Kısa Sorular A+ | Normal | A-

Düşmanımızın Düşmanı Dostumuz Mudur?



Düşmanımızın Düşmanı Dostumuz Mudur?

Selamunaleyküm Mehmed abi.

Halk arasında sık sık kullanılan
"Düşmanımın düşmanı dostumdur" sözü gerçekten Peygamberimizemi aittir.
Çünkü öyle kullanılıyor.

Yine "Harp hiledir" sözü de peygamberimize (a.s.) nisbet ediliyor. 

                        <<< Fırat ÖZKILIÇ >>>

Ve aleykümselam kardeşim
Kur'an-ı Kerim'de dostluk ifadesi, genel olarak velayeti de içeren bir ifade olarak kullanılmaktadır. Zaten bu nedenledir ki aşağıdaki ayetlerde de göreceğimiz gibi müslümanlar küfre sapanlarla, yahudi ve hıristiyanlarla dostluk kurmaktan menedilmektedirler.,

"Mü'minler, mü'minleri bırakıp da kafirleri veli-dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa, Allah'tan hiçbir şey (yardım ve dostluk) yoktur. Ancak onlardan korunma gayesiyle sakınmanız (düşmanlığınızı göstermemeniz) müstesna. Allah sizi asıl kendisiyle sakındırıyor. Dönüş ancak Allah'adır." (3-Al-i İmran 28)

"Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler-dostlar edinmeyin. Allah'a kendi aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?" (4-Nisa 144)

"Ey iman edenler. Yahudi ve hıristiyanları veliler-dostlar edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." (5-Maide 51)

"Ey iman edenler. Eğer imana karşı küfrü sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, onlar zalimlerin ta kendileridirler." (9-Tevbe 23)

Sadece bir kısmını verdiğimiz bu ayetleri bizlerden çok daha iyi anlayan ve hakkıyle iman eden Resulullah (s.a.v.)'in konuyla ilgili olarak düşmanının düşmanını dost kabul ettiğini değil, önce hükümlere ve daha sonra maslahata göre düşmanının düşmanını müttefik kabul edebileceğini ve geçici ittifaklar kurabileceğini düşünebiliriz. Önce hükümlere göre dememizin nedeni, müslümanların maslahatı (faydası-yararı) ne olursa olsun, hiçbir maslahatın hükmün önüne geçemeyeceği ve hükme rağmen tercih edilemeyeceği içindir. Mesela düşmanımızın düşmanı olması hasebiyle kurulabilecek olan geçici ittifaklar da gerekli durumlarda hükümlerle sınırlandırılmaktadır.,

"Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmekte olanları görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de bildikleri halde yalan yere yemin etmektedirler." (58-Mücadele 14)

"Ey iman edenler. Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları veliler-dostlar edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz oysa onlar haktan size gelene küfretmişlerdir. Rabbiniz olan Allah'a inanmanızdan dolayı Resulü de, sizi de (yurtlarınızdan) sürüp-çıkarıyorlar. Eğer siz Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızamı aramak amacıyla çıkmışsanız, onlara karşı hala nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben sizin gizlemekte olduklarınızı da, açığa vurduklarınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur." (60-Mümtehine 1)

"Ey iman edenler. Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli-dost edinmeyin. Onlar, kafirlerin mezar halkından umud kesmeleri gibi ahiretten umud kesmişlerdir." (60-Mümtehine 13)

Belirttiğiniz gibi "Harp hiledir" sözü de peygamberimize (a.s.) nisbet edilmekte ve bu sözün içeriği günümüz hilekarlığının geniş anlamı ile doldurulmaktadır. "Harp hiledir" sözünden hareketle yalan, entrika, komplo gibi eylemlerle düşmanı aldatmaya ve yenmeye çalışmak, helal haram hududuna dikkat etmesi gereken müslümanın kimliğine, kişiliğine ve dinine yakışmayan davranışlardır. Müslümanın düşmanına karşı stratejisinde ayetlere dayalı olarak ne yapacağını söylememek olsa da yalan yoktur. Mesela Resulullah (s.a.v.) bazı seferlerinin ne tarafa olacağını (düşmanının farklı önlemler almasına fırsat vermemek için) son zamana kadar söylememesine rağmen (düşmanını yanıltmak için) farklı bir yere gideceğine dair yalan söylememiştir. Anlaşma yaptığı kavimlerle anlaşmalarına riayet etmiş, karşı tarafın anlaşmayı bozacağına dair kuvvetli emareler gördüğü durumlarda bile karşı tarafı cezalandırmadan önce anlaşmayı iptal ettiğini önceden ve açıkça bildirmiştir.,

