Sure Ayet

Ahzâb Suresi



Ahzâb Suresi 73 ayettir. Nüzulü Medine'de olup 90. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 417 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Ey Peygamber. Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir), Hakim'dir (hüküm ve hikmet sahibidir). (33-Ahzâb 1)

 
 
2 - Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır. (33-Ahzâb 2)

 
 
3 - Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (33-Ahzâb 3)

 
 
4 - Allah, bir kişinin içinde (sinesinde) iki kalp kılmadığı gibi zıhar yaptığınız (annelerinize benzeterek yaklaşmamaya yemin ettiğiniz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı ve evladlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız kılmadı. Bu (gibi boş sözler) sizin ağzınızla (gelişi güzel) söylediklerinizdir. Allah ise hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir. (33-Ahzâb 4)

 
 
5 - Onları (evlad edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın, Allah katında bu daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız onlar dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak (yanılarak) yaptıklarınızda ise sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (bilerek) yaptıklarınızda vardır. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (33-Ahzâb 5)

 
 
6 - Peygamber, mü'minlere kendi nefislerinden daha evladır ve onun hanımları da onların anneleridir. Akraba olanlar Allah'ın Kitab'ına göre (mirasçılık bakımından) birbirlerine mü'minlerden ve (hicret eden) muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak dostlarınıza ma'ruf (uygun bir vasiyet) yapmanız başkadır. Bunlar Kitab'da yazılmış bulunmaktadır. (33-Ahzâb 6)

 
 
7 - Hani Biz peygamberlerden misaklarını (verilmiş sözlerini) almıştık. Senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryemoğlu İsa'dan. Biz onlardan ağır bir misak (pek sağlam bir söz) almıştık. (33-Ahzâb 7)

 
 
8 - Sadık olanlara, sadakatlarını (doğruluk ve bağlılıklarını) sormak için (bu sözü aldı). O, kafirler için de elim-acıklı bir azab hazırladı. (33-Ahzâb 8)

 
 
9 - Ey iman edenler, Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti de Biz onların üzerine bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptıklarınızı görüyordu. (33-Ahzâb 9)

 
 
10 - Hani onlar size hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan geldikleri vakit gözler kaymış, yürekler gırtlağa-ağızlara gelip dayanmıştı da, siz Allah hakkında (türlü türlü) zanlarda bulunuyordunuz. (33-Ahzâb 10)

 
 
11 - İşte orada iman edenler (ciddi bir) denemeden geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsılmışlardı. (33-Ahzâb 11)

 
 
12 - Hani münafıklar ve kalplerinde bir hastalık bulunanlar "Allah ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmemiş" diyorlardı. (33-Ahzâb 12)

 
 
13 - Hani onlardan bir grup demişti ki "Ey Yesrib (Medine) halkı. Sizin için (burada) tutunacak-duracak bir yer yok, hemen geri dönün." Onlardan bir topluluk da "Gerçekten evlerimiz (emniyette değil, düşmana) açıktır" diye peygamberden izin istiyordu. Oysa evleri açık değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. (33-Ahzâb 13)

 
 
14 - Eğer onların tarafından üzerlerine girilseydi sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları (dönüp-kaçmaları) istenseydi, hemen buna yanaşırlar ve bunda pek azı dışında (kararsız) kalmazlardı. (33-Ahzâb 14)

 
 
15 - Andolsun ki onlar daha önce 'arkalarını dönüp-kaçmayacaklarına' dair Allah'a söz vermişlerdi. Ve Allah'a verilen söz-ahid (ağır bir) sorumluluktur. (33-Ahzâb 15)

 
 
16 - De ki "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, bu kaçış size asla bir fayda sağlamaz. (Eceliniz burada değilse bile) o takdirde de pek az (bir süre) faydalandırılırsınız. (33-Ahzâb 16)

 
 
17 - De ki "Size bir kötülük dileyecek olsa sizi Allah'tan koruyacak veya size bir rahmet dileyecek olsa (buna engelleyecek) kimdir?" Onlar kendileri için Allah ile beraber ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamazlar. (33-Ahzâb 17)

 
 
