Kitaplardan Alıntılar A+ | Normal | A-

Kargadan da Aşağı!



Kargadan da Aşağı!

"....Evet,
hırs, tamah ve nefsi istek duygularıyla Habil'i öldüren ve kardeşinin cesediyle başbaşa kalan Kabil, ilk kez karşılaştığı bir durum nedeniyle hayrete düşmüş, uzun süre böyle bir hayret, şaşkınlık ve acizlik içinde kalmıştı!. Yerde boylu boyunca yatan ve hiç hareket etmeyen kardeşinin cesedine öylece bakıyor ve bu cesedi ne yapacağını hiç bilmiyor, hiç bilemiyordu!

"Derken, Allah, ona, yeri eşiyerek kardeşinin ölü cesedini nasıl örteceğini gösteren bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun" dedi. "Kardeşimin ölü cesedini örtmek için bu karga kadar da mı aciz kaldım?" Artık o, pişmanlık duyanlardan olmuştu."(5-Maide 31)

Rabbimiz şaşkınlık içindeki Kabil'e, yeri eşeleyerek cesedi ne yapacağını ve nasıl örteceğini gösteren bir kargayı gönderdiğini bildirmektedir. Kardeşini öldüren Kabil'in, yeri eşeleyen kargayı gördükten sonra yaptığı işten pişman olması ve pişmanlık duyması ise, ilk bakışta anlaşılabilir bir durum değildir!. Çünkü bir insanı öldürmek, öldürülen bu insanın cesedini ne yapacağını bilmemekten çok daha vahim bir durumdur. Dolayısıyle bu kargayı görerek cesedi ne yapacağını ve nasıl örteceğini anlayan Kabil'in, gördüğü bu olaydan hareketle işlediği cinayetten pişman olması arasındaki bağlantı nedir? Bu bağlantıyı anlayabilmek veya görebilmek için yukarıdaki ayet-i kerimeyi daha bir dikkatli değerlendirmeliyiz.

Öncelikle şunu bilmemiz gerekir ki,
Rabbimizin bir cesedin nasıl örtülüp-gömüleceğini göstermek için bir başka kuş veya bir başka hayvan değil de, (leş de yiyebilen) kargayı göndermesinde ve bizlere bu ayrıntıyı bildirmesinde mutlaka önemli bir hikmet vardır. Öncelikle bu hikmetin ne olduğunu az da olsa anlayabilmek için kargayı dikkate almamız ve biraz incelememiz gerekecektir. Değişik türleri olan, en irisine kuzgun denilen ve yüz yıl kadar yaşayan karga, tohum, böcek, leş ve avladıkları kuşların etiyle beslenen bir hayvandır. Yavruyken beslenip evcilleştirilenlerin birkaç kelime öğrendiği, insan sesini taklit edebildiği ve insan gibi güldüğü bilinir. Ancak "Besle kargayı, oysun gözünü" atasözünde de ifade edildiği gibi evcilleştirilse bile hain huylu olduğu ve insana her an zarar verebileceği belirtilmektedir. Doğal ortamda ufak kuşların yuvalarını bozan, kuşların yuvalarından yumurta ve yavruları çalan bu kargalar, ekin saplarını da kanatlarıyla yere yatırıp kırmakta ve ekinlerin filiz ve tohumlarını yemektedirler.

İşte kısaca tanımladığımız bu kargaya Kabil'in gözüyle baktığımız zaman, Kabil'in bu hayvanı hiç sevmediğini ve hele ki çiftçilik yapıyorsa, ekinlerine zarar veren bu hayvana düşman olduğunu anlayabiliriz. Kabil doğal ortamdaki birçok şeyin insanlara olan yararını ve yaratılış hikmetini biraz anlayabilse de, mesele kargaya geldiği zaman aklı karışıyor ve insanlara olduğu gibi kendi cinsi olan kuşlara bile zararı dokunan bu hayvan hakkında "Ya Rabbi, bu zararlı hayvanı niye yarattın?" sorusunu sorabiliyordu!. Dolayısıyle hiç sevmediği ve yaratılışına bir anlam veremediği bu karganın gelmesi, kardeşinin cesedini ne yapacağını bilemeyen kendisine bakarak tuhaf sesler çıkarması ve yeri eşeleyerek ona yol göstermesi, Kabil'i kargadan bile daha aşağı bir duruma düşürmüştü!. Kabil'in içine sindiremediği durum kendisine yol gösterilmesi değil, kendisine yol gösteren kılavuzun karga olmasıydı!.

