Kitaplardan Alıntılar A+ | Normal | A-

Birlikte Değerlendirelim-8 /Süleyman (a.s.)'ın Rüzgarla Seyahati?



Birlikte Değerlendirelim-8 /Süleyman (a.s.)'ın Rüzgarla Seyahati?

Euzubillahimineşşeytaniracim

Bismillahirrahmanirrahim

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi İslami araştırmalarda bulunduğumuz konular veya meseleler genellikle ağaç gibidir. Kur'an-ı Kerim bazı ayetlerle meselenin gövdesini beyan ederken, bazı ayetler de bu gövdeye bağlı olan dalları beyan eder. Gövdeye bağlı olan bir dalı açıklayan ayeti gövde yerine koymak ne kadar yanlış ise bu dalları gövdeden bağımsız olarak ele alıp-açıklamaya çalışmak da o kadar yanlıştır.

En kolay araştırma konuları Kur'an-ı Kerim'de gövdesi ve dalları somut yani müşahhas olarak verilen konulardır. Bu konuları araştırmak ve müslümanlarla ortak bir çizgide anlayarak anlatmak genellikle kolaydır. Kur'an-ı Kerim'de bazı konular ise gövde somut ve anlaşılır ayetlerle verilirken, dallara ait bazı ayetler soyut yani mücerret olarak verilmektedir. Araştırmacı kardeşlerimiz bu durumlarda ciddi bir dikkat ile somut gövdeden hareket ederek, dallara ait soyut ayetleri müşahhas yani somut hale getirebilirler.

Meselenin daha zor olan üçüncü kademesinde ise konuya ait dalları beyan eden ayetler somut iken araştırmacı kardeşlerimiz için gövde soyut yani mücerret bir durumdadır. Böylesi konularda araştırma yapan kardeşlerimizin büyük bir dikkat ve derinlik ile somut ayetlerin hepsini ayrı ayrı tesbit etmeleri ve bu ayetlerin ortak istikametinden hareket ederek gövdeyi somutlaştırmaları gerekir. Tabi ki çok ciddi ve uzun çalışmalar gerektiren araştırmalardır bunlar. Böylesi araştırmalarda konuya hakim olarak sonuca ulaşmak ve meseleyi anlamak zor olduğu gibi ulaştığınız sonucu kardeşlerinizle paylaşabilmek de zordur. Çünkü yüz ayrı dalın ortak istikametinden hareketle ulaştığınız gövdeyi kardeşlerinize anlaşılabilir kılmanız, onların da bu yüz ayrı dalın ortak istikametini görmelerine ve anlamalarına bağlıdır.

Nitekim ahir zamanla ilgili "Sona son kala" ve "2012 ve İki deniz arası" kitablarımız, kardeşlerimiz tarafından en az anlaşılan kitablar olmuştur. Çünkü somut yani müşahhas olan ana gövdeden, soyut yani mücerret olan dallara doğru yaptığımız diğer kitab çalışmaları daha rahat anlaşılabilir iken ana gövde soyut olduğu için somut dallardan soyut gövdeye doğru yaptığımız ve soyut gövdeyi ancak somut dalların birleştirilmesiyle somutlaştırdığımız çalışmalar, kendileriyle birebir konuştuğumuz kardeşlerimiz dışında kalanlar için çok daha zor anlaşılan kitab çalışmaları olmuştur.

Tabi ki bu kitabları yazdığımız ve yayınladığımız için bir pişmanlığımız yoktur. Pişman olmak bir yana bu çalışmayı yayınlayıp-raflara koymasaydık, yoğun bakımda olsam bile işaretlerle bu kitabı yazdırıp-yayınlatmak isterdik. Çünkü bütün dünya insanlarının şahit olacağı gibi o kitabda yazılan ahir zamana ait gerçekler, yakın tarihin gündemine oturacak Kurani gerçeklerdir. Bunu bildiğimiz için söz konusu kitabların henüz anlaşılamaması bizi üzmüyor ve bunu İlahi takdirin hikmet dolu zamanlamasına bırakıyoruz.

