Kısa Sorular A+ | Normal | A-

Açık Giyinmek Ahlaksızlık Mı?



Açık Giyinmek Ahlaksızlık Mı?

Selamünaleyküm bazı insanlar görüyorum. O kadar uygunsuz giyiniyorlar ki onları uyarmak istiyorum ama bunu yapacak cesareti kendimde bulamıyorum. Sizce bu gibi insanları uyarmanın başka bir yolu var mıdır acaba? Hayırlı geceler.
                           <<< Sümeyye DÖNMEZ >>>

Sayın Sümeyye DÖNMEZ!
Sormuş olduğunuz ve günlük hayatımızda bir şekilde karşılaştığımız soru(numuz) için "KADININ ONURU" kitabından "Fuhşiyatı Önlemek İçin" başlıklı bölümü istifadenize sunuyor ve diğer kardeşlerimizin öneri ve katkılarıyla makul bir cevaba ulaşabilmeyi umuyoruz. Söz konusu kitapta "Tesettür hadisesini hangi boyuttan değerlendirirsek değerlendirelim, güzel ve hikmetli gerçeklerle karşılaşmamız mümkündür. Oldukça güncel olan "Kadınların neden örtünmesi gerekir?" sorusu, birçok boyuttan cevaplandırılabilecek bir sorudur. Biz bu nedenlerden sadece üç tanesine genel olarak değinebiliriz" denmiş ve ilk olarak "Fuhşiyatı Önlemek İçin" başlığıyla şunlar söylenmiştir;

                     ---------------------------------------------------------------------------------------

Bu başlığı gören bazı kimseler "Açık giyinen herkes ahlaksız mı? Açık giyinen herkes fuhuş mu yapıyor?" diyeceklerdir.

Elbetteki hayır!.
Moda denilen iğrenç büyünün etkisi altında kalarak açık giyinmelerine rağmen, kendi anlayışlarına göre oldukça namuslu, kendi anlayışlarına göre oldukça iffetli kadınlar bulunmaktadır. Ancak şu hususun dikkate alınması gerekir ki, açık veya kapalı giyinmek, kişinin sadece kendi sini veya kendi iç dünyasını ilgilendiren bir mesele değildir. Bu meselenin topluma dönük, topluma açık bir yönü bulunmaktadır. Dolayısıyle açık veya kapalı giyinmeyi, kadının sadece kendisine, kendi anlayış ve yaklaşımına göre değil, bu kadınla karşı karşıya gelen, bu kadını gören topluma göre de değerlendirmemiz gerekecektir.

Kadınla karşı karşıya gelen kesimi dikkate aldığımız zaman, ister istemez meselenin vehçesi değişecek ve kadının kendi dünyasına ve kendi bakışına göre pek mahsurlu gözükmeyen bu fiil, meselenin toplumsal boyutunda derin bir vehamet kazanacaktır. Çünkü içinde yaşadığımız toplumda, erkeklerin ve erkeksi yaklaşımların bu meseleye nasıl baktıkları ve açık giyinen bir kadın gördükleri zaman, bu kadınla ilgili olarak neler düşündükleri genel olarak bilinen şeylerdir.

Bir kadın için açık veya kapalı giyinmek, kadın açısından önemli olmasa da, bu kadını gören erkekler açısından oldukça önemlidir. "Efendim, bu benim için hiç önemli değildir. Ben herhangi bir kadının bacağını veya göğsünü gördüğüm zaman aklıma hiçbir cinsi tema gelmiyor" diyenler, ya doğru söyleyen birer hadım veya yalan söyleyen birer erkektirler. Çünkü herhangi bir erkek tarafından, bir kadının bacağı veya göğsü veya başka bir yerleri görüldüğü zaman bazı cinsi temaların akla gelmesi ve cinsi olarak kadının arzulanması, ahlaki değil fıtri bir olaydır!..

Fıtraten sağlıklı her erkek,
cinsi görüntüsünü ön plana çıkaran veya cinsi özelliklerini teşhir eden kadınlara karşı nötr değildir. Meselenin ahlaki etkinliği, bu fıtri isteği yoketme noktasında değil, disipline alma veya engelleme noktasında kendisini gösterir. Mesela müslüman olduktan sonra birçok açık kadını görmelerine ve bazı cinsel görüntülerle ister istemez karşılaşmalarına rağmen zina yapmayan milyonlarca erkek müslüman vardır. Zina yapmak bir yana, bu kadınlarla rahat sosyal ilişkilere bile girmeyen bu müslümanlara bakarak "Bunlar kadınlardan etkilenmiyorlar, kadınlara karşı oldukça soğuklar.." diyemezsiniz. Çünkü müslüman olan bu erkekler ile, diğer erkekler arasında, fıtri bir farklılık yoktur. Cinsel görüntülerle karşılaşan diğer erkekler nasıl etkileniyorlarsa, müslüman erkekler de bir erkek olarak etkilenmektedirler. Müslümanların zina yapmamalarının nedeni kadınlardan etkilenmemeleri değil, Allah korkusuyla kendilerini bundan engellemeleridir. 

