Eski Masaüstü Görünüm

Kur'an İçerisinde Arama


Sayfayı Yenile Arapça Metin Arama (Harekeli)

Aranan Kelime : em
Aranan Yer : Arapça Kelime Meali (Latin Harfleriyle)
Bulunan Sonuç : 3199
  1. 1-Fâtiha 2
    el âlemîne : âlemler.
  2. 10-Yunus 2
    kademe : ileri derecede mertebe
  3. 10-Yunus 3
    es semâvâti : gökler
  4. 10-Yunus 3
    yudebbiru el emre : işleri takdir eder, tedbir eder
  5. 10-Yunus 4
    cemîan : hepsi, topluca, toptan
  6. 10-Yunus 5
    eş şemse : güneş
  7. 10-Yunus 5
    li ta'lemû : bilmeniz için
  8. 10-Yunus 5
    ya'lemûne : biliyorlar
  9. 10-Yunus 6
    fî es semâvâti : göklerde, semalarda
  10. 10-Yunus 10
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine
  11. 10-Yunus 12
    fe lemmâ : fakat ..... olduğu zaman
  12. 10-Yunus 12
    en lem yed'u-nâ : bize dua etmedi (dua etmemek)
  13. 10-Yunus 13
    lemmâ zalemû : zulmettikleri zaman
  14. 10-Yunus 17
    azlemu : daha zalim
  15. 10-Yunus 18
    lâ ya'lemu : bilmiyor
  16. 10-Yunus 18
    fî es semâvâti : göklerde bulunan
  17. 10-Yunus 20
    innemâ el gaybu : sadece, yalnız gayb
  18. 10-Yunus 21
    temkurûne : tuzaklar (düzenler) kuruyorsunuz
  19. 10-Yunus 23
    fe lemmâ : ama, olunca, olduğu zaman
  20. 10-Yunus 23
    innemâ : sadece, yalnız, ancak
  21. 10-Yunus 24
    innemâ : sadece, yalnız, ancak
  22. 10-Yunus 24
    min es semâi : gökten, semadan
  23. 10-Yunus 24
    emru-nâ : emrimiz
  24. 10-Yunus 24
    lem tagne : olmamış (zenginleşmemiş)
  25. 10-Yunus 24
    bi el emsi : dün
  26. 10-Yunus 27
    ke ennemâ : ancak sanki, gibi
  27. 10-Yunus 28
    cemîan : topluca, hepsi, bütünü
  28. 10-Yunus 31
    min es semâi : göklerden, semadan
  29. 10-Yunus 31
    emmen (em men) : veya kim
  30. 10-Yunus 31
    yemliku : gücü yeter, sahip olur, melik olur
  31. 10-Yunus 31
    es sem'a : işitme (duyusu)
  32. 10-Yunus 31
    yudebbiru el emre : işleri düzenleyip, idare eder, yürütür
  33. 10-Yunus 35
    em men : yoksa kim, kimse, kişi
  34. 10-Yunus 37
    el âlemîne : âlemler
  35. 10-Yunus 38
    em : yoksa, veya, öyle mi
  36. 10-Yunus 39
    lem yuhîtû : ihata edemediler, kavrayamadılar
  37. 10-Yunus 39
    ve lemmâ : ve olmadıkça
  38. 10-Yunus 40
    a'lemu : iyi bilir
  39. 10-Yunus 42
    yestemiûne : seni dinlerler
  40. 10-Yunus 45
    lem : olmadı
  41. 10-Yunus 49
    emliku : malik değilim
  42. 10-Yunus 52
    li ellezîne zalemû : zulmedenlere
  43. 10-Yunus 54
    zalemet : zulmetti
  44. 10-Yunus 54
    lemmâ : olduğu zaman
  45. 10-Yunus 54
    yuzlemûne : zulmedilmezler (haksızlığa uğratılmazlar)
  46. 10-Yunus 55
    mâ fî es semâvâti : göklerde olan şeyler, olanlar
  47. 10-Yunus 55
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  48. 10-Yunus 59
    em alâ allâhi : yoksa Allah'a
  49. 10-Yunus 61
    fî es semâi : gökte, semada
  50. 10-Yunus 65
    cemîan : bütünü, hepsi
  51. 10-Yunus 65
    huve es semîu : o işitendir
  52. 10-Yunus 66
    fî es semâvâti : göklerde, semalarda
  53. 10-Yunus 68
    fî es semâvâti : göklerde var olan
  54. 10-Yunus 68
    mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz şey
  55. 10-Yunus 71
    emre-kum : işinizi
  56. 10-Yunus 71
    emru-kum : işiniz
  57. 10-Yunus 76
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  58. 10-Yunus 77
    lemmâ câe-kum : size geldiği zaman
  59. 10-Yunus 80
    lemmâ : olduğu zaman
  60. 10-Yunus 81
    fe lemmâ : artık, olduğu zaman
  61. 10-Yunus 88
    ve emvâlen : ve mallar
  62. 10-Yunus 88
    emvâli-him : onların mallarını
  63. 10-Yunus 89
    ellezîne lâ ya'lemûne : bilmeyen kimseler
  64. 10-Yunus 93
    femahtelefû (fe mâ ihtelefû) : bundan sonra ihtilâfa düşmediler
  65. 10-Yunus 98
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  66. 10-Yunus 99
    cemîân : topluca
  67. 10-Yunus 101
    fî es semâvâti : göklerde
  68. 10-Yunus 107
    ve in yemseske allâhu : ve Allah eğer dokundurursa (isabet ettirirse)
  69. 10-Yunus 108
    fe innemâ : o ancak
  70. 10-Yunus 108
    fe innemâ : o ancak
  71. 100-Âdiyât 5
    cem'an : topluluk
  72. 100-Âdiyât 9
    lâ ya'lemu : bilmeyecek
  73. 101-Kâria 6
    emmâ : fakat
  74. 101-Kâria 8
    ve emmâ : ve amma, fakat
  75. 102-Tekâsür 3
    ta'lemûne : siz bileceksiniz
  76. 102-Tekâsür 4
    ta'lemûne : siz bileceksiniz
  77. 102-Tekâsür 5
    lev ta'lemûne : keşke siz bilseydiniz
  78. 104-Hümeze 2
    cemea : topladı
  79. 105-Fil 1
    e lem tere : görmedin mi
  80. 105-Fil 2
    e lem yec'al : ve kılmadı mı, yapmadı mı
  81. 107-Mâ'ûn 7
    ve yemneûne : ve mani olurlar, engel olurlar
  82. 11-Hûd 3
    musemmen : belirlenmiş
  83. 11-Hûd 5
    ya'lemu : bilir
  84. 11-Hûd 6
    ve ya'lemu : ve bilir
  85. 11-Hûd 7
    halaka es semâvâti : semaları yarattı
  86. 11-Hûd 12
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  87. 11-Hûd 13
    em : yoksa, veya, mı
  88. 11-Hûd 14
    illem (in lem) yestecîbû : eğer icabet etmezlerse, edemezlerse
  89. 11-Hûd 14
    fa'lemû : o zaman bilin ki
  90. 11-Hûd 14
    ennemâ : ancak, ..... olduğunu
  91. 11-Hûd 18
    ezlemu : daha zalim
  92. 11-Hûd 20
    lem yekûnû : değildir, olmazlar, olamazlar
  93. 11-Hûd 20
    yestetîûnes sem'a : işitmeye güç yetirirler (sem'î hassaları çalışır)
  94. 11-Hûd 22
    cereme : bedeli yok, kurtuluşu yok, mecburi, kesinlikle
  95. 11-Hûd 24
    ve es semîı : ve işiten (sem'î hassası çalışan)
  96. 11-Hûd 31
    ve lâ a'lemu el gaybe : ve gaybı bilmiyorum
  97. 11-Hûd 31
    a'lemu : bilir
  98. 11-Hûd 33
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  99. 11-Hûd 35
    em : veya, yoksa ..... mu
  100. 11-Hûd 37
    zalemû : zulmederler
  101. 11-Hûd 38
    ve kullemâ : ve her defa
  102. 11-Hûd 38
    kemâ : gibi
  103. 11-Hûd 39
    ta'lemûne : bileceksiniz
  104. 11-Hûd 40
    emru-nâ : emrimiz
  105. 11-Hûd 43
    min emri allâhi : Allah'ın emrinden
  106. 11-Hûd 44
    semâu : ey sema
  107. 11-Hûd 44
    el emru : emir
  108. 11-Hûd 45
    ahkem : en iyi hüküm veren
  109. 11-Hûd 48
    ve alâ umemin : ve ümmetler, toplumlar üzerine
  110. 11-Hûd 48
    ve umemun : ve ümmetler
  111. 11-Hûd 48
    yemessu-hum : onlara dokunacak
  112. 11-Hûd 49
    ta'lemu-hâ : onu biliyorsun
  113. 11-Hûd 52
    yursil es semâe : sema(dan) göndersin
  114. 11-Hûd 55
    cemîan : hepiniz, hepsi
  115. 11-Hûd 58
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  116. 11-Hûd 58
    câe emru-nâ : emrimiz geldi
  117. 11-Hûd 59
    emre : emir
  118. 11-Hûd 61
    ve ilâ semûde : ve Semud kavmine
  119. 11-Hûd 64
    ve lâ temessû-hâ : ve ona dokunmayın
  120. 11-Hûd 65
    temetteû : faydalanın, metalanın (yaşayın)
  121. 11-Hûd 66
    fe lemmâ : bundan sonra böylece, olduğu zaman
  122. 11-Hûd 66
    emru-nâ : emrimiz
  123. 11-Hûd 67
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseleri
  124. 11-Hûd 68
    en lem yagnev : yaşamadılar, var olmadılar
  125. 11-Hûd 68
    semûde : Semud kavmi
  126. 11-Hûd 68
    li semûde : Semud kavmi
  127. 11-Hûd 70
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  128. 11-Hûd 71
    ve emre'etu-hu : ve onun eşi, hanımı (kadını)
  129. 11-Hûd 73
    min emri allâhi : Allah'ın emrinden (dolayı), Allah'ın emrine
  130. 11-Hûd 74
    fe lemmâ : artık, olunca, olduğu zaman
  131. 11-Hûd 76
    emru rabbi-ke : Rabbinin emri
  132. 11-Hûd 77
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  133. 11-Hûd 79
    le ta'lemu : elbette biliyorsun
  134. 11-Hûd 81
    illâ emreete-ke : senin hanımın (kadının) hariç
  135. 11-Hûd 82
    fe lemmâ : artık olduğu zaman
  136. 11-Hûd 82
    emru-nâ : emrimiz
  137. 11-Hûd 82
    ve emtar-nâ : ve yağdırdık
  138. 11-Hûd 83
    musevvemeten : damgalanmış, işaretlenmiş
  139. 11-Hûd 87
    emvâli-nâ : mallarımız hakkında, konusunda, mallarımıza
  140. 11-Hûd 91
    le recemnâ-ke : mutlaka seni taşlardık (taşlayarak öldürürdük)
  141. 11-Hûd 93
    sevfe ta'lemûne : yakında bileceksiniz
  142. 11-Hûd 94
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  143. 11-Hûd 94
    emru-nâ : emrimiz
  144. 11-Hûd 94
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseleri
  145. 11-Hûd 95
    en lem yagnev : yaşamadılar, var olmadılar
  146. 11-Hûd 95
    kemâ : gibi
  147. 11-Hûd 95
    semûdu : Semud kavmi
  148. 11-Hûd 97
    emre fir'avne : firavunun emri
  149. 11-Hûd 97
    emru fir'avne : firavunun emri
  150. 11-Hûd 101
    ve mâ zalemnâ-hum : ve biz onlara zulmetmedik
  151. 11-Hûd 101
    zalemû : zulmettiler
  152. 11-Hûd 101
    lemmâ câe emru : emir geldiği zaman
  153. 11-Hûd 105
    tekellemu : konuşmaz (konuşamaz)
  154. 11-Hûd 106
    fe emmâ : ama, artık
  155. 11-Hûd 107
    es semâvâtu : gökler, semalar
  156. 11-Hûd 108
    ve emmâ : ve fakat
  157. 11-Hûd 108
    es semâvâtu : gökler, semalar
  158. 11-Hûd 109
    kemâ : gibi, nasıl ki
  159. 11-Hûd 111
    lemmâ : olduğu zaman
  160. 11-Hûd 112
    kemâ : gibi
  161. 11-Hûd 113
    ilâ ellezîne zalemû : zulmeden (zalim olan) kimselere
  162. 11-Hûd 113
    fe temesse-kum : o zaman size dokunur
  163. 11-Hûd 116
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseler
  164. 11-Hûd 119
    ve temmet : ve tamamlandı
  165. 11-Hûd 119
    le emleenne : muhakkak dolduracağım
  166. 11-Hûd 119
    cehenneme : cehennem
  167. 11-Hûd 123
    gaybu es semâvâti : semaların (göklerin) gaybı
  168. 11-Hûd 123
    el emru : emir, iş
  169. 112-İhlâs 3
    lem yelid : o doğurmadı
  170. 112-İhlâs 3
    ve lem yûled : ve doğurulmadı
  171. 112-İhlâs 4
    ve lem yekun : ve olmadı
  172. 12-Yusuf 4
    ve eş şemse : ve güneş
  173. 12-Yusuf 6
    kemâ : gibi
  174. 12-Yusuf 6
    etemme-hâ : onu tamamladı
  175. 12-Yusuf 15
    fe lemmâ : böylece, bundan sonra, olduğu zaman
  176. 12-Yusuf 15
    bi emri-him : onların yaptıklarını, onların işini
  177. 12-Yusuf 18
    bi demin kezibin : yalancı kan ile
  178. 12-Yusuf 18
    emren : bir iş
  179. 12-Yusuf 18
    sabrun cemîlun : güzel (bir) sabırdır
  180. 12-Yusuf 20
    bi semenin : bir fiyat ile
  181. 12-Yusuf 21
    alâ emri-hî : emri üzerine, emrinde
  182. 12-Yusuf 21
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  183. 12-Yusuf 22
    ve lemma : ve olduğu zaman
  184. 12-Yusuf 24
    hemmet : arzuladı
  185. 12-Yusuf 24
    ve hemme : ve arzuladı
  186. 12-Yusuf 28
    fe lemmâ : olduğu zaman
  187. 12-Yusuf 30
    emre'etu el azîzi : azîzin (vezirin) hanımı
  188. 12-Yusuf 31
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  189. 12-Yusuf 31
    semiat : işitti (kadın)
  190. 12-Yusuf 31
    fe lemmâ : o zaman, ..... olunca
  191. 12-Yusuf 32
    lem yef'al : yapmazsa
  192. 12-Yusuf 34
    huve es semîu : o en iyi işitendir
  193. 12-Yusuf 37
    alleme-ni : bana öğretti
  194. 12-Yusuf 39
    emillâhu (emi allâhu) : yoksa, Allah mı
  195. 12-Yusuf 40
    semmeytumû-hâ : onu isimlendirdiniz
  196. 12-Yusuf 40
    emere : emretti
  197. 12-Yusuf 40
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  198. 12-Yusuf 41
    emmâ ehadu-kumâ : ama, fakat, sizin ikinizden biri
  199. 12-Yusuf 41
    ve emmâ el âharu : ve (ama) fakat diğeri, diğerine gelince
  200. 12-Yusuf 41
    el emru : emir, iş, hüküm
  201. 12-Yusuf 46
    ya'lemûne : bilirler, öğrenirler
  202. 12-Yusuf 48
    kaddemtum : önceden sakladığınız, takdim ettiğiniz, hazırladığınız şeyler
  203. 12-Yusuf 50
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  204. 12-Yusuf 52
    li ya'leme : bilmesi içindir
  205. 12-Yusuf 52
    lem ehun-hu : ona ihanet etmedim
  206. 12-Yusuf 53
    le emmâretun : mutlaka emreder
  207. 12-Yusuf 54
    fe lemmâ : olduğu zaman
  208. 12-Yusuf 54
    kelleme-hu : onunla konuştu
  209. 12-Yusuf 54
    emînun : güvenilir, emin
  210. 12-Yusuf 59
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  211. 12-Yusuf 60
    in lem te'tû-nî : eğer bana getirmezseniz
  212. 12-Yusuf 63
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  213. 12-Yusuf 64
    kemâ : gibi
  214. 12-Yusuf 64
    emintu-kum : sizden emin oldum
  215. 12-Yusuf 65
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  216. 12-Yusuf 65
    ve nemîru : ve erzak, yiyecek getiririz
  217. 12-Yusuf 66
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  218. 12-Yusuf 68
    ve lemmâ : ve olduğu zaman, böylece
  219. 12-Yusuf 68
    emere-hum : onlara emretti
  220. 12-Yusuf 68
    allemnâ-hu : ona öğrettik
  221. 12-Yusuf 68
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  222. 12-Yusuf 69
    ve lemmâ : olduğu zaman
  223. 12-Yusuf 70
    fe lemmâ : artık, böylece, olduğu zaman
  224. 12-Yusuf 77
    ve lem yubdi-hâ : ve onu açıklamadı
  225. 12-Yusuf 77
    a'lemu : daha iyi bilir
  226. 12-Yusuf 80
    fe lemmestey'esû : artık umutlarını kestikleri zaman
  227. 12-Yusuf 80
    e lem ta'lemû : bilmiyor musunuz
  228. 12-Yusuf 83
    emren : bir iş, bir durum
  229. 12-Yusuf 83
    cemîlun : güzel
  230. 12-Yusuf 83
    cemî'an : hepsini
  231. 12-Yusuf 86
    innemâ : sadece
  232. 12-Yusuf 86
    ve a'lemu : ve biliyorum
  233. 12-Yusuf 86
    mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz şey(ler)i
  234. 12-Yusuf 88
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  235. 12-Yusuf 94
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  236. 12-Yusuf 96
    lemmâ : olduğu zaman
  237. 12-Yusuf 96
    e lem : olmadı mı
  238. 12-Yusuf 96
    a'lemu : biliyorum, bilirim
  239. 12-Yusuf 96
    mâ lâ ta'lemûne : sizin bilmediğiniz şeyleri
  240. 12-Yusuf 99
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  241. 12-Yusuf 101
    ve allemte-nî : ve bana öğrettin
  242. 12-Yusuf 101
    fâtıra es semâvâti : semaları yaratan
  243. 12-Yusuf 102
    emre-hum : onların işleri
  244. 12-Yusuf 102
    yemkurûne : hile yapıyorlar, tuzak hazırlıyorlar
  245. 12-Yusuf 104
    li el âlemîne : âlemler için, âlemlere
  246. 12-Yusuf 105
    fî es semâvâti : göklerde
  247. 12-Yusuf 105
    yemurrûne : yanından geçerler
  248. 12-Yusuf 107
    eminû : emin oldular
  249. 12-Yusuf 109
    e fe lem yesîrû : dolaşmıyorlar mı, dolaşmazlar mı (dolaşmadılar mı)
  250. 13-Ra'd 2
    refea es semavâti : gökleri yükseltti
  251. 13-Ra'd 2
    eş şemse : güneş
  252. 13-Ra'd 2
    musemmen : belirlenmiş (isimlendirilmiş)
  253. 13-Ra'd 2
    yudebbiru el emre : işleri düzenleyip dizayn eder, idare eder
  254. 13-Ra'd 3
    es semerâti : ürünler, meyveler
  255. 13-Ra'd 7
    innemâ : sadece, yalnız
  256. 13-Ra'd 8
    ya'lemu : bilir
  257. 13-Ra'd 11
    min emri allâhi : Allah'ın emrinden
  258. 13-Ra'd 15
    men fî es semâvâti : semalarda olanlar
  259. 13-Ra'd 16
    rabbu es semâvâti : semaların (göklerin) Rabbi
  260. 13-Ra'd 16
    yemlikûne : yapamaz, gücü yetmez, malik değil
  261. 13-Ra'd 16
    em : yoksa, veya
  262. 13-Ra'd 16
    em : yoksa, veya
  263. 13-Ra'd 17
    min es semâi : gökten
  264. 13-Ra'd 17
    fahtemele (fe ihtemele) : böylece yüklendi, götürdü, taşıdı
  265. 13-Ra'd 17
    fe emme : ama, fakat
  266. 13-Ra'd 17
    ve emmâ : ve ama, fakat
  267. 13-Ra'd 17
    fe yemkusu : böylece durur, kalır
  268. 13-Ra'd 17
    el emsâle : örnekler, misaller
  269. 13-Ra'd 18
    lem yestecibû : icabet etmezler
  270. 13-Ra'd 18
    cemîan : tümü, hepsi
  271. 13-Ra'd 18
    cehennemu : cehennemdir
  272. 13-Ra'd 19
    ya'lemu : bilir
  273. 13-Ra'd 19
    ennemâ : olduğunu
  274. 13-Ra'd 19
    innemâ : sadece, ancak, fakat
  275. 13-Ra'd 21
    emerallâhu (emre allâhu) : Allah'ın emrettiği şeyi
  276. 13-Ra'd 25
    emere allâhu : Allah'ın emrettiği şeyi
  277. 13-Ra'd 30
    umemun : ümmetler
  278. 13-Ra'd 31
    el emru : emir, işler
  279. 13-Ra'd 31
    cemîan : bütün, hepsi
  280. 13-Ra'd 31
    e fe lem : hâlâ olmadı mı
  281. 13-Ra'd 31
    cemîan : tümünü, hepsini
  282. 13-Ra'd 32
    emleytu : ben mühlet (süre) verdim
  283. 13-Ra'd 33
    semmû-hum : onları isimlendirin (onları isimleri ile davet edin)
  284. 13-Ra'd 33
    em tunebbiûne-hu : yoksa ona haber mi veriyorsunuz
  285. 13-Ra'd 33
    lâ ya'lemu : bilmiyor
  286. 13-Ra'd 33
    em : yoksa, veya
  287. 13-Ra'd 36
    innemâ : sadece, yalnız
  288. 13-Ra'd 39
    yemhû : siler (mahveder, yok eder), imha eder
  289. 13-Ra'd 40
    fe innemâ : sadece
  290. 13-Ra'd 41
    e ve lem yerev : görmüyorlar mı
  291. 13-Ra'd 42
    cemîan : tümü, hepsi
  292. 13-Ra'd 42
    ya'lemu : bilir
  293. 13-Ra'd 42
    ve se ya'lemu : ve yakında bilecek
  294. 14-İbrahim 2
    fî es semâvâti : göklerde, semalarda
  295. 14-İbrahim 8
    cemî'an : tümü, hepsi
  296. 14-İbrahim 9
    e lem ye'ti-kum : size gelmedi mi
  297. 14-İbrahim 9
    ve semûde : ve
  298. 14-İbrahim 9
    lâ ya'lemu-hum : onları bilmez
  299. 14-İbrahim 10
    fâtırı es semâvâti : semaları yaratan
  300. 14-İbrahim 10
    musemmen : belirli
  301. 14-İbrahim 11
    yemunnu : lütufta bulunur, ni'metlendirir
  302. 14-İbrahim 16
    cehennemu : cehennem
  303. 14-İbrahim 18
    ke remâdin : kül gibi
  304. 14-İbrahim 19
    e lem tere : görmüyor musun
  305. 14-İbrahim 19
    es semâvâti : gökleri, semaları
  306. 14-İbrahim 21
    cemîan : hepsi
  307. 14-İbrahim 21
    em sabernâ : yoksa sabır mı ettik
  308. 14-İbrahim 22
    lemmâ : olduğu zaman
  309. 14-İbrahim 22
    kudıye el emru : emir yerine getirildi, tamamlandı
  310. 14-İbrahim 24
    e lem tere : görmedin mi
  311. 14-İbrahim 24
    fî es semâi : semada
  312. 14-İbrahim 25
    ve yadrıbu allâhu el emsâle : ve Allah misal verir
  313. 14-İbrahim 28
    e lem tere : görmedin mi
  314. 14-İbrahim 29
    cehenneme : cehennem
  315. 14-İbrahim 30
    temetteû : metalanın, faydalanın, refah içinde olun
  316. 14-İbrahim 32
    halaka es semâvâti : semaları yarattı
  317. 14-İbrahim 32
    min es semâi : semadan, gökyüzünden
  318. 14-İbrahim 32
    min es semerâti : ürünlerden
  319. 14-İbrahim 32
    bi emri-hi : onun emri ile
  320. 14-İbrahim 33
    eş şemse : güneş
  321. 14-İbrahim 37
    beyti-ke el muharremi : senin Beyt-i Haram'ın
  322. 14-İbrahim 37
    min es semerâti : ürünlerden
  323. 14-İbrahim 38
    ta'lemu : bilirsin
  324. 14-İbrahim 38
    fî es semâi : semada
  325. 14-İbrahim 39
    le semîu ed duâi : duayı mutlaka işitendir
  326. 14-İbrahim 42
    innemâ : sadece, yalnız
  327. 14-İbrahim 44
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseler
  328. 14-İbrahim 44
    e ve lem tekûnû : ve, siz olmadınız mı, siz değil misiniz
  329. 14-İbrahim 44
    aksemtum : yemin ettiniz (kasem ettiniz)
  330. 14-İbrahim 45
    ellezîne zalemû enfuse-hum : nefslerine zulmeden kimseler
  331. 14-İbrahim 45
    el emsâle : misaller, örnekler
  332. 14-İbrahim 48
    ve es semâvâtu : ve semalar
  333. 14-İbrahim 52
    ve li ya'lemû : ve bilsinler diye
  334. 14-İbrahim 52
    ennemâ : sadece, yalnız, ancak
  335. 15-Hicr 2
    rubemâ : ihtimal ki
  336. 15-Hicr 3
    ve yetemetteû : ve metalansınlar, refah içerisinde yaşasınlar, faydalansınlar
  337. 15-Hicr 3
    el emelu : emel, ümit
  338. 15-Hicr 3
    ya'lemûne : bilirler, bilecekler
  339. 15-Hicr 14
    min es semâi : semadan
  340. 15-Hicr 15
    innemâ : sadece, ancak, fakat
  341. 15-Hicr 16
    fî es semâi : semada
  342. 15-Hicr 18
    es sem'a : duyma, işitme
  343. 15-Hicr 22
    min es semâi : semadan