18 - Allah içinizden (savaştan) alıkoyanları ve kardeşlerine "Bize gelin" diyenleri elbette bilmektedir. (Zaten) pek azı dışında bunlar zorlu-savaşlara gelmezler. (33-Ahzâb 18)

 
 
19 - (Geldiklerinde de) size karşı oldukça 'cimri ve bencildirler.' Bunlara korku geldiği zaman üstüne ölüm baygınlığı çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince de hayra (iyiliğe ve ganimete) karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip) incitirler. Onlar iman etmemişlerdir ve Allah da (peygamberle birlikte savaşa katılmış olsalar bile) onların amellerini boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır. (33-Ahzâb 19)

 
 
20 - Onlar ahzabı (düşman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha (üzerinize) gelecek olursa çölde bedevi araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizi (başınıza gelenleri, uzaktan) sormayı istiyorlardı. (Zaten onlar) içinizde olsalar da (pek azı) çok az savaşırlardı. (33-Ahzâb 20)

 
 
21 - Andolsun ki Allah'ın Resulünde sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü (onlara kavuşmayı) isteyip-umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için güzel bir örnek vardır. (33-Ahzâb 21)

 
 
22 - Mü'minler ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman "Bu Allah ve Resulü'nün bize vadettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söylemiştir" dediler. Bu (yaklaşım ve bu olay) onların sadece imanlarını ve teslimiyetlerini arttırmış oldu. (33-Ahzâb 22)

 
 
23 - Mü'minlerden öyle erler vardır ki, Allah ile yaptıkları ahde (verdikleri söze) sadakat gösterdiler. Onlardan kimi adağını gerçekleştirdi (şehit veya gazi oldu), kimi de beklemektedir. Onlar (ahidlerini-sözlerini) hiçbir şekilde değiştirmediler. (33-Ahzâb 23)

 
 
24 - Allah (sözüne bağlı kalan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak veya (pişmanlık duyanların) tevbelerini kabul edecektir. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (33-Ahzâb 24)

 
 
25 - Allah küfredenleri hiçbir hayra (faydaya) ulaşamadan kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah savaşta mü'minlere yetti. Allah Kavi'dir (her kuvvetin gerçek sahibidir), Aziz'dir (üstün ve güçlü olandır). (33-Ahzâb 25)

 
 
26 - Kitab ehlinden onlara arka çıkanları da kalelerinden indirdi ve onların kalplerine korku düşürdü. Siz (onlardan) bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını da esir alıyordunuz. (33-Ahzâb 26)

 
 
27 - Sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve daha ayak basmadığınız yere de mirasçı kıldı. Allah her şeye kadirdir (güç yetirendir). (33-Ahzâb 27)

 
 
28 - Ey peygamber. Eşlerine de ki "Eğer siz dünya hayatını ve onun zinetini (süslü çekiciliğini) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim." (33-Ahzâb 28)

 
 
29 - Eğer Allah'ı, Resulü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki Allah içinizden muhsinler (iyi ve güzel davrananlar) için büyük bir ecir-mükafat hazırlamıştır. (33-Ahzâb 29)

 
 
30 - Ey Peygamber kadınları. (Mü'minelere güzel birer örnek olmanız gerekirken) sizden kim açık bir edebsizlikte (çirkin-utanmazlıkta) bulunursa, onun azabı iki kat olarak arttırılır. Bu Allah'a kolaydır. (33-Ahzâb 30)

 
 
31 - Sizden kim de Allah'a ve Resulü'ne gönülden-itaat eder ve salih amelde bulunursa, ona da ecrini-mükafatını iki kat veririz. Biz ona kerim (üstün-kusursuz) bir rızık da hazırlamışızdır. (33-Ahzâb 31)

 
 
32 - Ey peygamberin kadınları. Siz kadınlardan herhangi biri (gibi) değilsiniz. Eğer sakınıyorsanız sözü çekicilikle söylemeyin. Yoksa kalbinde hastalık bulunan kimse (kötü) umuda kapılır. Sözü ma'ruf (münasip ve ağırbaşlı) bir tarzda söyleyin. (33-Ahzâb 32)