Meseleyi diğer erkeklere göre değerlendirdiğimiz zaman, hiç şüphesiz ki karşılaştıkları birçok kadından etkilenmelerine rağmen, birçok kadınla cinsi ilişki arayışına girmeyen erkekler de bulunmaktadır. Bunun ahlaki veya sosyal nedenlerini ise şöyle sıralayabiliriz.,

1. Kendi sosyal konumunu, saygınlığını ve itibarını düşünerek, girebileceği ilişkinin getireceği sonuçlardan çekinmek.

2. Karşılaştığı kadının, böyle bir riske değmeyeceğini düşünmek.

3. Olayın maddi faturasını, yüksek görmek.

4. İlişki arayışına girse bile, bu arayışta hiçbir şansının bulunmadığını kabul etmek.

5. Kadının hastalıklı olabileceğinden çekinmek.

Bu maddeleri çok daha fazlalaştırmamız mümkün değildir. Birkaç madde daha ilave edilse de, nedenler genel olarak bunlardır. Bazı erkeklerde bu maddelerden birkaç tanesi, birçok erkekte ise sadece bir tanesi bulunabilmektedir. Ancak hiçbir şüpheniz olmasın ki, bir erkekte bu nedenlerin hepsi olsa da, bu nedenlerin etkisi veya erkeği cinsi ilişki arayışından engelleyen keyfiyeti, karşılaşılan kadına göre değişmekte ve bütün bu nedenleri dikkate alan erkek, dayanamayacağı bir kadınla karşılaştığında bu nedenler delinebilmektedir. Daha açık bir ifadeyle, İlahi olmayan belli prensiplere sahip olsalar dahi, her erkeği baştan çıkarabilecek bir kadın, her kadını baştan çıkarabilecek bir erkek bulunmaktadır.

Meseleyi müslümanlara göre değerlendirdiğimiz zaman, karşılaştıkları kadınla cinsi ilişki arayışına girmeyen müslümanlarda, yukarıda maddeler halinde saydığımız nedenlerin fevkinde bir neden vardır; Bu görkemli neden Allah korkusudur!.

Müslümanların sahip oldukları ve yaşadıkları bu neden, yukarıda saydığımız nedenler ile mukayese edilemeyecek muhteşem bir neden olmasına rağmen, evet, böylesine görkemli bir neden olmasına rağmen, yine de bazı olaylarda gözardı edilebilecek veya delinebilecek bir nedendir!.

"Hiç olur mu? Müslüman bir erkek hiç zina yapar mı?" demeyin!. Bütün müslüman erkekler, Allah korkusu ile zinaya yaklaşmaz, zinaya yaklaşamayabilirler. Zinaya yaklaşmama eylemine, Allah korkusu ile hepsi güç yetirebilirler. Ancak zinaya yaklaşmışlarsa, bu meselede haddi aşarak iki üç adım ileriye gitmişlerse, son noktadan geriye dönmeleri, fıtri ve nefsani arzularını gemleyebilmeleri çok zor bir hadisedir. Nitekim erkeğiyle kadınıyla insanı yaratan ve insanın cinsi arzularını ve bu arzulardaki zafiyetini hakkıyle bilen şanı yüce Rabbimiz, müslümanlara "Zina yapmamalarını" değil, "Zinaya yaklaşmamalarını" emretmektedir.,

"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o 'çirkin bir hayasızlık', (kendisi ve akibeti) kötü bir yoldur." (17-İsrâ 32)

Zina yapmamanın tek mümkün yolu, ayet i kerimede de beyan edildiği gibi zinaya yaklaşmamaktır. Çünkü Allah korkusuyla zina yapmamaya değil, zinaya yaklaşmamaya güç yetirebiliriz. Herhangi bir müslümandaki Allah korkusu, o müslümanı zinaya yaklaşmaktan alıkoyamıyorsa, zina ile burun buruna geldikten sonra hiç alıkoyamayacaktır.

Müslüman kadının tesettür meselesinde, erkeklerin bu fıtri durumlarına açıklık getirmemiz, tabi ki meseleyi kendi mecrasından çıkarmamız değildir. Çünkü kadının tesettür meselesi, erkeklerle ilgili bir meseledir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, kadının örtünüp örtünmemesi, sadece kadını ilgilendiren bir mesele değildir. Meselenin önemle dikkate alınması gereken toplumsal bir boyutu vardır. Nitekim İslam'daki tesettür emri de, meselenin bu toplumsal boyutu dikkate alınarak beyan edilen bir emirdir.