Mesela "2012 ve İki Deniz Arası" kitabımızda Süleyman (a.s.) ile ilgili yazdıklarımız, somutlaştırdığımız dallardan soyut gövdeye uzanan yazılardı. Ancak son zamanlarda farkettik ki ciddi araştırmacılar tarafından bile Süleyman (as.) ile ilgili bu konularda soyut olan gövdenin anlaşılması bir yana, bu kardeşlerimiz gövdeye ait dallarla ilgili ayetleri dahi somut olarak anlayabilmiş değillerdir. Ne yazık ki araştırmacı müslümanlar da dahil olmak üzere Süleyman (a.s.) ve ahir zamanla ilgili çok önemli birçok ayetin soyut anlamı ile hikaye gibi okunup, anlam somutlaştırılmadan geçildiğini görüyoruz.

Bu olumsuz durum müslümanlar için aşılması gereken bir engel, üstesinden gelinmesi gereken fikri bir tembelliktir. Çünkü meselenin bazı boyutlarında hem gövde hem de bazı dallar Kur'an'da açık bir somutluk içinde verilmemişse ve öncelikle somutlaştırılması gereken dallar için ciddi bir araştırma ve tefekkür gerekiyorsa, henüz bütün dalları somutlaştıramadığınız muhataplarınızda bu dallardan hareketle gövdeyi somutlaştırabilmeniz imkansız gözükmektedir.

Sözünü ettiğimiz bu ayetler tecelli ettiği zaman herkes tarafından açıkça görüleceğini bilmemize rağmen bu İlahi ayetleri tecelli etmeden önce Kur'an-ı Kerim'de görmek isteyen kardeşlerimizin yolunu açmak için Süleyman (a.s.) ve ahir zamanla ilgili önemli ayetlerin "Birlikte Değerlendirelim" başlığında ele almak istiyoruz. Belli bir insicam içinde değerlendirilecek ayetleri bizim gündeme getireceğimiz bu çalışmaya, araştıran ve düşünen bütün kardeşlerimizi davet ediyoruz.

Duyanlar duymayanlara duyura..

Bu çalışmalarda geleneksel, modern veya bilimsel anlayış ayırımına gitmeden hakkı araştırmaya ve anlamaya çalışacağız. Herkes ayetleri istediği hocaya sorup, istediği kaynaklardan araştırıp, Kur'an'la çelişmeyen bütün açıklamalarını kısa ve öz bir şekilde gündeme getirebilirler. Rabbimizin vereceği ömür kadar yürütmek istediğimiz böylesi ortak çalışmalara ciddi olarak katılacak ve araştıracak kardeşlerimiz, Allah'ın lutfuyla bu çalışmaların sonunda batıl cevaplarla kuşatılan birçok hak sorunun hak cevabını anlayabilecekler ve Kur'an-ı Kerim'in yaptığı açılımlarla günümüz bilimselliğinin çok çok önünde olduğunu göreceklerdir.

Peki Kur'an-ı Kerim'deki hangi peygamber günümüz bilimselliğinin çok çok ötesindedir?

Bu sorunun açık cevabı Süleyman (a.s.)'dır. 1492'nin hemen öncesinde Endülüs kütüphaneleri yağmalanırken Süleyman (a.s.)'a ait haritaları ve daha birçok belgeyi ele geçiren özellikle siyonist zihniyet, bir çok sorunun cevabını içeren bu gerçekleri kendilerine saklamış ve dünya insanlığı ile paylaşmamıştır. Ne var ki üst akıl denilen zihniyetin insanlardan sakladıkları bu gerçekleri bizlere Kur'an-ı Kerim açıklamakta, ahir zamanda tecelli edecek bu ayetleri ayrı ayrı beyan etmektedir. Tecelli edecek bu ayetlerin en önemli şahsiyeti ise Süleyman (a.s.)'dır.

Süleyman (a.s.)'ı Kur'an-ı Kerim'den tanımak, günümüz müslümanlarının hem ilmi ufuklarını bir başka boyuta taşıyacak, hem de yakın tarihte tecelli edecek önemli olaylara ışık tutacaktır. Bu nedenle Birlikte değerlendirmeye almak istediğimiz ilk ayet "Süleyman için de sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgarı (müsahhar, emrine hazır-seyahatine uygun) kıldık..."(34-Sebe 12) buyruğudur. Şimdi araştırmaya katılmak isteyen bütün kardeşlerimizi Kur'an-ı Kerim bütünlüğünde ciddi bir tefekküre davet ediyor ve "Bu buyruğun bize vermek isteği gerçek veya gerçekler nedir?" sorusunu soruyoruz. Böylesine ciddi konulara katılım gösterilirken internet alışkanlığı ile hemen cevap verme aceleceliğine düşülmemesini ve çok düşünülüp-az ve öz konuşulmasını tavsiye ediyoruz.

