Sure Ayet

Kaf Suresi



Kaf Suresi 45 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 34. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 517 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Kaf. Mecid (şerefi üstün) Kur'an'a andolsun. (50-Kaf 1)

 
 
2 - Kafirler kendi aralarından bir uyarıcı-korkutucunun gelmesine şaştılar da "Bu şaşılacak bir şeydir" dediler. (50-Kaf 2)

 
 
3 - Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden dirileceğiz)? Bu (akla) uzak bir dönüştür. (50-Kaf 3)

 
 
4 - Biz yerin (toprağın) onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımızda (her şeyi) saklayıp-koruyan bir Kitab vardır. (50-Kaf 4)

 
 
5 - Hayır, onlar hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar (ne yapacaklarını) şaşırmış bir haldedirler. (50-Kaf 5)

 
 
6 - Üstlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl (yükseltip) bina ettik ve onu nasıl donatıp-süsledik? Onun hiçbir çatlağı da yok. (50-Kaf 6)

 
 
7 - Yeri (nasıl) döşeyip yaydık? Onda sabit dağlar bıraktık ve onda her çiftten göz alıcı-ferahlatıcı (nice bitkiler) bitirdik. (50-Kaf 7)

 
 
8 - (Bunlar) Allah'a dönüp-yönelen her kul için bir basiret (gönül gözünü açma vesilesi) ve bir zikirdir (anıp-hatırlatmadır). (50-Kaf 8)

 
 
9 - Gökten mübarek (bereketli) su indirdik de, onunla bahçeler ve biçilecek taneler bitirdik. (50-Kaf 9)

 
 
10 - Ve tomurcukları biribiri üstüne dizilmiş-kümelenmiş yüksek hurma ağaçları. (50-Kaf 10)

 
 
11 - Kullara rızık olmak üzere. Ve onunla (o suyla) ölü bir beldeyi dirilttik. İşte (yeniden dirilip) çıkış da böyledir. (50-Kaf 11)

 
 
12 - Onlardan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud da yalanladı. (50-Kaf 12)

 
 
13 - Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri de. (50-Kaf 13)

 
 
14 - Eyke halkı ve Tübba kavmi de. Hepsi resulleri yalanladı böylece Benim vaadim-tehdidim (onların üzerine) hak oldu. (50-Kaf 14)

 
 
15 - Yoksa Biz ilk yaratılışta aciz mi kaldık ki (yeniden diriltmede aciz kalalım)? Hayır, onlar yaratılıştan (yaratılış gerçeğinden) kuşku içindediler. (50-Kaf 15)

 
 
16 - Andolsun ki insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız. (50-Kaf 16)

 
 
17 - Onun sağında ve solunda oturan iki tesbit edip-yazıcı (onun bütün yaptıklarını) tesbit edip-yazmaktadır. (50-Kaf 17)

 
 
18 - O hiçbir söz söylemez ki, yanında hazır bir gözetleyici olmasın. (50-Kaf 18)

 
 
19 - Ölüm sarhoşluğu bir hak-bir gerçek olarak geldiğinde (insana) "İşte bu senin kaçıp durduğun şeydir" (denir). (50-Kaf 19)

 
 
20 - Sur'a üfürülmüştür. İşte bu (geleceği) vadedilen gündür. (50-Kaf 20)

 
 
21 - Her nefis yanında (kendisini sevkeden) bir sürücü ve şahidle gelmiştir. (50-Kaf 21)

 
 
22 - (Ona denilir ki) "Andolsun ki sen bundan gaflet içindeydin. İşte senin üzerindeki (gaflet) perdeni kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir." (50-Kaf 22)

 
 
23 - Onun yakını dedi ki "İşte bu yanımda olan hazırdır." (50-Kaf 23)

 
 
24 - (Allah buyurur ki) "Her inatçı kafiri atın cehennemin içine." (50-Kaf 24)

 
 
25 - Hayra engel olan, haddi aşan-saldırgan şüpheciyi. (50-Kaf 25)

 
 
26 - Ki o, Allah'la beraber başka ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu şiddetli azabın içine atın. (50-Kaf 26)

 
 
27 - Onun yakını dedi ki "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Fakat kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi." (50-Kaf 27)

 
 
28 - (Allah buyurur ki) "Benim huzurumda çekişip-durmayın. Ben size önceden vaadimi (tehdidimi) gönderip-bildirmiştim." (50-Kaf 28)

 
 
29 - (Artık Benim) huzurumda söz değiştirilmez ve Ben kullara zulmedici değilim. (50-Kaf 29)

 
 
30 - O gün cehenneme "Doldun mu?" diyeceğiz. O da "Daha fazla var mı"? diyecek. (50-Kaf 30)

 
 
31 - Cennet de muttakiler (korkup-sakınanlar) için uzak olmaksızın yakınlaştırılmıştır. (50-Kaf 31)

 
 
32 - Bu size vadolunandır. (Allah'a) dönüp-yönelen, koruyan, (50-Kaf 32)

 
 
33 - Görmediği halde Rahman'a karşı huşu (saygı dolu korku) duyan ve Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen içindir. (50-Kaf 33)

 
 
34 - Ona selametle (esenlik ve barışla) girin. Bu ebedilik günüdür. (50-Kaf 34)

 
 
35 - Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da (vardır). (50-Kaf 35)

 
 