Herhangi bir kadın, erkekleri tahrik edecek bir açıklıkta giyindikten sonra "Efendim, ben böyle giyiniyorum, bu kimseyi ilgilendirmez" diyebilir. Ancak onların böyle demesi, onların bu haliyle kimsenin ilgilenmeyeceği manasına gelmez. Onların bu halini görenler, hiç şüpheleri olmasın ki onların bu haliyle yakından ilgileneceklerdir.

Bazıları ıslık çalarak laf atacaklar,

bazıları elleriyle sarkıntılık yapacaklar,

bazıları cinsel ilişki arayışıyla tekliflerde bulunacaklar,

bazıları ise zorla tecavüz edeceklerdir!..

Hiç olur mu demeyin, oluyor bütün bunlar!. Yaşadığımız toplumda bu şekilde taciz edilen kadınlar, hiç şüphesiz ki hepsi ahlaksız olan kadınlar değildir. Tecavüze uğradıktan sonra utanç dolu gözyaşıyla ifade veren kadınlar, ahlaki değerlerini henüz yitirmeyen kadınlardır. Fakat buna rağmen böylesi olaylara karışabilmekte, yakın veya uzak çevresinden cinsi tacizlerle karşılaşabilmektedirler.

Peki, bu olaylarda sadece karşı taraf, sadece erkekler mi suçludur? Bu suçun temel nedeni, fıtraten kadını arzulayan erkeğin gördükleriyle tahrik olması değil mi? Bu olayda görüntüsüyle erkeği tahrik eden, hal ve hareketleriyle umudlandıran kadınların suçu yok mu?

İşte gözümüzün ve gönlümüzün nuru olan İslam bu meseleye iki yönlü yaklaşarak, hem erkeklere ve hem de kadınlara önemli uyarılarda bulunmaktadır. "Zinaya yaklaşmayın" buyruğuyla hem kadınları ve hem de erkekleri bu çirkin eylemden sakınmaya davet ederken, tesettür buyruğuyla da kadınları mahrem yerlerini kapatacak kutsal bir örtüye, erkeklerin kendilerine şehvetle değil saygıyla bakacakları onurlu bir kimliğe davet etmektedir.

Herhangi bir toplumda fuhşiyatın önlenmesi, insanları fuhşiyata götüren nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. Fuhşiyatın kalkış noktasında ise tahrik vakıası bulunmaktadır. Bu tahrik vakıası, tahrik eden ve tahrik edilen taraflardan veya daha açık bir ifadeyle cinsi cazibesini açığa çıkaran kadınlardan ve bunlardan etkilenerek tahrik olan erkeklerden oluşmaktadır. Tahrik vakıasının erkekler boyutundan çözümü, cinsi cazibesini açığa çıkaran kadınlara ya hiç bakmamaları, ya da hayalarını burdurarak erkekliklerini öldürmeleridir!.

Tabi ki ne istenen ve ne de yapılabilecek bir şeydir bu!. Dolayısıyle tahrik vakıasının önüne geçilebilmesi, tahrik edici unsurun disipline edilmesiyle mümkündür. İşte bu noktada kadınların erkekleri tahrik edebilecek görüntülerden sakınmaları ve çağdaş modanın teşhircilik akımından kendilerin kurtarmaları gerekmektedir. Nitekim sağlıklı düşünen her onurlu kadın, meseleyi cahili toplumlardaki moda anlayışına göre değil, kendisine yani kendisinin asil kimliğine göre değerlendirdiği zaman aynı sonuca varabilecektir. Düşünmesini bilen ve onuruna düşkün her kadın, hakikat aynasının karşısına geçecek ve soracaktır kendi kendine.,

"Tanımadığım kimselere, yabancı erkeklere bacaklarımı veya göğüslerimi neden gösterecek, daracık elbiselerle vücudumu neden teşhir edeceğim ki?"

"Orama, burama şehvetle bakılmasını istemediğime göre, oramı buramı neden açacağım ki?"

"Cinsi bir tacizle karşılaşmak istemediğime göre, cinsi bir tahrikte neden bulunacağım ki?"

"Ayrıca ben Allah'a inanıyorum. Allah'a inandığıma göre Allah'ın bu tertemiz emrine neden isyan edecek, neden karşı çıkacağım ki?"

İşte sorulması gereken bütün bu sorulara verilecek gerçekçi cevaplar, kadını tesettüre ve onurlu bir kimliğe götürecek cevaplardır. Bu cevaplar istikametinde kutlu bir örtüye girmek,onurlu bir kimliğe bürünmek, gayet doğal, gayet tabi bir davranış olacaktır bu kadınlar için. Nitekim müslüman bir kadın için örtünmek, erkekleri ilgilendirmeyen özel bir mektubun zarfa konulması veya satılmayacak bir malın vitrinde teşhir edilmemesi gibi gayet tabi ve doğal bir olaydır.
                                                                <<< insandergisi.com >>>




Henüz yorum bulunmamaktadır!

Yorum yap yorum