Sure Ayet

Yâsin Suresi



Yâsin Suresi 83 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 41. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 439 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Ya sin. (36-Yâsin 1)

 
 
2 - Kur'an-ı Hakim'e (hüküm ve hikmet dolu Kitab'a) andolsun. (36-Yâsin 2)

 
 
3 - Sen elbette (Resul olarak) gönderilenlerdensin. (36-Yâsin 3)

 
 
4 - Dosdoğru bir yol üzerindesin. (36-Yâsin 4)

 
 
5 - (Kur'an) Aziz ve Rahim'in (üstün ve esirgeyen Allah'ın) indirmesidir. (36-Yâsin 5)

 
 
6 - Babaları uyarılıp-korkutulmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir kavmi uyarıp-korkutman için (gönderildin). (36-Yâsin 6)

 
 
7 - Andolsun ki onların çoğu üzerine söz hak olmuştur. Onlar (artık) inanmazlar. (36-Yâsin 7)

 
 
8 - Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır. (36-Yâsin 8)

 
 
9 - Biz onların önlerinden bir sed, arkalarından da bir sed çektik ve onları örtüverdik artık (geçmiş ve geleceği ibret gözüyle) görmezler. (36-Yâsin 9)

 
 
10 - Kendilerini uyarıp-korkutsan da, uyarmayıp-korkutmasan da onlar için birdir. Onlar iman etmezler. (36-Yâsin 10)

 
 
11 - Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile (görmeden) Rahman'a haşyet (saygı dolu korku) duyan kimseyi uyarıp-korkutursun. İşte onu mağfiret (bağışlanma) ve kerim (üstün-şerefli) bir ecirle-mükafatla müjdele. (36-Yâsin 11)

 
 
12 - (Şüphesiz ki) Biz, ölüleri Biz diriltiriz. Onların önceden gönderdiklerini ve (geride bıraktıkları) eserlerini de Biz yazarız. Biz her şeyi mübin (apaçık) bir Kitab'ta (Levh-i Mahfuz'da) sayıp-tesbit etmişizdir. (36-Yâsin 12)

 
 
13 - Sen onlara şu şehir halkının misalini ver-anlat. Hani oraya elçiler gelmişti. (36-Yâsin 13)

 
 
14 - Hani Biz onlara iki (elçi) göndermiştik fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik. (Onlara) dediler ki "Biz size gönderilmiş elçileriz. (36-Yâsin 14)

 
 
15 - (Onlar ise) "Siz bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz. Rahman (olan Allah size) herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz" dediler. (36-Yâsin 15)

 
 
16 - (Elçiler) dediler ki "Rabbimiz, size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilmektedir." (36-Yâsin 16)

 
 
17 - Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur. (36-Yâsin 17)

 
 
18 - Onlar dediler ki "Biz sizlerden dolayı gerçekten uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun ki sizi taşa tutacağız ve bizden size mutlaka elim-acıklı bir azab dokunacaktır." (36-Yâsin 18)

 
 
19 - (Elçiler) dediler ki "Uğursuzluğunuz (sizin kendinizde) sizinle beraberdir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz haddi aşan bir kavimsiniz." (36-Yâsin 19)

 
 
20 - Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi ve (onlara şöyle dedi) "Ey kavmim, bu elçilere uyunuz." (36-Yâsin 20)

 
 
21 - Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayete ermiş kimselerdir. (36-Yâsin 21)

 
 
22 - Bana ne olmuş ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz (hepiniz) O'na döndürüleceksiniz. (36-Yâsin 22)

 
 
23 - Ben O'ndan başka ilahlar edinir miyim? Rahman (olan Allah) bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati bana hiçbir yarar sağlamaz ve onlar beni kurtaramazlar. (36-Yâsin 23)

 
 
24 - Ben o zaman apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum. (36-Yâsin 24)

 
 
25 - Ben sizin Rabbinize iman ettim. (Artık) beni dinleyip-işitin. (36-Yâsin 25)

 
 
26 - (Kavmi tarafından şehit edilince) ona "Cennete gir" denildi. O da "Keşke kavmim (bu akibetimi) bilseydi" dedi. (36-Yâsin 26)