 
 
33 - Evlerinizde vakarla-oturun, ilk cahiliyyede (kadınların) zinetlerini açığa çıkarması gibi siz de zinetlerinizi açığa çıkarmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehl-i beyt (ev halkı) Allah sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister. (33-Ahzâb 33)

 
 
34 - Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmeti zikredip-hatırlayın. Şüphesiz ki Allah Latif'tir (kullarına karşı çok ince-hassas ve lutfedicidir), Habir'dir (her şeyden haberdar olandır). (33-Ahzâb 34)

 
 
35 - Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü'min olan erkekler ve mü'min olan kadınlar, (Allah'a gönülden ) itaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşu duyan (kalpleri saygıyla titreyen) erkekler ve huşu duyan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını ve zinetlerini) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve zikreden kadınlar (var ya,) Allah bunlar için mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir-mükafat hazırlamıştır. (33-Ahzâb 35)

 
 
36 - Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için kendi işlerinde (başka bir kararı) seçim hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resulü'ne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (33-Ahzâb 36)

 
 
37 - Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye "Eşini yanında tut ve Allah'tan kork" diyordun. (Bunu söylerken) Allah'ın açığa vuracağı şeyi insanlardan çekinerek kendi nefsinde saklı tutuyordun. Oysa kendisinden korkup-çekinmene Allah daha layıktı. Zeyd onunla ilgisini-bağını kesince Biz onu seninle evlendirdik ki, evladlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınlarını boşadıkları) zaman onlarla evlenme konusunda mü'minlere (cahili gelenekten bir sıkıntı) bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. (33-Ahzâb 37)

 
 
38 - Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şeyde (geleneğe aykırı da olsa) peygamber üzerine hiçbir güçlük-sıkıntı yoktur. (Bu) daha önce gelip geçenlerde de (değişmeden uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın emri, takdir edilmiş (mutlaka yerine gelecek) bir kaderdir. (33-Ahzâb 38)

 
 
39 - Ki onlar (o peygamberler), Allah'ın risaletini (gönderdiklerini) tebliğ edenler, O'ndan (içleri titreyerek) korkanlar ve Allah'dan başka hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (33-Ahzâb 39)

 
 
40 - Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir (erkek varisi yoktur). O, Allah'ın Resulü ve peygamberlerin hatemidir-sonuncusudur. Allah (Alim'dir) herşeyi hakkıyle bilendir. (33-Ahzâb 40)

 
 
41 - Ey iman edenler, Allah'ı çokça anıp-zikredin. (33-Ahzâb 41)

 
 
42 - Ve O'nu sabah ve akşam tesbih edin. (33-Ahzâb 42)

 
 
43 - Sizi karanlıklardan nura (aydınlığa) çıkarmak için size rahmet etmekte olan O'dur. Melekleri de (size dua etmektedir). O, (dünya ve ahirette) mü'minlere Rahim (rahmetiyle esirgeyici) olandır. (33-Ahzâb 43)

 
 
44 - O'na kavuşacakları gün müminlere iltifatı (bizzat Kendisinin vereceği) selamdır. (Allah) onlara kerim (üstün-şerefli) bir ecir-mükafat hazırlamıştır. (33-Ahzâb 44)

 
 
45 - Ey Peygamber. Biz seni şahid, müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. (33-Ahzâb 45)

 
 
46 - Ve Kendi izniyle Allah'a çağıran ve nur saçan bir çerağ-ışık olarak (gönderdik). (33-Ahzâb 46)

 
 
47 - Mü'minlere müjdele. Onlar için Allah'tan büyük bir fazl (lutuf ve ihsan) vardır. (33-Ahzâb 47)

 
 
48 - Kafirlere ve münafıklara (meşru gözüken taleplerinde bile) itaat etme, eziyetlerine de aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (33-Ahzâb 48)

 
 
49 - Ey iman edenler. Mü'min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boşarsanız, sizin için onlar üzerine sayacağınız bir iddet yoktur. (Tayin ettiğiniz mehrin yarısı kadarıyla) onlara (yararlanacakları) geçimliği verin ve onları güzel bir şekilde (serbest) bırakın. (33-Ahzâb 49)

 
 
50 - Ey peygamber, Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sağ elinin malik olduğu (cariyeler) ile seninle birlikte hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını ve teyzenin kızlarını helal kıldık. Bir de kendisini peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak istediği mü'min bir kadını da diğer mü'minlere değil yalnızca sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz kendi eşleri ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) konusunda müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Sana verdiğimiz bu ayrıcalık mü'minlere karşı) senin için bir sıkıntı-güçlük olmasın. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (33-Ahzâb 50)

 
 
51 - (Seninle olma sıralarında) onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alabilirsin. (Yanına alıp) geri bıraktıklarından istek duyduklarına (tekrar dönmende) senin için bir sakınca yoktur. (Bunları Allah'ın izni ve kendi kararınla yapman) onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve hepsinin senin verdiklerine razı-hoşnut olmalarına daha yakındır-uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah Alim'dir (hakkıyle bilendir), Halim'dir (rahmetiyle yumuşak davranandır). (33-Ahzâb 51)

 
 
52 - Bundan başka kadınlar sana helal olmaz. Bunları -güzellikleri senin hoşuna gitse bile- başka eşlerle değiştirmek de olmaz. Ancak sağ elinin malik olduğu (cariyeler) müstesna. Allah her şeye Rakib'dir (gözetleyip-denetleyendir). (33-Ahzâb 52)

 
 
53 - Ey iman edenler, peygamberin evlerine yemek için izin verilmeden ve vaktine de bakmaksızın girmeyin. Ancak çağırılırsanız girin ve yemeği yiyince (oyalanmadan) dağılıverin. Söz ve sohbet için de (evlerine) girmeyin. (Bunu yapmanız) peygambere eziyet vermekte ve o da (bunu söylemekten) sizden utanmaktadır. Allah ise haktan (gerçeği açıklamaktan) utanmaz. Onlardan (peygamberin eşlerinden) bir şey isteyeceğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, sizin kalpleriniz için de, onların kalpleri için de daha temizdir. Allah'ın Resulü'ne eziyet vermeniz ve kendisinden sonra eşlerini nikahlamanız asla (helal) olmaz. Bu Allah katında çok büyüktür. (33-Ahzâb 53)

 
 
54 - Bir şeyi açığa vursanız da, gizleyip-saklı tutsanız da, Allah (Alim'dir) herşeyi hakkıyle bilendir. (33-Ahzâb 54)

 
 
55 - Onlar (peygamberin eşleri) için babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, (onların) kadınları ve sağ ellerinin malik olduğu (cariyeleri) hakkında bir sakınca-vebal yoktur. (Ey peygamber eşleri) Allah'tan korkup-sakının. Allah her şeye şahid olandır. (33-Ahzâb 55)

 
 
56 - Allah ve melekleri Peygambere salat etmektedirler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin (salavat getirin) ve tam bir teslimiyetle ona selam verin. (33-Ahzâb 56)

 
 
57 - Allah'a ve Resulü'ne eziyet edenlere (ki Resule eziyet, Allah'a eziyettir) Allah dünyada da, ahirette de lanet etmiş ve onlar için aşağılatıcı bir azab hazırlanmıştır. (33-Ahzâb 57)

 
 
58 - Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara yapmadıkları (bir suç) sebebiyle eziyet edenler ise bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. (33-Ahzâb 58)

 
 
59 - Ey Peygamber. Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına (dışarı çıkacaklarında) cilbablarından (dış elbiselerinden) üstlerine giymelerini söyle. Bu onların (mü'mine olarak) tanınıp da incitilip-eziyet görmemeleri için en uygun olandır. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (33-Ahzâb 59)

 
 
60 - Andolsun ki münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde bozguncu-kışkırtıcı kötü haberler yayanlar (şayet bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa seni onlara musallat ederiz (onların üzerine yollarız). Sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. (33-Ahzâb 60)

 
 
61 - Lanetlenmişler olarak nerede ele geçirilseler (orada) yakalanırlar ve 'öldürüldükçe öldürülürler'. (33-Ahzâb 61)

 
 