Rahman olan Rabbimiz, hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin..
                                                      <<< Mehmed ALAGAŞ >>>




Yorum yap yorum

Yorumlar [5]

Mehmed Alagaş
16.07.2018 16:19

Ayrıca şunu da belirtelim ki,

meselenin önemini anlayamayan bazı kardeşlerimiz “Bilimsel dünyanın gündeminde neler konuşulurken, siz insanların gündemine Süleyman (a.s.)’ı getirmeye çalışıyorsunuz?” gibi sözler etmektedirler. Bu gibi sözler uyanıkken gafilce söylenen sözler değil, uyurken tekrarlanan sayıklamalardır. Asırlardır dünya insanlarına yön vermeye çalışan siyonist şeytani akıl, günümüz insanlarını büyük bir hızla dijital bir dine, dijital bir kimliğe sürüklemektedir. Dini referanslardan hareket etmelerine rağmen Süleyman (a.s.)’ın yaptıklarını ilme değil büyüye nisbet eden ve bu büyüyü devam ettirmek isterken tarihi verileri kendi anlayışlarına göre yorumlayan bu yapılar, kendi ellerinde olan belgeleri dünya insanlarıyla paylaşmadıkları gibi bu belgelerdeki hakikatleri de örtmek istemektedirler.

Mesela bu gizli dini yapılar tarihin değişik dönemlerinde havada görülen metal çanakların kime ait olduğunu bilmelerine rağmen bunu dünya insanlarına Ufo olarak takdim etmekte ve dünya dışı varlıkların olduğu teorisinden hareketle yeni komplolar hazırlamaktadırlar. Bu komplo teorilerini televizyon veya bilgisayarlardan saatlerce seyretmeyi bilime ilgi zanneden bazı kardeşlerimiz de, bizler bu olayların Kur’an’daki hakikatini açıklamak için bir başlık açtığımızda, bizlerin sanki gündemle ilgisi olmayan eskilerin bir masalını anlatacağımızı zannederek tuhaf sözler söylemektedirler.

Bu kardeşlerimizi insafa ve akli selime davet ediyoruz..

Mehmed Alagaş
16.07.2018 15:38
Selamunaleyküm
Tır şöförü örneğinde belirttiğimiz gibi yeni bir konuya dönerken veya yeni bir konuyu gündeme getirirken bizim için kısa olmasına rağmen açık ve anlaşılır olan cümlelerimizin, bizi takip eden kardeşlerimiz için henüz anlaşılamadığını görüyoruz. Oysa başlangıç olarak ele aldığımız ve bazı kardeşlerimiz için anlamı soyut olan bu ayet, bizim en rahat somutlaştırdığımız bir ayetti. Böyle bir ayette zorlanıyorsak, ilerki aşamalarda gündeme getireceğimiz diğer ayetleri birlikte somutlaştırabilmemiz çok daha zor gözükmektedir. Konuyla ilgili en basit soruyu son kez tekrar ediyoruz.,
Süleyman (a.s.) neyle, hangi güçle seyahat ediyordu?
Mehmed Alagaş
13.07.2018 14:05
Ve aleykümselam
İnşirah kardeşim Kur’an’daki en zor araştırma konuları gövdesi soyut iken dalları da açık bir somutluk içinde olmayan konulardır. Bu araştırmaya gövdeden başlamak ve hakikat ölçüsü olmayan mantıklı teorilerle gövdeyi somutlaştırmaya çalışmak beyhudedir. Bu çalışmaya somutlaştırılması mümkün olan dallardan başlamak ve dalları somutlaştırıldıktan sonra gövdeye uzanmak gerekir. Bu gibi araştırmaları yapmak müslümanların geneline farz olmasa da, özellikle öncü müslümanların bu araştırmaları yapmaları ve Kur’an’da bildirilen ayetler tecelli etmeden önce bu ayetleri görerek ümmeti uyarmaları ve tecelli edecek ayetleri İlahi murada uygun olarak açıklamaları gerekir.