  344. 15-Hicr 27
    min nâri es semûmi \n(semûm) : semûmun ateşinden \n: (çölde esen, hücrelerin içine nüfuz eden yakıcı kavuran (sıcak) rüzgâr)
  345. 15-Hicr 33
    lem ekun : ben olmam
  346. 15-Hicr 43
    cehenneme : cehennem
  347. 15-Hicr 48
    yemessu-hum : onlara dokunmaz
  348. 15-Hicr 60
    illemre'ete-hu : onun hanımı (kadını) hariç
  349. 15-Hicr 61
    lemmâ : olduğu zaman
  350. 15-Hicr 63
    yemterûne : şüphe ediyorlar
  351. 15-Hicr 66
    zâlike el emre : işte bu emir
  352. 15-Hicr 70
    ve lem : ve olmadı
  353. 15-Hicr 70
    an el âlemîne : el âlemden, başkalarından
  354. 15-Hicr 74
    ve emternâ : ve yağmur yağdırdık
  355. 15-Hicr 85
    es semâvâti : semalar (gökler)
  356. 15-Hicr 85
    es safha el cemîle : güzel (bir) şekilde yüz çevirmek
  357. 15-Hicr 88
    temuddenne : uzatma (dikme, uzun uzun bakma)
  358. 15-Hicr 96
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  359. 15-Hicr 97
    na'lemu : biz biliyoruz
  360. 16-Nahl 1
    emru allâhi : Allah'ın emri
  361. 16-Nahl 2
    min emri-hi : onun emrinden
  362. 16-Nahl 3
    halaka es semâvâti : semaları yarattı
  363. 16-Nahl 6
    cemâlun : güzellik
  364. 16-Nahl 7
    lem tekûnû : siz olmazsınız
  365. 16-Nahl 8
    mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz şeyler
  366. 16-Nahl 10
    min es semâi : semadan
  367. 16-Nahl 11
    ve min kulli es semerâti : ve meyvelerin (ürünlerin) her türlüsünden
  368. 16-Nahl 12
    ve eş şemse : ve güneş
  369. 16-Nahl 12
    bi emri-hi : onun emriyle
  370. 16-Nahl 15
    en temîde : sarsılması
  371. 16-Nahl 19
    ya'lemu : bilir
  372. 16-Nahl 21
    emvâtun : cansızdır, ölüdürler
  373. 16-Nahl 23
    cereme : şüphe yok, şüphesiz
  374. 16-Nahl 23
    ya'lemu : bilir
  375. 16-Nahl 28
    es seleme : teslim olmak
  376. 16-Nahl 29
    cehenneme : cehennem
  377. 16-Nahl 33
    emru : emir
  378. 16-Nahl 33
    ve mâ zaleme-hum allâhu : ve Allah onlara zulmetmedi
  379. 16-Nahl 35
    ve lâ harremnâ : ve biz haram kılmayız
  380. 16-Nahl 38
    ve aksemû : ve yemin ettiler, kasem ettiler
  381. 16-Nahl 38
    men yemûtu : ölen kimseyi
  382. 16-Nahl 38
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  383. 16-Nahl 39
    ve li ya'leme : ve bilmesi için
  384. 16-Nahl 40
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  385. 16-Nahl 41
    ya'lemûne : biliyorlar
  386. 16-Nahl 43
    lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz
  387. 16-Nahl 45
    e fe emin : artık emin mi oldular
  388. 16-Nahl 48
    e ve lem yerev : ve onlar görmüyorlar mı (görmediler mi)
  389. 16-Nahl 48
    an el yemîni : sağdan
  390. 16-Nahl 48
    ve eş şemâili : ve sol
  391. 16-Nahl 49
    mâ fî es semâvâti : semalarda olanlar
  392. 16-Nahl 51
    innemâ : sadece, yalnız
  393. 16-Nahl 52
    mâ fî es semâvâti : semalarda olan şeyler
  394. 16-Nahl 55
    temetteû : faydalanın (metalanın)
  395. 16-Nahl 55
    ta'lemûne : bilecekler
  396. 16-Nahl 56
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  397. 16-Nahl 59
    e yumsiku-hu (emseke) : onu tutsun mu (tuttu)
  398. 16-Nahl 59
    em yedussu-hu (desse) : yoksa onu gömsün mü (gömdü)
  399. 16-Nahl 61
    musemmen : belirlenmiş (isimlendirilmiş)
  400. 16-Nahl 62
    cereme : şüphesiz, şüphe yok
  401. 16-Nahl 63
    ilâ umemin : ümmetlere
  402. 16-Nahl 65
    min es semâi : semadan
  403. 16-Nahl 66
    ve demin : ve kan
  404. 16-Nahl 67
    ve min semerâtin : ve meyvelerden
  405. 16-Nahl 69
    min kulli es semerâti : meyvelerin, ürünlerin, çiçeklerin hepsinden
  406. 16-Nahl 70
    ya'leme : bilir
  407. 16-Nahl 71
    femellezîne (fe mâ ellezîne) : o kimseler değiller
  408. 16-Nahl 73
    yemliku : malik değil, gücü yetmez
  409. 16-Nahl 73
    min es semâvâti : semalardan
  410. 16-Nahl 74
    el emsâle \n(darabe meselen) : benzer, misal, emsal \n: (örnek vermek, eş, benzer kılmak)
  411. 16-Nahl 74
    ya'lemu : bilir
  412. 16-Nahl 74
    lâ ta'lemûne : bilmezsiniz
  413. 16-Nahl 75
    memlûken : sahip olunan, köle olan, memluk
  414. 16-Nahl 75
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  415. 16-Nahl 76
    ebkemu : dilsiz
  416. 16-Nahl 76
    eynemâ : her nereye
  417. 16-Nahl 77
    gaybu es semâvâti : semaların gaybı (görünmeyen, bilinmeyen ilim)
  418. 16-Nahl 77
    emru es sâati : o saatin emri
  419. 16-Nahl 77
    lemhi : bir an, en kısa zaman aralığı
  420. 16-Nahl 77
    el basari (lemhi el basri) : göz, bakış (göz kırpması, bir anlık bakış)
  421. 16-Nahl 78
    lâ ta'lemune : bilmiyorsunuz
  422. 16-Nahl 78
    es sem'a : işitme hassası
  423. 16-Nahl 79
    e lem yerev : görmüyorlar mı, görmediler mi
  424. 16-Nahl 79
    fî cevvi es semâi : semanın hava boşluğunda, havada
  425. 16-Nahl 82
    innemâ : yalnızca, sadece
  426. 16-Nahl 85
    zalemû : zulmettiler
  427. 16-Nahl 87
    es seleme : teslimiyet
  428. 16-Nahl 91
    ya'lemu : bilir
  429. 16-Nahl 92
    innemâ : ancak, oysa
  430. 16-Nahl 94
    kademun : ayak
  431. 16-Nahl 95
    semenen : bir bedel, değer
  432. 16-Nahl 95
    innemâ : ancak, fakat, oysa
  433. 16-Nahl 95
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  434. 16-Nahl 100
    innemâ : fakat, sadece
  435. 16-Nahl 101
    vallâhu a'lemu : ve Allah bilir
  436. 16-Nahl 101
    a'lemu : bilir
  437. 16-Nahl 101
    innemâ : sadece, ancak
  438. 16-Nahl 101
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  439. 16-Nahl 103
    na'lemu : biz biliyoruz, biliriz
  440. 16-Nahl 103
    innemâ : sadece, yalnız, fakat
  441. 16-Nahl 103
    a'cemiyyun : yabancı, acemi, Arapça olmayan
  442. 16-Nahl 105
    innemâ : sadece, yalnız, fakat
  443. 16-Nahl 108
    ve sem'ı-him : ve onların işitme hassaları
  444. 16-Nahl 109
    cereme : şüphesiz, şüphe yok
  445. 16-Nahl 111
    yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğratılmazlar
  446. 16-Nahl 115
    innemâ : sadece, yalnız, fakat
  447. 16-Nahl 115
    harreme : haram kıldı
  448. 16-Nahl 115
    veddeme (ve ed deme) : ve kan
  449. 16-Nahl 118
    harremnâ : biz haram kıldık
  450. 16-Nahl 118
    ve mâ zalemnâ-hum : ve biz onlara zulmetmedik
  451. 16-Nahl 120
    ve lem yeku : ve olmadı
  452. 16-Nahl 124
    innemâ : sadece, fakat, oysa
  453. 16-Nahl 125
    a'lemu : bilir
  454. 16-Nahl 125
    a'lemu : bilir
  455. 16-Nahl 127
    yemkurûne : hile yapıyorlar, tuzak kuruyorlar
  456. 17-İsrâ 1
    huve es semîu el basîru : o en iyi işitendir, en iyi görendir
  457. 17-İsrâ 6
    ve emdednâ-kum : ve destekledik, yardım (medet) ettik
  458. 17-İsrâ 6
    bi emvâlin : mal ile
  459. 17-İsrâ 7
    kemâ : gibi
  460. 17-İsrâ 8
    cehenneme : cehennemi
  461. 17-İsrâ 9
    akvemu : en kuvvetli, en kavi, en sağlam
  462. 17-İsrâ 12
    ve li ta'lemû : ve bilmeniz (öğrenmeniz) için
  463. 17-İsrâ 13
    elzemnâ-hu : onu bağladık, astık
  464. 17-İsrâ 15
    innemâ : sadece
  465. 17-İsrâ 15
    innemâ : sadece
  466. 17-İsrâ 16
    emernâ : emrettik
  467. 17-İsrâ 16
    demmernâ-hâ : onu dumura uğrattık, helâk ettik
  468. 17-İsrâ 17
    ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
  469. 17-İsrâ 18
    cehenneme : cehennem
  470. 17-İsrâ 24
    kemâ : gibi, nasıl
  471. 17-İsrâ 25
    a'lemu : en iyi bilir, daha iyi bilir
  472. 17-İsrâ 33
    harremallâhu : Allah haram kıldı
  473. 17-İsrâ 36
    es sem'a : işitme
  474. 17-İsrâ 37
    ve lâ temşi : ve yürüme
  475. 17-İsrâ 39
    cehenneme : cehenneme
  476. 17-İsrâ 42
    kemâ : gibi
  477. 17-İsrâ 44
    es semâvâtu : semalar
  478. 17-İsrâ 47
    a'lemu : çok iyi biliriz
  479. 17-İsrâ 47
    yestemiûne : seni dinlerler
  480. 17-İsrâ 47
    iz yestemiûne : dinliyorlarken
  481. 17-İsrâ 48
    el emsâle : örnekler, misaller, benzetmeler
  482. 17-İsrâ 54
    a'lemu : iyi bilir
  483. 17-İsrâ 55
    a'lemu : iyi bilir
  484. 17-İsrâ 55
    fî es semâvâti : semalarda (7 kat göklerde)
  485. 17-İsrâ 56
    yemlikûne : güçleri yetmez, güce malik (sahip) değiller
  486. 17-İsrâ 59
    semûden : Semud kavmine
  487. 17-İsrâ 59
    fe zalemû : sonra zulmettiler
  488. 17-İsrâ 61
    li âdeme : Âdem'e
  489. 17-İsrâ 62
    kerremte : sen yücelttin, kerim kıldın, üstün kıldın, şerefli kıldın
  490. 17-İsrâ 63
    cehenneme : cehennem
  491. 17-İsrâ 64
    fî el emvâli : mallarda
  492. 17-İsrâ 67
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman, olunca
  493. 17-İsrâ 68
    e fe emintum : bundan sonra emin mi oldunuz
  494. 17-İsrâ 69
    em emintum : emin mi oldunuz
  495. 17-İsrâ 70
    kerremnâ : biz yücelttik, şereflendirdik, kerim kıldık
  496. 17-İsrâ 70
    benî âdeme : Âdemoğlu
  497. 17-İsrâ 71
    bi yemîni-hi : onun sağında
  498. 17-İsrâ 71
    ve lâ yuzlemûne : ve zulmedilmezler
  499. 17-İsrâ 75
    ve di'fa el memâti \n(di'fa) : ve ölümün zayıflığı (sıkıntısı) \n: (kat kat, iki kat), (zayıflık, güçsüzlük, sıkıntı)
  500. 17-İsrâ 78
    eş şemsi : güneş
  501. 17-İsrâ 84
    a'lemu : en iyi bilir
  502. 17-İsrâ 85
    min emri rabbî : Rabbimin emrinden
  503. 17-İsrâ 88
    le in ictemeâti (le in ictemeâti) : eğer toplansalar
  504. 17-İsrâ 92
    tuskıta es semâe \n(sakata) : semayı düşürürsün \n: (düştü)
  505. 17-İsrâ 92
    kemâ : gibi
  506. 17-İsrâ 93
    fî es semâi : gökyüzünde, semada
  507. 17-İsrâ 95
    yemşûne : yürürler
  508. 17-İsrâ 95
    min es semâi : semadan
  509. 17-İsrâ 97
    cehennemu : cehennem
  510. 17-İsrâ 97
    kullemâ : her seferinde, her defasında
  511. 17-İsrâ 99
    e ve lem yerev : ve onlar görmüyorlar mı
  512. 17-İsrâ 99
    halaka es semâvâti : semaları yarattı
  513. 17-İsrâ 100
    temlikûne : siz maliksiniz, sahipsiniz
  514. 17-İsrâ 100
    le emsektum : mutlaka siz tuttunuz (tutardınız)
  515. 17-İsrâ 102
    es semâvâti : semalar
  516. 17-İsrâ 103
    cemîan : topluca, hepsi
  517. 17-İsrâ 111
    lem yettehız : edinmedi, edinmez
  518. 17-İsrâ 111
    ve lem yekun : ve olmamıştır, olmaz
  519. 17-İsrâ 111
    ve lem yekun : ve olmamıştır, olmaz
  520. 18-Kehf 1
    ve lem yec'al : ve kılmadı, olmadı
  521. 18-Kehf 6
    lem yu'minû : inanmazlar
  522. 18-Kehf 9
    em : yoksa, veya
  523. 18-Kehf 10
    min emri-nâ : emrimizden, içimizden
  524. 18-Kehf 12
    li na'leme : bilmemiz için, belirtmemiz için
  525. 18-Kehf 12
    emeden : uzun zaman, uzun süre, müddet
  526. 18-Kehf 14
    rabbu es semâvâti : semaların Rabbi
  527. 18-Kehf 15
    azlemu : daha zalim
  528. 18-Kehf 16
    min emri-kum : sizin emrinizden, sizin işinizden (işinizi)
  529. 18-Kehf 17
    eş şemse : güneş
  530. 18-Kehf 17
    zâte el yemîni : sağ taraf
  531. 18-Kehf 18
    zâte el yemîni : sağ taraf
  532. 18-Kehf 19
    kem lebistum : ne kadar kaldınız
  533. 18-Kehf 19
    a'lemu : en iyi bilir
  534. 18-Kehf 21
    li ya'lemû : bilmeleri için, bilsinler diye
  535. 18-Kehf 21
    emre-hum : onların işleri, durumu
  536. 18-Kehf 21
    a'lemu : en iyi bilir
  537. 18-Kehf 21
    alâ emri-him : onların işleri üzerine, onların işlerine
  538. 18-Kehf 22
    a'lemu : en iyi bilir
  539. 18-Kehf 22
    mâ ya'lemu-hum : onları bilmezler
  540. 18-Kehf 26
    a'lemu : en iyi bilir
  541. 18-Kehf 26
    gaybu es semâvâti : semaların gaybı
  542. 18-Kehf 28
    emru-hu : onun işi, kendi işi
  543. 18-Kehf 33
    ve lem tazlim : ve eksik bırakmadı
  544. 18-Kehf 34
    semerun : ürün, servet
  545. 18-Kehf 40
    min es semâi : semadan
  546. 18-Kehf 42
    bi semeri-hi : onun ürünleri
  547. 18-Kehf 42
    lem uşrik : şirk koşmam
  548. 18-Kehf 43
    ve lem tekun : ve olmadı, olmaz
  549. 18-Kehf 45
    min es semâi : semadan
  550. 18-Kehf 46
    emelen : ümit olarak, emel olarak
  551. 18-Kehf 47
    fe lem nugâdir : böylece bırakmayız
  552. 18-Kehf 48
    kemâ : gibi
  553. 18-Kehf 50
    li âdeme : Âdem'e
  554. 18-Kehf 50
    an emri : emrinden
  555. 18-Kehf 51
    halka es semâvâti : semaların yaratılışı
  556. 18-Kehf 52
    lem yestecibû : icabet etmezler, etmediler
  557. 18-Kehf 53
    ve lem yecidû : ve bulamazlar, bulamadılar
  558. 18-Kehf 57
    ve men azlemu : ve daha zalim kimdir
  559. 18-Kehf 57
    kaddemet : takdim ettiği şey(ler)
  560. 18-Kehf 59
    lemmâ zalemû : zulmettikleri zaman
  561. 18-Kehf 60
    emdıye : geçip gideceğim
  562. 18-Kehf 61
    fe lemmâ : böylece olduğu zaman
  563. 18-Kehf 62
    lemmâ : olduğu zaman
  564. 18-Kehf 65
    ve allemnâ-hu : ve biz ona öğrettik
  565. 18-Kehf 68
    lem tuhıt : ihata edemedin, kavrayamadın
  566. 18-Kehf 69
    emren : emir
  567. 18-Kehf 72
    e lem ekul : ben söylemedim mi, ben demedim mi
  568. 18-Kehf 73
    min emrî : benim emirlerimden (bana verilen emirlerde)
  569. 18-Kehf 75
    e lem ekul : ben demedim mi
  570. 18-Kehf 78
    lem testetı' : güç yetiremediğin şey
  571. 18-Kehf 79
    emme : fakat, lâkin, amma
  572. 18-Kehf 80
    ve emmâ el gulâmu : ve fakat çocuğa (gelince)
  573. 18-Kehf 82
    ve emmâ el cidâru : ve duvar meselesine gelince, duvar ise
  574. 18-Kehf 82
    an emrî : kendi emrimden, kendi isteğimle
  575. 18-Kehf 82
    lem testı' : sen güç yetiremedin
  576. 18-Kehf 86
    magribe eş şemsi : güneşin battığı yer
  577. 18-Kehf 87
    emmâ : amma, lâkin, fakat
  578. 18-Kehf 87
    men zaleme : kim zulmederse
  579. 18-Kehf 88
    ve emmâ : ve amma, fakat
  580. 18-Kehf 88
    min emri-nâ : emrimizden
  581. 18-Kehf 90
    matlıa eş şemsi \n(talaa) : güneşin (tulû ettiği) doğduğu yer \n: (doğdu)
  582. 18-Kehf 90
    lem nec'al : kılmadık, yapmadık
  583. 18-Kehf 97
    femestâû (fe ma istetaû) : böylece, artık güçleri yetmez
  584. 18-Kehf 99
    yemûcu : (birbirlerine) karışır
  585. 18-Kehf 99
    cema'nâ-hum : onları topladık
  586. 18-Kehf 99
    cem'an : hepsini
  587. 18-Kehf 100
    cehenneme : cehennemi
  588. 18-Kehf 101
    sem'an : işitmeye
  589. 18-Kehf 102
    cehenneme : cehennemi
  590. 18-Kehf 106
    cehennemu : cehennem
  591. 18-Kehf 110
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  592. 18-Kehf 110
    ennemâ : olduğu
  593. 19-Meryem 4
    ve lem ekun : ve ben olmadım
  594. 19-Meryem 7
    lem nec'al : kılmadık, yapmadık
  595. 19-Meryem 7
    semiyyen : isimlendirerek (isimlendirme)
  596. 19-Meryem 9
    ve lem teku : ve sen değildin
  597. 19-Meryem 14
    ve lem yekun : ve olmadı, değildi
  598. 19-Meryem 15
    ve yevme yemûtu : ve öleceği gün
  599. 19-Meryem 16
    meryeme : Meryem'i
  600. 19-Meryem 17
    temessele : temessül etti, suretinde göründü
  601. 19-Meryem 19
    innemâ : sadece, yalnız
  602. 19-Meryem 20
    ve lem yemses-nî : ve bana dokunmadı
  603. 19-Meryem 20
    ve lem eku : ve ben olmadım
  604. 19-Meryem 21
    emren : emir
  605. 19-Meryem 27
    meryemu : ey Meryem
  606. 19-Meryem 32
    ve lem yec'al-nî : ve beni kılmadı
  607. 19-Meryem 33
    ve yevme emûtu : ve benim öleceğim gün
  608. 19-Meryem 34
    isebnu meryeme : Meryemoğlu İsa
  609. 19-Meryem 34
    yemterûne : şüphe ediyorlar
  610. 19-Meryem 35
    emren : bir emir, bir iş
  611. 19-Meryem 35
    fe innemâ : o taktirde sadece
  612. 19-Meryem 39
    iz kudıye el emru : emir yerine getirildiği zaman
  613. 19-Meryem 43
    lem ye'ti-ke : sana gelmeyen
  614. 19-Meryem 45
    en yemesse-ke : sana dokunması
  615. 19-Meryem 46
    lem tentehi : sen vazgeçmezsin
  616. 19-Meryem 49
    lemmâ'tezelehum : onlardan ayrıldığı zaman
  617. 19-Meryem 58
    âdeme : Âdem
  618. 19-Meryem 60
    ve lâ yuzlemûne : ve zulmedilmezler
  619. 19-Meryem 64
    bi emri : emriyle
  620. 19-Meryem 65
    es semâvâti : semalar
  621. 19-Meryem 65
    hel ta'lemu : sen biliyor musun
  622. 19-Meryem 65
    semiyyen : bir isimle isimlendirme
  623. 19-Meryem 67
    ve lem yeku : ve değildi, değil
  624. 19-Meryem 68
    cehenneme : cehennem
  625. 19-Meryem 70
    a'lemu : en iyi bilir
  626. 19-Meryem 74
    ve kem : ve nice, ne kadar, ne çok
  627. 19-Meryem 75
    fe el yemdud : böylece mühlet verir, (zamanı) uzatır
  628. 19-Meryem 75
    se ya'lemûne : yakında bilecekler
  629. 19-Meryem 78
    emittehaze (em ittehaze) : veya, yoksa ..... mı edindi (yaptı)
  630. 19-Meryem 79
    ve nemuddu : ve biz uzatacağız
  631. 19-Meryem 83
    e lem tere : görmedin mi
  632. 19-Meryem 84
    innemâ : ancak, yalnız, sadece
  633. 19-Meryem 86
    ilâ cehenneme : cehenneme
  634. 19-Meryem 87
    yemlikûne : malik olmayacaklar, güçleri yetmeyecek
  635. 19-Meryem 90
    es semâvâtu : semalar
  636. 19-Meryem 93
    fî es semâvâti : semalarda
  637. 19-Meryem 97
    innemâ : ancak, sadece,
  638. 19-Meryem 98
    ve kem : ve kaç, nice
  639. 2-Bakara 6
    em : yoksa, veya
  640. 2-Bakara 6
    lem tunzir-hum : onları uyarmadın
  641. 2-Bakara 7
    hateme : mühürledi
  642. 2-Bakara 7
    sem'ı-him : onların işitme hassası
  643. 2-Bakara 11
    innemâ : ancak, sadece
  644. 2-Bakara 13
    kemâ : gibi
  645. 2-Bakara 13
    kemâ : gibi
  646. 2-Bakara 13
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  647. 2-Bakara 14
    innemâ : sadece, ancak
  648. 2-Bakara 15
    yemuddu-hum : onlara mühlet verir
  649. 2-Bakara 17
    lemmâ : olduğu zaman
  650. 2-Bakara 19
    min es semâi : semadan, gökyüzünden
  651. 2-Bakara 20
    kullemâ : her zaman, her defa
  652. 2-Bakara 20
    azleme : karanlık çöktü
  653. 2-Bakara 20
    bi sem'i-him : onların işitmesi
  654. 2-Bakara 22
    ves semâe (ve es semâe) : ve sema, gökyüzü
  655. 2-Bakara 22
    es semâi : sema, gökyüzü
  656. 2-Bakara 22
    es semarâti : ürünler, meyveler, mahsuller
  657. 2-Bakara 22
    tâ'lemune : (siz) biliyorsunuz
  658. 2-Bakara 24
    in lem tef'alû : eğer yapamazsanız
  659. 2-Bakara 25
    kullemâ : her seferinde, her defasında
  660. 2-Bakara 25
    min semeretin : ürünlerden, mahsullerden, meyvelerden
  661. 2-Bakara 26
    fe emmâ : fakat, ama, ise
  662. 2-Bakara 26
    ya'lemûne : bilirler
  663. 2-Bakara 26
    ve emmâ : ve fakat, ama
  664. 2-Bakara 27
    emera : emretti
  665. 2-Bakara 28
    emvâten : ölüler
  666. 2-Bakara 29
    cemîan : hepsi
  667. 2-Bakara 29
    es semâi : sema, gökyüzü
  668. 2-Bakara 29
    semâvâtin : semalar, gökler (gök katları)
  669. 2-Bakara 30
    innî a'lemu : muhakkak ki ben bilirim
  670. 2-Bakara 30
    mâ lâ tâ'lemûne : sizin bilmediğiniz şeyleri
  671. 2-Bakara 31
    alleme : öğretti
  672. 2-Bakara 31
    âdeme : Âdem
  673. 2-Bakara 32
    allemte-nâ : sen bize öğrettin
  674. 2-Bakara 33
    yâ âdemu : ey Âdem
  675. 2-Bakara 33
    fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
  676. 2-Bakara 33
    e lem : olmaz mı, olmadı mı
  677. 2-Bakara 33
    in-nî a'lemu : muhakkak ki ben bilirim
  678. 2-Bakara 33
    es semâvâti : semalar, gökler
  679. 2-Bakara 33
    ve a'lemu : ve ben bilirim
  680. 2-Bakara 34
    li âdeme : Âdem'e
  681. 2-Bakara 35
    âdemu : Âdem
  682. 2-Bakara 37
    âdemu : Âdem
  683. 2-Bakara 38
    cemîan : topluca, hepiniz
  684. 2-Bakara 41
    semenen : bedel, ücret
  685. 2-Bakara 42
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  686. 2-Bakara 47
    alâ el âlemîne : âlemlere
  687. 2-Bakara 54
    zalemtum : zulmettiniz
  688. 2-Bakara 57
    zalemû-nâ : bize zulmetmediler
  689. 2-Bakara 59
    zalemû : zulmettiler
  690. 2-Bakara 59
    zalemû : zulmettiler
  691. 2-Bakara 59
