Sure Ayet

Nâziât Suresi



Nâziât Suresi 46 ayettir. Nüzulü Mekke'de olup 81. sure olarak inmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de 582 sayfa numarasında yer almaktadır.
Hata! Lütfen tarayıcınızın ayarlarını kontrol edip daha sonra tekrar deneyin.
 

 
 
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

 
 
1 - Daldırıp çekip çıkaranlara andolsun. (79-Nâziât 1)

 
 
2 - Yumuşaklıkla çekip alanlara (79-Nâziât 2)

 
 
3 - Yüzerek akıp gidenlere (79-Nâziât 3)

 
 
4 - (Hayırlarda) yarışarak öne geçenlere (79-Nâziât 4)

 
 
5 - Derken işi bir düzen içinde yönetip-çevirenlere (andolsun). (79-Nâziât 5)

 
 
6 - O gün bir sarsıntı sarsar. (79-Nâziât 6)

 
 
7 - Arkasından onu diğer bir sarsıntı takib eder. (79-Nâziât 7)

 
 
8 - O gün kalbler (dehşet içinde) çarpıp-titreyecek. (79-Nâziât 8)

 
 
9 - Gözler de dehşetten öne eğilmiş-zillete düşmüştür. (79-Nâziât 9)

 
 
10 - Diyorlar ki "Biz yeniden (diriltilip) eski halimize mi döndürüleceğiz?" (79-Nâziât 10)

 
 
11 - Biz çürüyüp-dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı? (79-Nâziât 11)

 
 
12 - Dediler ki "Öyleyse bu zararına bir dönüştür." (79-Nâziât 12)

 
 
13 - O sadece bir tek sayhadır-sestir. (79-Nâziât 13)

 
 
14 - İşte o zaman onlar yerin üstündedirler. (79-Nâziât 14)

 
 
15 - Musa'nın haberi sana geldi mi? (79-Nâziât 15)

 
 
16 - Hani Rabbi ona kutsal vadi Tuva'da (şöyle) seslenmişti. (79-Nâziât 16)

 
 
17 - Firavun'a git çünkü o azdı. (79-Nâziât 17)

 
 
18 - Ona de ki, arınıp-temizlenme isteğin var mı? (79-Nâziât 18)

 
 
19 - Seni Rabbine yönelteyim de (O'na karşı) huşu (saygı dolu korku) duyasın. (79-Nâziât 19)

 
 
20 - (Musa) ona büyük mucizeyi gösterdi. (79-Nâziât 20)

 
 
21 - Fakat o yalanladı ve isyan etti. (79-Nâziât 21)

 
 
22 - Sonra da (inkarda) çaba harcayıp sırtını döndü. (79-Nâziât 22)

 
 
23 - Derken (yandaşlarını) toplayıp seslendi. (79-Nâziât 23)

 
 
24 - Sizin en yüce Rabbiniz benim dedi. (79-Nâziât 24)

 
 
25 - Allah da onu ahiret ve dünya azabıyla yakaladı. (79-Nâziât 25)

 
 
26 - Muhakkak ki bunda huşu (saygı dolu korku) duyan kimse için elbette ibret (ders) vardır. (79-Nâziât 26)

 
 
27 - Yaratma bakımından siz mi daha zorsunuz yoksa gök mü? (Ki Allah) Onu bina etti. (79-Nâziât 27)

 
 
28 - Onun tavanını yükseltti, ona bir nizam-düzen verdi. (79-Nâziât 28)

 
 
29 - Gecesini kararttı, kuşluk vaktini (açığa-aydınlığa) çıkardı. (79-Nâziât 29)

 
 
30 - Ve arzı-yeri yayıp döşedi. (79-Nâziât 30)

 
 
31 - Ondan suyunu ve otlağını çıkardı. (79-Nâziât 31)

 
 
32 - Dağlarını dikip-yerleştirdi. (79-Nâziât 32)

 
 
33 - Size ve hayvanlarınıza bir meta (yarar) olmak üzere. (79-Nâziât 33)

 
 
34 - Fakat o (her şeyi batırıp-gömen) büyük felaket geldiği zaman. (79-Nâziât 34)

 
 
35 - O gün insan neye çalışıp-çaba harcadığını (hemen) anlar. (79-Nâziât 35)