 
 
27 - Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını. (36-Yâsin 27)

 
 
28 - Kendisinden sonra kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik, (gerekli görüp) indirecek de değildik. (36-Yâsin 28)

 
 
29 - (Onları helak etmeye) sadece tek bir sayha-ses yetti hemen sönüverdiler. (36-Yâsin 29)

 
 
30 - Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine bir resul gelmeyiversin, onunla hemen alay ederlerdi. (36-Yâsin 30)

 
 
31 - Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar bir daha (ikinci bir fırsatla) kendilerine dönüp-gelemiyorlar. (36-Yâsin 31)

 
 
32 - Onların hepsi, toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir. (36-Yâsin 32)

 
 
33 - Ölü toprak kendileri için bir ayettir. Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkardık da ondan yemektedirler. (36-Yâsin 33)

 
 
34 - Biz orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinden pınarlar fışkırttık. (36-Yâsin 34)

 
 
35 - Onun ürünlerinden ve (bu ürünleri işleyip) kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmeyecekler mi? (36-Yâsin 35)

 
 
36 - Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah sübhandır) yücedir-kusurlardan münezzehtir. (36-Yâsin 36)

 
 
37 - Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp-çekeriz de onlar hemen karanlıkta kalıverirler. (36-Yâsin 37)

 
 
38 - Güneş de kendisi için (belirlenmiş yörüngeyle) bir müstakarra (karar bulup duracağı yere) doğru akıp-gitmektedir. Bu, Aziz ve Alim'in (üstün olan ve herşeyi hakkıyle bilenin) takdiridir. (36-Yâsin 38)

 
 
39 - Ay için de (size her gün farklı gözükeceği) menziller takdir ettik. O (bu menzillerde görenler için) eski-eğri bir hurma dalı gibi (hilal) olur da (sonra doğuda kaybolup, batıda yeni ayın hilali olarak) geri döner. (36-Yâsin 39)

 
 
40 - Ne güneşin aya erişip-yetişmesi (şemsi ve kameri yılın aynı olması) uygundur, ne de (yıllık-genel ortalama da) gecenin gündüzü geçmesi. Herbiri (kendileri için belirlenmiş) bir felekte-yörüngede yüzüp gitmektedirler. (36-Yâsin 40)

 
 
41 - (Nuh ve beraberindeki mü'minlerin) zürriyetlerini-soylarını dolu gemide taşımamız da kendileri için bir ayettir. (36-Yâsin 41)

 
 
42 - Ve kendileri için bunun gibi binecekleri (nice) şeyleri yaratmamız da. (36-Yâsin 42)

 
 
43 - Dilesek (kendileri için ayet olan nimetimizi geri çeker) onları boğarız. Ne onların imdadına yetişen olur, ne de onlar kurtulabilirler. (36-Yâsin 43)

 
 
44 - Ancak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka. (36-Yâsin 44)

 
 
45 - Onlara "Önünüzde ve arkanızda olandan korkup-sakının ki esirgenir-merhamet olunursunuz" denildiğinde (ciddiye almazlar). (36-Yâsin 45)

 
 
46 - Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyiversin mutlaka ondan yüz çevirirler. (36-Yâsin 46)

 
 
47 - Onlara "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman o küfre sapanlar iman edenlere dediler ki "Dilediği takdirde Allah'ın doyuracağı kimseyi biz mi doyuralım? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık-şaşkınlık içindesiniz." (36-Yâsin 47)

 
 
48 - Ve derler ki "Eğer sadıklardan (doğru söyleyenlerden) iseniz bu vaad (ettiğiniz yıkım ve azab) ne zaman?" (36-Yâsin 48)

 
 
49 - Onlar tek bir sayhadan-sesten başkasını çağırıp-beklemezler. Onlar birbirleriyle-çekişip dururlarken o ansızın kendilerini yakalayıverir. (36-Yâsin 49)

 
 
50 - (O zaman) ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler. (36-Yâsin 50)

 
 
51 - Sur'a üfürülmüştür. Onlar kabirlerinden (kalkıp) Rablerine doğru (dalgalar halinde) akın ederler. (36-Yâsin 51)

