ - 216
 
 

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ - 217
 
 

اَلَّذ۪ي يَرٰيكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ - 218
 
 

وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِد۪ينَ - 219
 
 

اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ - 220
 
 

هَلْ اُنَبِّئُكُمْ عَلٰى مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاط۪ينُۜ - 221
 
 

تَنَزَّلُ عَلٰى كُلِّ اَفَّاكٍ اَث۪يمٍۙ - 222
 
 

يُلْقُونَ السَّمْعَ وَاَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَۜ - 223
 
 

وَالشُّعَرَٓاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُ۫نَۜ - 224
 
 

اَلَمْ تَرَ اَنَّهُمْ ف۪ي كُلِّ وَادٍ يَه۪يمُونَۙ - 225
 
 

وَاَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَۙ - 226
 
 

اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللّٰهَ كَث۪يراً وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُواۜ وَسَيَعْلَمُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ - 227
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,