    es semâi : sema, gök
  692. 2-Bakara 71
    musellemetun : salınmış, serbest bırakılmış
  693. 2-Bakara 74
    lemâ : olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta)
  694. 2-Bakara 74
    lemâ : olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta)
  695. 2-Bakara 74
    lemâ : olduğu zaman, öyle ki, fakat (hatta)
  696. 2-Bakara 75
    ya'lemûne : biliyorlar
  697. 2-Bakara 77
    e ve lâ ya'lemûne : ve bilmiyorlar mı
  698. 2-Bakara 77
    ya'lemu : bilir
  699. 2-Bakara 78
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  700. 2-Bakara 78
    emâniyye : emaniyye, kişilerin kendilerinin yazdığı kitaplar, zan, temenni
  701. 2-Bakara 79
    semenen : bedel, ücret
  702. 2-Bakara 80
    len temesse-nâ : bize dokunmaz
  703. 2-Bakara 80
    em : veya, yoksa
  704. 2-Bakara 80
    mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz bir şey
  705. 2-Bakara 85
    muharremun : haram kılınan, haram olan
  706. 2-Bakara 87
    îsâ ibne meryeme : Meryem oğlu İsa
  707. 2-Bakara 87
    kullemâ : her sefer, her defa
  708. 2-Bakara 89
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  709. 2-Bakara 89
    lemmâ : olduğu zaman
  710. 2-Bakara 93
    semi'nâ : işittik
  711. 2-Bakara 94
    fe temennevû : o zaman temenni edin
  712. 2-Bakara 95
    yetemennev-hu : onu temenni etmezler
  713. 2-Bakara 95
    kaddemet : takdim etti
  714. 2-Bakara 100
    ve kullemâ : ve her defa, her sefer, her zaman
  715. 2-Bakara 101
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  716. 2-Bakara 101
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  717. 2-Bakara 102
    innemâ : ama, fakat, sadece
  718. 2-Bakara 102
    yeteallemûne : öğreniyorlar
  719. 2-Bakara 102
    ve yeteallemûne : ve öğreniyorlar
  720. 2-Bakara 102
    ya'lemûne : bilirler, biliyorlar
  721. 2-Bakara 103
    ya'lemûne : biliyorlar
  722. 2-Bakara 106
    e lem ta'lem : bilmiyor musun
  723. 2-Bakara 107
    lem ta'lem : bilmiyorsun
  724. 2-Bakara 107
    es semâvâti : semalar, gökler
  725. 2-Bakara 108
    em : veya, yoksa
  726. 2-Bakara 108
    kemâ : gibi
  727. 2-Bakara 109
    bi emri-hî : onun emri
  728. 2-Bakara 111
    emâniyyu-hum : onların emaniyyesi, zan ve kuruntusu
  729. 2-Bakara 112
    esleme : teslim etti
  730. 2-Bakara 113
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  731. 2-Bakara 114
    azlemu : daha zalim
  732. 2-Bakara 115
    eynemâ : hangi, herhangi, taraf
  733. 2-Bakara 115
    semme : orada
  734. 2-Bakara 116
    mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
  735. 2-Bakara 117
    es semâvâti : semalar, gökler
  736. 2-Bakara 117
    emren : emir, iş
  737. 2-Bakara 117
    innemâ : sadece
  738. 2-Bakara 118
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  739. 2-Bakara 122
    alâ el âlemîne : âlemler üzerine
  740. 2-Bakara 124
    etemme-hunne : onları tamamladı
  741. 2-Bakara 125
    ve emnen : ve emniyetli
  742. 2-Bakara 126
    min es semerâti : meyvelerden
  743. 2-Bakara 127
    es semîu : hakkıyla işiten
  744. 2-Bakara 131
    eslemtu : ben teslim oldum
  745. 2-Bakara 131
    li rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine
  746. 2-Bakara 132
    temûtunne : ölmeyiniz
  747. 2-Bakara 133
    em : yoksa, veya
  748. 2-Bakara 137
    innemâ : sadece
  749. 2-Bakara 137
    ve huve es semîu : ve o hakkıyla işiten
  750. 2-Bakara 140
    em : yoksa, veya
  751. 2-Bakara 140
    a'lemu : daha iyi bilir
  752. 2-Bakara 140
    em(i) : yoksa, veya
  753. 2-Bakara 140
    ve men azlemu : ve kim daha zalim
  754. 2-Bakara 140
    keteme : ketmetti, gizledi, sakladı
  755. 2-Bakara 143
    li na'leme : bilmemiz için
  756. 2-Bakara 144
    fî es semâi : semaya
  757. 2-Bakara 144
    le ya'lemûne : elbette biliyorlar, bilirler
  758. 2-Bakara 146
    kemâ : gibi
  759. 2-Bakara 146
    ya'lemûne : biliyorlar
  760. 2-Bakara 148
    cemîan : hepsi, topluca, biraraya
  761. 2-Bakara 150
    zalemû : zulmettiler
  762. 2-Bakara 151
    kemâ : gibi, olduğu gibi, öyle ki, nitekim
  763. 2-Bakara 151
    lem tekûnû ta'lemûne : sizin bilmediğiniz
  764. 2-Bakara 154
    emvâtun : ölüler
  765. 2-Bakara 155
    min el emvâli : mallardan
  766. 2-Bakara 155
    ve es semerâti : ve semereler, ürünler
  767. 2-Bakara 158
    ı'temera : ziyaret yaptı, umre yaptı, Beytullah'ı ziyaret etti
  768. 2-Bakara 164
    es semâvâti : semalar, gökler
  769. 2-Bakara 164
    min es semâi : semadan, gökten
  770. 2-Bakara 164
    es semâi : sema, gökyüzü
  771. 2-Bakara 165
    ellezîne zalemû : zulmedenler
  772. 2-Bakara 165
    cemîan : hepsi, bütün, tamamı, tamamen
  773. 2-Bakara 167
    kemâ : gibi
  774. 2-Bakara 169
    innemâ : ancak, sadece
  775. 2-Bakara 169
    mâ lâ ta'lemûne : sizin bilmediğiniz şeyler
  776. 2-Bakara 173
    innemâ : ancak, sadece, fakat
  777. 2-Bakara 173
    ve ed deme : ve kan
  778. 2-Bakara 174
    semenen : bedel, ücret, değer
  779. 2-Bakara 181
    semia-hu : onu işitti
  780. 2-Bakara 181
    innemâ : sadece, fakat, ama
  781. 2-Bakara 181
    semîun : hakkıyla işiten, en iyi işiten
  782. 2-Bakara 183
    kemâ : gibi
  783. 2-Bakara 184
    ta'lemûne : biliyorsunuz, bilirsiniz
  784. 2-Bakara 188
    emvâle-kum : mallarınız
  785. 2-Bakara 188
    min emvâli : mallardan
  786. 2-Bakara 188
    ve entum ta'lemûne : ve siz biliyorsunuz
  787. 2-Bakara 194
    ve i'lemû : ve bilin
  788. 2-Bakara 196
    fe izâ emin-tum : artık emin olduğunuz zaman
  789. 2-Bakara 196
    temettea : faydalanır, yararlanır
  790. 2-Bakara 196
    lem yecid : bulamadı
  791. 2-Bakara 196
    lem yekun : olmayan
  792. 2-Bakara 196
    ve i'lemû : ve bilin
  793. 2-Bakara 197
    ya'lem-hu : onu bilir
  794. 2-Bakara 198
    kemâ : gibi, şeklinde, şekilde
  795. 2-Bakara 203
    ve a'lemû : ve bilin
  796. 2-Bakara 206
    cehennemu : cehennem
  797. 2-Bakara 209
    a'lemû : biliniz, bilin
  798. 2-Bakara 210
    el emru : emir, iş
  799. 2-Bakara 211
    kem : kaç tane, nice
  800. 2-Bakara 214
    em hasibtum : yoksa zan mı ettiniz
  801. 2-Bakara 214
    ve lemmâ : ve olmadıkça
  802. 2-Bakara 216
    ya'lemu : bilir
  803. 2-Bakara 216
    lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz
  804. 2-Bakara 217
    fe yemut : o zaman, o taktirde ölür
  805. 2-Bakara 220
    ya'lemu : bilir
  806. 2-Bakara 221
    ve le emetun : ve elbette bir cariye
  807. 2-Bakara 222
    emere-kum(u) allâhu : Allah size emretti
  808. 2-Bakara 223
    va'lemû (ve ı'lemû) : ve bilin
  809. 2-Bakara 224
    semîun : en iyi işiten
  810. 2-Bakara 227
    ve in azemû : ve eğer azmederlerse
  811. 2-Bakara 227
    semîun : en iyi işiten
  812. 2-Bakara 230
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  813. 2-Bakara 231
    fe emsikû-hunne : artık onları tutun, alıkoyun
  814. 2-Bakara 231
    zaleme : zulmetti, haksızlık yaptı
  815. 2-Bakara 231
    va'lemû : ve bilin, biliniz
  816. 2-Bakara 232
    ya'lemu : bilir
  817. 2-Bakara 232
    lâ ta'lemûne : bilmezsiniz
  818. 2-Bakara 233
    izâ sellemtum : teslim ettiğiniz zaman
  819. 2-Bakara 233
    va'lemû : ve bilin
  820. 2-Bakara 235
    va'lemû : ve biliniz
  821. 2-Bakara 235
    ya'lemu : bilir
  822. 2-Bakara 235
    va'lemû : ve biliniz
  823. 2-Bakara 236
    lem temessû-hunne : henüz kendilerine dokunmadınız
  824. 2-Bakara 237
    en temessû-hunne : onlara dokunmanız
  825. 2-Bakara 239
    fe izâ emintum : artık, nihayet emniyette olduğunuz
  826. 2-Bakara 239
    kemâ : gibi, o şekilde
  827. 2-Bakara 239
    alleme-kum : size öğretti
  828. 2-Bakara 239
    lem tekûnû : olmadınız
  829. 2-Bakara 239
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  830. 2-Bakara 243
    e lem tera : görmedin mi
  831. 2-Bakara 244
    ve a'lemû : ve bilin
  832. 2-Bakara 244
    semîun : en iyiişiten
  833. 2-Bakara 246
    e lem tera ilâ : görmedin mi
  834. 2-Bakara 246
    fe lemmâ : artık, fakat ..... olduğu zaman
  835. 2-Bakara 247
    ve lem yu'te : ve verilmedi
  836. 2-Bakara 249
    fe lemmâ : böylece olduğu zaman
  837. 2-Bakara 249
    lem yat'am-hu : ona doymaz
  838. 2-Bakara 249
    lemmâ : olunca
  839. 2-Bakara 249
    kem : kaç tane, nice
  840. 2-Bakara 250
    ve lemmâ berazû : ve karşısına çıktıkları zaman
  841. 2-Bakara 251
    hezemû-hum : onları hezimete, yenilgiye uğrattılar
  842. 2-Bakara 251
    ve alleme-hu : ve ona öğretti
  843. 2-Bakara 251
    alâ el âlemîne : âlemlerin üzerine
  844. 2-Bakara 253
    kelleme allâhu : Allah konuştu
  845. 2-Bakara 253
    îsâ ibne meryeme : Meryem(in) oğlu İsa
  846. 2-Bakara 255
    mâ fî es semâvâti : göklerde olan şeyler
  847. 2-Bakara 255
    ya'lemu : bilir
  848. 2-Bakara 255
    es semâvâti : semalar, gökler
  849. 2-Bakara 256
    kad istemseke : tutunmuştur
  850. 2-Bakara 256
    semîun : en iyi işiten
  851. 2-Bakara 258
    e lem tera ilâ : ... a bakmadın mı, görmedin mi
  852. 2-Bakara 258
    bi eş şemsi : güneşi
  853. 2-Bakara 259
    fe emâte-hu allâhu : bunun üzerine Allah onu öldürdü
  854. 2-Bakara 259
    kem : kaç, nice, ne kadar
  855. 2-Bakara 259
    lem yetesenneh : bozulmadı, kokuşmadı
  856. 2-Bakara 259
    fe lemmâ : artık, böylece, olunca
  857. 2-Bakara 259
    a'lemu : ben biliyorum
  858. 2-Bakara 260
    e ve lem tu'min : ve inanmıyor musun
  859. 2-Bakara 260
    va'lem : ve bil
  860. 2-Bakara 261
    emvâle-hum : kendi mallarını
  861. 2-Bakara 262
    emvâle-hum : kendi mallarını
  862. 2-Bakara 265
    emvâle-hum : kendi malları
  863. 2-Bakara 265
    in lem yusıb-hâ : eğer ona isabet etmezse
  864. 2-Bakara 266
    es-semarâti : ürünler, meyveler
  865. 2-Bakara 267
    ve lâ teyemmemû : ve yönelmeyin, kalkışmayın
  866. 2-Bakara 267
    ve a'lemû : ve bilin
  867. 2-Bakara 270
    ya'lemu-hu : onu bilir
  868. 2-Bakara 272
    tuzlemûne : zulmedilmezsiniz, size haksızlık yapılmaz
  869. 2-Bakara 274
    emvâle-hum : kendi mallarını
  870. 2-Bakara 275
    kemâ : gibi
  871. 2-Bakara 275
    innemâ : ama, fakat, ancak
  872. 2-Bakara 275
    ve emru-hu : ve onun emri, onun işi, onun hakkındaki hüküm
  873. 2-Bakara 276
    yemhaku : azaltır, eksiltir
  874. 2-Bakara 279
    in lem tef'alû : eğer yapmazsanız
  875. 2-Bakara 279
    emvâli-kum : sizin mallarınız
  876. 2-Bakara 279
    ve lâ tuzlemûne : ve zulmedilmezsiniz, haksızlığa uğramazsınız
  877. 2-Bakara 280
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  878. 2-Bakara 281
    yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar
  879. 2-Bakara 282
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  880. 2-Bakara 282
    kemâ : gibi
  881. 2-Bakara 282
    alleme-hu : ona öğretti
  882. 2-Bakara 282
    fe in lem yekûnâ : fakat bulunmuyorsa, bulunamıyorsa
  883. 2-Bakara 282
    ve lâ tes'emû : ve usanmayın, üşenmeyin
  884. 2-Bakara 282
    ve akvemu : ve en sağlam
  885. 2-Bakara 283
    ve lem tecidû : ve bulamadınız
  886. 2-Bakara 283
    fe in emine : emin olduğunuz taktirde
  887. 2-Bakara 283
    emânete-hu : onun emanetini
  888. 2-Bakara 284
    mâ fî es semâvâti : göklerde bulunan şeyler
  889. 2-Bakara 285
    semi'nâ : biz işittik
  890. 2-Bakara 286
    kemâ : gibi
  891. 20-Tâ-Hâ 4
    ve es semâvâti : ve semalar
  892. 20-Tâ-Hâ 6
    mâ fî es semâvâti : semalar da olan şeyler
  893. 20-Tâ-Hâ 7
    ya'lemu : bilir
  894. 20-Tâ-Hâ 11
    fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
  895. 20-Tâ-Hâ 13
    festemi' (fe istemi') : öyleyse dinle
  896. 20-Tâ-Hâ 17
    bi yemîni-ke : sağ elindeki
  897. 20-Tâ-Hâ 18
    alâ ganemî : koyunlarım üzerine
  898. 20-Tâ-Hâ 26
    emrî : işimi
  899. 20-Tâ-Hâ 32
    emrî : işimde
  900. 20-Tâ-Hâ 39
    fî el yemmi : denize
  901. 20-Tâ-Hâ 39
    el yemmu : deniz
  902. 20-Tâ-Hâ 40
    iz temşî : yürümüştü
  903. 20-Tâ-Hâ 53
    min es semâi : semadan
  904. 20-Tâ-Hâ 60
    cemea : biraraya getirdi, topladı
  905. 20-Tâ-Hâ 62
    emre-hum : işlerini
  906. 20-Tâ-Hâ 69
    mâ fî yemîni-ke : sağ elindeki şeyi
  907. 20-Tâ-Hâ 69
    innemâ : sadece
  908. 20-Tâ-Hâ 71
    alleme-kum : size öğretti
  909. 20-Tâ-Hâ 71
    ve le ta'lemunne : ve mutlaka öğreneceksiniz
  910. 20-Tâ-Hâ 72
    innemâ : ancak, sadece
  911. 20-Tâ-Hâ 74
    cehenneme : cehennem
  912. 20-Tâ-Hâ 74
    yemûtu : ölmez
  913. 20-Tâ-Hâ 78
    min el yemmi : denizden, deniz
  914. 20-Tâ-Hâ 86
    e lem : olmadı mı
  915. 20-Tâ-Hâ 86
    em eredtum : yoksa siz istediniz mi
  916. 20-Tâ-Hâ 89
    ve lâ yemliku : ve gücü yetmez, malik değil
  917. 20-Tâ-Hâ 90
    innemâ : sadece, yalnız
  918. 20-Tâ-Hâ 90
    emrî : emrime
  919. 20-Tâ-Hâ 93
    emrî : emrime
  920. 20-Tâ-Hâ 94
    ve lem terkub : ve murakabe etmedin, gözetmedin
  921. 20-Tâ-Hâ 96
    lem yabsurû : göremediler
  922. 20-Tâ-Hâ 97
    fî el yemmi : denizde, denize
  923. 20-Tâ-Hâ 98
    innemâ : sadece, yalnız
  924. 20-Tâ-Hâ 104
    nahnu a'lemu : biz daha iyi biliriz, biliyoruz
  925. 20-Tâ-Hâ 104
    emselu-hum : onlara emsal olan (en iyi örnek olan, üstün olan)
  926. 20-Tâ-Hâ 107
    ve lâ emten : yükseklik, alçaklık, iniş-çıkış
  927. 20-Tâ-Hâ 108
    hemsen : bir fısıltı (çok hafif ses)
  928. 20-Tâ-Hâ 110
    ya'lemu : o bilir
  929. 20-Tâ-Hâ 115
    ilâ âdeme : Âdem'e
  930. 20-Tâ-Hâ 115
    ve lem necid : ve bulmadık
  931. 20-Tâ-Hâ 116
    li âdeme : Âdem'e
  932. 20-Tâ-Hâ 117
    yâ âdemu : ey Âdem
  933. 20-Tâ-Hâ 120
    yâ âdemu : ey Âdem
  934. 20-Tâ-Hâ 121
    ademu : Âdem
  935. 20-Tâ-Hâ 123
    cemîan : hepiniz
  936. 20-Tâ-Hâ 127
    ve lem yu'min : ve inanmaz
  937. 20-Tâ-Hâ 128
    e fe lem yehdi : hâlâ hidayete ermedi mi
  938. 20-Tâ-Hâ 128
    kem : kaç, nice
  939. 20-Tâ-Hâ 128
    yemşûne : yürürler, yürüyorlar, dolaşıyorlar
  940. 20-Tâ-Hâ 129
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  941. 20-Tâ-Hâ 130
    tulûı eş şemsi : güneşin tulû edişi, doğuşu
  942. 20-Tâ-Hâ 131
    ve lâ temuddenne : ve sakın uzatma
  943. 20-Tâ-Hâ 133
    e ve lem te'ti-him : onlara gelmedi mi
  944. 20-Tâ-Hâ 135
    se ta'lemûne : yakında bileceksiniz, öğreneceksiniz
  945. 21-Enbiyâ 2
    illestemeûhu (illâ istemeû-hu) : den başka, ancak, sadece onu dinlediler
  946. 21-Enbiyâ 3
    zalemû : zulmeden
  947. 21-Enbiyâ 4
    ya'lemu : bilir
  948. 21-Enbiyâ 4
    fî es semâi : semada
  949. 21-Enbiyâ 4
    es semîu : (en iyi) işitendir
  950. 21-Enbiyâ 5
    kemâ : gibi
  951. 21-Enbiyâ 7
    lâ ta'lemûne : siz bilmiyorsunuz
  952. 21-Enbiyâ 11
    ve kem : ve nice, kaç tane
  953. 21-Enbiyâ 12
    fe lemmâ : olduğu zaman
  954. 21-Enbiyâ 16
    es semâe : sema
  955. 21-Enbiyâ 19
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  956. 21-Enbiyâ 21
    emittehazû (em ittehazû) : yoksa edindiler mi
  957. 21-Enbiyâ 24
    emittehazû (em ittehazû) : yoksa edindiler mi
  958. 21-Enbiyâ 24
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  959. 21-Enbiyâ 26
    mukremûne : ikram edilmiş olanlar
  960. 21-Enbiyâ 27
    bi emri-hî : onun emri ile
  961. 21-Enbiyâ 28
    ya'lemu : bilir
  962. 21-Enbiyâ 29
    cehenneme : cehennem
  963. 21-Enbiyâ 30
    e ve lem yere : ve görmüyorlar mı (görmediler mi)
  964. 21-Enbiyâ 30
    enne es semâvâti : semaların olduğu
  965. 21-Enbiyâ 31
    en temîde bi : sarsması
  966. 21-Enbiyâ 32
    es semâe : sema
  967. 21-Enbiyâ 33
    ve eş şemse : ve güneş
  968. 21-Enbiyâ 39
    ya'lemu ellezîne : o kimseler bilselerdi
  969. 21-Enbiyâ 43
    em : mı, mu
  970. 21-Enbiyâ 43
    temneu-hum : onları men eden
  971. 21-Enbiyâ 45
    innemâ : sadece
  972. 21-Enbiyâ 47
    tuzlemu : zulmedilmez, haksızlığa uğratılmaz
  973. 21-Enbiyâ 52
    et temâsîlu : heykeller
  974. 21-Enbiyâ 55
    em : yoksa, veya
  975. 21-Enbiyâ 56
    rabbu es semâvâti : semaların Rabbidir
  976. 21-Enbiyâ 60
    semi'nâ : biz işittik
  977. 21-Enbiyâ 71
    li el âlemîne : âlemler için, âlemlere
  978. 21-Enbiyâ 73
    bi emri-nâ : bizim emrimizle
  979. 21-Enbiyâ 78
    ganemu : koyunlar
  980. 21-Enbiyâ 79
    fehhemnâ-hâ \n(fehime) : biz bunu, ona anlattık, öğrettik (anlamasını sağladık) \n: (anladı)
  981. 21-Enbiyâ 80
    ve allemnâ-hu : ve biz ona öğrettik
  982. 21-Enbiyâ 81
    bi emri-hî : onun emriyle
  983. 21-Enbiyâ 91
    li el âlemîne : âlemlere, âlemler için
  984. 21-Enbiyâ 93
    emre-hum : onların emirleri
  985. 21-Enbiyâ 98
    cehenneme : cehennem
  986. 21-Enbiyâ 104
    natvi es semâe : semayı düreceğiz
  987. 21-Enbiyâ 104
    kemâ : gibi
  988. 21-Enbiyâ 107
    li el âlemîne : âlemlere, âlemler için
  989. 21-Enbiyâ 108
    innemâ : sadece, yalnız, ancak
  990. 21-Enbiyâ 108
    ennemâ : olduğu
  991. 21-Enbiyâ 109
    em : yoksa, veya
  992. 21-Enbiyâ 110
    ya'lemu : bilir
  993. 21-Enbiyâ 110
    ve ya'lemu : ve o bilir
  994. 22-Hac 5
    musemmen : belirlenmiş (isimlendirilmiş)
  995. 22-Hac 5
    li keylâ ya'leme : bilmemesi için
  996. 22-Hac 10
    kaddemet : takdim etti
  997. 22-Hac 15
    felyemdud (fe li yemdud) : böylece, o zaman uzatsın
  998. 22-Hac 15
    ilâ es semâi : semaya
  999. 22-Hac 18
    e lem tera : görmedin mi (görmüyor musun)
  1000. 22-Hac 18
    fî es semâvâti : semalarda
  1001. 22-Hac 18
    ve eş şemsu : ve güneş
  1002. 22-Hac 22
    kullemâ : her sefer
  1003. 22-Hac 31
    ke ennemâ : sanki, gibi
  1004. 22-Hac 31
    min es semâi : semadan
  1005. 22-Hac 33
    musemmen : belirlenmiş, belirli
  1006. 22-Hac 37
    ve lâ dimâu-hâ (dem) : ve kanları olmaz (kan)
  1007. 22-Hac 41
    ve emerû : ve emrettiler (emrederler)
  1008. 22-Hac 42
    ve semûdun : ve Semud (kavmi)
  1009. 22-Hac 44
    fe emleytu : o zaman mühlet verdim
  1010. 22-Hac 46
    e fe lem yesîrû : dolaşmadılar mı (dolaşmıyorlar mı, gezmiyorlar mı)
  1011. 22-Hac 48
    emleytu : mühlet verdim
  1012. 22-Hac 49
    innemâ : ancak, yalnız, sadece
  1013. 22-Hac 52
    izâ temennâ : temenni ettiği zaman, dilediği zaman
  1014. 22-Hac 54
    ve li ya'leme : ve bilmeleri için
  1015. 22-Hac 61
    semîun : en iyi işitendir
  1016. 22-Hac 63
    e lem tere : görmedin mi
  1017. 22-Hac 63
    min es semâi : semadan
  1018. 22-Hac 64
    fî es semâvâti : semalarda
  1019. 22-Hac 65
    e lem tere : görmedin mi
  1020. 22-Hac 65
    bi emri-hi : onun emriyle
  1021. 22-Hac 65
    ve yumsiku \n(emseke) : ve tutar \n: (tuttu)
  1022. 22-Hac 65
    es semâe : sema
  1023. 22-Hac 67
    fî el emri : emirde (emrimde)
  1024. 22-Hac 68
    a'lemu : en iyi bilir
  1025. 22-Hac 70
    e lem ta'lem : bilmiyor musun
  1026. 22-Hac 70
    ya'lemu : bilir
  1027. 22-Hac 70
    fî es semâi : semalarda
  1028. 22-Hac 71
    lem yunezzil : indirmedi (indirilmedi)
  1029. 22-Hac 73
    festemiû (fe istemiû) : haydi, öyleyse dinleyin (işitin)
  1030. 22-Hac 73
    ve lev ictemeû : ve biraraya gelseler, toplansalar bile
  1031. 22-Hac 75
    semîun : (en iyi) işitendir
  1032. 22-Hac 76
    ya'lemu : bilir
  1033. 22-Hac 78
    semma-kum : sizi isimlendirdi
  1034. 23-Mü'minûn 8
    li emânâti-him : emanetlerine
  1035. 23-Mü'minûn 18
    min es semâi : semadan
  1036. 23-Mü'minûn 24
    semi'nâ : işitmedik
  1037. 23-Mü'minûn 27
    emru-nâ : bizim emrimiz
  1038. 23-Mü'minûn 27
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseler
  1039. 23-Mü'minûn 37
    nemûtu : ölürüz
  1040. 23-Mü'minûn 44
