Kitaptan Alıntılar
Kitaplar A+ | Normal | A-

Sona Son Kala




Sona Son Kala
Sayfa Sayısı : 176 | İlk Basım Tarihi : 2008

İyi ama sizler,

sizler nasıl karşılıyorsunuz bu haberleri? Allah'a, Resulüne ve Kitab'a iman ettiğinizi söylemenize rağmen Kur'an-ı Kerim'deki kıyamet ayetleriyle karşılaştığınız zaman ne hissediyor, neler hissediyorsunuz? Az da olsa bir korkuya, az da olsa bir endişeye kapılıyor musunuz? Yeni aldığınız bir evin veya bir arabanın, henüz borcunu ödeyemeden helak olabileceğini, bir toz bulutu gibi göğe savrulabileceğini hiç düşünüyor musunuz? Yeni doğan bebenizin, bu dünyada çok kısa bir ömür sürebileceği hiç aklınıza geliyor mu?

Allah için,

kalplerde olanı ve kalplerden geçeni hakkıyle bilen Allah için cevap verin!. Kendinizi aldatmadan ve Aldatılmazı aldatmaya çalışmadan lütfen açıkça cevap verin. Gönlünüzün bir yerinde, çok tenha bir yerinde, sizler yaşarken kıyametin kopacağına dair küçücük bir iman değil, ciddiye aldığınız ufacık bir zannınız veya endişeniz var mı? Bu ufacık zan ve endişeyle bin değil, bir gece uykunuz kaçıp, dünyaya ve dünya hayatına bir başka açıdan bakıyor musunuz? Binlerce yıl önce İlahi takdir gereği fitili ateşlenmiş bir dinamitin üstünde gezip-dolaştığınızı görerek, insanlık açısından altı günlük uzunluğu olan bu fitilin artık bittiğini, bitimi yaşadığını hissediyor musunuz?

Yoksa sizlerden gözlerinizi alıp,

sizlere gözlük veren günümüz biliminin anlattığı masallara inanıp, milyonlarca yıl önce oluşan dünyanın, en azından yüzlerce veya binlerce yıl daha devam edebileceğini mi düşünüyorsunuz? Yoksa Kehf suresinde zikredilen bahçe sahibi gibi "Kıyamet-saatinin (yakında) kopacağını da sanmıyorum. Buna rağmen (kıyamet kopar ve) Rabbime döndürülecek olursam, şüphesiz bundan daha hayırlı bir sonuç bulacağım. (18/36)" diyerek kendini avutan veya uyutanlardan mısınız?

Peki Rabbiniz,

Rabbiniz hakkındaki zannınız nedir?

Allah'a kulluğa davet edilmelerine ve Sünnetullah ile tehdit edilmelerine rağmen inkar ve küfürlerinden vazgeçmeyen Nuh kavmini, Ad kavmini, Semud kavmini, Lut kavmini, Medyen ve Eyke halkını, Firavun ve ordusunu helak eden Allah (c.c.), sizin Rabbiniz değil mi? Allah'tan gayri ilahlar edinmeleri, insanlara zulmetmeleri, fuhşiyata ve cinsel sapıklıklara yönelmelerin nedeniyle bu kavimleri helak eden Rabbiniz, günümüz dünyasını görmüyor mu?

"Görüyor, elbetteki görüyor!." diyen sizler,

bütün bunları hakkıyle gören Rabbiniz hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir cürümden dolayı bir kavmi helak eden Rabbiniz, bütün bu cürümlerin topluca işlendiği günümüz dünyasını hoş mu görüyor? "Geçmişte haddi aşan kavimleri helak ettim, ettim ama, her konuda haddi aşan bu ahir zaman kafirlerini, facirlerini, fasıklarını hoşgörmek ve başıboş bırakmak istiyorum!." mu diyor? Geçmiş kavimlerin helaklarıyla ilgili olarak Kur'an-ı Kerim'in birçok yerinde "(Bu,) Daha önceden gelip-geçenler hakkında (uygulanan) Allah'ın sünnetidir. Allah'ın sünnetinde kesin olarak bir değişiklik bulamazsın. (33/62)" buyuran Rabbiniz, iman edilmesi gereken bir başka Kitab'ta(!) "Artık sünnetimi değiştirdim, artık insanları başıboş bıraktım ve artık helak yok!." buyurarak, Sünnetullah'ın değiştiğini mi bildiriyor?

Hiç kuşku duymadan "Hayır, elbetteki hayır" diyorsanız,

lütfen açın, açın artık gözlerinizi!. Ondört asır öncesinden şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yaklaştırarak size uzatan ve "Ben size, Kıyamet şu iki parmak kadar yakınlaşmış olduğu bir zamanda gönderildim" buyuran Resulullah (s.a.v.)'e bakın. Ondört asır önce birbirine yaklaştırılan bu mübarek parmakların, ondört asır gibi uzun bir aradan sonra artık bitiştiğini, birbirine yapıştığını görün!. Dünyanın ve dünya insanlığının içinde bulunduğu duruma bakan, alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)'ı ve O'nun sünnetini çok iyi bilen İsrafil Aleyhisselam'ın, "Artık her an emir gelebilir" düşüncesiyle Sur'a yaklaştığını ve üflemeye hazır bir şekilde beklediğini hissedin!.

Sonra bu his ile,

imanınızdan kaynaklanan ve yüreğinizi haşyetle dolduran bu kıyamet hissiyle kendinize, kendi halinize ve nelerle uğraştığınıza, nelere sevinip-nelere üzüldüğünüze bir bakın!. Yüreğinizdeki kıyamet hissinin verdiği aydınlıkla gördüğünüz bu şeyler nefsinizin hoşuna gitmese de, sizler kendinize bakmaya ve kendinizi görmeye devam ediniz. Çünkü baktığınız ve gördüğünüz kişi sizsiniz, bu gerçekten sizsiniz ve siz gerçeksiniz!. Bu nedenle kendi gerçekliğinizi görmekten değil, yaptıklarınızdan ve yapmakta olduklarınızdan korkunuz!. Uzun vadeli hesaplarınızı, uzun vadeli projelerinizi, uzun vadeli emel ve düşüncelerinizi gördükten sonra, sizlere bu uzun vadeyi telkin eden şeytan aleyhillanenin, bu vaadinde durup-duramayacağını düşününüz!.



[ Kitap Temini ]


Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum