Ayetleri Anlamak A+ | Normal | A-

Zincirleme Yanlışlar!



Zincirleme Yanlışlar!

Mehmet abi Selamunaleykum.
Abi imanımızın taklit mi yoksa gerçek iman mı olduğunu nasıl anlayabiliriz? Sorumu açmak istiyorum; Bir aile ve çevre ortam içersinde doğup büyümüş ve belli başlı islami düşüncelere bürünmüşüz. Kimisi hurafe kimisi gelenek kimiside gerçek olan bilgilerle donanmışız. Bu durumda Allahın bizden istediği iman nasıl bir iman? Bir de son günlerde geçen bir tartışma hz ademden önce insanlar var mıydı yok muydu? Bizlerin zihinleri karıştıran bu tarz konulara yaklaşımımız nasıl olmalıdır? Sorularım biraz karmaşık oldu ama İnşallah anlatabilmişimdir. Saygılarımla.                         <<< Emre >>>

Ve aleykümselam Emre kardeşim
Müslümanlar olarak imanımızın ortak kaynağı, korunmuş yegane kitab olan Kur'an-ı Kerim'dir. Din adına aileden ve çevreden aldığımız bütün görüşleri Kur'an'a arzetmeli, kaynağı Kur'an olan bütün gerçeklere iman etmeliyiz. Bizleri düşünmeye ve akletmeye davet eden şanı yüce Rabbimizin bizlerden istediği iman, gerekçelere dayanan ve gerekçeleri kuvvetli olan bir imandır.

Mesela taklidi iman "Atalarımız-büyüklerimiz inanmış, biz de inanıyoruz" ifadesiyle açıklanabilecek bir imandır. Bu taklidi iman İslam üzere yaratılan fıtratımıza uygun olduğu sürece "Bu iman gerçek bir iman değildir" diyemeyiz. Bu da imandır ancak tahkiki yani gerekçeleri kuvvetli bir iman değildir. Dolayısıyle kendi imanımızın mahiyetini anlayabilmek için iman etme gerekçelerimize bakmamız gerekir. Bu gerekçelerimiz ne kadar akli ve ne kadar kuvvetliyse, bizlerde o kadar tahkiki iman yani Kur'an ifadesiyle Yakin hasıl olur.

Mesele bu noktaya geldiği zaman denilebilecektir ki hikmetini anlayamadığımız bir çok hükme, birçok ayete iman ettiğimizi söylememize rağmen bu ayetlere imanımızın akli nedenleri kuvvetli değilse, bu imanımız tahkiki iman değil midir? Elbetteki hükmünü, hikmetini, mahiyetini anlayamadığımız ayetler vardır. Ancak bizler bu ayetlere iman ederken, Allah'a ve Kitab'a imanımızın bir gereği olarak iman ediyoruz. İmanımızı bir ağaca benzetirsek, Allah'a iman bu ağacın gövdesidir. Gövdeye olan bu imanımız akli ve kuvvetli gerekçelere dayanıyorsa, bu akli ve kuvvetli gerekçeler hiç eksilmeden ağacın diğer dallarına ve en ucundaki tomurcuklarına kadar yansımaktadır. Dolayısıyle bizlerin henüz içini ve mahiyetini bilemediğimiz tomurcukların hak olduğuna dair olan bu imanımız, yine akli gerekçelere dayanan ve bu gerekçelerini gövdeden alan tahkiki bir imandır.

"Hz. Adem (a.s.)'dan önce insanlar var mıydı?" sorusu ise meleklerin "... Biz Seni övüp-yüceltir ve takdis ederken orada fesad çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın?..."(2-Bakara 30) sözünü yeterince anlayamayan kimselerin zihnine düşen ve bazı kesimlerce asırlardır tartışılan bir sorudur. Rabbimiz kendilerine kalemle öğrettiği için vahiy yoluyla iletişim ve öğretimin mahiyetini bilmeyen bu kimseler "Melekler insanın fesat çıkaracağını ve kan dökeceğini bildiğine göre yeryüzünde daha önce insanlar vardı" cevabını, kendilerine göre akli ve mantıklı bir cevap olarak kabul etmişlerdir. Oysa biz"Yaratılış ve İnsanlık Tarihi" kitabımızın 56...62 sayfalarında bu önemli meseleyi açıklamış, vahyi iletim ve öğretime muhatab olan meleklerin bu kısmi bilgiye nasıl sahip olduklarını izah etmiştik.

"Hz. Adem (a.s.)'dan önce insanlar var mıydı?" sorusundan hareketle "Hz. Adem (a.s.)'dan önce insanlar vardı?" cevabı, hiç kuşkusuz ki "... Sana bu Kitab'ı (gerekli) her şeyi açıklayan, hidayet, rahmet ve müslümanlara da bir müjde olarak indirdik."(16-Nahl 89) buyruğunda da beyan edildiği gibi bizlere her gerekli şeyi, gerektiği kadar açıklayan Kur'an-ı Kerim'in tamamlanmışlığına ve eksiksizliğine uygun bir cevap değildir. Çünkü bu gereksiz sorunun yanlış cevabı doğru kabul edildiği zaman mesele haklı olarak ondan öncesine gidecek ve "O insanların anne-babası kimdi?" sorularının finalinde "Peki, ilk insan kimdi?" sorusu sorulacaktır.

Şimdi sizler,
bizlere her gerekli şeyi, gerektiği kadar açıklayan Kur'an-ı Kerim'in "İlk insan kimdi ve nasıl yaratıldı?" gibi haklı-gerekli ve çok önemli soruyu atlayarak öncelikle ilk insanı değilde, ilk insandan çok daha sonra varolduğu düşünülen Adem (a.s.)'ın anlatıldığına inanabilir, bunun tam ve tamamlanmış olan Kur'an-ı Kerim'e uygun olduğunu düşünebilir misiniz? Hiçbir önemli ve gerekli soruyu cevapsız bırakmayan Kur'an-ı Kerim Adem (a.s.)'ın yaratılışı konusundaki ayetlerle bizlere elbetteki öncelikle ilk insanı ve ilk insanın yaratılışını anlatmaktadır.

Günümüz müslümanlarının Kur'an'ın bizler için önemli meseleleri nasıl bir öncelikle, nasıl bir uslupla ve ne şekilde gündeme getirdiğini yani arapçadan önce Rabçayı çok dikkate almaları gerekir. Biraz önce imanı anlatırken ağaç örneği vermiştik. İslami bazı konular, bazı meseleler de ağaç gibidir. Kur'an-ı Kerim bazı ayetlerle meselenin gövdesini beyan ederken, bazı ayetler de bu gövdeye bağlı olan dalları beyan eder. Gövdeye bağlı olan bir dalı açıklayan ayeti gövde yerine koymak ne kadar yanlış ise bu dalları gövdeden bağımsız olarak ele alıp-açıklamaya çalışmak da o kadar yanlıştır.

Ayrıca şu hususu önemle belirtmek isteriz ki bu ağacın herhangi bir dalında hataya veya yanlışa düştüğünüz zaman söz konusu hata veya yanlış o dalla sınırlı kalır. Ancak hata veya yanlışı o meselenin gövdesinde yaptığınız ve bu hata veya yanlışta ısrar ettiğiniz zaman yapmak zorunda kalacağınız birçok tevillerle bu yanlışlar dallara sıçrayacak ve sizleri istemesenizde zincirleme hata veya yanlışlara sürükleyecektir. Mesela "Hz. Adem (a.s.)'dan önce insanlar vardı?" görüşünden hareketle "Adem (a.s.)'ın da babası vardı" demek veya ayet kelimesinin bazı olaylarda mucize anlamına geldiğini görmemezlikten gelerek "Kur'an'da mucize yoktur" demek, meselenin gövdesinde yanlış yapmak olup, istenmesede birçok zincirleme yanlışlara kapı açacaktır.

Uzun yıllardır birçok tevhidi gerçeği birlikte savunduğumuz bazı kardeşlerimizin muhtelif meselelerin gövdesinde bu gibi vahim yanlışlara düştüğünü gördüğümüz zaman elbetteki endişelenmiş ve arkalarında binlerce insan olan bu kardeşlerimizin o meselelerde düşme noktasına geldiğini gördüğümüz için, yumuşak ve yapıcı bir uslupla uyarıda bulunmak istemiştik. Ancak bu uyarılarımıza karşılık verildiğini veya bu uyarılarımızdan bir fayda hasıl olduğunu görmedik.

Meselenin vehametinin görülerek söz konusu ciddi yanlışlara devam edilmemesi için onlara ve onların arkasından giden kardeşlerimize dua ediyor, Hadi olan Rabbimiz hepimizi hak ve hakikatte birleştirsin diyoruz. Bu sürecin en az hasarla atlatılması için unutulmamalıdır ki İslam adına konuşmak, konuşmadan önce yüz kez yutkunmayı gerektirir. Çünkü bildiğimiz her konuda konuşmaya mecbur olmasak da, yeterince bilmediğimiz veya ayetler bütünlüğünde mutmainlik kazanmadığımız konularda susmaya mecburuz.

Dua ile..

                                                         <<< Mehmed ALAGAŞ >>> 




Yorum yap yorum

Yorumlar [3]

Mehmed Alagaş
11.05.2016 13:16
Ve aleykümselam
Bekir kardeşim sözünü ettiğin batıl yaklaşımların “Ben müslümanım” diyenler tarafından gündeme getirilmesi ve tartışılmaya değer görülmesi, ümmet olarak ne durumlara düştüğümüzü göstermektedir. Bedduadan uzak durarak yine dua etmeye devam ediyoruz.

Emre kardeşim, ayetlere teslimiyet göstermek ile ayetleri doğru sorularla sorgulamak arasında bir çelişki yoktur. "Hikmetinden sual olunmaz" diyerek, karşılaştıkları Rabbani hükümleri tefekkür etmeyen ve sorgulamayan kimseler, bu yaklaşımımızı abes karşılayabilirler. Açık yüreklilikle belirtelim ki, bizler daha iyi anlamamız gereken bütün meselelerde hikmetten sual ederiz. Hikmetini anlarsak, bize bunun hikmetini açıklayan Allah'a hamd ederiz. Hikmetini anlayamazsak, hikmetini anlayamadığımız hükme yine iman eder, yine teslimiyet gösterir ve yine Allah'a hamd ederiz.

Ayetlere doğru yaklaşım ve doğru sorgulama konusunda “Kur’an’a Yönelirken” kitabından faydalanabilirsiniz.

Dua ile..
Emre Yaşar
10.05.2016 00:38

Mehmet abi burada hz adem örneğinden yola cıkarak genelde sunu sormak ıstıyorum. Bizim bu tarz meselelerde teslimiyet ile sorgulamak arasındaki dengeyi nasıl kurmamız gerekiyor. Kurana göre teslimiyet nedir ve nasıl olmalıdır? Kurana göre insanı tahkiki imana götüren sorgulama nedir ve nasıl olmalıdır?
Bekir Ziya
08.05.2016 23:30
Selamun aleykum
Gecenlerde degerli gordugumuz bir baska Kur'an ogrencisinin de Hz. Meryem anamizi, Kur'an' da kendisi icin 'guzel bir bitki gibi kabul etmesi' benzetmesinden hareketle annemizin cift cinsiyetli oldugu ve babasiz dogum yapmasini buna bagladigini gorduk! Oysa sizin 'Beklenen Muslumanlara...' isimli kitabinizda bitki ifadesi ile ne anlatilmak istendigi ayetlerle cok net ifade edilmisti. Meryem annemizi farkinda olmadan (hasa) bir mutant seviyesine indirgeten bu yaklasima ne demeli simdi?!
Yorum yap yorum