    kullemâ : her defasında
  1041. 23-Mü'minûn 50
    meryeme : Meryem
  1042. 23-Mü'minûn 53
    emre-hum : onların emirleri, emirlerini
  1043. 23-Mü'minûn 55
    ennemâ : ancak, sadece, olduğunu
  1044. 23-Mü'minûn 62
    yuzlemûne : zulmedilmez
  1045. 23-Mü'minûn 68
    e fe lem yeddebberû : hâlâ düşünmüyorlar mı, düşünmediler mi
  1046. 23-Mü'minûn 68
    em : yoksa, veya
  1047. 23-Mü'minûn 68
    lem ye'ti : gelmeyen
  1048. 23-Mü'minûn 69
    em : yoksa, veya
  1049. 23-Mü'minûn 69
    lem ya'rifû : tanımıyorlar, tanımadılar
  1050. 23-Mü'minûn 70
    em : yoksa, veya
  1051. 23-Mü'minûn 71
    es semâvâtu : semalar
  1052. 23-Mü'minûn 72
    em : yoksa, veya
  1053. 23-Mü'minûn 78
    es sem'a : işitme hassası
  1054. 23-Mü'minûn 84
    ta'lemûne : siz biliyorsunuz
  1055. 23-Mü'minûn 86
    es semâvâti : semalar
  1056. 23-Mü'minûn 88
    ta'lemûne : siz biliyorsunuz
  1057. 23-Mü'minûn 96
    a'lemu : en iyi bilen
  1058. 23-Mü'minûn 97
    min hemezâti : kışkırtmalarından (vesveselerinden)
  1059. 23-Mü'minûn 103
    cehenneme : cehennemin içinde, cehennemde
  1060. 23-Mü'minûn 105
    lem tekun : olmadı
  1061. 23-Mü'minûn 112
    kem : kaç
  1062. 23-Mü'minûn 114
    ta'lemûne : siz biliyorsunuz
  1063. 23-Mü'minûn 115
    ennemâ : olduğunu
  1064. 23-Mü'minûn 117
    innemâ : ancak, sadece
  1065. 24-Nûr 4
    lem ye'tû bi : getirmezler
  1066. 24-Nûr 4
    semânîne : seksen (80)
  1067. 24-Nûr 6
    ve lem yekun : ve olmadı, yoktur
  1068. 24-Nûr 12
    semi'tumû-hu : onu işittiniz
  1069. 24-Nûr 13
    lem ye'tû : getirmediler
  1070. 24-Nûr 16
    semi'tumû-hu : onu işittiğiniz
  1071. 24-Nûr 16
    en netekelleme : bizim söylememiz
  1072. 24-Nûr 19
    ya'lemu : o bilir
  1073. 24-Nûr 19
    lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz, bilmezsiniz
  1074. 24-Nûr 21
    semî'un : en iyi işiten
  1075. 24-Nûr 25
    ve ya'lemûne : ve bilecekler
  1076. 24-Nûr 28
    lem tecidû : bulamazsınız
  1077. 24-Nûr 29
    ya'lemu : bilir
  1078. 24-Nûr 31
    lem yazharû : zahir olmaz, farkına varmaz
  1079. 24-Nûr 31
    li yu'leme : bilinsin diye
  1080. 24-Nûr 31
    cemîan : topluca (hepiniz)
  1081. 24-Nûr 35
    es semâvâti : semalar
  1082. 24-Nûr 35
    lem temses-hu : ona değmez
  1083. 24-Nûr 35
    ve yadribullâhul emsâle : ve Allah örnekler, misaller verir
  1084. 24-Nûr 39
    lem yecid-hu : onu bulamadı
  1085. 24-Nûr 40
    lem yeked yerâ-hâ : neredeyse onu göremez
  1086. 24-Nûr 40
    lem yec'alillâhu (yec'ali allâhu) : Allah kılmazsa
  1087. 24-Nûr 41
    e lem tera : görmüyor musun, görmedin mi
  1088. 24-Nûr 41
    fî es semâvâti : semalarda
  1089. 24-Nûr 42
    es semâvâti : semalar
  1090. 24-Nûr 43
    e lem tera : görmüyor musun, görmedin mi
  1091. 24-Nûr 43
    min es semâi : semadan
  1092. 24-Nûr 45
    men yemşî : kimi yürür
  1093. 24-Nûr 45
    men yemşî : kimi yürür
  1094. 24-Nûr 45
    men yemşî : kimi yürür
  1095. 24-Nûr 50
    emirtâbû (em irtâbu) : veya, yoksa şüphe ettiler
  1096. 24-Nûr 50
    em yehâfûne : veya, yoksa korkuyorlar
  1097. 24-Nûr 51
    innemâ : ancak, sadece
  1098. 24-Nûr 51
    semi'nâ : işittik
  1099. 24-Nûr 53
    ve aksemû : ve yemin ettiler
  1100. 24-Nûr 53
    emerte-hum : sen onlara emrettin
  1101. 24-Nûr 54
    fe innemâ : o zaman sadece, yalnız
  1102. 24-Nûr 55
    kemestahlefellezîne (kemâ istahlefe ellezîne) : halife tayin ettiğimiz kimseler gibi
  1103. 24-Nûr 55
    emnen : emniyet, güven
  1104. 24-Nûr 58
    lem yeblugû : erişmemiş, ulaşmamış
  1105. 24-Nûr 60
    semîun : en iyi işiten
  1106. 24-Nûr 61
    cemîan : topluca
  1107. 24-Nûr 62
    innemâ : ancak, sadece, fakat
  1108. 24-Nûr 62
    alâ emrin : bir iş üzerine, bir iş için
  1109. 24-Nûr 62
    lem yezhebû : gitmezler
  1110. 24-Nûr 63
    kad ya'lemu : biliyordu
  1111. 24-Nûr 63
    an emri-hi : onun emrinden
  1112. 24-Nûr 64
    fî es semâvâti : göklerdeki
  1113. 24-Nûr 64
    kad ya'lemu : biliyordu
  1114. 25-Furkan 1
    li el âlemîne : âlemlere
  1115. 25-Furkan 2
    es semâvâti : semalar, gökler
  1116. 25-Furkan 2
    ve lem yettehız : ve edinmedi
  1117. 25-Furkan 2
    ve lem yekûn : ve olmadı
  1118. 25-Furkan 3
    ve lâ yemlikûne : ve malik değiller
  1119. 25-Furkan 3
    ve lâ yemlikûne : ve malik değiller
  1120. 25-Furkan 6
    ya'lemu : bilir
  1121. 25-Furkan 6
    fî es semâvâti : göklerde
  1122. 25-Furkan 7
    ve yemşî : ve yürür
  1123. 25-Furkan 9
    el emsâle : misaller, örnekler
  1124. 25-Furkan 12
    semiû : işittiler
  1125. 25-Furkan 15
    em : yoksa
  1126. 25-Furkan 17
    em : veya, yoksa
  1127. 25-Furkan 20
    ve yemşûne : ve yürürler
  1128. 25-Furkan 25
    es semâu : sema, gök
  1129. 25-Furkan 28
    lem ettehız : edinmeseydim
  1130. 25-Furkan 34
    ilâ cehenneme : cehenneme
  1131. 25-Furkan 36
    demmernâ-hum : onları helâk ettik, yok ettik
  1132. 25-Furkan 37
    lemmâ : olduğu zaman
  1133. 25-Furkan 38
    ve semûdâ : ve Semud (kavmi)
  1134. 25-Furkan 39
    el emsâle : misaller, örnekler
  1135. 25-Furkan 40
    e fe lem yekûnû : öyle olmadı mı, hâlâ olmadı mı
  1136. 25-Furkan 42
    ve sevfe ya'lemûne : ve bilecekler
  1137. 25-Furkan 44
    em : yoksa
  1138. 25-Furkan 45
    e lem tere : görmedin mi
  1139. 25-Furkan 45
    eş şemse : güneş
  1140. 25-Furkan 48
    mines semâi : semadan, gökten
  1141. 25-Furkan 58
    yemûtu : ölmez (ölümsüz olan)
  1142. 25-Furkan 59
    es semâvâti : semalar, gökler
  1143. 25-Furkan 61
    fî es semâi : semada, gökte
  1144. 25-Furkan 63
    yemşûne : yürürler
  1145. 25-Furkan 65
    cehenneme : cehennem
  1146. 25-Furkan 67
    lem yusrifû : israf etmezler
  1147. 25-Furkan 67
    ve lem yakturû : ve kısmazlar, cimrilik etmezler
  1148. 25-Furkan 68
    harreme : haram kıldı
  1149. 25-Furkan 73
    lem yahırrû : kapanmazlar, olmazlar
  1150. 26-Şuarâ 4
    min es semâi : semadan, gökten
  1151. 26-Şuarâ 7
    e ve lem yerev ilâ : ve görmüyorlar mı, görmediler mi
  1152. 26-Şuarâ 7
    kem : kaç, nice
  1153. 26-Şuarâ 15
    mustemiûne : işitenler
  1154. 26-Şuarâ 16
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1155. 26-Şuarâ 18
    lem nurabbi-ke : senin Rabbin (himaye edip yetiştiren) olmadık
  1156. 26-Şuarâ 21
    lemmâ : olduğu zaman, olduğundan dolayı
  1157. 26-Şuarâ 22
    temunnu-hâ : onu lütfettin, onunla lütufta bulundun
  1158. 26-Şuarâ 23
    el âlemîne : âlemler
  1159. 26-Şuarâ 24
    es semâvâti : semalar, gökler
  1160. 26-Şuarâ 25
    testemiûne : işitmiyorsunuz
  1161. 26-Şuarâ 39
    muctemiûne : toplananlar
  1162. 26-Şuarâ 41
    lemmâ : olduğu zaman
  1163. 26-Şuarâ 47
    el âlemîne : âlemler
  1164. 26-Şuarâ 49
    alleme-kum : size öğretti (öğreten)
  1165. 26-Şuarâ 49
    ta'lemûne : bileceksiniz
  1166. 26-Şuarâ 56
    cemîun : toplum, topluluk
  1167. 26-Şuarâ 61
    fe lemmâ : olduğu zaman
  1168. 26-Şuarâ 61
    el cem'âni : iki topluluk
  1169. 26-Şuarâ 64
    semme : oraya
  1170. 26-Şuarâ 76
    el akdemûne : kadim, eski, geçmiş
  1171. 26-Şuarâ 77
    el âlemîne : âlemler
  1172. 26-Şuarâ 98
    el âlemîne : âlemler
  1173. 26-Şuarâ 107
    emînun : emin, güvenilir
  1174. 26-Şuarâ 109
    el âlemîne : âlemler
  1175. 26-Şuarâ 116
    lem tentehi : vazgeçmezsen
  1176. 26-Şuarâ 125
    emînun : emin, güvenilir
  1177. 26-Şuarâ 127
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1178. 26-Şuarâ 132
    emedde-kum : size yardım etti
  1179. 26-Şuarâ 132
    ta'lemûne : siz biliyorsunuz
  1180. 26-Şuarâ 133
    emedde-kum : size yardım etti
  1181. 26-Şuarâ 136
    em : veya
  1182. 26-Şuarâ 136
    lem tekun : sen olmazsın
  1183. 26-Şuarâ 141
    semûdu : Semud kavmi
  1184. 26-Şuarâ 143
    emînun : emin, güvenilir
  1185. 26-Şuarâ 145
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1186. 26-Şuarâ 151
    emra : emre
  1187. 26-Şuarâ 153
    innemâ : ancak, sadece
  1188. 26-Şuarâ 156
    ve lâ temessû-hâ : ve ona dokunmayın
  1189. 26-Şuarâ 162
    emînun : emin, güvenilir
  1190. 26-Şuarâ 164
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1191. 26-Şuarâ 165
    min el âlemîne : âlemlerden (insanlardan)
  1192. 26-Şuarâ 167
    lem tentehi : sen vazgeçmezsen
  1193. 26-Şuarâ 172
    demmernâ : dumura uğrattık, nesillerini sona erdirdik
  1194. 26-Şuarâ 173
    ve emtarnâ : ve (yağmur) yağdırdık
  1195. 26-Şuarâ 178
    emînun : emin, güvenilir
  1196. 26-Şuarâ 180
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1197. 26-Şuarâ 185
    innemâ : ancak, sadece
  1198. 26-Şuarâ 187
    min es semâi : gökyüzünden
  1199. 26-Şuarâ 188
    a'lemu : daha iyi bilir, çok iyi bilir
  1200. 26-Şuarâ 192
    el âlemîne : âlemler
  1201. 26-Şuarâ 193
    er rûhu el emînu : Ruh'ûl Emin, Cebrail (A.S)
  1202. 26-Şuarâ 197
    ve lem yekun : ve olmadı
  1203. 26-Şuarâ 197
    en ya'leme-hu : onu bilmesi
  1204. 26-Şuarâ 197
    ulemâu : ulemalar, âlimler
  1205. 26-Şuarâ 198
    el a'cemîne : Arap olmayanlar
  1206. 26-Şuarâ 212
    anis sem'i (an es sem'i) : işitmekten
  1207. 26-Şuarâ 220
    es semîu : sem'îdir, en iyi işitendir
  1208. 26-Şuarâ 223
    yulkûnes sem'a : kulak verirler, dinlerler
  1209. 26-Şuarâ 225
    e lem tera : görmüyor musun, görmedin mi
  1210. 26-Şuarâ 227
    ve se ya'lemu : ve bilecekler
  1211. 26-Şuarâ 227
    zalemû : zulmettiler
  1212. 27-Neml 8
    lemmâ : olduğu zaman
  1213. 27-Neml 8
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1214. 27-Neml 10
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  1215. 27-Neml 10
    ve lem yuakkıb : ve arkasına bakmadı
  1216. 27-Neml 11
    zaleme : zulmetti
  1217. 27-Neml 13
    lemmâ : olduğu zaman
  1218. 27-Neml 18
    alâ vâdin nemli : karınca vadisine
  1219. 27-Neml 18
    nemletun : bir karınca
  1220. 27-Neml 18
    en nemlu : karıncalar (topluluğu)
  1221. 27-Neml 19
    tebesseme : tebessüm etti
  1222. 27-Neml 20
    em : veya, yoksa ... mı
  1223. 27-Neml 22
    lem tuhıt : sen ihata etmedin
  1224. 27-Neml 23
    temliku-hum : onlara melik olan, hükümdarlık yapan
  1225. 27-Neml 24
    li eş şemsi : güneşe
  1226. 27-Neml 25
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1227. 27-Neml 25
    ve ya'lemu : ve bilir
  1228. 27-Neml 27
    em : yoksa
  1229. 27-Neml 32
    emrî : işimde
  1230. 27-Neml 32
    emren : emir, iş
  1231. 27-Neml 33
    ve el emru : ve emir, iş
  1232. 27-Neml 36
    lemmâ : olduğu zaman
  1233. 27-Neml 39
    emînun : emin
  1234. 27-Neml 40
    lemmâ : olduğu zaman
  1235. 27-Neml 40
    em : yoksa
  1236. 27-Neml 40
    innemâ : sadece, yalnız
  1237. 27-Neml 41
    em : veya, yoksa
  1238. 27-Neml 42
    lemmâ : olduğu zaman
  1239. 27-Neml 44
    lemmâ : olduğu zaman
  1240. 27-Neml 44
    zalemtu : zulmettim
  1241. 27-Neml 44
    ve eslemtu : ve teslim oldum
  1242. 27-Neml 44
    el âlemîne : âlemler
  1243. 27-Neml 45
    semûde : Semud kavmi
  1244. 27-Neml 49
    tekâsemû : (karşılıklı) kasem ediyorlar, yemin ediyorlar
  1245. 27-Neml 51
    demmernâ-hum : onları yok ettik
  1246. 27-Neml 52
    zalemû : zulmettiler
  1247. 27-Neml 52
    ya'lemûne : biliyorlar
  1248. 27-Neml 57
    illemreetehu (illâ emreete-hu) : onun hanımı hariç
  1249. 27-Neml 58
    ve emtarnâ : ve yağmur yağdırdık
  1250. 27-Neml 59
    em : yoksa, veya
  1251. 27-Neml 60
    em : yoksa, veya
  1252. 27-Neml 60
    es semâvâti : semalar, gökler
  1253. 27-Neml 60
    min es semâi : semadan, gökten
  1254. 27-Neml 61
    em : yoksa, veya
  1255. 27-Neml 61
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  1256. 27-Neml 62
    em : yoksa, veya
  1257. 27-Neml 63
    em : yoksa, veya
  1258. 27-Neml 64
    em : yoksa, veya
  1259. 27-Neml 64
    min es semâi : semadan, göklerden
  1260. 27-Neml 65
    lâ ya'lemu : bilmez (bilemez)
  1261. 27-Neml 65
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1262. 27-Neml 70
    yemkurûne : hile yapıyorlar, tuzak kuruyorlar
  1263. 27-Neml 74
    ya'lemu : bilir
  1264. 27-Neml 75
    fî es semâi : semada, gökte
  1265. 27-Neml 84
    ve lem tuhîtû : ve siz ihata edemediniz
  1266. 27-Neml 84
    em : yoksa, veya
  1267. 27-Neml 85
    zalemû : zulmettiler
  1268. 27-Neml 86
    lem yerev : görmediler
  1269. 27-Neml 87
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1270. 27-Neml 88
    temurru : hareket eder
  1271. 27-Neml 91
    innemâ : ancak, sadece
  1272. 27-Neml 91
    harreme-hâ : onu hürmete lâyık kıldı
  1273. 27-Neml 92
    innemâ : ancak, sadece
  1274. 27-Neml 92
    innemâ : sadece
  1275. 28-Kasas 5
    en nemunne : ni'metlendirmek
  1276. 28-Kasas 7
    fî el yemmi : denize, nehire
  1277. 28-Kasas 12
    ve harremnâ : ve haram ettik, yasakladık
  1278. 28-Kasas 13
    ve li ta'leme : ve bilmesi için
  1279. 28-Kasas 13
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1280. 28-Kasas 14
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1281. 28-Kasas 16
    zalemtu : zulmettim
  1282. 28-Kasas 18
    bi el emsi : dün
  1283. 28-Kasas 19
    lemmâ : olduğu zaman
  1284. 28-Kasas 19
    kemâ : gibi
  1285. 28-Kasas 19
    bi el emsi : dün
  1286. 28-Kasas 20
    ye'temirûne : emir vermek için görüşüyorlar
  1287. 28-Kasas 22
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1288. 28-Kasas 23
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1289. 28-Kasas 23
    emreeteyni : iki kadın
  1290. 28-Kasas 25
    temşî : yürüyor
  1291. 28-Kasas 25
    fe lemmâ : olduğu zaman
  1292. 28-Kasas 26
    el emînu : emin, güvenilir
  1293. 28-Kasas 27
    semâniye : sekiz (8)
  1294. 28-Kasas 27
    in etmemte : eğer tamamlarsan
  1295. 28-Kasas 28
    eyyemâ : hangisi
  1296. 28-Kasas 29
    lemmâ : olduğu zaman
  1297. 28-Kasas 30
    lemmâ : olduğu zaman
  1298. 28-Kasas 30
    el âlemîne : âlemler
  1299. 28-Kasas 31
    lemmâ : olduğu zaman
  1300. 28-Kasas 31
    ve lem yuakkıb : ve (geri) dönmedi, arkasına bakmadı
  1301. 28-Kasas 36
    lemmâ : olduğu zaman
  1302. 28-Kasas 36
    ve mâ semi'nâ : ve biz işitmedik
  1303. 28-Kasas 37
    a'lemu : daha iyi bilir
  1304. 28-Kasas 40
    el yemmi : deniz
  1305. 28-Kasas 44
    el emre : emir
  1306. 28-Kasas 47
    bimâ kaddemet : takdim ettikleri şey, yaptıkları şey
  1307. 28-Kasas 48
    lemmâ : olduğu zaman
  1308. 28-Kasas 48
    ve lem : ve değil, olmadı
  1309. 28-Kasas 50
    lem yestecîbû : icabet etmezler
  1310. 28-Kasas 50
    fa'lem (fe ı'lem) : bil ki
  1311. 28-Kasas 50
    ennemâ : sadece, yalnız
  1312. 28-Kasas 55
    ve izâ semiû : ve işittikleri zaman
  1313. 28-Kasas 56
    a'lemu : en iyi bilendir
  1314. 28-Kasas 57
    ve lem numekkin : ve yerleşik kılmadık, sabit kılmadık
  1315. 28-Kasas 57
    haremen : harem olan, hürmet edilen
  1316. 28-Kasas 57
    semerâtu : ürünler
  1317. 28-Kasas 57
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  1318. 28-Kasas 58
    ve kem : ve kaç adet, nice
  1319. 28-Kasas 58
    lem tusken : iskân edilmedi (oturulmadı)
  1320. 28-Kasas 63
    kemâ : gibi
  1321. 28-Kasas 64
    lem yestecîbû : icabet etmezler
  1322. 28-Kasas 67
    emmâ : fakat
  1323. 28-Kasas 69
    ya'lemu : bilir
  1324. 28-Kasas 77
    kemâ : gibi
  1325. 28-Kasas 78
    innemâ : sadece, ancak
  1326. 28-Kasas 78
    ve lem ya'lem : ve bilmez
  1327. 28-Kasas 78
    cem'an : toplayarak
  1328. 28-Kasas 82
    temennev : temenni ettiler, dilediler
  1329. 28-Kasas 82
    bi el emsi : dün
  1330. 28-Kasas 85
    a'lemu : en iyi bilir
  1331. 29-Ankebût 3
    ya'leme : bilir
  1332. 29-Ankebût 3
    ya'lemene : ve muhakkak ki bilmektedir
  1333. 29-Ankebût 4
    em : yoksa, veya
  1334. 29-Ankebût 5
    es semîu : en iyi işiten
  1335. 29-Ankebût 6
    innemâ : sadece
  1336. 29-Ankebût 6
    anil âlemîne (an el âlemîne) : âlemlerden
  1337. 29-Ankebût 10
    bi a'leme : çok iyi bilen
  1338. 29-Ankebût 10
    el âlemîne : âlemler
  1339. 29-Ankebût 11
    ya'lemenne : muhakkak bilir
  1340. 29-Ankebût 11
    ya'lemenne : muhakkak bilir
  1341. 29-Ankebût 15
    li el âlemîne : âlemler için, âlemlere
  1342. 29-Ankebût 16
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  1343. 29-Ankebût 17
    innemâ : sadece, fakat
  1344. 29-Ankebût 17
    yemlikûne : malik değiller
  1345. 29-Ankebût 18
    umemun : ümmetler
  1346. 29-Ankebût 19
    lem yerev : görmediler
  1347. 29-Ankebût 22
    fî es semâi : semada, gökte
  1348. 29-Ankebût 28
    el âlemîne : âlemler
  1349. 29-Ankebût 31
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1350. 29-Ankebût 32
    a'lemu : daha iyi biliriz
  1351. 29-Ankebût 32
    illemreetehu (illâ emreete-hu) : onun hanımı hariç
  1352. 29-Ankebût 33
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1353. 29-Ankebût 33
    illemreeteke (illâ emreete-ke) : senin hanımın hariç
  1354. 29-Ankebût 34
    min es semâi : semadan
  1355. 29-Ankebût 38
    ve semûde : ve Semud (kavmi)
  1356. 29-Ankebût 41
    ya'lemûne : biliyorlar
  1357. 29-Ankebût 42
    ya'lemu : bilir
  1358. 29-Ankebût 43
    el emsâlu : misaller, örnekler
  1359. 29-Ankebût 44
    es semâvâti : semalar, gökler
  1360. 29-Ankebût 45
    ya'lemu : bilir
  1361. 29-Ankebût 46
    zalemû : zulmettiler
  1362. 29-Ankebût 48
    bi yemîni-ke : sağ elinle
  1363. 29-Ankebût 50
    innema : sadece, ancak
  1364. 29-Ankebût 50
    ve innemâ : ve sadece, ancak
  1365. 29-Ankebût 51
    ve lem yekfi-him : ve onlara kâfi gelmiyor, yetmiyor
  1366. 29-Ankebût 52
    ya'lemu : bilir
  1367. 29-Ankebût 52
    mâ fî es semâvâti : göklerde olanı
  1368. 29-Ankebût 53
    musemmen : belirlenmiş
  1369. 29-Ankebût 54
    cehenneme : cehennem
  1370. 29-Ankebût 60
    es semîu : en iyi işiten
  1371. 29-Ankebût 61
    es semâvâti : semalar, gökler
  1372. 29-Ankebût 61
    eş şemse : güneş
  1373. 29-Ankebût 63
    es semai (mines semai) : sema, gök (semadan, gökten)
  1374. 29-Ankebût 64
    ya'lemûne : bilirler
  1375. 29-Ankebût 65
    lemmâ : olduğu zaman
  1376. 29-Ankebût 66
    ve li yetemettaû : ve metalansınlar, faydalansınlar
  1377. 29-Ankebût 66
    ya'lemûne : bilecekler
  1378. 29-Ankebût 67
    ve lem yerev : ve görmediler
  1379. 29-Ankebût 68
    azlemu : daha zalim
  1380. 29-Ankebût 68
    lemmâ : olduğu zaman
  1381. 29-Ankebût 68
    cehenneme : cehennem
  1382. 3-Âl-i İmrân 5
    ve lâ fî es semâi : ve semâda, gökte
  1383. 3-Âl-i İmrân 7
    muhkemâtun : muhkem, hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan, kesin hükmedilmiş olan
  1384. 3-Âl-i İmrân 7
    fe emmâ ellezîne : fakat onlar
  1385. 3-Âl-i İmrân 7
    ve mâ ya'lemu : ve bilmez
  1386. 3-Âl-i İmrân 10
    emvâlu-hum : onların malları
  1387. 3-Âl-i İmrân 12
    ilâ cehenneme : cehenneme (cehennemde)
  1388. 3-Âl-i İmrân 14
    el musevvemeti : salma atlar
  1389. 3-Âl-i İmrân 20
    eslemtu : ben teslim ettim
  1390. 3-Âl-i İmrân 20
    e eslemtum : siz teslim oldunuz mu
  1391. 3-Âl-i İmrân 20
    fe in eslemû : o zaman eğer teslim etilerse
  1392. 3-Âl-i İmrân 20
    innemâ : sadece
  1393. 3-Âl-i İmrân 23
    e lem tera : görmedin mi
  1394. 3-Âl-i İmrân 24
    temesse-nâ : bize dokunmaz
  1395. 3-Âl-i İmrân 25
    izâ cema'nâ-hum : onları topladığımız zaman
  1396. 3-Âl-i İmrân 25
    yuzlemûne : zulm olunmazlar, haksızlığa uğramazlar
  1397. 3-Âl-i İmrân 29
