Sure Ayet

Kalem Suresi



Kalem Suresi 52 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 2. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 563 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Nun. Kaleme ve (satır satır) yazdıklarına andolsun. (68-Kalem 1)

 
 
2 - Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. (68-Kalem 2)

 
 
3 - Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir-mükafat vardır. (68-Kalem 3)

 
 
4 - Şüphesiz ki sen azim (çok büyük) bir ahlak üzerindesin. (68-Kalem 4)

 
 
5 - Yakında göreceksin ve onlar da görmüş olacaklar. (68-Kalem 5)

 
 
6 - Sizden hanginizin 'fitneye tutulup-şaşırdığını'. (68-Kalem 6)

 
 
7 - Muhakkak ki senin Rabbin, Kendi yolundan kimin şaşırıp-saptığını daha iyi bilendir. Ve O kimin hidayete (doğru yola) erdiğini de daha iyi bilendir. (68-Kalem 7)

 
 
8 - O halde yalanlayanlara itaat etme. (68-Kalem 8)

 
 
9 - Onlar isterler ki sen (onların dinlerine ve yaptıklarına) yumuşak davranasın da, onlar da sana yumuşak davransınlar. (68-Kalem 9)

 
 
10 - Durmaksızın yemin edip durana, aşağılık olana itaat etme. (68-Kalem 10)

 
 
11 - Devamlı kusur arayıp ayıplayan, (dedikodu ve gammazlıkla) söz getirip götüren. (68-Kalem 11)

 
 
12 - Hayra hep engel olan, saldırgan, olabildiğince günahkar. (68-Kalem 12)

 
 
13 - (İnsanları küçümseyen) kaba-saygısız sonra da soysuz-kulağı kesik (kötülükle damgalı). (68-Kalem 13)

 
 
14 - Mal ve oğullar sahibi oldu diye (68-Kalem 14)

 
 
15 - Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman "(Bunlar) eskilerin uydurma masallarıdır" diyen. (68-Kalem 15)

 
 
16 - Yakında biz onun hortumu (burnu) üzerine damga vuracağız. (68-Kalem 16)

 
 
17 - Biz o bahçe sahiblerine bela verdiğimiz gibi bunlara da bela verdik. Hani onlar sabah vakti onu (kimse görmeden bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi. (68-Kalem 17)

 
 
18 - (Bu konuda) hiçbir istisna da yapmıyorlardı. (68-Kalem 18)

 
 
19 - Fakat onlar uyuyorken, Rabbinden gelen bir bela onun üstünü sarıp-kuşatıverdi. (68-Kalem 19)

 
 
20 - Böylece (bahçe) kuruyup-kapkara kesildi. (68-Kalem 20)

 
 
21 - Derken sabah vakti birbirlerine seslendiler (68-Kalem 21)

 
 
22 - Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden kalkıp-gidin. (68-Kalem 22)

 
 
23 - Sonra aralarında fısıldaşarak (gizlice) çıkıp-gittiler. (68-Kalem 23)

 
 
24 - Bugün sakın oraya bir yoksul girip de yanınıza sokulmasın (diyorlardı). (68-Kalem 24)

 
 
25 - (Ürünlerindeki eksilmeyi) engellemeğe güçleri yetecek gibi erkenden gittiler. (68-Kalem 25)

 
 
26 - Ama onu (bahçeyi) görünce "Muhakkak ki biz (yolumuzu) şaşırdık" dediler. (68-Kalem 26)

 
 
27 - Hayır (yolumuzu şaşırmadık). Biz mahrum-yoksun bırakıldık (dediler). (68-Kalem 27)

 
 
28 - (İçlerinden) mutedil-makul olan biri dedi ki "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?" (68-Kalem 28)

 
 
29 - Dediler ki "Rabbimiz sübhandır (münezzehtir-yücedir). Gerçekten biz zalimlerden olmuşuz." (68-Kalem 29)

 
 
30 - Ardından birbirlerini kınamaya-suçlamaya başladılar. (68-Kalem 30)

 
 
31 - Yazıklar olsun bize. Biz gerçekten haddi aşan-azgınlarmışız dediler. (68-Kalem 31)

 
 
32 - Belki Rabbimiz bize onun yerine ondan daha hayırlısını verir. Şüphesiz biz Rabbimize rağbet eden (O'ndan dileyen) kimseleriz. (68-Kalem 32)

 
 
33 - İşte azab böyledir. Ahiret azabı ise muhakkak çok daha büyüktür. Onlar bilselerdi. (68-Kalem 33)

 
 
34 - Şüphesiz ki muttakiler (korkup-sakınanlar) için Rableri katında (nimetlerle donatılmış) Naim cennetleri vardır. (68-Kalem 34)

 
 
35 - Biz müslümanları hiç mücrimler (suçlu günahkarlar) gibi tutar mıyız? (68-Kalem 35)

 
 
36 - Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? (68-Kalem 36)

 
 
37 - Yoksa sizin (elinizde) okumakta olduğunuz bir kitab mı var? (68-Kalem 37)

 
 
38 - İçinde "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" diye (mi yazılı)? (68-Kalem 38)

 
 
39 - Yoksa kıyamet gününe kadar üzerimizde size verilmiş sözler-yeminler mi var ki "Siz neye-nasıl hüküm verirseniz mutlaka sizindir" diye. (68-Kalem 39)

 
 
40 - Onlara sor "Onlardan hangisi (buna kefil olup) bunun savunuculuğunu yapacak?" (68-Kalem 40)

 
 
41 - Yoksa onların (bunu vaadeden) ortakları mı var? Eğer doğru sözlü kimselerse ortaklarını getirsinler. (68-Kalem 41)

 
 
42 - Ayağın-sırların açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün artık (secdeye) güç yetiremezler. (68-Kalem 42)

 
 
43 - Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşmüş' bir halde kendilerini zillet sarıp-kaplamıştır. Oysa onlar (dünya hayatında) sapasağlam iken secdeye davet ediliyorlardı. (68-Kalem 43)

 
 
44 - Artık bu sözü yalanlayanı sen Bana bırak. Biz onları bilmedikleri bir yerden derece derece (azaba) yaklaştıracağız. (68-Kalem 44)

 
 
45 - Ben onlara mühlet veriyorum. Muhakkak ki Ben'im düzenim (cezalandırmam) sağlamdır. (68-Kalem 45)

 
 
46 - Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da, onlar (bu yüzden) ağır-haksız bir borç altında mı kalmışlar? (68-Kalem 46)

 
 
47 - Yoksa gayb (görünmeyenin bilgisi) onların yanında mıdır ki, kendileri (istedikleri gibi) yazıp duruyorlar? (68-Kalem 47)

 
 
48 - Artık sen Rabbinin hükmüne sabret ve balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o 'içi gam-kahır dolu' olarak (Rabbine) çağrıda bulunmuştu. (68-Kalem 48)

 
 
49 - Eğer Rabbinden ona bir nimet ulaşıp-yetişmeseydi mutlaka kınanmış olarak çıplak bir yere (sahile) atılmış olacaktı. (68-Kalem 49)

 
 
50 - Fakat Rabbi onu seçti ve onu salihlerden kıldı. (68-Kalem 50)

 
 
51 - O inkar edenler zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman seni neredeyse gözleriyle yıkıp-devireceklerdi. (Senin için) "O gerçekten bir delidir" diyorlardı. (68-Kalem 51)

 
 
52 - Halbuki o (Kur'an) alemlere bir zikirden (öğüt ve hatırlatmadan) başka bir şey değildir. (68-Kalem 52)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

نٓ وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَۙ - 1
 
 

مَٓا اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۚ - 2
 
 

وَاِنَّ لَكَ لَاَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍۚ - 3
 
 

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ - 4
 
 

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَۙ - 5
 
 

بِاَيِّكُمُ الْمَفْتُونُ - 6
 
 

اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَب۪يلِه۪ۖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَد۪ينَ - 7
 
 

فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّب۪ينَ - 8
 
 

وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ - 9
 
 