62 - (Bu,) daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın. (33-Ahzâb 62)

 
 
63 - İnsanlar sana (kıyamet) saatini sorarlar. De ki "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet-saati yakındır. (33-Ahzâb 63)

 
 
64 - Allah kafirleri lanetlemiş ve onlar için 'çılgın bir ateş' hazırlamıştır. (33-Ahzâb 64)

 
 
65 - Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Onlar ne bir veli, ne de bir yardımcı bulamayacaklardır. (33-Ahzâb 65)

 
 
66 - Yüzlerinin ateşte evrilip-çevrileceği gün "Eyvahlar bize. Keşke Allah'a itaat etseydik, Resule de itaat etseydik." derler. (33-Ahzâb 66)

 
 
67 - (Onlar yine) derler ki "Rabbimiz, biz efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Onlar da bizi yoldan saptırdılar." (33-Ahzâb 67)

 
 
68 - Rabbimiz. Onlara iki kat azab ver ve onları büyük bir lanet ile lanetle. (33-Ahzâb 68)

 
 
69 - Ey iman edenler (peygamberinize karşı), Musa'ya (batıl isnatlarla) eziyet edenler gibi olmayın. Allah onu, onların söylediklerinden temize çıkardı. O, Allah katında vecihti (yüzü ak ve itibarlıydı). (33-Ahzâb 69)

 
 
70 - Ey iman edenler. Allah'dan korkup-sakının ve sözü doğru söyleyin. (33-Ahzâb 70)

 
 
71 - Ki (Allah) amellerinizi ıslah etsin (işlerinizi düzeltsin) ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resulü'ne itaat ederse, büyük bir mutlulukla-mükafatla kurtulmuştur. (33-Ahzâb 71)

 
 
72 - Biz emaneti (imtihanı) göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan (imtihan sorumluluğundan) korkuya kapıldılar. Onu insan yüklendi. O çok zalim ve çok cahildir. (33-Ahzâb 72)

 
 
73 - (Emaneti kendi tercihlerine sunduk ki) Allah münafık erkekleri ve münafık kadınları, müşrik erkekleri ve müşrik kadınları (önceden kabul ettikleri cezayla) azablandıracak, mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tevbesini kabul edecektir. Allah Gafur'dur (çok bağışlayandır), Rahim'dir (rahmetiyle çok esirgeyendir). (33-Ahzâb 73)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللّٰهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَل۪يماً حَك۪يماًۙ - 1
 
 

وَاتَّبِعْ مَا يُوحٰٓى اِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يراًۙ - 2
 
 

وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً - 3
 
 

مَا جَعَلَ اللّٰهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ ف۪ي جَوْفِه۪ۚ وَمَا جَعَلَ اَزْوَاجَكُمُ الّٰٓئ۪ تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ اُمَّهَاتِكُمْۚ وَمَا جَعَلَ اَدْعِيَٓاءَكُمْ اَبْنَٓاءَكُمْۜ ذٰلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِاَفْوَاهِكُمْۜ وَاللّٰهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّب۪يلَ - 4
 
 

اُدْعُوهُمْ لِاٰبَٓائِهِمْ هُوَ اَقْسَطُ عِنْدَ اللّٰهِۚ فَاِنْ لَمْ تَعْلَمُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِ وَمَوَال۪يكُمْۜ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ ف۪يمَٓا اَخْطَأْتُمْ بِه۪ۙ وَلٰكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً - 5
 
 

اَلنَّبِيُّ اَوْلٰى بِالْمُؤْمِن۪ينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَاَزْوَاجُهُٓ اُمَّهَاتُهُمْۜ وَاُو۬لُوا الْاَرْحَامِ بَعْضُهُمْ اَوْلٰى بِبَعْضٍ ف۪ي كِتَابِ اللّٰهِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ اِلَّٓا اَنْ تَفْعَلُٓوا اِلٰٓى اَوْلِيَٓائِكُمْ مَعْرُوفاًۜ كَانَ ذٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُوراً - 6
 
 