36 - Biz bunlardan önce nice nesilleri yıkıma uğrattık ki onlar zorbaca yakalamak (yakıp-yıkmak) bakımından kendilerinden daha kuvvetliydiler. Şehirlerde (dolaşıp) delikler aradılar. Kaçıp-kurtulacak yer var mı? (50-Kaf 36)

 
 
37 - Muhakkak ki bunda kalbi olan ya da şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir zikir (öğüt-hatırlatma) vardır. (50-Kaf 37)

 
 
38 - Andolsun ki Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize hiçbir yorgunluk dokunmadı. (50-Kaf 38)

 
 
39 - Artık sen onların dediklerine sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile (şükür dolu övgüyle) tesbih et. (50-Kaf 39)

 
 
40 - Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et. (50-Kaf 40)

 
 
41 - Seslenip-çağıranın yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver. (50-Kaf 41)

 
 
42 - O gün bu sayhayı-sesi bir hak (apaçık bir gerçek) olarak işitirler. İşte bu (kabirlerden) çıkış günüdür. (50-Kaf 42)

 
 
43 - Muhakkak ki dirilten ve öldüren Biziz, Biz. Ve dönüş Bizedir. (50-Kaf 43)

 
 
44 - O gün yer onlardan çatlayıp-ayrılır da (onlar) hızla koşarlar. İşte bu Bize göre oldukça kolay olan haşirdir (çıkıp-toplanmadır). (50-Kaf 44)

 
 
45 - Biz onların neler söylemekte olduklarını biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. O halde vaadimden-tehdidimden korkanlara Kur'an ile hatırlatıp-öğüt ver. (50-Kaf 45)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

قٓ۠ وَالْقُرْاٰنِ الْمَج۪يدِۚ - 1
 
 

بَلْ عَجِبُٓوا اَنْ جَٓاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْـكَافِرُونَ هٰذَا شَيْءٌ عَج۪يبٌ - 2
 
 

ءَاِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباًۚ ذٰلِكَ رَجْعٌ بَع۪يدٌ - 3
 
 

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْاَرْضُ مِنْهُمْۚ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَف۪يظٌ - 4
 
 

بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَٓاءَهُمْ فَهُمْ ف۪ٓي اَمْرٍ مَر۪يجٍ - 5
 
 

اَفَلَمْ يَنْظُرُٓوا اِلَى السَّمَٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ - 6
 
 

وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ وَاَنْبَتْنَا ف۪يهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍۙ - 7
 
 

تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ - 8
 
 

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً مُبَارَكاً فَاَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَص۪يدِۙ - 9
 
 

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ - 10
 
 

رِزْقاً لِلْعِبَادِۙ وَاَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتاًۜ كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ - 11
 
 

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُۙ - 12
 
 

وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍۙ - 13
 
 

وَاَصْحَابُ الْاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍۜ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَع۪يدِ - 14
 
 

اَفَعَي۪ينَا بِالْخَلْقِ الْاَوَّلِۜ بَلْ هُمْ ف۪ي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَد۪يدٍ۟ - 15
 
 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِه۪ نَفْسُهُۚ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَر۪يدِ - 16
 
 

اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَم۪ينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَع۪يدٌ - 17
 
 

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ - 18
 
 

وَجَٓاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ - 19
 
 

وَنُفِـخَ فِي الصُّورِۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْوَع۪يدِ - 20
 
 

وَجَٓاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَٓائِقٌ وَشَه۪يدٌ - 21
 
 

لَقَدْ كُنْتَ ف۪ي غَفْلَةٍ مِنْ هٰذَا فَـكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَٓاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَد۪يدٌ - 22
 
 

وَقَالَ قَر۪ينُهُ هٰذَا مَا لَدَيَّ عَت۪يدٌۜ - 23
 
 

اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ - 24
 
 

مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُر۪يبٍۙ - 25
 
 

اَلَّذ۪ي جَعَلَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهاً اٰخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّد۪يدِ - 26
 
 

قَالَ قَر۪ينُهُ رَبَّنَا مَٓا اَطْغَيْتُهُ وَلٰكِنْ كَانَ ف۪ي ضَلَالٍ بَع۪يدٍ - 27
 
 

قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَع۪يدِ - 28
 
 

مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَٓا اَنَا۬ بِظَلَّامٍ لِلْعَب۪يدِ۟ - 29
 
 

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَز۪يدٍ - 30
 
 

وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَ غَيْرَ بَع۪يدٍ - 31
 
 

هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَف۪يظٍۚ - 32
 
 

مَنْ خَشِيَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَٓاءَ بِقَلْبٍ مُن۪يبٍ - 33
 
 

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ - 34
 
 

لَهُمْ مَا يَشَٓاؤُ۫نَ ف۪يهَا وَلَدَيْنَا مَز۪يدٌ - 35
 
 

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشاً فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِۜ هَلْ مِنْ مَح۪يصٍ - 36
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَذِكْرٰى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَه۪يدٌ - 37
 
 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍۗ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ - 38
 
 

فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ - 39
 
 

وَمِنَ الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ - 40
 
 

وَاسْتَمِــعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَر۪يبٍۙ - 41
 
 

يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ - 42
 
 

اِنَّا نَحْنُ نُحْـي۪ وَنُم۪يتُ وَاِلَيْنَا الْمَص۪يرُۙ - 43
 
 

يَوْمَ تَشَقَّقُ الْاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعاًۜ ذٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَس۪يرٌ - 44
 
 

نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَٓا اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاٰنِ مَنْ يَخَافُ وَع۪يدِ - 45
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,