    ya'lem-hu allâhu : Allah onu bilir
  1398. 3-Âl-i İmrân 29
    ve ya'lemu : ve bilir
  1399. 3-Âl-i İmrân 29
    mâ fî es semâvâti : göklerde olan şeyleri
  1400. 3-Âl-i İmrân 30
    emeden baîden : uzak bir mesafe
  1401. 3-Âl-i İmrân 33
    âdeme ve nûhan : Hazreti Âdem ve Hazreti Nuh
  1402. 3-Âl-i İmrân 33
    alâ el âlemîne : âlemlerin üstüne
  1403. 3-Âl-i İmrân 34
    ve allâhu semîun : ve Allah en iyi işiten
  1404. 3-Âl-i İmrân 35
    ente es semîu el alîmu : sen en iyi işiten, en iyi bilensin
  1405. 3-Âl-i İmrân 36
    fe lemmâ : fakat .... olunca
  1406. 3-Âl-i İmrân 36
    ve allâhu a'lemu : ve Allah bildi, biliyordu
  1407. 3-Âl-i İmrân 36
    semmeytu-hâ : onu isimlendirdim, adını koydum
  1408. 3-Âl-i İmrân 36
    meryeme : meryem
  1409. 3-Âl-i İmrân 37
    kullemâ dehale : her girişinde
  1410. 3-Âl-i İmrân 37
    kâle yâ meryemu : ey Meryem dedi
  1411. 3-Âl-i İmrân 38
    semîu ed duâi : duayı işitensin
  1412. 3-Âl-i İmrân 41
    illâ remzan : rumuzdan (işaretten) başka
  1413. 3-Âl-i İmrân 42
    meryemu : ey Meryem
  1414. 3-Âl-i İmrân 42
    alâ nisâi el âlemîne : âlemlerin kadınları üzerin
  1415. 3-Âl-i İmrân 43
    meryemu : ey Meryem
  1416. 3-Âl-i İmrân 44
    yekfulu meryeme : Meryem'e kefil olacak, bakımını üstlenecek
  1417. 3-Âl-i İmrân 45
    meryemu : ey Meryem
  1418. 3-Âl-i İmrân 45
    el mesîhu îsebnu meryeme : Mesih Meryemoğlu İsa
  1419. 3-Âl-i İmrân 47
    ve lem yemses-nî : ve bana dokunmadı
  1420. 3-Âl-i İmrân 47
    izâ kadâ emren : bir emrin (işin) olmasını takdir ettiği zaman
  1421. 3-Âl-i İmrân 47
    fe innemâ : sadece
  1422. 3-Âl-i İmrân 52
    fe lemmâ : fakat, ... olunca
  1423. 3-Âl-i İmrân 56
    fe emma : artık, fakat öyle ise
  1424. 3-Âl-i İmrân 57
    ve emmâ : ve lakin, fakat
  1425. 3-Âl-i İmrân 59
    âdeme : Hz. Âdem
  1426. 3-Âl-i İmrân 66
    vallâhu ya'lemu : ve Allah bilir
  1427. 3-Âl-i İmrân 66
    lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz, bilmezsiniz
  1428. 3-Âl-i İmrân 71
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  1429. 3-Âl-i İmrân 75
    ya'lemûne : biliyorlar
  1430. 3-Âl-i İmrân 77
    semenen kalîlen : az bir değer
  1431. 3-Âl-i İmrân 78
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  1432. 3-Âl-i İmrân 81
    lemâ : olduğu zaman
  1433. 3-Âl-i İmrân 83
    esleme : teslim oldu
  1434. 3-Âl-i İmrân 83
    fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
  1435. 3-Âl-i İmrân 96
    li el âlemîne : âlemler için
  1436. 3-Âl-i İmrân 97
    an el âlemîne : âlemlerden
  1437. 3-Âl-i İmrân 102
    ve lâ temûtunne (temûtu enne) : ve sakın siz ölmeyin
  1438. 3-Âl-i İmrân 103
    cemîân : topluca, hepiniz
  1439. 3-Âl-i İmrân 106
    fe emmâ : o zaman
  1440. 3-Âl-i İmrân 107
    ve emmâ : ve amma, amma ...ise
  1441. 3-Âl-i İmrân 108
    li el âlemîne : âlemler için, âlemlere
  1442. 3-Âl-i İmrân 109
    mâ fî es semâvâti : göklerdeki şeyler, ne varsa
  1443. 3-Âl-i İmrân 116
    emvâlu-hum : onların malları
  1444. 3-Âl-i İmrân 117
    zalemû : zulmettiler
  1445. 3-Âl-i İmrân 117
    ve mâ zaleme-hum : ve onlara zulmetmedi
  1446. 3-Âl-i İmrân 120
    in temses-kum : eğer size değerse, dokunursa
  1447. 3-Âl-i İmrân 121
    semîun : en iyi işiten
  1448. 3-Âl-i İmrân 122
    iz hemmet : hamletti, meyletti
  1449. 3-Âl-i İmrân 128
    min el emri : emirden, işten
  1450. 3-Âl-i İmrân 129
    mâ fî es semâvâti : göklerde ne varsa
  1451. 3-Âl-i İmrân 133
    es semâvâtu : semâlar, gökler
  1452. 3-Âl-i İmrân 135
    ev zalemû : veya zulmettiler
  1453. 3-Âl-i İmrân 135
    ve lem yusırrû : ve ısrar etmezler
  1454. 3-Âl-i İmrân 135
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  1455. 3-Âl-i İmrân 140
    in yemses-kum : eğer size dokunursa
  1456. 3-Âl-i İmrân 140
    ve li ya'leme allâhu : ve Allah bilmesi, belli etmesi için
  1457. 3-Âl-i İmrân 141
    ve yemhaka : ve yavaş yavaş helâk etmesi
  1458. 3-Âl-i İmrân 142
    em hasibtum : yoksa siz zannediyor musunuz
  1459. 3-Âl-i İmrân 142
    ve lemmâ : ve ancak, dışında, ...olmadıkça
  1460. 3-Âl-i İmrân 142
    ya'lemi allâhu : Allah'ın bilmesi, belli etmesi
  1461. 3-Âl-i İmrân 142
    ve ya'leme : ve bilir, belli eder
  1462. 3-Âl-i İmrân 143
    temennevne : siz temenni ediyorsunuz
  1463. 3-Âl-i İmrân 145
    en temûte : ölmek, ölmesi
  1464. 3-Âl-i İmrân 147
    emri-nâ : işimizde
  1465. 3-Âl-i İmrân 151
    lem yunezzil bi-hî : indirmediği bir şey
  1466. 3-Âl-i İmrân 152
    fî el emri : emir hakkında
  1467. 3-Âl-i İmrân 154
    emeneten : emniyet, güvenmek
  1468. 3-Âl-i İmrân 154
    kad ehemmet-hum : onlar kendilerine ehemmiyet vermişlerdi, önemsemişti
  1469. 3-Âl-i İmrân 154
    minel emri : işten, emirden
  1470. 3-Âl-i İmrân 154
    inne el emre : muhakkak ki emir, iş
  1471. 3-Âl-i İmrân 154
    minel emri : emirden, işten
  1472. 3-Âl-i İmrân 155
    el cem'âni : iki cemaat, iki topluluk
  1473. 3-Âl-i İmrân 155
    innemâ : fakat, ancak, oysa
  1474. 3-Âl-i İmrân 159
    fî el emri : işler konusunda
  1475. 3-Âl-i İmrân 161
    yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlık yapılmaz
  1476. 3-Âl-i İmrân 162
    cehennemu : cehennem
  1477. 3-Âl-i İmrân 165
    e ve lemmâ : ve ... olduğu zaman
  1478. 3-Âl-i İmrân 166
    el cem'âni : iki grup, iki topluluk
  1479. 3-Âl-i İmrân 166
    ve li ya'leme : ve bilmesi için
  1480. 3-Âl-i İmrân 167
    ve li ya'leme : ve bilmesi, belirlenmesi için
  1481. 3-Âl-i İmrân 167
    lev na'lemu : şayet biz bilseydik
  1482. 3-Âl-i İmrân 167
    a'lemu : daha iyi, en iyi bilir
  1483. 3-Âl-i İmrân 169
    emvâten : ölüler
  1484. 3-Âl-i İmrân 170
    lem yelhakû : henüz katılmayanlar
  1485. 3-Âl-i İmrân 173
    kad cemeû : toplanmışlardı
  1486. 3-Âl-i İmrân 174
    lem yemses-hum : onlara dokunmadı
  1487. 3-Âl-i İmrân 175
    innemâ : ancak, sadece, fakat
  1488. 3-Âl-i İmrân 178
    ennemâ : ... olduğu, ... olması
  1489. 3-Âl-i İmrân 178
    innemâ : ancak, sadece
  1490. 3-Âl-i İmrân 179
    yemîze : ayırt eder, ayırır
  1491. 3-Âl-i İmrân 180
    mîrâsu es semâvâti : semâların, göklerin mirası
  1492. 3-Âl-i İmrân 181
    semia allâhu : Allah işitti
  1493. 3-Âl-i İmrân 182
    kaddemet : takdim ettiğiniz (yaptığınız)
  1494. 3-Âl-i İmrân 185
    ve innemâ : ve lakin, fakat, amma
  1495. 3-Âl-i İmrân 186
    emvâli-kum : kendi mallarınız konusunda, hususunda
  1496. 3-Âl-i İmrân 187
    semenen kalîlen : az bir değere
  1497. 3-Âl-i İmrân 188
    bi mâ lem yef'alû : yapmadıkları şey ile
  1498. 3-Âl-i İmrân 189
    mulku es semâvâti : semâların, göklerin mülkü
  1499. 3-Âl-i İmrân 190
    es semâvâti : semâlar, gökler
  1500. 3-Âl-i İmrân 191
    fî halkı es semâvâti : göklerin yaratılışı hakkında
  1501. 3-Âl-i İmrân 193
    semi'nâ : işittik
  1502. 3-Âl-i İmrân 197
    cehennemu : cehennem
  1503. 3-Âl-i İmrân 199
    semenen kalîlen : az bir pahaya, değere, bedele
  1504. 30-Rûm 4
    emru : emir
  1505. 30-Rûm 6
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1506. 30-Rûm 7
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  1507. 30-Rûm 8
    e ve lem yetefekkerû : ve tefekkür etmiyorlar mı, düşünmüyorlar mı
  1508. 30-Rûm 8
    es semâvâti : semalar, gökler
  1509. 30-Rûm 8
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  1510. 30-Rûm 9
    lem yesîrû : dolaşmıyorlar
  1511. 30-Rûm 13
    lem yekun : olmaz
  1512. 30-Rûm 15
    emme : ama, fakat
  1513. 30-Rûm 16
    emmâ : ama, fakat
  1514. 30-Rûm 18
    es semâvâti : semalar, gökler
  1515. 30-Rûm 22
    es semâvâti : semalar, gökler
  1516. 30-Rûm 24
    min es semâi : semadan, gökten
  1517. 30-Rûm 25
    es semâu : sema, gökyüzü
  1518. 30-Rûm 25
    emiri-hi : onun emri
  1519. 30-Rûm 26
    es semâvâti : semalar, gökler
  1520. 30-Rûm 27
    es semâvâti : semalar, gökler
  1521. 30-Rûm 29
    zalemû : zulmettiler
  1522. 30-Rûm 30
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1523. 30-Rûm 34
    temetteû : metalansınlar
  1524. 30-Rûm 34
    ta'lemûne : bileceksiniz
  1525. 30-Rûm 35
    em : yoksa
  1526. 30-Rûm 35
    yetekellemu : söylüyor, söyler
  1527. 30-Rûm 36
    kaddemet : takdim etti
  1528. 30-Rûm 37
    e ve lem yerev : ve görmüyorlar mı
  1529. 30-Rûm 39
    emvâli : mallar
  1530. 30-Rûm 44
    yemhedûne : hazırlık yaparlar, hazırlık yapıyorlar
  1531. 30-Rûm 46
    bi emri-hi : onun emri ile
  1532. 30-Rûm 48
    fî es semâi : semada, gökte
  1533. 30-Rûm 56
    lâ ta'lemûne : siz bilmiyorsunuz
  1534. 30-Rûm 57
    zalemû : zulmedenler
  1535. 30-Rûm 59
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1536. 31-Lokman 7
    lem yesma'-hâ : onu işitmedi (işitmiyor)
  1537. 31-Lokman 10
    es semâvâti : semalar, gökler
  1538. 31-Lokman 10
    en temîde : sarsar diye (sarsmasın diye)
  1539. 31-Lokman 10
    min es semâi : semadan, göklerden
  1540. 31-Lokman 12
    innemâ : sadece
  1541. 31-Lokman 16
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1542. 31-Lokman 18
    ve lâ temşi : ve yürüme
  1543. 31-Lokman 20
    lem terev : görmediniz
  1544. 31-Lokman 20
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1545. 31-Lokman 22
    istemseke : tutundu
  1546. 31-Lokman 25
    es semâvâti : semalar, gökler
  1547. 31-Lokman 25
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  1548. 31-Lokman 26
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1549. 31-Lokman 27
    yemuddu-hu : ona ekler
  1550. 31-Lokman 28
    semîun : en iyi işiten
  1551. 31-Lokman 29
    lem tere : görmedin
  1552. 31-Lokman 29
    eş şemse : güneş
  1553. 31-Lokman 29
    musemmen : belirli
  1554. 31-Lokman 31
    e lem tere : görmedin mi
  1555. 31-Lokman 32
    lemmâ : olduğu zaman
  1556. 31-Lokman 34
    ve ya'lemu : ve bilir
  1557. 31-Lokman 34
    temûtu : ölür
  1558. 32-Secde 2
    el âlemîne : âlemler
  1559. 32-Secde 3
    em : yoksa, veya
  1560. 32-Secde 4
    es semâvâti : semalar, gökler
  1561. 32-Secde 5
    el emre : emir, Allah'tan gelen ve Allah'a dönen herşey
  1562. 32-Secde 5
    min es semâi : göklerden
  1563. 32-Secde 9
    es sem'a : işitme hassası
  1564. 32-Secde 12
    ve semi'nâ : ve biz işittik
  1565. 32-Secde 13
    emleenne : mutlaka dolduracağım
  1566. 32-Secde 13
    cehenneme : cehennem
  1567. 32-Secde 15
    innemâ : fakat, sadece, ancak
  1568. 32-Secde 17
    fe lâ ta'lemu : bilmez
  1569. 32-Secde 19
    emmâ : ama, fakat
  1570. 32-Secde 20
    emmellezîne (emmâ ellezîne) : fakat onlar
  1571. 32-Secde 22
    azlemu : daha zalim
  1572. 32-Secde 24
    bi emrinâ : bizim emrimizle
  1573. 32-Secde 24
    lemmâ : ancak, olunca, oldukları için
  1574. 32-Secde 26
    ve lem yehdi : ve hidayete erdirmedi
  1575. 32-Secde 26
    kem : kaç, nice
  1576. 32-Secde 26
    yemşûne : yürürler, dolaşırlar
  1577. 32-Secde 27
    e ve lem yerev : ve görmüyorlar mı, görmediler mi
  1578. 33-Ahzâb 5
    lem ta'lemû : bilmiyorsunuz
  1579. 33-Ahzâb 7
    ve îsebni meryeme : ve Meryemoğlu İsa
  1580. 33-Ahzâb 9
    lem terev-hâ : siz onu görmediniz (göremediniz)
  1581. 33-Ahzâb 18
    ya'lemu allâhu : Allah bilir
  1582. 33-Ahzâb 19
    lem yu'minû : mü'min değiller, inanmazlar
  1583. 33-Ahzâb 20
    lem yezhebû : gitmedi
  1584. 33-Ahzâb 22
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  1585. 33-Ahzâb 25
    lem yenâlû : nail olmadılar, isteklerine ulaşamadılar
  1586. 33-Ahzâb 27
    ve emvâle-hum : ve onların malları
  1587. 33-Ahzâb 27
    lem tetau-hâ : ve ona ayak basmadınız
  1588. 33-Ahzâb 28
    cemîlen : güzel
  1589. 33-Ahzâb 33
    innemâ : sadece, yalnız
  1590. 33-Ahzâb 36
    emren : emir, durum, hal
  1591. 33-Ahzâb 36
    min emri-him : onların emrinden, onların işlerinden
  1592. 33-Ahzâb 37
    emsik : tut
  1593. 33-Ahzâb 37
    lemmâ : olduğu zaman
  1594. 33-Ahzâb 37
    emrullâhi (emru allâhi) : Allah'ın emri
  1595. 33-Ahzâb 38
    emru allâhi : Allah'ın emri
  1596. 33-Ahzâb 40
    ve hâtemen : ve sonuncu
  1597. 33-Ahzâb 49
    en temessû-hunne : sizin dokunmanız, temas etmeniz
  1598. 33-Ahzâb 49
    cemîlen : güzel
  1599. 33-Ahzâb 50
    yemînu-ke \n(mâ meleket yemînu-ke) : senin elin \n: (elinin altında sahip olduğun)
  1600. 33-Ahzâb 50
    vemreeten (ve imreeten) : ve kadın, hanım
  1601. 33-Ahzâb 51
    ya'lemu : o bilir
  1602. 33-Ahzâb 52
    yemînu-ke : senin ellerin
  1603. 33-Ahzâb 52
    mâ meleket yemînu-ke : elinin altında olan şey
  1604. 33-Ahzâb 58
    ihtemelû : yüklendiler
  1605. 33-Ahzâb 60
    lem yentehi : vazgeçmezler, son vermezler
  1606. 33-Ahzâb 63
    innemâ : sadece, yalnız
  1607. 33-Ahzâb 72
    el emânete : emanet
  1608. 33-Ahzâb 72
    alâ es semâvâti : göklere
  1609. 34-Sebe 1
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1610. 34-Sebe 2
    ya'lemu : bilir
  1611. 34-Sebe 2
    min es semâi : semadan, gökten
  1612. 34-Sebe 3
    fî es semâvâti : semalarda
  1613. 34-Sebe 8
    em : veya, yoksa
  1614. 34-Sebe 9
    lem yerev : görmüyorlar, görmediler
  1615. 34-Sebe 9
    min es semâi : göklerden
  1616. 34-Sebe 9
    min es semâi : semadan, göklerden
  1617. 34-Sebe 12
    an emri-nâ : emrimizden
  1618. 34-Sebe 13
    ve temâsîle : ve timsaller
  1619. 34-Sebe 14
    lemmâ : olduğu zaman
  1620. 34-Sebe 14
    lemmâ : olduğu zaman
  1621. 34-Sebe 14
    ya'lemûne : bilirler
  1622. 34-Sebe 15
    an yemînin : sağdan
  1623. 34-Sebe 19
    ve zalemû : ve zulmettiler
  1624. 34-Sebe 21
    li na'leme : bilmemiz için
  1625. 34-Sebe 22
    yemlikûne : malik değiller, güçleri yetmez
  1626. 34-Sebe 22
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1627. 34-Sebe 24
    min es semâvâti : semalardan, göklerden
  1628. 34-Sebe 25
    ecremnâ : biz cürüm yaptık, suç işledik
  1629. 34-Sebe 28
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  1630. 34-Sebe 33
    lemmâ : olduğu zaman
  1631. 34-Sebe 35
    emvâlen : mallar (mal olarak)
  1632. 34-Sebe 36
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  1633. 34-Sebe 37
    emvâlu-kum : sizin mallarınız
  1634. 34-Sebe 40
    cemîan : hepsini, tümünü
  1635. 34-Sebe 42
    yemliku : malik olmaz, olamaz, gücü yetmez
  1636. 34-Sebe 42
    zalemû : zalimler, zulmedenler
  1637. 34-Sebe 43
    lemmâ : olduğu zaman
  1638. 34-Sebe 46
    innemâ : ancak, sadece
  1639. 34-Sebe 50
    innemâ : ancak, sadece
  1640. 34-Sebe 50
    semîun : en iyi işitendir
  1641. 34-Sebe 54
    kemâ : gibi
  1642. 35-Fâtır 1
    es semâvâti : semalar, gökler
  1643. 35-Fâtır 3
    min es semâi : semadan, gökten
  1644. 35-Fâtır 6
    innemâ : ancak, sadece
  1645. 35-Fâtır 10
    cemîan : hepsi, bütün, tamamen
  1646. 35-Fâtır 10
    yemkurûne : hile yaparlar, tuzak kurarlar
  1647. 35-Fâtır 13
    eş şemse : güneş
  1648. 35-Fâtır 13
    musemmen : belirli, belirlenmiş
  1649. 35-Fâtır 13
    yemlikûne : sahip olamazlar, malik olamazlar
  1650. 35-Fâtır 14
    semiû : işittiler
  1651. 35-Fâtır 18
    innemâ : ancak, sadece
  1652. 35-Fâtır 18
    innemâ : ancak, sadece
  1653. 35-Fâtır 22
    el emvâtu : ölüler
  1654. 35-Fâtır 27
    e lem tere : görmedin mi
  1655. 35-Fâtır 27
    min es semâi : semadan, gökten
  1656. 35-Fâtır 27
    semerâtin : ürünler, meyveler
  1657. 35-Fâtır 28
    innemâ : sadece, ancak
  1658. 35-Fâtır 28
    el ulemâu : âlimler
  1659. 35-Fâtır 35
    yemessu-nâ : bize dokunmaz
  1660. 35-Fâtır 35
    ve lâ yemessu-nâ : ve bize dokunmaz
  1661. 35-Fâtır 36
    cehenneme : cehennem
  1662. 35-Fâtır 36
    yemûtû : ölsünler
  1663. 35-Fâtır 37
    ve lem nuammir-kum : ve size ömür vermedik
  1664. 35-Fâtır 38
    es semâvâti : semalar, gökler
  1665. 35-Fâtır 40
    em : yoksa, veya (öyle) mi
  1666. 35-Fâtır 40
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1667. 35-Fâtır 40
    em : yoksa, veya
  1668. 35-Fâtır 41
    es semâvâti : samalar, gökler
  1669. 35-Fâtır 41
    emseke-humâ : o ikisini tutar
  1670. 35-Fâtır 42
    ve aksemû : ve kasem ettiler
  1671. 35-Fâtır 42
    el umemi : ümmetler
  1672. 35-Fâtır 42
    lemmâ : olduğu zaman
  1673. 35-Fâtır 44
    ve lem yesîrû \n(e lem yenzurû) : ve gezmediler \n: (bakmadılar mı)
  1674. 35-Fâtır 44
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1675. 35-Fâtır 45
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  1676. 36-Yâsin 10
    em : veya, mı
  1677. 36-Yâsin 10
    lem tunzir-hum : onları uyarmadın
  1678. 36-Yâsin 11
    innemâ : fakat, ancak, sadece
  1679. 36-Yâsin 12
    kaddemû : takdim ettikleri şeyleri
  1680. 36-Yâsin 16
    ya'lemu : bilir
  1681. 36-Yâsin 18
    in lem tentehû : eğer vazgeçmezseniz
  1682. 36-Yâsin 18
    nercume- enne-kum \n(receme) : biz sizi mutlaka taşlarız \n: (taşladı)
  1683. 36-Yâsin 18
    yemesse- enne-kum \n(messe) : size mutlaka dokunacak \n: (dokundu)
  1684. 36-Yâsin 26
    ya'lemûne : bilirler
  1685. 36-Yâsin 27
    min el mukremîne : ikram edilenlerden
  1686. 36-Yâsin 28
    min es semâi : semadan, gökten
  1687. 36-Yâsin 31
    e lem yerev : görmediler mi
  1688. 36-Yâsin 31
    kem : nice, kaç
  1689. 36-Yâsin 32
    lemmâ : olduğu zaman
  1690. 36-Yâsin 32
    cemîun : toplanma
  1691. 36-Yâsin 35
    min semeri-hi : onun ürününden, meyvesinden
  1692. 36-Yâsin 36
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  1693. 36-Yâsin 38
    ve eş şemsu : ve güneş
  1694. 36-Yâsin 40
    leş şemsu (lâ eş şemsu) : güneş olmaz (olamaz)
  1695. 36-Yâsin 53
    cemîun : toplu olarak, hepsi
  1696. 36-Yâsin 54
    tuzlemu : zulmedilmez
  1697. 36-Yâsin 60
    e lem a'had : ahd almadım mı
  1698. 36-Yâsin 60
    yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
  1699. 36-Yâsin 62
    lem tekûnû : olmuyorsunuz, olmazsınız
  1700. 36-Yâsin 63
    cehennem : cehennem
  1701. 36-Yâsin 69
    ve mâ allemnâ-hu : ve biz ona öğretmedik
  1702. 36-Yâsin 71
    ve lem yerev : ve görmüyorlar, görmediler
  1703. 36-Yâsin 76
    na'lemu : biliriz
  1704. 36-Yâsin 77
    ve lem yera : ve görmüyorlar, görmediler
  1705. 36-Yâsin 78
    remîmun : çürüyüp dağılmış
  1706. 36-Yâsin 81
    es semâvâti : semalar, gökler
  1707. 36-Yâsin 82
    innemâ : sadece
  1708. 36-Yâsin 82
    emru-hu : onun emri
  1709. 37-Sâffât 5
    es semâvâti : semalar, gökler
  1710. 37-Sâffât 6
    es semâe : sema, gökyüzü
  1711. 37-Sâffât 8
    yessemmeûne ilâ : kulak veremezler, dinleyemezler
  1712. 37-Sâffât 11
    em : yoksa, veya
  1713. 37-Sâffât 19
    innemâ : yalnızca, sadece
  1714. 37-Sâffât 22
    ellezîne zalemû : ki onlar zulmettiler, zulmedenler
  1715. 37-Sâffât 28
    an el yemîni : sağ taraftan
  1716. 37-Sâffât 29
    lem tekûnû : siz olmadınız
  1717. 37-Sâffât 42
    mukremûne : ikram olunanlar
  1718. 37-Sâffât 62
    em : yoksa, veya
  1719. 37-Sâffât 79
    fî el âlemîne : âlemler içinde
  1720. 37-Sâffât 87
    el âlemîne : âlemler
  1721. 37-Sâffât 93
    bi el yemîni : sağ eli ile
  1722. 37-Sâffât 102
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  1723. 37-Sâffât 103
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  1724. 37-Sâffât 103
    eslemâ : ikisi teslim oldu
  1725. 37-Sâffât 136
    demmernâ : dumura uğrattık, kökünü kazıdık, yok ettik
  1726. 37-Sâffât 137
    temurrûne : geçip gidiyorsunuz, uğruyorsunuz
  1727. 37-Sâffât 141
    heme : kur'aya katıldı, kur'a çekti.