 
 
52 - (Birbirlerine) derler ki "Eyvahlar bize. Yattığımız-uyuduğumuz yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu (diriliş kesinlikle) Rahman'ın vadettiğidir. (Demek ki bütün resuller) gönderilenler doğru söylemiş." (36-Yâsin 52)

 
 
53 - (Bu) sadece bir tek sayha-sesle olmuştur. Onların hepsi (biraraya) toplanmış olarak huzurumuza getirilmişlerdir. (36-Yâsin 53)

 
 
54 - (Onlara denilir ki) bugün hiç kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez-haksızlık yapılmaz. Siz ancak yaptıklarınızın cezasını-karşılığını görürsünüz. (36-Yâsin 54)

 
 
55 - Bugün (Allah'a iman ve salih amelle gelen) cennet halkı 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. (36-Yâsin 55)

 
 
56 - Kendileri ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. (36-Yâsin 56)

 
 
57 - Orada onlar için meyveler vardır ve istedikleri her şey onlarındır. (36-Yâsin 57)

 
 
58 - Rahim olan (mü'minleri ahirette de esirgeyen) Rablerinden onlara bir de (bizzat Kendisinin verdiği) sözlü Selam (vardır). (36-Yâsin 58)

 
 
59 - Ey mücrimler (suçlu-günahkarlar). Bugün siz (mü'minlerden başka) bir tarafa ayrılın. (36-Yâsin 59)

 
 
60 - Ey Adem oğulları. Ben size şeytana kulluk etmeyin, o sizin için apaçık bir düşmandır diye and vermedim mi? (36-Yâsin 60)

 
 
61 - Bana kulluk edin, doğru olan yol budur (demedim mi?) (36-Yâsin 61)

 
 
62 - Andolsun ki o sizden birçok nesilleri saptırmıştı. Yine de (bunları görüp) hiç aklınızı kullanmadınız mı? (36-Yâsin 62)

 
 
63 - İşte size vadedilen (ve sizin inkar ettiğiniz) cehennem budur. (36-Yâsin 63)

 
 
64 - İnkarınıza karşılık olmak üzere bugün oraya girin. (36-Yâsin 64)

 
 
65 - Bugün onların ağızlarını (kapatıp) mühürleriz. Neler kazandıklarını Bize elleri söylemekte, ayakları da şahidlik etmektedir. (36-Yâsin 65)

 
 
66 - Dileseydik onların gözlerini silme kör ederdik de (kurtulmak için) yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl görecekler ki? (36-Yâsin 66)

 
 
67 - (Yine) dileseydik onları oldukları yerde bir başka şekile-kalıba sokardık da ne ileri gidebilirler, ne de geri dönebilirlerdi. (36-Yâsin 67)

 
 
68 - Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. (Yine de) akıllarını kullanmayacaklar mı? (36-Yâsin 68)

 
 
69 - Biz ona (peygambere) şiir öğretmedik, (bu) ona yakışmaz da. O (vahyettiklerimiz) ancak bir öğüt ve mübin (apaçık) olan bir Kur'an'dır. (36-Yâsin 69)

 
 
70 - (Bu Kur'an) diri olanları uyarıp-korkutmak ve küfredenlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir). (36-Yâsin 70)

 
 
71 - Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanlar yarattığımızı görmüyorlar mı? Kendileri bunlara sahip oluyorlar. (36-Yâsin 71)

 
 
72 - Onları kendilerine boyun eğdirdik. Bir kısmı binekleridir, bir kısmını yiyorlar. (36-Yâsin 72)

 
 
73 - Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. (Yine de) şükretmeyecekler mi? (36-Yâsin 73)

 
 
74 - Onlar yardım görürler umuduyla Allah'tan başka ilahlar edindiler. (36-Yâsin 74)

 
 
75 - Onların (o sahte ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için (yardıma-korumaya) hazırlanmış askerlerdir. (36-Yâsin 75)

 
 
76 - Onların sözleri seni üzmesin. Biz onların saklamakta olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz. (36-Yâsin 76)

 
 
77 - İnsan Bizim kendisini bir nutfeden-damladan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi (kibirlenerek Bize) apaçık bir düşman kesilmiştir. (36-Yâsin 77)

