Sure Ayet

Mürselât Suresi



Mürselât Suresi 50 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 33. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 579 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere (77-Mürselât 1)

 
 
2 - Şiddetle esip savuranlara (77-Mürselât 2)

 
 
3 - Yaydıkça yayanlara (77-Mürselât 3)

 
 
4 - Ayırdıkça ayıranlara (77-Mürselât 4)

 
 
5 - Zikr getirip-bırakanlara (77-Mürselât 5)

 
 
6 - Mazeret (kalmaması) veya uyarmak için. (77-Mürselât 6)

 
 
7 - Şüphesiz ki size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir. (77-Mürselât 7)

 
 
8 - Yıldızlar sönüp-silindiği zaman (77-Mürselât 8)

 
 
9 - Gök yarıldığı zaman (77-Mürselât 9)

 
 
10 - Dağlar atılıp-dağıldığı zaman (77-Mürselât 10)

 
 
11 - Ve resuller (için belirlenen şahidlik) vakti geldiği zaman (77-Mürselât 11)

 
 
12 - (Bunlar) hangi güne ertelenmişti? (77-Mürselât 12)

 
 
13 - (Elbetteki) ayırma gününe. (77-Mürselât 13)

 
 
14 - (Bildin mi) bu ayırma gününü sana bildiren nedir? (77-Mürselât 14)

 
 
15 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 15)

 
 
16 - Biz öncekileri helak etmedik mi? (77-Mürselât 16)

 
 
17 - Sonra arkadan gelenleri de onların ardına takacağız. (77-Mürselât 17)

 
 
18 - İşte Biz mücrimlere (suçlu-günahkarlara) böyle yapmaktayız. (77-Mürselât 18)

 
 
19 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 19)

 
 
20 - Biz sizi bayağı bir sudan yaratmadık mı? (77-Mürselât 20)

 
 
21 - Sonra onu sağlam-korunaklı bir karar yerine yerleştirdik. (77-Mürselât 21)

 
 
22 - Belirli bir süreye kadar. (77-Mürselât 22)

 
 
23 - İşte bunu Biz takdir ettik. Biz ne güzel takdir edenleriz. (77-Mürselât 23)

 
 
24 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 24)

 
 
25 - Biz arzı-yeri bir toplanma yeri kılmadık mı? (77-Mürselât 25)

 
 
26 - Dirilere ve ölülere. (77-Mürselât 26)

 
 
27 - Ve orada sabit-yüksek dağlar var edip, size tatlı sular içirdik. (77-Mürselât 27)

 
 
28 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 28)

 
 
29 - (İnkarcılara denir ki) kendisini yalanladığınız şeye (azaba) gidin. (77-Mürselât 29)

 
 
30 - Üç kola ayrılmış (çatallı) gölgeye gidin. (77-Mürselât 30)

 
 
31 - (Fakat bu sizi) ne gölgelendirir, ne de (yakıcı) alevden korur. (77-Mürselât 31)

 
 
32 - Gerçekten o (ateş, herbiri) saray gibi kıvılcımlar atar. (77-Mürselât 32)

 
 
33 - Sanki o (kıvılcımlar) sarı develer gibidir. (77-Mürselât 33)

 
 
34 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 34)

 
 
35 - Bu (onların) konuşamayacakları bir gündür. (77-Mürselât 35)

 
 
36 - Ve onlara özür-mazeret beyan etmeleri için izin verilmez. (77-Mürselât 36)

 
 
37 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 37)

 
 
38 - Bu ayırma günüdür. (İşte) sizi ve öncekileri bir arada topladık. (77-Mürselât 38)

 
 
39 - Artık (kurtulmak için) kurabileceğiniz hileli bir düzeniniz varsa hemen Bana karşı kurun. (77-Mürselât 39)

 
 
40 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 40)

 
 
41 - Şüphesiz muttaki olanlar (korkup-sakınanlar) gölgeliklerde ve pınar başlarındadır. (77-Mürselât 41)

 
 
42 - Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasında). (77-Mürselât 42)

 
 
43 - (Onlara denilir ki) yaptıklarınıza karşılık olmak üzere afiyetle yeyin ve için. (77-Mürselât 43)

 
 
44 - Muhakkak ki Biz muhsinleri (iyilik yapıp-güzel davrananları) böyle mükafatlandırırız. (77-Mürselât 44)

 
 
45 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 45)

 
 
46 - (Sadece dünyada) yeyin ve biraz metalanıp-yararlanın. Çünkü siz mücrim (suçlu- günahkar) olanlarsınız. (77-Mürselât 46)

 
 
47 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 47)

 
 
48 - Onlara "(Allah'ın huzurunda) rüku edin" denildiği zaman eğilip-rüku etmezler. (77-Mürselât 48)

 
 
49 - O gün yalanlayanların vay haline. (77-Mürselât 49)

 
 
50 - Bundan sonra artık hangi söze inanacaklar? (77-Mürselât 50)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ - 1
 
 

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ - 2
 
 

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ - 3
 
 

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ - 4
 
 

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ - 5
 
 

عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ - 6
 
 

اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ - 7
 
 

فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ - 8
 
 

وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ - 9
 
 

وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ - 10
 
 

وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ - 11
 
 

لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ - 12
 
 

لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ - 13
 
 

وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ - 14
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 15
 
 

اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ - 16
 
 

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ - 17
 
 

كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ - 18
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 19
 
 

اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ - 20
 
 

فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ - 21
 
 

اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ - 22
 
 

فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ - 23
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 24
 
 

اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ - 25
 
 

اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتاًۙ - 26
 
 

وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ - 27
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 28
 
 

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ - 29
 
 

اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ - 30
 
 

لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ - 31
 
 

اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ - 32
 
 

كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ - 33
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 34
 
 

هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ - 35
 
 

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ - 36
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 37
 
 

هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ - 38
 
 

فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ - 39
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟ - 40
 
 

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ - 41
 
 

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ - 42
 
 

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ - 43
 
 

اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ - 44
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 45
 
 

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ - 46
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 47
 
 

وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ - 48
 
 

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ - 49
 
 

فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ - 50
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,