  1728. 37-Sâffât 150
    em : veya, yoksa
  1729. 37-Sâffât 156
    em : yoksa, veya
  1730. 37-Sâffât 170
    ya'lemûne : bilecekler
  1731. 37-Sâffât 182
    el âlemîne : âlemler
  1732. 38-Sâd 3
    kem : kaç, nice
  1733. 38-Sâd 7
    semi'nâ : biz işitmedik
  1734. 38-Sâd 8
    lemmâ yezûkû : henüz tatmadılar
  1735. 38-Sâd 9
    em : yoksa, yahut ..... mı
  1736. 38-Sâd 10
    em : yoksa, veya, ya da
  1737. 38-Sâd 10
    es semâvâti : semalar, gökler
  1738. 38-Sâd 13
    ve semûdu : ve Semud
  1739. 38-Sâd 24
    ennemâ : olduğunu
  1740. 38-Sâd 27
    es semâe : sema, gökyüzü
  1741. 38-Sâd 28
    em : yoksa, veya, hem de, ya da, hiç
  1742. 38-Sâd 28
    em : yoksa, veya, hem de, ya da
  1743. 38-Sâd 36
    bi emri-hi : onun emriyle
  1744. 38-Sâd 39
    femnun : artık ni'metlendir, ver, lütufta bulun
  1745. 38-Sâd 39
    emsik : tut
  1746. 38-Sâd 56
    cehenneme : cehennem
  1747. 38-Sâd 60
    kaddemtumû-hu : onu siz takdim ettiniz
  1748. 38-Sâd 61
    kaddeme : takdim etti, sebep oldu
  1749. 38-Sâd 63
    em : veya, yoksa
  1750. 38-Sâd 65
    innemâ : sadece
  1751. 38-Sâd 66
    es semâvâti : semalar, gökler
  1752. 38-Sâd 70
    ennemâ : olduğu
  1753. 38-Sâd 75
    em : yoksa
  1754. 38-Sâd 85
    emleenne : dolduracağım
  1755. 38-Sâd 85
    cehenneme : cehennem
  1756. 38-Sâd 87
    li el âlemîne : âlemler için, âlemlere
  1757. 38-Sâd 88
    talemunne : bileceksiniz, öğreneceksiniz
  1758. 39-Zümer 5
    es semâvâti : semalar, gökler
  1759. 39-Zümer 5
    eş şemse : güneş
  1760. 39-Zümer 5
    musemmen : belirlenmiş
  1761. 39-Zümer 6
    semâniyete : sekiz
  1762. 39-Zümer 8
    temetta : metalan, faydalan
  1763. 39-Zümer 9
    em : yoksa, veya
  1764. 39-Zümer 9
    ya'lemûne : biliyorlar, bilirler
  1765. 39-Zümer 9
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  1766. 39-Zümer 9
    innemâ : ancak, sadece, ama
  1767. 39-Zümer 10
    innemâ : ancak, sadece, ama
  1768. 39-Zümer 18
    yestemiûne : işitirler
  1769. 39-Zümer 21
    lem tere : sen görmedin
  1770. 39-Zümer 21
    es semâi : sema, gökyüzü, gök
  1771. 39-Zümer 26
    ya'lemûne : biliyorlar
  1772. 39-Zümer 29
    selemen : teslim olan, bağlı olan
  1773. 39-Zümer 29
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1774. 39-Zümer 32
    azlemu : daha zalim
  1775. 39-Zümer 32
    cehenneme : cehennem
  1776. 39-Zümer 38
    es semâvâti : semalar, gökler
  1777. 39-Zümer 39
    ta'lemûne : bileceksiniz
  1778. 39-Zümer 41
    innemâ : ancak, yalnız, sadece
  1779. 39-Zümer 42
    lem temut : ölmedi
  1780. 39-Zümer 42
    musemmen : belirlenmiş, tayin edilmiş
  1781. 39-Zümer 43
    em : veya, yoksa
  1782. 39-Zümer 43
    yemlikûne : malik olmazlar, güçleri yetmez
  1783. 39-Zümer 44
    cemîân : tümü, hepsi
  1784. 39-Zümer 44
    es semâvâti : semalar, gökler
  1785. 39-Zümer 46
    es semâvâti : semalar, gökler
  1786. 39-Zümer 47
    zalemû : zulmettiler
  1787. 39-Zümer 47
    cemîan : hepsi, tümü
  1788. 39-Zümer 47
    lem yekûnû yahtesibûne : hesap etmiyorlar, hesap etmediler hesaba katmıyorlar, hesaba katmadılar
  1789. 39-Zümer 49
    innemâ : ancak, yalnız, sadece
  1790. 39-Zümer 49
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1791. 39-Zümer 51
    zalemû : zulmettiler
  1792. 39-Zümer 52
    ve lem ya'lemû : ve bilmiyorlar, bilmediler
  1793. 39-Zümer 53
    cemîan : hepsi, tümü
  1794. 39-Zümer 60
    cehenneme : cehennem
  1795. 39-Zümer 61
    yemessu-hum : onlara dokunmaz
  1796. 39-Zümer 63
    es semâvâti : semalar, gökler
  1797. 39-Zümer 67
    cemîan : hepsi, bütün, tamamı
  1798. 39-Zümer 67
    ve es semâvâtu : ve semalar
  1799. 39-Zümer 67
    bi yemîni-hi : onun eliyle, kudretiyle
  1800. 39-Zümer 68
    es semâvâti : semalar, gökler
  1801. 39-Zümer 69
    yuzlemûne : zulmedilmez
  1802. 39-Zümer 70
    a'lemu : çok iyi bilir, en iyi bilir
  1803. 39-Zümer 71
    ilâ cehenneme : cehenneme
  1804. 39-Zümer 71
    lem ye'ti-kum : gelmedi
  1805. 39-Zümer 72
    cehenneme : cehennem
  1806. 39-Zümer 75
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  1807. 4-Nisâ 2
    emvâle-hum : onların mallarını
  1808. 4-Nisâ 2
    emvâle-hum : onların mallarını
  1809. 4-Nisâ 2
    ilâ emvâli-kum : kendi mallarınıza, sizin mallarınıza
  1810. 4-Nisâ 5
    emvâle-kum(u) : sizin mallarınızı
  1811. 4-Nisâ 6
    emvâle-hum : onların mallarını
  1812. 4-Nisâ 6
    ileyhim emvâle-hum : onlara mallarını
  1813. 4-Nisâ 10
    emvâle : mallar
  1814. 4-Nisâ 10
    innemâ : sadece
  1815. 4-Nisâ 11
    lem yekun : olmamış, olmaz (yoksa)
  1816. 4-Nisâ 12
    lem yekun : olmadı (yok)
  1817. 4-Nisâ 12
    lem yekun : olmadı (yok)
  1818. 4-Nisâ 15
    fe emsikû-hunne : artık onları tutun
  1819. 4-Nisâ 17
    innemâ : fakat, ancak, sadece
  1820. 4-Nisâ 18
    yemûtûne : ölürler
  1821. 4-Nisâ 23
    lem tekûnû dehaltum : gerdeğe girmediniz (birleşmediniz)
  1822. 4-Nisâ 24
    bi emvâli-kum : mallarınız ile
  1823. 4-Nisâ 24
    fe mâstemta'tum : artık faydalanmak istediniz şey
  1824. 4-Nisâ 25
    lem yestetı' : gücü yetmez
  1825. 4-Nisâ 25
    a'lemu : en iyi bilen
  1826. 4-Nisâ 27
    en temîlû : meyletmeniz, yönelmeniz
  1827. 4-Nisâ 29
    emvâle-kum : mallarınızı
  1828. 4-Nisâ 32
    ve lâ tetemennev : ve temenni etmeyin
  1829. 4-Nisâ 34
    min emvâli-him : mallarından, kendi mallarından
  1830. 4-Nisâ 35
    hakemen : bir hakem
  1831. 4-Nisâ 35
    ve hakemen : ve bir hakem
  1832. 4-Nisâ 38
    emvâle-hum : onların malları, kendi malları, malları
  1833. 4-Nisâ 43
    ta'lemû : siz biliyorsunuz
  1834. 4-Nisâ 43
    lem tecidû : bulamadınız
  1835. 4-Nisâ 43
    fe teyemmemû : o taktirde teyemmüm edin
  1836. 4-Nisâ 44
    lem tere : görmedin
  1837. 4-Nisâ 45
    a'lemu : en iyi bilir
  1838. 4-Nisâ 46
    semi'nâ : biz işittik
  1839. 4-Nisâ 46
    semi'nâ : biz işittik
  1840. 4-Nisâ 46
    ve akveme : ve kavî, daha kuvvetli, daha sağlam, daha iyi, daha doğru
  1841. 4-Nisâ 47
    kemâ : gibi
  1842. 4-Nisâ 47
    emru : emir, iş
  1843. 4-Nisâ 49
    e lem tera : görmedin mi?
  1844. 4-Nisâ 49
    ve lâ yuzlemûne : ve zulmedilmez, zulüm olunmazlar
  1845. 4-Nisâ 51
    e lem tera : görmedin mi?
  1846. 4-Nisâ 53
    em : yoksa
  1847. 4-Nisâ 54
    em : yoksa ...mı
  1848. 4-Nisâ 55
    bi cehenneme : cehennem
  1849. 4-Nisâ 56
    kullemâ : her defasında
  1850. 4-Nisâ 58
    el emânâti : emanetler
  1851. 4-Nisâ 58
    hakemtum : siz hakemlik yaptınız, hüküm verdiniz
  1852. 4-Nisâ 58
    semîan : en iyi işiten
  1853. 4-Nisâ 59
    ve ulî el emri : ve idareciler, komutanlar
  1854. 4-Nisâ 60
    lem tera : sen görmedin
  1855. 4-Nisâ 60
    en yetehâkemû : muhakeme olmak
  1856. 4-Nisâ 62
    kaddemet : takdim etti, yaptı, işledi
  1857. 4-Nisâ 63
    ya'lemu : biliyor, bilir
  1858. 4-Nisâ 64
    zalemû : zulmettiler
  1859. 4-Nisâ 71
    cemîan : topluca, toplu olarak
  1860. 4-Nisâ 72
    lem ekun : ben olmadım
  1861. 4-Nisâ 73
    en lem tekun : olmadı, olmamış
  1862. 4-Nisâ 77
    lem tera : görmedin
  1863. 4-Nisâ 77
    fe lemmâ : halbuki, ... olduğu zaman
  1864. 4-Nisâ 77
    ve lâ tuzlemûne : ve zulmedilmezsiniz, size haksızlık yapılmaz
  1865. 4-Nisâ 83
    emrun : bir emir, iş, durum, haber
  1866. 4-Nisâ 83
    el emni : eminlik, güvenlik
  1867. 4-Nisâ 83
    uli el emri : emir sahipleri, Allah'tan emir alanlar
  1868. 4-Nisâ 89
    kemâ : gibi
  1869. 4-Nisâ 90
    lem yukâtilû-kum : sizinle savaşmadılar
  1870. 4-Nisâ 90
    es seleme : teslim, sulh, barış
  1871. 4-Nisâ 91
    kullemâ : her zaman, her defa
  1872. 4-Nisâ 91
    in lem : eğer ... olmazsa
  1873. 4-Nisâ 91
    es seleme : teslim, sulh, barış
  1874. 4-Nisâ 92
    musellemetun : teslim edilmiş olan, teslim edilen
  1875. 4-Nisâ 92
    musellemetun : teslim edilmiş olan, teslim edilen
  1876. 4-Nisâ 92
    lem yecid : bulamadı
  1877. 4-Nisâ 93
    cehennemu : cehennem
  1878. 4-Nisâ 95
    bi emvâli-him : kendi malları ile
  1879. 4-Nisâ 95
    bi emvâli-him : kendi malları ile
  1880. 4-Nisâ 97
    lem tekun : olmadı, değil
  1881. 4-Nisâ 97
    cehennemu : cehennem
  1882. 4-Nisâ 102
    lem yusallû : namaz kılmadılar
  1883. 4-Nisâ 102
    ve emtiati-kum : ve kendi emtianız, mühimmatlarınız, teczihatlarınız
  1884. 4-Nisâ 102
    fe yemîlûne : böylece hamle yaparlar, baskın yaparlar, hücuma geçerler
  1885. 4-Nisâ 104
    te'lemûne : acı çekersiniz, acı duyarsınız
  1886. 4-Nisâ 104
    ye'lemûne : acı çekiyorlar
  1887. 4-Nisâ 104
    kemâ : gibi
  1888. 4-Nisâ 104
    te'lemûne : siz acı çekiyorsunuz
  1889. 4-Nisâ 109
    em : yoksa, veya
  1890. 4-Nisâ 111
    fe innemâ : o taktirde sadece
  1891. 4-Nisâ 112
    ihtemele : yüklenir
  1892. 4-Nisâ 113
    hemmet : hamle yaptı, yeltendi, kastetti
  1893. 4-Nisâ 113
    ve alleme-ke : ve sana öğretti
  1894. 4-Nisâ 113
    lem tekun : sen ... olmadın
  1895. 4-Nisâ 113
    ta'lemu : sen biliyorsun
  1896. 4-Nisâ 114
    emera : emretti
  1897. 4-Nisâ 115
    cehenneme : cehennem
  1898. 4-Nisâ 121
    cehennemu : cehennem
  1899. 4-Nisâ 123
    bi emâniyyi-kum : sizin emaniyyeniz ile (kuruntularınızla)
  1900. 4-Nisâ 123
    ve lâ emâniyyi : ve emaniyye değil
  1901. 4-Nisâ 124
    yuzlemûne : zulmedilmez, haksızlık yapılmaz
  1902. 4-Nisâ 125
    esleme : teslim etti
  1903. 4-Nisâ 126
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1904. 4-Nisâ 129
    temîlû : meyletmeyin
  1905. 4-Nisâ 131
    fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
  1906. 4-Nisâ 131
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  1907. 4-Nisâ 132
    fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
  1908. 4-Nisâ 134
    semîan : semî, en iyi işiten
  1909. 4-Nisâ 137
    lem yekun : olmadı, değil
  1910. 4-Nisâ 139
    cemîan : hepsi, tamamı
  1911. 4-Nisâ 140
    semi'tum : siz işittiniz
  1912. 4-Nisâ 140
    cehenneme : cehennem
  1913. 4-Nisâ 140
    cemîan : hepsi
  1914. 4-Nisâ 141
    lem nekun : biz olmadık
  1915. 4-Nisâ 141
    lem nestahviz : biz kaplamadık, siper olmadık
  1916. 4-Nisâ 141
    ve nemna'-kum : ve size ... olmasına mani olduk
  1917. 4-Nisâ 148
    semîan : en iyi işiten
  1918. 4-Nisâ 152
    lem yuferrikû : ayırmazlar, ayırım yapmazlar
  1919. 4-Nisâ 153
    min es semâi : semâdan , gökten
  1920. 4-Nisâ 156
    alâ meryeme : Hz.Meryem'e
  1921. 4-Nisâ 157
    îsâ ibne meryeme : Meryem'in oğlu İsa
  1922. 4-Nisâ 160
    harremnâ : haram kıldık, yasakladık
  1923. 4-Nisâ 161
    emvâle : mallar
  1924. 4-Nisâ 163
    kemâ : gibi
  1925. 4-Nisâ 164
    lem naksus-hum : onları kıssa etmedik, anlatmadık
  1926. 4-Nisâ 164
    ve kelleme : ve konuştu
  1927. 4-Nisâ 168
    ve zalemû : ve zulmettiler, haksızlık ettiler
  1928. 4-Nisâ 168
    lem yekun : olmaz, değil
  1929. 4-Nisâ 169
    cehenneme : cehennem
  1930. 4-Nisâ 170
    fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
  1931. 4-Nisâ 171
    innemâ : ancak, sadece
  1932. 4-Nisâ 171
    îsâ ibnu meryeme : Meryem'in oğlu İsa
  1933. 4-Nisâ 171
    ilâ meryeme : Hz. Meryem'e
  1934. 4-Nisâ 171
    innemâ : ancak, sadece
  1935. 4-Nisâ 171
    fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
  1936. 4-Nisâ 172
    cemîan : hepsi
  1937. 4-Nisâ 173
    emmâ : ama, ...ise
  1938. 4-Nisâ 173
    emmâ : ama, ...ise
  1939. 4-Nisâ 175
    emmâ : ama, ise
  1940. 4-Nisâ 176
    lem yekun : olmamış, yok
  1941. 40-Mü'min 5
    ve hemmet : ve hamle yaptı, hücum etti
  1942. 40-Mü'min 11
    emette-nâ : bizi öldürdün
  1943. 40-Mü'min 13
    min es semâi : semadan, gökten
  1944. 40-Mü'min 15
    emri-hi : onun emri
  1945. 40-Mü'min 19
    ya'lemu : bilir
  1946. 40-Mü'min 20
    es semîu : (en iyi) işiten
  1947. 40-Mü'min 21
    ve lem yesîrû : ve dolaşmıyorlar, dolaşmadılar
  1948. 40-Mü'min 25
    lemmâ : olduğu zaman
  1949. 40-Mü'min 31
    ve semûde : ve Semud kavmi
  1950. 40-Mü'min 37
    es semâvâti : semalar, gökyüzü
  1951. 40-Mü'min 39
    innemâ : ama, fakat, sadece, ancak
  1952. 40-Mü'min 43
    cereme : hükmü yok, yetkisi yok
  1953. 40-Mü'min 43
    ennemâ : fakat, olan şey
  1954. 40-Mü'min 44
    emrî : işimi
  1955. 40-Mü'min 48
    hakeme : hüküm verdi
  1956. 40-Mü'min 49
    cehenneme : cehennem
  1957. 40-Mü'min 50
    e ve lem teku : ve olmadı mı
  1958. 40-Mü'min 56
    es semîu : en iyi işiten
  1959. 40-Mü'min 57
    es semâvâti : semalar, gökler
  1960. 40-Mü'min 57
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  1961. 40-Mü'min 60
    cehenneme : cehennem
  1962. 40-Mü'min 64
    ve es semâe : ve sema, gökyüzü
  1963. 40-Mü'min 64
    rabbu el âlemîne : âlemlerin rabbi
  1964. 40-Mü'min 65
    el âlemîne : âlemler
  1965. 40-Mü'min 66
    lemmâ : olduğu zaman
  1966. 40-Mü'min 66
    li rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine
  1967. 40-Mü'min 67
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  1968. 40-Mü'min 68
    emren : bir iş
  1969. 40-Mü'min 68
    fe innemâ : o zaman sadece
  1970. 40-Mü'min 69
    lem tere : görmedin
  1971. 40-Mü'min 70
    ya'lemûne : bilecekler
  1972. 40-Mü'min 74
    lem nekun : biz olmadık, biz değildik
  1973. 40-Mü'min 75
    temrehûne : böbürleniyorsunuz, azıyorsunuz
  1974. 40-Mü'min 76
    cehenneme : cehennem
  1975. 40-Mü'min 78
    lem naksus : (kıssa etmedik) anlatmadık
  1976. 40-Mü'min 78
    emru allâhi : Allah'ın emri
  1977. 40-Mü'min 82
    lem yesîrû : dolaşmadılar
  1978. 40-Mü'min 83
    lemmâ : olduğu zaman
  1979. 40-Mü'min 84
    lemmâ : olduğu zaman
  1980. 40-Mü'min 85
    lem yeku : olmadı
  1981. 40-Mü'min 85
    lemmâ : olduğu zaman
  1982. 41-Fussilet 3
    ya'lemûne : bilirler, bilen
  1983. 41-Fussilet 6
    innemâ : ancak, sadece
  1984. 41-Fussilet 6
    ennemâ : olduğu
  1985. 41-Fussilet 8
    gayru memnûnin : kesintisiz (kesinti olmaksızın)
  1986. 41-Fussilet 9
    el âlemîne : âlemler
  1987. 41-Fussilet 11
    iles semâi (ilâ es semâi) : semaya
  1988. 41-Fussilet 12
    semâvâtin : semalar, gök katları
  1989. 41-Fussilet 12
    semâin : sema, gök
  1990. 41-Fussilet 12
    emre-hâ : onun emri
  1991. 41-Fussilet 12
    es semâe : sema, gök
  1992. 41-Fussilet 13
    ve semûde : ve Semud (kavmi)
  1993. 41-Fussilet 15
    emmâ : fakat, ise
  1994. 41-Fussilet 15
    ve lem yerev : ve görmediler
  1995. 41-Fussilet 17
    ve emmâ : ve fakat, ise
  1996. 41-Fussilet 17
    semûdu : Semud (kavmi)
  1997. 41-Fussilet 20
    sem'u-hum : onların işitmeleri, kulakları
  1998. 41-Fussilet 22
    sem'u-kum : kulaklarınız
  1999. 41-Fussilet 22
    lâ ya'lemu : bilmez, bilmiyor
  2000. 41-Fussilet 25
    umemin : ümmetlerde
  2001. 41-Fussilet 36
    es semîu : en iyi işiten
  2002. 41-Fussilet 37
    ve eş şemsu : ve güneş
  2003. 41-Fussilet 37
    li eş şemsi : güneşe
  2004. 41-Fussilet 38
    lâ yes'emûne : bıkmazlar, usanmazlar
  2005. 41-Fussilet 40
    em : veya, yoksa
  2006. 41-Fussilet 41
    lemmâ : olduğu zaman
  2007. 41-Fussilet 44
    a'cemiyyen : yabancı dil, Arapça olmayan
  2008. 41-Fussilet 44
    a'cemiyyun : yabancı dil, Arapça olmayan
  2009. 41-Fussilet 47
    semerâtin : ürünler, meyveler
  2010. 41-Fussilet 49
    lâ yes'emu : bıkmaz, usanmaz
  2011. 41-Fussilet 53
    e ve lem yekfi : ve kâfi değil mi
  2012. 42-Şûrâ 4
    es semâvâti : semalar, gökler
  2013. 42-Şûrâ 5
    es semâvâtu : semalar, gökler
  2014. 42-Şûrâ 7
    yevme el cem'i : toplanma günü
  2015. 42-Şûrâ 9
    em : yoksa
  2016. 42-Şûrâ 11
    es semâvâti : semalar, gökler
  2017. 42-Şûrâ 11
    es semîu : en iyi işiten
  2018. 42-Şûrâ 12
    es semâvâti : semalar, gökler
  2019. 42-Şûrâ 14
    musemmen : belirlenmiş
  2020. 42-Şûrâ 15
    kemâ : gibi
  2021. 42-Şûrâ 18
    ve ya'lemûne : ve bilirler
  2022. 42-Şûrâ 21