 
 
78 - Kendi yaratılışını unutarak Bize misal veriyor ve "Çürümüş kemikleri kim diriltecekmiş?" diyor. (36-Yâsin 78)

 
 
79 - De ki "Onları (kemikleri bile yokken) ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı hakkıyle bilir." (36-Yâsin 79)

 
 
80 - Size yeşil ağaçtan bir ateş çıkaran O'dur, siz de ondan yakıyorsunuz. (36-Yâsin 80)

 
 
81 - Gökleri ve yeri yaratan, kendileri gibisini yaratmaya kadir değil mi? Elbette kadirdir. O Hallak'tır (her şeyi yaratandır), Alim'dir (herşeyi hakkıyle bilendir). (36-Yâsin 81)

 
 
82 - Bir şeyi (yaratmayı) dilediği zaman O'nun emri sadece ona "Ol" demesidir. O da hemen oluverir. (36-Yâsin 82)

 
 
83 - Her şeyin melekutu (mülk ve hükümranlığı) elinde bulunan (Allah sübhandır) yücedir-münezzehtir. Siz O'na döndürüleceksiniz. (36-Yâsin 83)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

يٰسٓۜ - 1
 
 

وَالْقُرْاٰنِ الْحَك۪يمِۙ - 2
 
 

اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۙ - 3
 
 

عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۜ - 4
 
 

تَنْز۪يلَ الْعَز۪يزِ الرَّح۪يمِۙ - 5
 
 

لِتُنْذِرَ قَوْماً مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ - 6
 
 

لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ - 7
 
 

اِنَّا جَعَلْنَا ف۪ٓي اَعْنَاقِهِمْ اَغْلَالاً فَهِيَ اِلَى الْاَذْقَانِ فَهُمْ مُقْمَحُونَ - 8
 
 

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْد۪يهِمْ سَداًّ وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَداًّ فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ - 9
 
 

وَسَوَٓاءٌ عَلَيْهِمْ ءَاَنْذَرْتَهُمْ اَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ - 10
 
 

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِۚ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَر۪يمٍ - 11
 
 

اِنَّا نَحْنُ نُحْـيِ الْمَوْتٰى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَاٰثَارَهُمْۜ وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ ف۪ٓي اِمَامٍ مُب۪ينٍ۟ - 12
 
 

وَاضْرِبْ لَهُمْ مَثَلاً اَصْحَابَ الْقَرْيَةِۢ اِذْ جَٓاءَهَا الْمُرْسَلُونَۚ - 13
 
 

اِذْ اَرْسَلْـنَٓا اِلَيْهِمُ اثْنَيْنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزْنَا بِثَالِثٍ فَقَالُٓوا اِنَّٓا اِلَيْكُمْ مُرْسَلُونَ - 14
 
 

قَالُوا مَٓا اَنْتُمْ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَاۙ وَمَٓا اَنْزَلَ الرَّحْمٰنُ مِنْ شَيْءٍۙ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا تَكْذِبُونَ - 15
 
 

قَالُوا رَبُّنَا يَعْلَمُ اِنَّٓا اِلَيْكُمْ لَمُرْسَلُونَ - 16
 
 

وَمَا عَلَيْنَٓا اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ - 17
 
 

قَالُٓوا اِنَّا تَطَيَّرْنَا بِكُمْۚ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهُوا لَنَرْجُمَنَّكُمْ وَلَيَمَسَّنَّكُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَل۪يمٌ - 18
 
 

قَالُوا طَٓائِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ - 19
 
 

وَجَٓاءَ مِنْ اَقْصَا الْمَد۪ينَةِ رَجُلٌ يَسْعٰى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَل۪ينَۙ - 20
 
 

اِتَّبِعُوا مَنْ لَا يَسْـَٔلُكُمْ اَجْراً وَهُمْ مُهْتَدُونَ - 21
 
 

وَمَا لِيَ لَٓا اَعْبُدُ الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ - 22
 
 

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنّ۪ي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـٔاً وَلَا يُنْقِذُونِۚ - 23
 
 

اِنّ۪ٓي اِذاً لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ - 24
 
 

اِنّ۪ٓي اٰمَنْتُ بِرَبِّكُمْ فَاسْمَعُونِۜ - 25
 
 

ق۪يلَ ادْخُلِ الْجَنَّةَۜ قَالَ يَا لَيْتَ قَوْم۪ي يَعْلَمُونَۙ - 26
 
 

بِمَا غَفَرَ ل۪ي رَبّ۪ي وَجَعَلَن۪ي مِنَ الْمُكْرَم۪ينَ - 27
 
 

وَمَٓا اَنْزَلْنَا عَلٰى قَوْمِه۪ مِنْ بَعْدِه۪ مِنْ جُنْدٍ مِنَ السَّمَٓاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِل۪ينَ - 28
 
 

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ خَامِدُونَ - 29
 
 

يَا حَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِۚ مَا يَأْت۪يهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِه۪ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ - 30
 
 

اَلَمْ يَرَوْا كَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنَ الْقُرُونِ اَنَّهُمْ اِلَيْهِمْ لَا يَرْجِعُونَ - 31
 
 

وَاِنْ كُلٌّ لَمَّا جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ۟ - 32
 
 

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الْاَرْضُ الْمَيْتَةُۚ اَحْيَيْنَاهَا وَاَخْرَجْنَا مِنْهَا حَباًّ فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ - 33
 
 

وَجَعَلْنَا ف۪يهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخ۪يلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا ف۪يهَا مِنَ الْعُيُونِۙ - 34
 
 

لِيَأْكُلُوا مِنْ ثَمَرِه۪ۙ وَمَا عَمِلَتْهُ اَيْد۪يهِمْۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ - 35
 
 

سُبْحَانَ الَّذ۪ي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنْبِتُ الْاَرْضُ وَمِنْ اَنْفُسِهِمْ وَمِمَّا لَا يَعْلَمُونَ - 36
 
 

وَاٰيَةٌ لَهُمُ الَّيْلُۚ نَسْلَخُ مِنْهُ النَّهَارَ فَاِذَا هُمْ مُظْلِمُونَۙ - 37
 
 

وَالشَّمْسُ تَجْر۪ي لِمُسْتَقَرٍّ لَهَاۜ ذٰلِكَ تَقْد۪يرُ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۜ - 38
 
 

وَالْقَمَرَ قَدَّرْنَاهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالْعُرْجُونِ الْقَد۪يمِ - 39
 
 

لَا الشَّمْسُ يَنْبَغ۪ي لَـهَٓا اَنْ تُدْرِكَ الْقَمَرَ وَلَا الَّيْلُ سَابِقُ النَّهَارِۜ وَكُلٌّ ف۪ي فَلَكٍ يَسْبَحُونَ - 40
 
 

وَاٰيَةٌ لَهُمْ اَنَّا حَمَلْنَا ذُرِّيَّتَهُمْ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ - 41
 
 

وَخَلَقْنَا لَهُمْ مِنْ مِثْلِه۪ مَا يَرْكَبُونَ - 42
 
 

وَاِنْ نَشَأْ نُغْرِقْهُمْ فَلَا صَر۪يخَ لَهُمْ وَلَا هُمْ يُنْقَذُونَۙ - 43
 
 

اِلَّا رَحْمَةً مِنَّا وَمَتَاعاً اِلٰى ح۪ينٍ - 44
 
 

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ اتَّقُوا مَا بَيْنَ اَيْد۪يكُمْ وَمَا خَلْفَكُمْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ - 45
 
 

وَمَا تَأْت۪يهِمْ مِنْ اٰيَةٍ مِنْ اٰيَاتِ رَبِّهِمْ اِلَّا كَانُوا عَنْهَا مُعْرِض۪ينَ - 46
 
 

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُۙ قَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنُطْعِمُ مَنْ لَوْ يَشَٓاءُ اللّٰهُ اَطْعَمَهُۗ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ - 47
 
 

وَيَقُولُونَ مَتٰى هٰذَا الْوَعْدُ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ - 48
 
 