 
 
36 - Bakıp-gören (her) kimse için cehennem bariz olmuş-açığa çıkmıştır. (79-Nâziât 36)

 
 
37 - Artık kim taşkınlık edip-azmışsa (79-Nâziât 37)

 
 
38 - Ve dünya hayatını tercih edip-seçmişse (79-Nâziât 38)

 
 
39 - Hiç şüphesiz cehennem (onun için) barınma yeridir. (79-Nâziât 39)

 
 
40 - Kim de Rabbinin makamından korkup, nefsini hevadan (boş ve kötü heveslerden) sakındırmışsa (79-Nâziât 40)

 
 
41 - Hiç şüphesiz cennet (onun için) bir barınma yeridir. (79-Nâziât 41)

 
 
42 - "O ne zaman gelip-çatacak?" diye sana (kıyamet) saatini soruyorlar. (79-Nâziât 42)

 
 
43 - Sen onu nasıl-nereden bilip-bildireceksin ki? (79-Nâziât 43)

 
 
44 - Onun sonu (nihai ilmi) Rabbine aittir. (79-Nâziât 44)

 
 
45 - Sen sadece ondan huşu duyanlar (içi titreyerek korkanlar) için bir uyarıp-korkutansın. (79-Nâziât 45)

 
 
46 - Onlar onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam veya bir kuşluk-vaktinden başkasını yaşamamış gibi olurlar. (79-Nâziât 46)


بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
 
 

وَالنَّازِعَاتِ غَرْقاًۙ - 1
 
 

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطاًۙ - 2
 
 

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحاًۙ - 3
 
 

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ - 4
 
 

فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْراًۢ - 5
 
 

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ - 6
 
 

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ - 7
 
 

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ - 8
 
 

اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ - 9
 
 

يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ - 10
 
 

ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ - 11
 
 

قَالُوا تِلْكَ اِذاً كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ - 12
 
 

فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ - 13
 
 

فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ - 14
 
 

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ - 15
 
 

اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ - 16
 
 

اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ - 17
 
 

فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ - 18
 
 

وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ - 19
 
 

فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ - 20
 
 

فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ - 21
 
 

ثُمَّ اَدْبَرَ يَسْعٰىۘ - 22
 
 

فَحَشَرَ فَنَادٰىۘ - 23
 
 

فَقَالَ اَنَا۬ رَبُّكُمُ الْاَعْلٰىۘ - 24
 
 

فَاَخَذَهُ اللّٰهُ نَكَالَ الْاٰخِرَةِ وَالْاُو۫لٰىۜ - 25
 
 

اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشٰىۜ۟ - 26
 
 

ءَاَنْتُمْ اَشَدُّ خَلْقاً اَمِ السَّمَٓاءُۜ بَنٰيهَا۠ - 27
 
 

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوّٰيهَاۙ - 28
 
 

وَاَغْطَشَ لَيْلَهَا وَاَخْرَجَ ضُحٰيهَاۖ - 29
 
 

وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ - 30
 
 

اَخْرَجَ مِنْهَا مَٓاءَهَا وَمَرْعٰيهَاۖ - 31
 
 

وَالْجِبَالَ اَرْسٰيهَاۙ - 32
 
 

مَتَاعاً لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ - 33
 
 

فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ - 34
 
 

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ - 35
 
 

وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِمَنْ يَرٰى - 36
 
 

فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ - 37
 
 

وَاٰثَرَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَاۙ - 38
 
 

فَاِنَّ الْجَح۪يمَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ - 39
 
 

وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ - 40
 
 

فَاِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوٰىۜ - 41
 
 

يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ اَيَّانَ مُرْسٰيهَاۜ - 42
 
 

ف۪يمَ اَنْتَ مِنْ ذِكْرٰيهَاۜ - 43
 
 

اِلٰى رَبِّكَ مُنْتَهٰيهَاۜ - 44
 
 

اِنَّمَٓا اَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشٰيهَاۜ - 45
 
 

كَاَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُٓوا اِلَّا عَشِيَّةً اَوْ ضُحٰيهَا - 46
 
 

Etiketler:

İnsan Dergisi

,