    em : yoksa
  2023. 42-Şûrâ 21
    lem ye'zen : izin vermedi
  2024. 42-Şûrâ 24
    em : yoksa
  2025. 42-Şûrâ 24
    ve yemhu : ve siler, mahveder, yok eder
  2026. 42-Şûrâ 25
    ve ya'lemu : ve bilir
  2027. 42-Şûrâ 29
    es semâvâti : semalar, gökler
  2028. 42-Şûrâ 29
    alâ cem'i-him : onların hepsi üzerine
  2029. 42-Şûrâ 35
    ve ya'leme (ya'lem) : ve bilsinler
  2030. 42-Şûrâ 38
    ve emru-hum : ve onların işleri
  2031. 42-Şûrâ 42
    innemâ : fakat
  2032. 42-Şûrâ 44
    lemmâ : olduğu zaman
  2033. 42-Şûrâ 48
    kaddemet : takdim etti, yaptı
  2034. 42-Şûrâ 49
    es semâvâti : semalar, gökler
  2035. 42-Şûrâ 52
    emri-nâ : bizim emrimiz
  2036. 42-Şûrâ 53
    es semâvâti : semalar, gökler
  2037. 43-Zuhruf 6
    ve kem : ve nice, ne kadar
  2038. 43-Zuhruf 9
    es semâvâti : semalar, gökler
  2039. 43-Zuhruf 11
    min es semâi : semadan, gökten
  2040. 43-Zuhruf 16
    em : yoksa, veya
  2041. 43-Zuhruf 21
    em : yoksa, veya
  2042. 43-Zuhruf 21
    mustemsikûne : tutunanlar, sarılanlar
  2043. 43-Zuhruf 30
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  2044. 43-Zuhruf 32
    kasemnâ : kısımlara ayırdık, paylaştırdık
  2045. 43-Zuhruf 35
    lemmâ : yalnız, sadece
  2046. 43-Zuhruf 39
    zalemtum : zulmettiniz
  2047. 43-Zuhruf 43
    istemsike : sarıl, tut
  2048. 43-Zuhruf 46
    el âlemîne : âlemler
  2049. 43-Zuhruf 47
    lemmâ : olduğu zaman
  2050. 43-Zuhruf 50
    lemmâ : olduğu zaman
  2051. 43-Zuhruf 52
    em : yoksa
  2052. 43-Zuhruf 55
    lemmâ : olduğu zaman
  2053. 43-Zuhruf 57
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  2054. 43-Zuhruf 57
    ibnu meryeme : Meryem'in oğlu
  2055. 43-Zuhruf 58
    em : yoksa
  2056. 43-Zuhruf 61
    temterunne (lâ temteru-enne) : sakın şüphe etmeyin
  2057. 43-Zuhruf 63
    ve lemmâ câe : ve geldiği zaman
  2058. 43-Zuhruf 65
    zalemû : zulmettiler
  2059. 43-Zuhruf 74
    cehenneme : cehennem
  2060. 43-Zuhruf 76
    ve mâ zalemnâ-hum : ve biz onlara zulmetmedik
  2061. 43-Zuhruf 79
    em : yoksa mı
  2062. 43-Zuhruf 79
    ebremû : sağlam tuttular
  2063. 43-Zuhruf 79
    emren : iş
  2064. 43-Zuhruf 80
    em : yoksa mı
  2065. 43-Zuhruf 82
    es semâvâti : semalar, gökler
  2066. 43-Zuhruf 84
    fî es semâi : semada, gökte
  2067. 43-Zuhruf 85
    es semâvâti : semalar, gökler
  2068. 43-Zuhruf 86
    ve lâ yemliku : ve malik değildir, gücü yetmez
  2069. 43-Zuhruf 86
    ya'lemune : bilirler
  2070. 43-Zuhruf 89
    ya'lemûne : bilecekler
  2071. 44-Duhân 4
    emrin : iş, emir
  2072. 44-Duhân 5
    emren : emir
  2073. 44-Duhân 6
    es semîu : en iyi işiten
  2074. 44-Duhân 7
    es semâvâti : semalar, gökler
  2075. 44-Duhân 10
    es semâu : sema, gök
  2076. 44-Duhân 14
    muallemun : ögretilmiş
  2077. 44-Duhân 18
    emînun : emin, güvenilir
  2078. 44-Duhân 21
    lem tû'minû : siz inanmıyorsunuz
  2079. 44-Duhân 25
    kem : kaç tane, pekçok, nice
  2080. 44-Duhân 29
    es semâu : sema, gök
  2081. 44-Duhân 32
    alâ el âlemîne : âlemlerin üzerine, âlemlere
  2082. 44-Duhân 37
    em : yoksa, veya
  2083. 44-Duhân 38
    es semâvâti : semalar, gökler
  2084. 44-Duhân 39
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  2085. 44-Duhân 50
    temterûne : siz şüphe ediyorsunuz
  2086. 44-Duhân 51
    emînin : emin, güvenli
  2087. 44-Duhân 58
    fe innemâ : ancak, işte böylece
  2088. 45-Câsiye 3
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2089. 45-Câsiye 5
    min es semâi : semadan, gökten
  2090. 45-Câsiye 8
    en lem yesma'-hâ : onu işitmedi
  2091. 45-Câsiye 10
    cehennemu : cehennem
  2092. 45-Câsiye 12
    bi emri-hi : onun emri ile
  2093. 45-Câsiye 13
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2094. 45-Câsiye 13
    cemîan : hepsi
  2095. 45-Câsiye 16
    alâ el âlemîne : âlemlere
  2096. 45-Câsiye 17
    min el emri : emirden
  2097. 45-Câsiye 18
    min el emri : emirden
  2098. 45-Câsiye 18
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  2099. 45-Câsiye 21
    em : veya, yoksa
  2100. 45-Câsiye 21
    ve memâtu-hum, : ve onların ölümleri
  2101. 45-Câsiye 22
    es semâvâti : semalar, gökler
  2102. 45-Câsiye 22
    yuzlemûne : zulmedilmezler
  2103. 45-Câsiye 23
    ve hateme : ve mühürledi
  2104. 45-Câsiye 23
    sem'i-hi : onun işitme hassası
  2105. 45-Câsiye 24
    nemûtu : ölürüz
  2106. 45-Câsiye 26
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  2107. 45-Câsiye 27
    es semâvâti : semalar, gökler
  2108. 45-Câsiye 30
    fe emmâ : fakat
  2109. 45-Câsiye 31
    ve emmâ : ve fakat
  2110. 45-Câsiye 31
    lem tekun : siz değildiniz
  2111. 45-Câsiye 34
    kemâ : gibi
  2112. 45-Câsiye 36
    es semâvâti : semalar, gökler
  2113. 45-Câsiye 36
    el âlemîne : âlemler
  2114. 45-Câsiye 37
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2115. 46-Ahkaf 3
    es semâvâti : semalar, gökler
  2116. 46-Ahkaf 3
    musemmen : belirlenmiş, tespit edilmiş, bilinen
  2117. 46-Ahkaf 4
    em : yoksa mı
  2118. 46-Ahkaf 4
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2119. 46-Ahkaf 7
    lemmâ câe-hum : onlara geldiği zaman
  2120. 46-Ahkaf 8
    em : mi, yoksa, veya
  2121. 46-Ahkaf 8
    temlikûne : siz tutamazsınız, mani olamazsınız
  2122. 46-Ahkaf 8
    a'lemu : daha iyi bilir, en iyi bilir
  2123. 46-Ahkaf 11
    lem yehtedû : hidayete ermezler
  2124. 46-Ahkaf 12
    zalemû : zulmettiler
  2125. 46-Ahkaf 18
    umemin : ümmetler içinde
  2126. 46-Ahkaf 19
    yuzlemûne : zulme uğratılmazlar
  2127. 46-Ahkaf 20
    vestemta'tum : ve metalandınız, faydalandınız, safa sürdünüz
  2128. 46-Ahkaf 23
    inneme : ancak, sadece, yalnız
  2129. 46-Ahkaf 24
    fe lemmâ reev-hu : onu gördükleri zaman
  2130. 46-Ahkaf 25
    tudemmiru : dumura uğratır, yerle bir eder
  2131. 46-Ahkaf 25
    bi emri : emri ile
  2132. 46-Ahkaf 26
    sem'an : işitme hassası
  2133. 46-Ahkaf 26
    sem'u-hum : onların işitme hassası
  2134. 46-Ahkaf 29
    yestemiûne : dinlemeleri, işitmeleri
  2135. 46-Ahkaf 29
    fe lemmâ : ... e zaman
  2136. 46-Ahkaf 29
    fe lemmâ kudıye : bitirildiği, yerine getirildiği zaman
  2137. 46-Ahkaf 30
    semî'nâ : işittik
  2138. 46-Ahkaf 33
    e ve lem yerev : görmüyorlar mı
  2139. 46-Ahkaf 33
    es semâvâti : gökleri
  2140. 46-Ahkaf 33
    ve lem ya'ye : ve yorulmaz
  2141. 46-Ahkaf 35
    kemâ : gibi
  2142. 46-Ahkaf 35
    lem yelbesû : kalmamışlar, ikamet etmemişler
  2143. 47-Muhammed 3
    emsâle-hum : onların misâlleri, kendi durumları
  2144. 47-Muhammed 10
    e fe lem yesîrû : dolaşmıyorlar mı
  2145. 47-Muhammed 10
    demmerallâhu : Allah'ın dumura uğrattığı, helâk ettiği
  2146. 47-Muhammed 10
    emsâlu-hâ : onun benzeri
  2147. 47-Muhammed 12
    yetemetteûne : metalanırlar, faydalanırlar
  2148. 47-Muhammed 12
    kemâ te'kulu : gibi yer
  2149. 47-Muhammed 15
    lem yetegayyer : kokuşmayan, bozulmayan
  2150. 47-Muhammed 15
    es semerâti : ürünler, meyveler
  2151. 47-Muhammed 15
    em'âe-hum : onların bağırsakları
  2152. 47-Muhammed 16
    yestemiu : işitir, dinler
  2153. 47-Muhammed 19
    fa'lem (fe i'lem) : o zaman, bu durumda bil
  2154. 47-Muhammed 19
    ya'lemu : bilir
  2155. 47-Muhammed 20
    muhkemetun : muhkem, hükmü açık olan, tevîle ihtiyaç olmayan
  2156. 47-Muhammed 21
    azeme : azmedildi, kesinleşti
  2157. 47-Muhammed 21
    el emru : bir iş
  2158. 47-Muhammed 24
    em : yoksa
  2159. 47-Muhammed 25
    ve emlâ : ve uzun (kötü) emellere yöneltti
  2160. 47-Muhammed 26
    ba'di el emri : bazı işler
  2161. 47-Muhammed 26
    ya'lemu : bilir
  2162. 47-Muhammed 29
    em : yoksa ... mı
  2163. 47-Muhammed 30
    ya'lemu : bilir
  2164. 47-Muhammed 31
    hattâ na'leme : biz bilinceye kadar, bize belli oluncaya kadar
  2165. 47-Muhammed 36
    innemâ : sadece, yalnız
  2166. 47-Muhammed 36
    emvâle-kum : sizin mallarınız
  2167. 47-Muhammed 38
    innemâ : ancak, sadece
  2168. 47-Muhammed 38
    emsâle-kum : sizin gibi
  2169. 48-Fetih 2
    tekaddeme : takdim ettin, yaptın (geçmişte olan)
  2170. 48-Fetih 4
    semâvâti : semalar, gökler
  2171. 48-Fetih 6
    cehenneme : cehennem
  2172. 48-Fetih 7
    es semâvâti : semalar, gökler
  2173. 48-Fetih 10
    innemâ : sadece, oysa, olunca
  2174. 48-Fetih 10
    innemâ : sadece, oysa, olunca
  2175. 48-Fetih 11
    emvâlu-nâ : bizim mallarımız
  2176. 48-Fetih 11
    yemliku : sahip olur, güce malik olur (mani olur, önler)
  2177. 48-Fetih 13
    lem yû'min : îmân etmez
  2178. 48-Fetih 14
    es semâvâti : semalar, gökler
  2179. 48-Fetih 16
    kemâ : gibi
  2180. 48-Fetih 21
    lem takdirû : takdir etmediniz, henüz ulaşmadınız
  2181. 48-Fetih 25
    lem ta'lemû-hum : onları henüz bilmiyorsunuz
  2182. 48-Fetih 26
    ve elzeme-hum : ve onlara elzem oldu
  2183. 48-Fetih 27
    lem ta'lemû : siz bilmiyorsunuz, sizin bilmediğiniz
  2184. 49-Hucurât 1
    semîun : en iyi işiten
  2185. 49-Hucurât 7
    va'lemû : ve bilin
  2186. 49-Hucurât 7
    min el emri : işlerden
  2187. 49-Hucurât 9
    ilâ emri allâhi : Allah'ın emrine
  2188. 49-Hucurât 10
    innemâ : sadece, ancak, oysa
  2189. 49-Hucurât 11
    lem yetub : tövbe etmez
  2190. 49-Hucurât 13
    ekreme-kum : sizin en çok kerim olanınız
  2191. 49-Hucurât 14
    lem tû'minû : âmenû olmadınız, Allah'a ulaşmayı dilemediniz
  2192. 49-Hucurât 14
    eslem-nâ : İslâm olduk, teslim olduk
  2193. 49-Hucurât 14
    ve lemmâ yedhuli : ve henüz dahil olmadı, girmedi
  2194. 49-Hucurât 15
    innemâ : fakat, ancak, sadece
  2195. 49-Hucurât 15
    lem yertâbû : şüphe etmediler
  2196. 49-Hucurât 15
    bi emvâli-him : mallarıyla
  2197. 49-Hucurât 16
    ya'lemu : en iyi bilir
  2198. 49-Hucurât 16
    mâ fî es semâvâti : göklerdeki şeyleri, göklerde olanları
  2199. 49-Hucurât 17
    yemunnûne : minnet ediyorlar, başa kakıyorlar
  2200. 49-Hucurât 17
    en eslemû : İslâm'a girmeyi
  2201. 49-Hucurât 17
    temunnû : minnet (konusu) etmeyin
  2202. 49-Hucurât 17
    allâhu yemunnu : Allah minnet ettirir (siz Allah'a minnettar olun)
  2203. 49-Hucurât 18
    ya'lemu : bilendir
  2204. 49-Hucurât 18
    es semâvâti : göklerin
  2205. 5-Mâide 3
    ve ed demu : ve kan
  2206. 5-Mâide 3
    ve etmemtu : ve tamamladım
  2207. 5-Mâide 4
    ve mâ allemtum : ve öğrettiğiniz şey
  2208. 5-Mâide 4
    mimmâ (min mâ) alleme-kum(u) : size öğrettiği şeyden
  2209. 5-Mâide 4
    mimmâ (min mâ) emsekne : tutuğu şeylerden
  2210. 5-Mâide 6
    fe lem tecidû : artık bulamazsanız
  2211. 5-Mâide 6
    fe teyemmemû : o halde, o zaman teyemmum edin!
  2212. 5-Mâide 7
    semi'nâ : işittik
  2213. 5-Mâide 11
    iz hemme : yeltendiği zaman, hamlettiği zaman
  2214. 5-Mâide 17
    ibnu meryeme : Meryem oğlu
  2215. 5-Mâide 17
    fe men yemliku : o halde, öyleyse kim maliktir, kimin gücü yeter, kim mani olur?
  2216. 5-Mâide 17
    ibne meryeme : Meryem oğlu
  2217. 5-Mâide 17
    cemîan : topluca, hepsini
  2218. 5-Mâide 17
    mulku es semâvâti : göklerin mülkü, idaresi
  2219. 5-Mâide 18
    mulku es semâvâti : göklerin mülkü ve idaresi,
  2220. 5-Mâide 20
    lem yu'ti : vermediği şeyi
  2221. 5-Mâide 20
    min el âlemîne : âlemlerden
  2222. 5-Mâide 25
    innî lâ emliku : muhakkak ki ben malik değilim, sahip olamıyorum
  2223. 5-Mâide 26
    muharremetun : haram kılınmış
  2224. 5-Mâide 27
    nebee ibney âdeme : Hz. Adem'in iki oğlunun haberini, kıssasını
  2225. 5-Mâide 27
    ve lem yutekabbel : ve kabul edilmez
  2226. 5-Mâide 27
    innemâ : sadece
  2227. 5-Mâide 28
    rabbe el âlemîne : âlemlerin Rabb'i
  2228. 5-Mâide 32
    fe keennemâ : artık ... gibidir
  2229. 5-Mâide 32
    cemîan : topluca, bütün hepsini
  2230. 5-Mâide 32
    fe keennemâ : artık ... gibidir
  2231. 5-Mâide 32
    cemîan : topluca, bütün hepsini
  2232. 5-Mâide 33
    innemâ : ancak
  2233. 5-Mâide 34
    fa'lemû (fe ı'lemû) : artık biliniz
  2234. 5-Mâide 36
    mâ fî el ardı cemîan : yeryüzünde bulunanların hepsi
  2235. 5-Mâide 40
    e lem ta'lem : biimiyor musun?
  2236. 5-Mâide 40
    es semâvâti : semâlar, gökler
  2237. 5-Mâide 41
    ve lem tu'min : ve îmân etmedi
  2238. 5-Mâide 41
    semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
  2239. 5-Mâide 41
    semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
  2240. 5-Mâide 41
    lem ye'tu-ke : sana gelmez
  2241. 5-Mâide 41
    ve in lem tu'tev-hu : ve eğer o verilmezse
  2242. 5-Mâide 41
    fe len temlike lehu : artık sen onun için asla birşeye mani olmaya malik (sahip) değilsin, mani olacak (olabilecek) değilsin
  2243. 5-Mâide 41
    lem yuridi Allâhu : Allâh (c.c.) dilemedi
  2244. 5-Mâide 42
    semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
  2245. 5-Mâide 42
    ve in hakemte : ve eğer hükmedersen
  2246. 5-Mâide 44
    ellezîne eslemû : teslim olmuş olanlar
  2247. 5-Mâide 44
    semenen kalîlen : az bir pahaya, değere
  2248. 5-Mâide 44
    lem yahkum : hükmetmez
  2249. 5-Mâide 45
    ve men lem yahkum : ve kim hükmetmezse
  2250. 5-Mâide 46
    bi îsâ ibni meryeme : Hz. Meryem'in oğlu İsa'yı (a.s.)
  2251. 5-Mâide 47
    ve men lem yahkum : ve kim hükmetmezse
  2252. 5-Mâide 48
    cemîan : topluca, hep birlikte (hepinizin)
  2253. 5-Mâide 49
    fa'lem (fe ı'lem) : o taktirde bil ki
  2254. 5-Mâide 49
    ennemâ : artık, ama, zaten
  2255. 5-Mâide 52
    ev emrin min indi-hi : veya katından bir emr
  2256. 5-Mâide 53
    aksemû bi allâhi : Allâh'a (cc.) yemin ettiler (kasem edenler)
  2257. 5-Mâide 55
    innemâ : sadece, ancak
  2258. 5-Mâide 61
    ve allâhu a'lemu : ve Allâh (cc.) daha iyi bilir, çok iyi bilir
  2259. 5-Mâide 64
    kullemâ : her defasında, her ne zaman ...olsa
  2260. 5-Mâide 67
    ve in lem tef'al : ve eğer yapmazsan
  2261. 5-Mâide 70
    kullemâ câe-hum : onlara her gelişinde
  2262. 5-Mâide 72
    ibnu meryeme : Meryem'in oğlu
  2263. 5-Mâide 72
    kad harreme : haram etmiştir, haram kılmıştır
  2264. 5-Mâide 73
    ve in lem yentehû : ve eğer son vermezlerse, vazgeçmezlerse
  2265. 5-Mâide 73
    le yemessenne : mutlaka dokunacak
  2266. 5-Mâide 75
    ibnu meryeme : Hz. Meryem'in oğlu
  2267. 5-Mâide 76
    mâ lâ yemliku : birşeye malik olmayan
  2268. 5-Mâide 76
    es semî'u : en iyi işiten
  2269. 5-Mâide 78
    ve îsâ ibni meryeme : ve Meryem oğlu Hz. Îsâ
  2270. 5-Mâide 80
    kaddemet lehum : onlar için, kendileri için taktim etti
  2271. 5-Mâide 83
    ve izâ semiû : ve işittikleri zaman
  2272. 5-Mâide 83
    min ed dem'ı : göz yaşından
  2273. 5-Mâide 89
    lem yecid : bulamadı
  2274. 5-Mâide 90
    innemâ : ancak, sadece, oysa, halbuki
  2275. 5-Mâide 91
    innemâ : ancak, sadece, oysa, halbuki
  2276. 5-Mâide 92
    fa'lemû (fe ı'lemû) : o halde bilin
  2277. 5-Mâide 92
    ennemâ : sadece
  2278. 5-Mâide 94
    li ya'leme : bilmesi için, bilinip belli olması için
  2279. 5-Mâide 95
    vebâle emri-hi : işinin vebâli, cezası
  2280. 5-Mâide 97
    li ta'lemû : sizin bilmeniz için
  2281. 5-Mâide 97
    ya'lemu : bilir
  2282. 5-Mâide 97
    mâ fî es semâvâti : göklerdeki şeyler, göklerde olan (gökyüzünde ne varsa)
  2283. 5-Mâide 98
    ı'lemû : biliniz!
  2284. 5-Mâide 99
    ve allâhu ya'lemu : ve Allâh (cc.) bilir
  2285. 5-Mâide 104
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  2286. 5-Mâide 105
    cemîân : topluca, hepiniz
  2287. 5-Mâide 106
    semenen : baha, bedel
  2288. 5-Mâide 110
    yâ îsâ ibne meryeme : ey Meryem oğlu İsâ (as.)
  2289. 5-Mâide 110
    ve iz allemtu-ke : ve sana öğretmiştim
  2290. 5-Mâide 112
    yâ îsâ ibne meryeme : ey Meryem oğlu Îsâ (as.)
  2291. 5-Mâide 112
    min es semâi : semâdan, gökten
  2292. 5-Mâide 113
    ve na'leme : ve bilmemiz
  2293. 5-Mâide 114
    Îsâ ibnu meryeme : Meryem oğlu Îsâ (as.)