Kargayı hiç sevmeyen, onu zararlı bir hayvan olarak gören ve bu gözlemle "Ya Rabbi, bu zararlı hayvanı niye yarattın?" diyerek onun yaratılışına bir anlam veremeyen Kabil, bu karganın gerisinde kalan bir canlı olarak artık kendisine dönmüş ve aynı soruları artık kendisi için sormaya başlamıştı!. Yaşamak ve karnını doyurmak için başka canlıları öldüren kargayı kınayan Kabil, kendi kardeşini neden ve ne için öldürmüştü? Kendi kardeşini bile öldüren kendisi gibi bir canlıyı, Allah niye yaratmıştı? Bir insan olarak yaratılması ve yaratılış gayesi bu muydu? İşte bu gibi cevabı gayet açık olan sorular Kabil'i kendine getiren, ona kendi gerçekliğini gösteren sorulardı. Bu sorularla aynaya bakan ve aynadaki çok çirkin yüzü gören Kabil, artık pişmanlıkla tanışmış ve gerçekten pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Bizlere bu olayı,
insanlık tarihindeki ilk cinayeti apaçık bir gerçeklik içinde anlatan Rabbimiz, elbetteki bizlere yol göstermekte ve bizleri uyarıp-ikaz etmektedir. Hiç istemememize rağmen buna benzer bir olayla karşılaşırsak, Efendimiz (s.a.v.)'in nasihatını dinlememiz ve böyle bir olayda Habil gibi davranmamız yani bir kardeşimize, bir müslümana öldürmek kastıyla elimizi kaldırmamamız gerekir. Elbetteki bu İslami ve insani yaklaşım, genel düzlemde bütün insanlara karşı gösterilmesi gereken bir yaklaşımdır. Nitekim bizlere bu olayı bildiren Rabbimiz, olayın hemen akabinde şu ayet-i kerimeyi zikretmekte ve meselenin evrensel boyutunu beyan etmektedir.,

"Bu nedenle, İsrailoğullarına şunu yazdık: "Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksızca) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (kurtararak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur." Andolsun, peygamberlerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan birçoğu yine yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır."(5-Maide 32)......"

        <<< BEKLENEN MÜSLÜMANLARA-Yaratılış Ve İnsanlık Tarihi / Mehmed ALAGAŞ >>>




Yorum yap yorum

Yorumlar [3]

Ömer Muhtar
20.01.2017 14:30
selam aleykum
Allah razı olsun.
"kendi kurbanını madden daha değerli gören Kabil’e" cümleniz yanlış anlamamı düzeltmeme yardımcı oldu.
Selametle inşaallah.
Mehmed Alagaş
20.01.2017 12:48
Ve aleykümselam Ömer kardeşim
Ayette ikisinden birinin kurbanı kabul edildi buyurulduktan sonra Habil’in söylediği “Allah ancak muttakilerden kabul eder” ifadesinde, kendi kurbanını madden daha değerli gören Kabil’e “Allah kurbanın maddi değerine değil, kurban sahibinin takvasına ve niyetine bakar” anlamı vardır.

Ki bu bizler için de çok önemli bir ölçüdür.
Ömer Muhtar
20.01.2017 09:29
selam aleykum
Onlara Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku (anlat). Onlar (kendilerini isteklerine) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) demişti ki "Seni mutlaka öldüreceğim." (Öbürü de şöyle dedi) "Allah ancak muttakilerden (korkup-sakınanlardan) kabul eder." (5-Mâide 27)
mehmed hocam, beklenen müslümanlara yaratılış ve insanlık tarihi kitabınızda habil ile kabil kıssasını anlattığınız bölümde dikkatimi çeken bir husus var. kabilin kurbanının daha değerli olduğunu belirtmişsiniz parantez içinde. ayeti tekrar okudum ama bu belirtmiş olduğunuz hususu anlayamadım. bu konuda yardımcı olabilir misiniz?
Yorum yap yorum