وَاِذْ اَخَذْنَا مِنَ النَّبِيّ۪نَ م۪يثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِنْ نُوحٍ وَاِبْرٰه۪يمَ وَمُوسٰى وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَۖ وَاَخَذْنَا مِنْهُمْ م۪يثَاقاً غَل۪يظاًۙ - 7
 
 

لِيَسْـَٔلَ الصَّادِق۪ينَ عَنْ صِدْقِهِمْۚ وَاَعَدَّ لِلْكَافِر۪ينَ عَذَاباً اَل۪يماً۟ - 8
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحاً وَجُنُوداً لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يراًۚ - 9
 
 

اِذْ جَٓاؤُ۫كُمْ مِنْ فَوْقِكُمْ وَمِنْ اَسْفَلَ مِنْكُمْ وَاِذْ زَاغَتِ الْاَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللّٰهِ الظُّنُونَا - 10
 
 

هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالاً شَد۪يداً - 11
 
 

وَاِذْ يَقُولُ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُـهُٓ اِلَّا غُرُوراً - 12
 
 

وَاِذْ قَالَتْ طَٓائِفَةٌ مِنْهُمْ يَٓا اَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَارْجِعُواۚ وَيَسْتَأْذِنُ فَر۪يقٌ مِنْهُمُ النَّبِيَّ يَقُولُونَ اِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِيَ بِعَوْرَةٍۜ اِنْ يُر۪يدُونَ اِلَّا فِرَاراً - 13
 
 

وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِمْ مِنْ اَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا الْفِتْنَةَ لَاٰتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَٓا اِلَّا يَس۪يراً - 14
 
 

وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللّٰهَ مِنْ قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْاَدْبَارَۜ وَكَانَ عَهْدُ اللّٰهِ مَسْؤُ۫لاً - 15
 
 

قُلْ لَنْ يَنْفَعَكُمُ الْفِرَارُ اِنْ فَرَرْتُمْ مِنَ الْمَوْتِ اَوِ الْقَتْلِ وَاِذاً لَا تُمَتَّعُونَ اِلَّا قَل۪يلاً - 16
 
 

قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءاً اَوْ اَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةًۜ وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراً - 17
 
 

قَدْ يَعْلَمُ اللّٰهُ الْمُعَوِّق۪ينَ مِنْكُمْ وَالْقَٓائِل۪ينَ لِاِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ اِلَيْنَاۚ وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ اِلَّا قَل۪يلاًۙ - 18
 
 

اَشِحَّةً عَلَيْكُمْۚ فَاِذَا جَٓاءَ الْخَوْفُ رَاَيْتَهُمْ يَنْظُرُونَ اِلَيْكَ تَدُورُ اَعْيُنُهُمْ كَالَّذ۪ي يُغْشٰى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِۚ فَاِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُمْ بِاَلْسِنَةٍ حِدَادٍ اَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَاَحْبَطَ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً - 19
 
 

يَحْسَبُونَ الْاَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُواۚ وَاِنْ يَأْتِ الْاَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ اَنَّهُمْ بَادُونَ فِي الْاَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ اَنْبَٓائِكُمْۜ وَلَوْ كَانُوا ف۪يكُمْ مَا قَاتَلُٓوا اِلَّا قَل۪يلاً۟ - 20
 
 

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يراًۜ - 21
 
 

وَلَمَّا رَاَ الْمُؤْمِنُونَ الْاَحْزَابَۙ قَالُوا هٰذَا مَا وَعَدَنَا اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللّٰهُ وَرَسُولُهُۘ وَمَا زَادَهُمْ اِلَّٓا ا۪يمَاناً وَتَسْل۪يماًۜ - 22
 
 

مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِۚ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُۘ وَمَا بَدَّلُوا تَبْد۪يلاًۙ - 23
 
 

لِيَجْزِيَ اللّٰهُ الصَّادِق۪ينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِق۪ينَ اِنْ شَٓاءَ اَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُوراً رَح۪يماًۚ - 24
 
 

وَرَدَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْراًۜ وَكَفَى اللّٰهُ الْمُؤْمِن۪ينَ الْقِتَالَۜ وَكَانَ اللّٰهُ قَوِياًّ عَز۪يزاًۚ - 25
 