مَا يَنْظُرُونَ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً تَأْخُذُهُمْ وَهُمْ يَخِصِّمُونَ - 49
 
 

فَلَا يَسْتَط۪يعُونَ تَوْصِيَةً وَلَٓا اِلٰٓى اَهْلِهِمْ يَرْجِعُونَ۟ - 50
 
 

وَنُفِـخَ فِي الصُّورِ فَاِذَا هُمْ مِنَ الْاَجْدَاثِ اِلٰى رَبِّهِمْ يَنْسِلُونَ - 51
 
 

قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَنْ بَعَثَنَا مِنْ مَرْقَدِنَ۔اۢ هٰذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمٰنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ - 52
 
 

اِنْ كَانَتْ اِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَاِذَا هُمْ جَم۪يعٌ لَدَيْنَا مُحْضَرُونَ - 53
 
 

فَالْيَوْمَ لَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـٔاً وَلَا تُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ - 54
 
 

اِنَّ اَصْحَابَ الْجَنَّةِ الْيَوْمَ ف۪ي شُغُلٍ فَاكِهُونَۚ - 55
 
 

هُمْ وَاَزْوَاجُهُمْ ف۪ي ظِلَالٍ عَلَى الْاَرَٓائِكِ مُتَّكِؤُ۫نَ - 56
 
 

لَهُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ وَلَهُمْ مَا يَدَّعُونَۚ - 57
 
 

سَلَامٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ - 58
 
 

وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ - 59
 
 

اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ - 60
 
 

وَاَنِ اعْبُدُون۪يۜ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَق۪يمٌ - 61
 
 

وَلَقَدْ اَضَلَّ مِنْكُمْ جِبِلاًّ كَث۪يراًۜ اَفَلَمْ تَكُونُوا تَعْقِلُونَ - 62
 
 

هٰذِه۪ جَهَنَّمُ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ - 63
 
 

اِصْلَوْهَا الْيَوْمَ بِمَا كُنْتُمْ تَكْفُرُونَ - 64
 
 

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَٓا اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ - 65
 
 

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَطَمَسْنَا عَلٰٓى اَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَاَنّٰى يُبْصِرُونَ - 66
 
 

وَلَوْ نَشَٓاءُ لَمَسَخْنَاهُمْ عَلٰى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِياًّ وَلَا يَرْجِعُونَ۟ - 67
 
 

وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِۜ اَفَلَا يَعْقِلُونَ - 68
 
 

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنْبَغ۪ي لَهُۜ اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْاٰنٌ مُب۪ينٌۙ - 69
 
 

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَياًّ وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ - 70
 
 

اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ اَيْد۪ينَٓا اَنْعَاماً فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ - 71
 
 

وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ - 72
 
 

وَلَهُمْ ف۪يهَا مَنَافِـعُ وَمَشَارِبُۜ اَفَلَا يَشْكُرُونَ - 73
 
 

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اٰلِهَةً لَعَلَّهُمْ يُنْصَرُونَۜ - 74
 
 

لَا يَسْتَط۪يعُونَ نَصْرَهُمْۙ وَهُمْ لَهُمْ جُنْدٌ مُحْضَرُونَ - 75
 
 

فَلَا يَحْزُنْكَ قَوْلُهُمْۢ اِنَّا نَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ - 76
 
 

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَص۪يمٌ مُب۪ينٌ - 77
 
 

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً وَنَسِيَ خَلْقَهُۜ قَالَ مَنْ يُحْـيِ الْعِظَامَ وَهِيَ رَم۪يمٌ - 78
 
 

قُلْ يُحْي۪يهَا الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا اَوَّلَ مَرَّةٍۜ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَل۪يمٌۙ - 79
 
 

اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمْ مِنَ الشَّجَرِ الْاَخْضَرِ نَاراً فَاِذَٓا اَنْتُمْ مِنْهُ تُوقِدُونَ - 80
 
 

اَوَلَيْسَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُمْۜ بَلٰى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَل۪يمُ - 81
 
 

اِنَّـمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ - 82
 
 

فَسُبْحَانَ الَّذ۪ي بِيَدِه۪ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ - 83
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,