"Eğer bir kavmin (anlaşmaya) ihanet edeceğinden kesin olarak korkarsan, sen onlara (ihanet etmeden) eşitlik üzere 'anlaşmayı iptal ettiğini açıkça bildir'. Allah hainleri (ihanet edenleri) sevmez." (8-Enfal 58)

Daha birçok örnekle açabileceğimiz bu konuyu şimdilik uzatmamıza gerek yoktur. "Harp hiledir" sözü her şeyi mübah gören küresel emperyalizmin kirli harp anlayışını açıklasa ve bunu anlamamızı sağlasa da, müslümanlar için bu sözün anlamı çok daha temizdir. Meseleyi sadece realiteye göre değerlendiren bazı kardeşlerimiz "Müslümanların stratejisini yani ne yapıp-ne yapamayacaklarını (düşmanların da okuyup-inceleyebileceği ve ona göre hazırlık yapabileceği) Kur'an-ı Kerim belirlediğine göre, bu durum müslümanlar için bir dezavantaj olmaz mı?" diyebileceklerdir. Bu durum realiteye göre dezavantaj gibi gözükse de, hakka göre çok büyük bir avantajı yani Rahman olan Rabbimizin İlahi yardımını içermektedir. Ki müslümanlar için gerçek zafer ve nusret de, mutlaka ve mutlaka İlahi yardımla gerçekleşebilecektir.

Dua ile..
                                                    <<< Mehmed ALAGAŞ >>> 




Yorum yap yorum

Yorumlar [2]

Mehmed Alagaş
08.08.2015 20:26
Ve aleykümselam Selami kardeşim
“Hüküm hak, akibet hayır” gerçeği, devlet düzleminde olduğu gibi ferdi kullluk düzlemimizde de geçerli bir gerçektir.Ferdi kullluk düzlemimizde de güç yetirebilme şartına bağlı olarak hükme rağmen hiçbir maslahat öncelenmemelidir.

Tabi ki burada sözü edilen maslahatlar, genellikle dünyevi maslahatlardır.Çünkü sözkonusu maslahat uhrevi maslahat olduğu zaman zaten herhangi bir hükmün önüne geçmesi mümkün değildir.
Selami Özcan
07.08.2015 03:10
Selamun'aleyküm,
Hocam, Fırat kardeşimiz halkında müslüman olan ülkelerde doğru bilinen yanlışlardan bir iki tanesini dile getirmiş. Kendisinden Allah razı olsun, bu ve benzeri daha nice sözler vardır kim bilir.

Mehmed hocam...
Cevabınızda dikkatimi çeken husus ayetlerin hepsinin de Medine'de inmiş olmasıdır. Medine'de nazil olan bu ayetlerden ve sizin "önce hükümlere ve daha sonra maslahata göre düşmanının düşmanını müttefik kabul edebileceğini ve geçici ittifaklar kurabileceğini düşünebiliriz."cümlenizden hareketle;

Rabbimizin peygamberimizin şahsında bizlere "devlet" yönetiminde öncelikle "hüküm" şartına bağlı imani bir usül öğretisi verdiğini anlıyorum.

Bu bağlamda Peygamberimizin şahsında bize bildirilen bu Kur'an-i öğretinin günümüzde, bireysel kulluğumuzla ilgili yönü var mıdır? varsa nelerdir? nasıl anlamalıyız?.

Allah sizden razı olsun ve hayırlı çalışmalarınızı bereketli etsin inşaallah değerli hocam.
Yorum yap yorum