 

وَاَنْزَلَ الَّذ۪ينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاص۪يهِمْ وَقَذَفَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَر۪يقاً تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَر۪يقاًۚ - 26
 
 

وَاَوْرَثَكُمْ اَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَاَمْوَالَهُمْ وَاَرْضاً لَمْ تَطَؤُ۫هَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يراً۟ - 27
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ اِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا وَز۪ينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ اُمَتِّعْكُنَّ وَاُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحاً جَم۪يلاً - 28
 
 

وَاِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْاٰخِرَةَ فَاِنَّ اللّٰهَ اَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ اَجْراً عَظ۪يماً - 29
 
 

يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِۜ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يراً - 30
 
 

وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَتَعْمَلْ صَالِحاً نُؤْتِهَٓا اَجْرَهَا مَرَّتَيْنِۙ وَاَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقاً كَر۪يماً - 31
 
 

يَا نِسَٓاءَ النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَاَحَدٍ مِنَ النِّسَٓاءِ اِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذ۪ي ف۪ي قَلْبِه۪ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلاً مَعْرُوفاًۚ - 32
 
 

وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يراًۚ - 33
 
 

وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلٰى ف۪ي بُيُوتِكُنَّ مِنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ وَالْحِكْمَةِۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ لَط۪يفاً خَب۪يراً۟ - 34
 
 

اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يراً وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْراً عَظ۪يماً - 35
 
 

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُٓ اَمْراً اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْۜ وَمَنْ يَعْصِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً مُب۪يناً - 36
 
 

وَاِذْ تَقُولُ لِلَّـذ۪ٓي اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِ وَاَنْعَمْتَ عَلَيْهِ اَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللّٰهَ وَتُخْف۪ي ف۪ي نَفْسِكَ مَا اللّٰهُ مُبْد۪يهِ وَتَخْشَى النَّاسَۚ وَاللّٰهُ اَحَقُّ اَنْ تَخْشٰيهُۜ فَلَمَّا قَضٰى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَراً زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ حَرَجٌ ف۪ٓي اَزْوَاجِ اَدْعِيَٓائِهِمْ اِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَراًۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ مَفْعُولاً - 37
 
 

مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ ف۪يمَا فَرَضَ اللّٰهُ لَهُۜ سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۜ وَكَانَ اَمْرُ اللّٰهِ قَدَراً مَقْدُوراًۙ - 38
 
 

اَلَّذ۪ينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللّٰهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ اَحَداً اِلَّا اللّٰهَۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَس۪يباً - 39
 
 

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَٓا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّ۪نَۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً۟ - 40
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْراً كَث۪يراًۙ - 41
 
 

وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَاَص۪يلاً - 42
 
 

هُوَ الَّذ۪ي يُصَلّ۪ي عَلَيْكُمْ وَمَلٰٓئِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِۜ وَكَانَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَح۪يماً - 43
 
 

تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌۚ وَاَعَدَّ لَهُمْ اَجْراً كَر۪يماً - 44
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِداً وَمُبَشِّراً وَنَذ۪يراًۙ - 45
 
 

وَدَاعِياً اِلَى اللّٰهِ بِـاِذْنِه۪ وَسِرَاجاً مُن۪يراً - 46
 
 

وَبَشِّرِ الْمُؤْمِن۪ينَ بِاَنَّ لَهُمْ مِنَ اللّٰهِ فَضْلاً كَب۪يراً - 47
 
 

وَلَا تُطِـعِ الْكَافِر۪ينَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَدَعْ اَذٰيهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ وَك۪يلاً - 48
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِنْ قَبْلِ اَنْ تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَاۚ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحاً جَم۪يلاً - 49
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰـت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً - 50
 
 

تُرْج۪ي مَنْ تَشَٓاءُ مِنْهُنَّ وَتُــْٔـو۪ٓي اِلَيْكَ مَنْ تَشَٓاءُۜ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ تَقَرَّ اَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَٓا اٰتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَل۪يماً حَل۪يماً - 51
 