Kur’an-ı Kerim’in bizlere önemle bildirdiği meseleler hakkında “Bu konulardan bize ne, bu konuların bize ne faydası var?” diyenler, meselenin öneminden ve ciddiyetinden çok uzak kimselerdir. Bu kimseler asıl itibariyle “Kur’an-ı Kerim’in bizlere bildirdiği bu konulardan bize ne?” demektedirler. “Oysa “Evrensel olan ve güncelliğini hiç kaybetmeyen bu İlahi Kitab bizlere bu konuları önemle niye bildiriyor?” sorusunun cevabını araştırsalar, hikmetini anlayamasalar bile böylesi abes sözlerden uzak durabileceklerdir.

Geriye dönüp baktığımızda çok daha geniş yazılması gereken “Sona Son kala” ve “2012 ve İki deniz arası” kitablarımızın özet mahiyetinde kaleme alındığını biz de görüyoruz. Bu konudaki muhtemel hatamızı, bir tır şöförünün manevrasında gördük. Dar bir sokaktan dönmek isteyen tır şöförü, bulunduğu kabin dönebilecek duruma gelmesine rağmen arkasındaki vagonları düşünerek ilerlemeye devam etmiş ve geniş bir manevra yaparak dönmüştü. İşte o an anladık ki biz o kitabları yazarken fazla vaktimiz kalmadığını düşünerek dar bir viraj almış ve arkamızdaki bazı vagonların duvara çarpmasına neden olmuştuk. Affola..

Yarın ölecekmiş duygusunun verdiği aceleyle kısa ve öz bir şekilde kaleme aldığımız o kitabların, meseleyi ciddi bir şekilde araştıracak kardeşlerimiz için yine de açık olduğunu düşünüyor ve yakın zamanda anlaşılacağından hiç kuşku duymuyoruz. Üzüntüye kapılmadan sabretmemizin nedeni de budur.

Bu gibi konular Kur’an’da neden somut bir şekilde verilmemiştir sorusunun cevabı ise bu gibi konuların ümmetin gündemine girmesine ilişkin İlahi takdirdeki hikmettedir. İnsanların zaman darlığı yaşadığı, okumaya ve düşünmeye fırsat bulamadığı böyle bir çağda bizler yetersiz bir cehdle bu ayetleri gündeme getirirken, zamanda sakinliği ve bereketi yaşayan çok ciddi mütefekkirlerin ve müfessirlerin bu ayetleri yeterince tefekkür etmeden geçmelerini de yine İlahi takdirdeki hikmete bağlıyoruz.

Rabbimiz açılmasını ve açıklanmasını murad etmemişse, o ayetleri binlerce yıl da okusak söz konusu gerçekleri görmemiz mümkün olmayacaktır. Mesela iman, ihlas ve aklını esas alarak ulul elbabdan olduğunu düşündüğüm Bekir Ziya kardeşimizin yakıtla ilgili sorusunu görünce, bazı ayetlerin anlaşılmasıyla müslümanlar arasında aşılması gereken bir perde olduğu düşüncesinin bizlerde kuvvetlendiğini hissettik ve meselenin ciddiyetle çok daha fazla açılması gerektiğini anladık.

Bu çalışmanın ve araştırmanın zorluğu sakın gözünüzü korkutmasın. Önemli olan ipin ucunu bulduktan sonra sıkı bir şekilde tutmak ve çalışmayı sağlam adımlarla sürdürmeye devam etmektir. Bu kısa mukaddimeden sonra araştırmamıza başlarken, ilk soruyu Bekir kardeşimize yöneltmek istiyoruz.,