وَلَا تُطِـعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ - 10
 
 

هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ - 11
 
 

مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ - 12
 
 

عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ - 13
 
 

اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ - 14
 
 

اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ - 15
 
 

سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ - 16
 
 

اِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَٓا اَصْحَابَ الْجَنَّةِۚ اِذْ اَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِح۪ينَۙ - 17
 
 

وَلَا يَسْتَثْنُونَ - 18
 
 

فَطَافَ عَلَيْهَا طَٓائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَٓائِمُونَ - 19
 
 

فَاَصْبَحَتْ كَالصَّر۪يمِ - 20
 
 

فَتَنَادَوْا مُصْبِح۪ينَۙ - 21
 
 

اَنِ اغْدُوا عَلٰى حَرْثِكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَارِم۪ينَ - 22
 
 

فَانْطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَۙ - 23
 
 

اَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْك۪ينٌ - 24
 
 

وَغَدَوْا عَلٰى حَرْدٍ قَادِر۪ينَ - 25
 
 

فَلَمَّا رَاَوْهَا قَالُٓوا اِنَّا لَضَٓالُّونَۙ - 26
 
 

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ - 27
 
 

قَالَ اَوْسَطُهُمْ اَلَمْ اَقُلْ لَـكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ - 28
 
 

قَالُوا سُبْحَانَ رَبِّنَٓا اِنَّا كُنَّا ظَالِم۪ينَ - 29
 
 

فَاَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ يَتَلَاوَمُونَ - 30
 
 

قَالُوا يَا وَيْلَنَٓا اِنَّا كُنَّا طَاغ۪ينَ - 31
 
 

عَسٰى رَبُّنَٓا اَنْ يُبْدِلَنَا خَيْراً مِنْهَٓا اِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا رَاغِبُونَ - 32
 
 

كَذٰلِكَ الْعَذَابُۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَكْبَرُۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ۟ - 33
 
 

اِنَّ لِلْمُتَّق۪ينَ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتِ النَّع۪يمِ - 34
 
 

اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِم۪ينَ كَالْمُجْرِم۪ينَۜ - 35
 
 

مَا لَـكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ - 36
 
 

اَمْ لَـكُمْ كِتَابٌ ف۪يهِ تَدْرُسُونَۙ - 37
 
 

اِنَّ لَـكُمْ ف۪يهِ لَمَا تَخَيَّرُونَۚ - 38
 
 

اَمْ لَـكُمْ اَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ اِنَّ لَـكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَۚ - 39
 
 

سَلْهُمْ اَيُّهُمْ بِذٰلِكَ زَع۪يمٌۚۛ - 40
 
 

اَمْ لَهُمْ شُرَكَٓاءُۚۛ فَلْيَأْتُوا بِشُرَكَٓائِهِمْ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَ - 41
 
 

يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَط۪يعُونَۙ - 42
 
 

خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ اِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ - 43
 
 

فَذَرْن۪ي وَمَنْ يُكَذِّبُ بِهٰذَا الْحَد۪يثِۜ سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَۙ - 44
 
 

وَاُمْل۪ي لَهُمْۜ اِنَّ كَيْد۪ي مَت۪ينٌ - 45
 
 

اَمْ تَسْـَٔلُهُمْ اَجْراً فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَۚ - 46
 
 

اَمْ عِنْدَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ - 47
 
 

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُنْ كَصَاحِبِ الْحُوتِۢ اِذْ نَادٰى وَهُوَ مَكْظُومٌۜ - 48
 
 

لَوْلَٓا اَنْ تَدَارَكَهُ نِعْمَةٌ مِنْ رَبِّه۪ لَنُبِذَ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ - 49
 
 

فَاجْتَبٰيهُ رَبُّهُ فَجَعَلَهُ مِنَ الصَّالِح۪ينَ - 50
 
 

وَاِنْ يَكَادُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِاَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ اِنَّهُ لَمَجْنُونٌۢ - 51
 
 

وَمَا هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ - 52
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,