 

لَا يَحِلُّ لَكَ النِّسَٓاءُ مِنْ بَعْدُ وَلَٓا اَنْ تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ اَزْوَاجٍ وَلَوْ اَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ اِلَّا مَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ رَق۪يـباً۟ - 52
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ اِلَّٓا اَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ اِلٰى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِر۪ينَ اِنٰيهُۙ وَلٰكِنْ اِذَا دُع۪يتُمْ فَادْخُلُوا فَاِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلَا مُسْتَأْنِس۪ينَ لِحَد۪يثٍۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْـي۪ مِنْكُمْۘ وَاللّٰهُ لَا يَسْتَحْـي۪ مِنَ الْحَقِّۜ وَاِذَا سَاَلْتُمُوهُنَّ مَتَاعاً فَسْـَٔلُوهُنَّ مِنْ وَرَٓاءِ حِجَابٍۜ ذٰلِكُمْ اَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّۜ وَمَا كَانَ لَكُمْ اَنْ تُؤْذُوا رَسُولَ اللّٰهِ وَلَٓا اَنْ تَنْكِحُٓوا اَزْوَاجَهُ مِنْ بَعْدِه۪ٓ اَبَداًۜ اِنَّ ذٰلِكُمْ كَانَ عِنْـدَ اللّٰهِ عَظ۪يـماً - 53
 
 

اِنْ تُبْدُوا شَيْـٔاً اَوْ تُخْفُوهُ فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً - 54
 
 

لَا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ ف۪ٓي اٰبَٓائِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓائِهِنَّ وَلَٓا اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اِخْوَانِهِنَّ وَلَٓا اَبْنَٓاءِ اَخَوَاتِهِنَّ وَلَا نِسَٓائِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّۚ وَاتَّق۪ينَ اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يداً - 55
 
 

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّۜ يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْل۪يماً - 56
 
 

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَاباً مُه۪يناً - 57
 
 

وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَاناً وَاِثْماً مُب۪يناً۟ - 58
 
 

يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَٓاءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً - 59
 
 

لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَد۪ينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ ف۪يهَٓا اِلَّا قَل۪يلاًۚۛ - 60
 
 

مَلْعُون۪ينَۚۛ اَيْنَ مَا ثُقِفُٓوا اُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْت۪يلاً - 61
 
 

سُنَّةَ اللّٰهِ فِي الَّذ۪ينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُۚ وَلَنْ تَجِدَ لِسُنَّةِ اللّٰهِ تَبْد۪يلاً - 62
 
 

يَسْـَٔلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِۜ قُلْ اِنَّمَا عِلْمُهَا عِنْدَ اللّٰهِۜ وَمَا يُدْر۪يكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَر۪يباً - 63
 
 

اِنَّ اللّٰهَ لَعَنَ الْكَافِر۪ينَ وَاَعَدَّ لَهُمْ سَع۪يراًۙ - 64
 
 

خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۚ لَا يَجِدُونَ وَلِياًّ وَلَا نَص۪يراًۚ - 65
 
 

يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَٓا اَطَعْنَا اللّٰهَ وَاَطَعْنَا الرَّسُولَا - 66
 
 

وَقَالُوا رَبَّنَٓا اِنَّٓا اَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُـبَرَٓاءَنَا فَاَضَلُّونَا السَّب۪يلَا - 67
 
 

رَبَّنَٓا اٰتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْناً كَب۪يراً۟ - 68
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ اٰذَوْا مُوسٰى فَبَرَّاَهُ اللّٰهُ مِمَّا قَالُواۜ وَكَانَ عِنْدَ اللّٰهِ وَج۪يهاً - 69
 
 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَد۪يداًۙ - 70
 
 

يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَمَنْ يُطِـعِ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزاً عَظ۪يماً - 71
 
 

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُۜ اِنَّهُ كَانَ ظَلُوماً جَهُولاًۙ - 72
 
 

لِيُعَذِّبَ اللّٰهُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِك۪ينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُوراً رَح۪يماً - 73
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,