“Tefekkür edilmesini söylediğimiz yukardaki ayette, Süleyman (a.s.)’ın hangi yakıtla, hangi güçle gittiği belli değil midir?”
Bekir Ziya
12.07.2018 15:37
Esselamü Aleyküm
Dün akşam arkadaşlarla sohbet ederken bir ara Sebe-12. ayetini gündeme getirip Mehmet Abi'nin kitaplarından anladıgım kadarıyla Hz. Süleyman'ın günümüz Jetlerinin bile ulaşamadıgı hızlara, bir takım sebepler vasıtasıyla ulaştıgını söylemiştim. Güzel bir tevafuk oldu. Umarım henüz bu meselede anlamadıgımız hususlar da bu çalışmayla açıklıga kavuşur. Mesela günümüz insanlıgının hayalini kurdugu çok daha yüksek hızlara ulaşmayı saglayacak maden-enerji-yakıtı Süleyman Aleyhisselam nasıl elde etti? Acaba emrine verilen cinlerin bununla bir ilgisi var mı? Haddimi bilerek daha az yazıp daha cok takip edecegim inşaAllah.
İnşirah Melal
10.07.2018 22:58
Selamaleykum
Bana çokça şeyler katan bu bölümde yeni bir başlığın açılmasına, üstelik bu başlığın Süleyman (a.s.) ile ilgili olmasına oldukça sevindim hocam. Özellikle de ağaç-dal, soyut-somut tarifleriyle İslam Ümmeti olarak aynı yere baktığımız halde nasıl başka, hatta bambaşka şeyler görebildiğimizi zihnimde çok daha iyi resmettiğimi söyleyebilirim.

Lakin ayet üzerinde tefekküre geçmeden önce takılıp kaldığım, tekrar tekrar okuduğum ve "durum bu kadar mı vahim veya anlamak için bu kadar mı çaba gerek?" demekten kendimi alıkoyamadığım şu cümleyi mümkünse biraz daha açmanızı rica ediyorum;

"..Çünkü meselenin bazı boyutlarında hem gövde hem de bazı dallar Kur'an'da açık bir somutluk içinde verilmemişse ve öncelikle somutlaştırılması gereken dallar için ciddi bir araştırma ve tefekkür gerekiyorsa, henüz bütün dalları somutlaştıramadığınız muhataplarınızda bu dallardan hareketle gövdeyi somutlaştırabilmeniz imkansız gözükmektedir..."

Zira bu bölüm devamındaki paragrafla birlikte düşünüldüğünde şu soruları doğuruyor;

1- İlahi ayetler tecelli etmeden önce Kur'an-ı Kerim'de görmek ya da görmeyi istemek bir tercih mi yoksa o günlere şahit olacaklar için zorunlu bir kurtuluş reçetesi mi?

2- Bu meseleler bu kadar mühim ise gövdesiyle birlikte bazı dallarının da soyut olarak verilmesinin hikmeti ne olabilir?

3- Geriye dönüp baktığınızda biz muhataplarınıza, belki de her biri ciltler halinde geniş açıklamalarla somutlaştırılması gereken birçok dalı çok da kalın olmayan bir iki kitapla bizlere toplu halde sunmuş olmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Biz kardeşlerinizin ciddi araştırmalar yapıp tefekkür edeceğini hüznüzan ettiniz de sizi bizler mi yanılttık? Yoksa bizlerin durumunu, konumunu veya kapasitesini yeterince hesap etmediğiniz için mi yanıldınız? Başka bir deyişle bizler mi çiğnemeyi bilmiyoruz? Yoksa siz mi bizim çiğnemeyi bilip bilmediğimizi düşünmeden lokmayı ağzımıza tıktınız? :)

Değerli hocam hakkınızı helal edin,
Fikirlerine çokça değer verdiğim, hocam dediğim güzel bir adamın mühimsediği meselelerin bazı kardeşlerimiz (ki maalesef ekseriyeti) tarafından; "Bize ne?..Ne faydası var?.. Neyimize yarar?.. Neyi değiştirir?.." gibi yaklaşımlar gösterilerek hafife alındığını görüyoruz. Bu yaklaşımlar sizi nasıl ve neden üzmüyor bilmiyorum ama ben ve benim gibi kardeşlerinizi üzdüğünü bilmenizi isteriz. Biraz da bundan sebep ayete geçmeden evvel bu vesileyle bir kez daha sizin tarafınızdan bu soruların açıklık kazanmasını istedim.

Uygun görür ve cevap lutfederseniz sevinirim..
Selam ve dua ile..
Yorum yap yorum