  2294. 5-Mâide 114
    min es semâi : semâdan, gökten
  2295. 5-Mâide 115
    min el âlemîne : âlemlerden
  2296. 5-Mâide 116
    yâ îsâ ibne meryeme : ey Meryem oğlu Îsâ
  2297. 5-Mâide 116
    ta'lemu : sen bilirsin
  2298. 5-Mâide 116
    ve lâ a'lemu : ve ben bilmem
  2299. 5-Mâide 117
    illâ mâ emerte-nî : bana emrettiğinden başka bir şey
  2300. 5-Mâide 117
    lemmâ : olunca, olduğu zaman
  2301. 5-Mâide 120
    mulku es semâvâti : semaların, göklerin mülkü
  2302. 50-Kaf 5
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  2303. 50-Kaf 5
    emrin : iş içinde
  2304. 50-Kaf 6
    lem yanzurû : bakmıyorlar
  2305. 50-Kaf 6
    ilâ es semâi : semaya, göğe
  2306. 50-Kaf 9
    min es semâi : semadan, gökten
  2307. 50-Kaf 12
    ve semûdu : ve Semud (halkı)
  2308. 50-Kaf 16
    ve na'lemu : ve biz biliriz
  2309. 50-Kaf 17
    an el yemîni : sağından
  2310. 50-Kaf 24
    cehenneme : cehennemin içine, cehenneme
  2311. 50-Kaf 28
    ve kad kaddemtu : ve önceden takdim etmiştim, bildirmiştim
  2312. 50-Kaf 30
    li cehenneme : cehenneme
  2313. 50-Kaf 36
    ve kem : ve kaç tane, nice
  2314. 50-Kaf 37
    es sem'a : kulak verdi, dinledi, işitti
  2315. 50-Kaf 38
    es semâvâti : gökler
  2316. 50-Kaf 39
    eş şemsi : güneş
  2317. 50-Kaf 41
    vestemi' (ve istemi') : ve kulak ver
  2318. 50-Kaf 45
    a'lemu : en iyi bilir
  2319. 51-Zâriyât 4
    emren : işleri
  2320. 51-Zâriyât 7
    es semâi : sema, gökyüzü
  2321. 51-Zâriyât 19
    ve fî emvâli-him : ve onların mallarında vardır
  2322. 51-Zâriyât 22
    fî es semâi : semada, gökyüzünde vardır
  2323. 51-Zâriyât 23
    es semâi : sema, gök
  2324. 51-Zâriyât 24
    el mukremîne : ikram edilen
  2325. 51-Zâriyât 26
    semînin : semiz
  2326. 51-Zâriyât 34
    musevvemeten : işaretlenmiş, damgalanmış olan
  2327. 51-Zâriyât 40
    fî el yemmi : denize, denizin içine
  2328. 51-Zâriyât 42
    er remîmi : çürümüş, ufalanmış, kül gibi toz halinde
  2329. 51-Zâriyât 43
    ve fî semûde : ve Semud kavminde (vardır)
  2330. 51-Zâriyât 43
    temetteû : metalanın, yararlanın, refah içinde yaşayın
  2331. 51-Zâriyât 44
    an emri : emrinden
  2332. 51-Zâriyât 47
    ve es semâe : ve sema, gökyüzü
  2333. 51-Zâriyât 59
    zalemû : zulmettiler
  2334. 52-Tûr 9
    temûru : sallanır
  2335. 52-Tûr 9
    es semâu : sema, gökyüzü
  2336. 52-Tûr 13
    cehenneme : cehennem
  2337. 52-Tûr 15
    em : veya, yoksa, acaba
  2338. 52-Tûr 16
    innemâ : sadece, yalnız
  2339. 52-Tûr 22
    ve emdednâ-hum : ve onlara imdat ettik, uzattık, sunduk, verdik
  2340. 52-Tûr 27
    es semûmi : hücrelere işleyen kavurucu ateş
  2341. 52-Tûr 30
    em : yoksa, veya ... mı
  2342. 52-Tûr 32
    em : veya, yoksa
  2343. 52-Tûr 32
    em : veya, yoksa
  2344. 52-Tûr 33
    em : veya, yoksa, yahut
  2345. 52-Tûr 35
    em : veya, yoksa ... mı
  2346. 52-Tûr 35
    em : veya, yoksa, ... mı
  2347. 52-Tûr 36
    em : veya, yoksa ... mı
  2348. 52-Tûr 36
    es semâvâti : semalar, gökler
  2349. 52-Tûr 37
    em : veya, yoksa ... mı
  2350. 52-Tûr 37
    em : veya, yoksa ... mı
  2351. 52-Tûr 38
    em : veya, yoksa ... mı
  2352. 52-Tûr 38
    sullemun : merdiven
  2353. 52-Tûr 38
    yestemiûne : dinliyorlar
  2354. 52-Tûr 38
    mustemiu-hum : onları dinleyenler
  2355. 52-Tûr 39
    em : veya, yoksa ... mı
  2356. 52-Tûr 40
    em : veya, yoksa ... mı
  2357. 52-Tûr 40
    min magremin : borçtan
  2358. 52-Tûr 41
    em : veya, yoksa, yahut ... mı
  2359. 52-Tûr 42
    em : veya, yoksa, yahut
  2360. 52-Tûr 43
    em : veya, yoksa, yahut
  2361. 52-Tûr 44
    min es semâi : gökten
  2362. 52-Tûr 47
    li ellezîne zalemû : zalimlere, zulmedenlere
  2363. 52-Tûr 47
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  2364. 53-Necm 5
    alleme-hu : ona öğretti
  2365. 53-Necm 23
    semmeytumû-hâ : onu siz isimlendirdiniz
  2366. 53-Necm 24
    em : veya, yoksa mı
  2367. 53-Necm 24
    temennâ : dilekte bulundu
  2368. 53-Necm 26
    ve kem : ve nice
  2369. 53-Necm 26
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2370. 53-Necm 27
    le yusemmûne : isimlendiriyorlar
  2371. 53-Necm 29
    ve lem yurid : ve istemeyen
  2372. 53-Necm 30
    a'lemu : bilir
  2373. 53-Necm 30
    a'lemu : bilir
  2374. 53-Necm 31
    fîs semâvâti : göklerde
  2375. 53-Necm 32
    el lememe : küçük günahlar
  2376. 53-Necm 32
    a'lemu : daha iyi bilendir
  2377. 53-Necm 32
    a'lemu : iyi bilendir
  2378. 53-Necm 36
    em : yoksa
  2379. 53-Necm 36
    lem yunebbe : kendisine haber verilmedi mi
  2380. 53-Necm 44
    emâte : öldüren
  2381. 53-Necm 51
    ve semûde : ve Semud
  2382. 53-Necm 52
    azleme : daha zalim
  2383. 53-Necm 55
    tetemârâ : şüphe ediyorsun
  2384. 54-Kamer 2
    mustemirrun : sürekli, devamlı
  2385. 54-Kamer 3
    ve kullu emrin : ve bütün işler
  2386. 54-Kamer 11
    es semâi : sema, gökyüzü
  2387. 54-Kamer 11
    munhemirin : gürül gürül akan
  2388. 54-Kamer 12
    alâ emrin : emir üzerine
  2389. 54-Kamer 19
    mustemirrin : devam eden
  2390. 54-Kamer 23
    semûdu : Semud (kavmi)
  2391. 54-Kamer 26
    se ya'lemûne : yakında bilecekler, öğrenecekler
  2392. 54-Kamer 36
    temârev : şüphe ettiler, inkâr ettiler
  2393. 54-Kamer 43
    em : veya, yoksa
  2394. 54-Kamer 44
    em : yoksa ... mı
  2395. 54-Kamer 44
    cemîun : birlik, topluluk, toplum
  2396. 54-Kamer 45
    se yuhzemu : hezimete uğratılacak
  2397. 54-Kamer 45
    el cem'u : hepsi
  2398. 54-Kamer 46
    ve emerru : ve daha dehşetlidir
  2399. 54-Kamer 50
    ve mâ emru-nâ : ve bizim emrimiz ..... değildir
  2400. 54-Kamer 50
    ke lemhin : bir anlık gibi
  2401. 55-Rahmân 2
    alleme : öğretti
  2402. 55-Rahmân 4
    alleme-hu : ona öğretti
  2403. 55-Rahmân 5
    eş şemsu : güneş
  2404. 55-Rahmân 7
    ve es semâe : ve sema, gökyüzü
  2405. 55-Rahmân 29
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2406. 55-Rahmân 33
    es semâvâti : semalar, gökler
  2407. 55-Rahmân 37
    es semâu : sema, gökyüzü
  2408. 55-Rahmân 43
    cehennemu : cehennem
  2409. 55-Rahmân 56
    lem yatmis-hunne : onlara, kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır
  2410. 55-Rahmân 74
    lem yatmishunne : ne onlara temas etmemiştir, dokunmamıştır
  2411. 56-Vâkıa 9
    el meş'emeti : meş'emet, hayırsız, uğursuz
  2412. 56-Vâkıa 9
    el meş'emeti : meş'emet, hayırsız, uğursuz
  2413. 56-Vâkıa 23
    ke emsâli : sanki gibi
  2414. 56-Vâkıa 27
    ve ashâbu el yemîni : ve yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
  2415. 56-Vâkıa 27
    ashâbu el yemîni : yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
  2416. 56-Vâkıa 30
    memdûdin : uzamış, uzun uzun, uzayan
  2417. 56-Vâkıa 33
    ve lâ memnûatin : ve memnu olmayan, yasaklanmayan
  2418. 56-Vâkıa 38
    ashâbi el yemîni : yemin sahipleri, yeminlerini yerine getirenler
  2419. 56-Vâkıa 42
    semûmin : kavurucu, deriden nüfuz edip, iliklere işleyen bir sıcaklık
  2420. 56-Vâkıa 59
    em : yoksa, veya
  2421. 56-Vâkıa 61
    emsâle-kum : sizin emsalleriniz, suretleriniz
  2422. 56-Vâkıa 61
    lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz, bilmediğiniz
  2423. 56-Vâkıa 64
    em : yoksa
  2424. 56-Vâkıa 66
    mugremûne : ziyana uğrayanlar
  2425. 56-Vâkıa 69
    em : yoksa
  2426. 56-Vâkıa 72
    em : yoksa
  2427. 56-Vâkıa 76
    kasemun : yemin
  2428. 56-Vâkıa 76
    lev ta'lemûne : keşke bilseniz
  2429. 56-Vâkıa 79
    yemessu-hû : ona dokunmaz, dokunamaz
  2430. 56-Vâkıa 80
    el âlemîne : alemler
  2431. 56-Vâkıa 88
    fe emmâ : fakat, amma, lâkin
  2432. 56-Vâkıa 90
    emmâ : amma, fakat
  2433. 56-Vâkıa 90
    min ashâbi el yemîni : yemin sahiplerinden, yeminlerini yerine getirenlerden
  2434. 56-Vâkıa 91
    min ashâbi el yemîne : yemin sahiplerinden, yeminlerini yerine getirenlerden
  2435. 56-Vâkıa 92
    ve emmâ : amma, fakat
  2436. 57-Hadid 1
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2437. 57-Hadid 2
    es semâvâti : semalar, gökler
  2438. 57-Hadid 4
    es semâvâti : semalar, gökler
  2439. 57-Hadid 4
    ya'lemu : bilir
  2440. 57-Hadid 4
    min es semâi : semadan, gökten
  2441. 57-Hadid 5
    es semâvâti : semalar, gökler
  2442. 57-Hadid 10
    es semâvâti : semalar, gökler
  2443. 57-Hadid 13
    iltemisû : arayın
  2444. 57-Hadid 14
    lem nekun : biz olmadık
  2445. 57-Hadid 14
    el emâniyyu : emaniyye, gerçek olmayan, bâtıl şeyler
  2446. 57-Hadid 14
    emru allahi : Allah'ın emri
  2447. 57-Hadid 16
    e lem ye'ni : gelmedi mi
  2448. 57-Hadid 16
    el emedu : uzun zaman
  2449. 57-Hadid 17
    i'lemû : bilin
  2450. 57-Hadid 20
    i'lemû : biliniz
  2451. 57-Hadid 20
    ennemâ : sadece
  2452. 57-Hadid 20
    fî el emvâli : malda, mal konusunda
  2453. 57-Hadid 21
    es semâi : sema, gökyüzü
  2454. 57-Hadid 25
    ve li ya'leme : ve bilsin, belirtsin, belli etsin
  2455. 57-Hadid 27
    bi îsebni meryeme : Meryemoğlu İsa
  2456. 57-Hadid 28
    temşûne : yürürsünüz
  2457. 57-Hadid 29
    li ellâ ya'leme : bilmedikleri için
  2458. 58-Mücâdele 1
    semia : işitti
  2459. 58-Mücâdele 1
    semîun : en iyi işitendir
  2460. 58-Mücâdele 3
    en yetemâssâ : temas etmek, temas etmesi
  2461. 58-Mücâdele 4
    lem yecid : bulamaz
  2462. 58-Mücâdele 4
    en yetemâssâ : temas etmek, temas etmesi
  2463. 58-Mücâdele 4
    lem yestetı' : gücü yetmez, yapamaz
  2464. 58-Mücâdele 5
    kemâ : olduğu gibi
  2465. 58-Mücâdele 6
    cemîan : topluca, hepsi
  2466. 58-Mücâdele 7
    e lem tere : görmüyor musun, görmedin mi
  2467. 58-Mücâdele 7
    ya'lemu : bilir
  2468. 58-Mücâdele 7
    fî es semâvâti : göklerde var olan
  2469. 58-Mücâdele 8
    e lem tere ilâ : görmüyor musun, görmedin mi, bakmadın mı
  2470. 58-Mücâdele 8
    lem yuhayyi-ke : seni selâmlamadı
  2471. 58-Mücâdele 8
    cehennemu : cehennem
  2472. 58-Mücâdele 10
    innemâ : fakat, ama, oysa, muhakkak ki
  2473. 58-Mücâdele 12
    lem tecidû : bulamadınız
  2474. 58-Mücâdele 13
    iz lem tef'alû : yapmadığınız zaman, yapamadığınız zaman
  2475. 58-Mücâdele 14
    lem tere ilâ : görmedin, bakmadın
  2476. 58-Mücâdele 14
    ya'lemûne : biliyorlar
  2477. 58-Mücâdele 17
    emvâlu-hum : onların malları
  2478. 58-Mücâdele 18
    cemîan : onların hepsi
  2479. 58-Mücâdele 18
    kemâ : gibi
  2480. 59-Haşr 1
    es semâvâti : semalarda, göklerde vardır
  2481. 59-Haşr 2
    lem yahtesibû : hesaba katmadılar
  2482. 59-Haşr 8
    ve emvâli-him : ve mallarından
  2483. 59-Haşr 11
    e lem tere ilâ : (görmüyor musun) görmedin mi (bakmadın mı)
  2484. 59-Haşr 14
    cemîan : toplu halde, toplu olarak
  2485. 59-Haşr 14
    cemîan : toplu halde
  2486. 59-Haşr 15
    emri-him : onların işleri
  2487. 59-Haşr 16
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman
  2488. 59-Haşr 16
    el âlemîne : âlemlerin
  2489. 59-Haşr 18
    kaddemet : takdim etti
  2490. 59-Haşr 21
    el emsâlu : misaller, örnekler
  2491. 59-Haşr 24
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde var olan, bulunan
  2492. 6-En'âm 1
    es semâvâti : semâlar, gökler
  2493. 6-En'âm 2
    musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  2494. 6-En'âm 2
    temterûne : şüphe ediyorsunuz
  2495. 6-En'âm 3
    fî es semâvâti : göklerde
  2496. 6-En'âm 3
    ya'lemu : bilir
  2497. 6-En'âm 3
    ve ya'lemu : ve bilir
  2498. 6-En'âm 5
    lemmâ câe-hum : onlara geldiği zaman
  2499. 6-En'âm 6
    e lem yerev : görmüyorlar mı
  2500. 6-En'âm 6
    kem ehleknâ : nice, kaç tane helâk ettik
  2501. 6-En'âm 6
    lem numekkin : yerleştirmediğimiz bir şekilde
  2502. 6-En'âm 6
    es semâe : semâ, gökyüzü
  2503. 6-En'âm 8
    el emru : emir, iş
  2504. 6-En'âm 12
    mâ fî es semâvâti : semâlarda, göklerde, olan şey(ler)
  2505. 6-En'âm 13
    es semîu : en iyi işiten
  2506. 6-En'âm 14
    es semâvâti : semâlar, gök katları
  2507. 6-En'âm 14
    men esleme : teslim olan kimse
  2508. 6-En'âm 17
    yemses-ke : sana dokundurur
  2509. 6-En'âm 17
    yemses-ke : sana dokundurur
  2510. 6-En'âm 19
    kul innemâ : de, söyle sadece
  2511. 6-En'âm 20
    kemâ ya'rifûne : ...gibi tanırlar
  2512. 6-En'âm 21
    azlemu : daha zalim
  2513. 6-En'âm 22
    cemîan : hepsini
  2514. 6-En'âm 23
    lem tekun : olmadı, olmayacak
  2515. 6-En'âm 25
    yestemiu : dînler, işitir
  2516. 6-En'âm 33
    kad na'lemu : biliyorduk
  2517. 6-En'âm 35
    ev sullemen : veya bir merdiven
  2518. 6-En'âm 35
    fî es semâi : semâya, gökyüzüne
  2519. 6-En'âm 35
    le cemea-hum : elbette onları toplar
  2520. 6-En'âm 36
    innemâ : ancak, sadece
  2521. 6-En'âm 37
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler
  2522. 6-En'âm 38
    illâ umemun : ümmet olmasın
  2523. 6-En'âm 38
    emsâlu-kum : sizin gibi
  2524. 6-En'âm 42
    ilâ umemin : ümmetlere
  2525. 6-En'âm 44
    fe lemmâ : fakat ..... olduğu zaman
  2526. 6-En'âm 45
    zalemû : zulmettiler
  2527. 6-En'âm 45
    el âlemîne : âlemler
  2528. 6-En'âm 46
    sem'a-kum : sizin işitme hassanızı
  2529. 6-En'âm 46
    ve hateme : ve mühürledi
  2530. 6-En'âm 49
    yemessu-hum : onlara dokunacak
  2531. 6-En'âm 50
    ve lâ a'lemu : ve ben bilmiyorum
  2532. 6-En'âm 53
    bi a'leme : en iyi bilir
  2533. 6-En'âm 58
    el emru : emir, iş
  2534. 6-En'âm 58
    a'lemu : en iyi bilir
  2535. 6-En'âm 59
    lâ ya'lemu-hâ : onu bilmez
  2536. 6-En'âm 59
    ve ya'lemu : ve o bilir
  2537. 6-En'âm 59
    ya'lemu-hâ : onu bilir
  2538. 6-En'âm 60
    ve ya'lemu : ve bilir
  2539. 6-En'âm 60
    musemmâ : isimlendirilmiş, belirlenmiş
  2540. 6-En'âm 67
    ta'lemûne : bileceksiniz
  2541. 6-En'âm 71
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbine
  2542. 6-En'âm 73
    es semâvâti : semâlar, gökler
  2543. 6-En'âm 75
    es semâvâti : semâlar, gökler
  2544. 6-En'âm 76
    fe lemmâ : olduğu zaman
  2545. 6-En'âm 76
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman
  2546. 6-En'âm 77
    fe lemmâ : olduğu zaman, olunca
  2547. 6-En'âm 77
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman, olunca
  2548. 6-En'âm 77
    lem yehdi-nî : beni hidayete erdirmez
  2549. 6-En'âm 78
    fe lemmâ : sonra olduğu zaman, olunca
  2550. 6-En'âm 78
    rae eş şemse : güneşi gördü
  2551. 6-En'âm 78
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman, olunca
  2552. 6-En'âm 79
    fatare es semâvâti : semâları (gökleri) yarattı
  2553. 6-En'âm 81
    lem yunezzil : bir şey indirmedi
  2554. 6-En'âm 81
    bi el emni : emin olma, güvenilir olma
  2555. 6-En'âm 81
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  2556. 6-En'âm 82
    ve lem yelbisû : ve karıştırmazlar
  2557. 6-En'âm 82
    lehum el emnu : onlar emindirler
  2558. 6-En'âm 86
    alâ el âlemîne : âlemlere
  2559. 6-En'âm 90
    li el âlemîne : âlemlere, âlemler için
  2560. 6-En'âm 91
    lem ta'lemû : siz bilmiyorsunuz
  2561. 6-En'âm 93
    azlemu : daha zalim
  2562. 6-En'âm 93
    ve lem yûha : ve vahyolunmadı
  2563. 6-En'âm 94
    kemâ : gibi
  2564. 6-En'âm 96
    ve eş şemse : ve güneş
  2565. 6-En'âm 97
    ya'lemûne : biliyorlar
  2566. 6-En'âm 99
    min es semâi mâen : semâdan su
  2567. 6-En'âm 99
    ilâ semeri-hî : onun meyvesine
  2568. 6-En'âm 101
    es semâvâti : semâlar, gökler
  2569. 6-En'âm 101
    ve lem tekun : ve olmamıştır
  2570. 6-En'âm 105
    ya'lemûne : biliyorlar
  2571. 6-En'âm 109
    ve aksemû : ve yemin ettiler
  2572. 6-En'âm 109
    innemâ el ayâtu : âyetler ancak
  2573. 6-En'âm 110
    kemâ : gibi
  2574. 6-En'âm 110
    lem yu'minû : îmân etmediler (mü'min olmadılar)
  2575. 6-En'âm 111
    ve kelleme-hum : ve onlarla konuştu
  2576. 6-En'âm 114
    hakemen : bir hakem, hüküm veren
  2577. 6-En'âm 114
    ya'lemûne : biliyorlar
  2578. 6-En'âm 115
    ve temmet : ve tamamlandı
  2579. 6-En'âm 115
    ve huve es semîu el alîmu : ve O, en iyi işiten, en iyi bilendir
  2580. 6-En'âm 117
    a'lemu : en iyi bilir
  2581. 6-En'âm 117
    a'lemu : en iyi bilen
  2582. 6-En'âm 119
    harreme : haram kıldığı şey(ler)
  2583. 6-En'âm 119
    a'lemu : en iyi bilir
  2584. 6-En'âm 121
    lem yuzkeri ismu allâhi : Allah'ın İsmi anılmayan
  2585. 6-En'âm 122
    yemşî : yürür
  2586. 6-En'âm 123
    li yemkurû : hile yapsınlar diye (yapmaları için)
  2587. 6-En'âm 123
    ve mâ yemkurûne : ve hile yapamazlar, aldatamazlar
  2588. 6-En'âm 124
    a'lemu : en iyi (çok iyi) bilir
  2589. 6-En'âm 124
    ecremû : cürüm işlediler, günah işlediler
  2590. 6-En'âm 124
    kânû yemkurûne : hile, sahtekârlık yapmış oldular
  2591. 6-En'âm 125
    ke ennemâ : sanki, gibi
  2592. 6-En'âm 125
    fî es semâi : semâda
  2593. 6-En'âm 128
    cemîa : hepsini
  2594. 6-En'âm 128
    istemtea ba'du-nâ bi ba'din : bazımız bazısından (birbirimizden) metalandı, faydalandı
  2595. 6-En'âm 130
    e lem : olmadı mı?
  2596. 6-En'âm 131
    en lem yekun : olmaması
  2597. 6-En'âm 133
    kemâ : gibi
  2598. 6-En'âm 135
    ta'lemûne : bileceksiniz
  2599. 6-En'âm 139
    ve muharremun : ve haramdır
  2600. 6-En'âm 140
    ve harremû : ve haram kıldılar
  2601. 6-En'âm 141
    min semeri-hî : onun ürününden
  2602. 6-En'âm 143
    semâniyete : sekiz adet
  2603. 6-En'âm 143
    harreme : haram kıldı
  2604. 6-En'âm 143
    em el unseyeyni : yoksa iki dişi mi
  2605. 6-En'âm 143
    emmeştemelet \n(emmâ iştemelet) \n(e...em...emmâ) : ya da (veya) ihata etti, içine aldı \n\n: veya- yoksa, ya da ...mı?
  2606. 6-En'âm 144
    harreme : haram kıldı
  2607. 6-En'âm 144
    em el unseyeyni : veya iki dişi mi
  2608. 6-En'âm 144
    emmâ iştemelet : veya (ya da) ihata ettiği mi
  2609. 6-En'âm 144
    em kuntum : yoksa siz oldunuz mu
  2610. 6-En'âm 144
    azlemu : daha zalim
  2611. 6-En'âm 145
    muharremen : haram kılınmış
  2612. 6-En'âm 145
    demen : kan
  2613. 6-En'âm 146
    harremnâ : haram kıldık
  2614. 6-En'âm 146
    ve el ganemi : ve koyunlar
  2615. 6-En'âm 146
    harremnâ : haram kıldık
  2616. 6-En'âm 148
    ve lâ harremnâ : ve haram kılmazdık
  2617. 6-En'âm 150
    harreme : haram kıldı
  2618. 6-En'âm 151
    harreme : haram kıldı
  2619. 6-En'âm 151
    elletî harreme allâhu : ki onu Allah haram kıldı
  2620. 6-En'âm 156
    innemâ : yalnızca, sadece
  2621. 6-En'âm 157
    azlemu : daha zalim
  2622. 6-En'âm 158
    lem tekun : olmaz
  2623. 6-En'âm 159
    innemâ : fakat
  2624. 6-En'âm 159
    emru-hum : onların işi
  2625. 6-En'âm 160
    emsâli-hâ : onun katı, misli
  2626. 6-En'âm 160
    yuzlemûne : zulmolunmazlar
  2627. 6-En'âm 162
    ve memâtî : ve benim ölümüm
  2628. 6-En'âm 162
    rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  2629. 60-Mümtehine 1
    a'lemu : bilirim
  2630. 60-Mümtehine 4
    ve mâ emliku : ve ben malik değilim, benim gücüm yetmez
  2631. 60-Mümtehine 8
    lem yukâtilû-kum : sizinle savaşmadılar
  2632. 60-Mümtehine 8
    ve lem yuhricû-kum : ve sizi çıkarmadılar
  2633. 60-Mümtehine 9
    innemâ : fakat
  2634. 60-Mümtehine 10
    a'lemu : çok iyi bilir
  2635. 60-Mümtehine 13
    kemâ : gibi
  2636. 61-Saf 1
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2637. 61-Saf 5
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  2638. 61-Saf 5
    lemmâ : olunca
  2639. 61-Saf 6
    îsâ ibnu meryeme : Meryemoğlu İsa
  2640. 61-Saf 6
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman
  2641. 61-Saf 7
    azlemu : daha zalim
  2642. 61-Saf 11
    emvâli-kum : sizin mallarınız
  2643. 61-Saf 11
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  2644. 61-Saf 14
    kemâ : gibi
  2645. 61-Saf 14
    îsâ ibnu meryeme : Meryemoğlu İsa
  2646. 62-Cum'a 1
    fî es semâvâti : göklerde
  2647. 62-Cum'a 3
    lem mâ yelhakû : henüz ilhak olmadılar, dahil olmadılar, katılmadılar
  2648. 62-Cum'a 5
    lem yahmilû-hâ : onu yüklenmez, onu taşımaz
  2649. 62-Cum'a 6
    temennevû : temenni edin
  2650. 62-Cum'a 7
    ve lâ yetemennevne-hû : ve onu temenni edemezler
  2651. 62-Cum'a 7
    kaddemet : takdim ettiler
  2652. 62-Cum'a 9
    ta'lemûne : biliyorsunuz, bilirsiniz
  2653. 63-Münâfikûn 1
    ya'lemu : bilir
  2654. 63-Münâfikûn 6
    em : veya (olsa da olmasa da)
  2655. 63-Münâfikûn 6
    lem testagfir : sen dilemedin
  2656. 63-Münâfikûn 7
    es semâvâti : semalar, gökler
  2657. 63-Münâfikûn 9
    emvâlu-kum : sizin mallarınız
  2658. 64-Teğabün 1
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2659. 64-Teğabün 3
    es semâvâti : semalar, gökler
  2660. 64-Teğabün 4
    ya'lemu : bilir
  2661. 64-Teğabün 4
    fî es semâvâti : semalarda, göklerde
  2662. 64-Teğabün 4
    ve ya'lemu : ve bilir
  2663. 64-Teğabün 5
    lem ye'ti-kum : size gelmedi
  2664. 64-Teğabün 5
    emri-him : onların işleri, işleri
  2665. 64-Teğabün 9
    el cem'i : toplanma
  2666. 64-Teğabün 12
    innemâ : sadece
  2667. 64-Teğabün 15
    innemâ : ancak, fakat, oysa
  2668. 64-Teğabün 15
    emvalu-kum : sizin mallarınız
  2669. 65-Talâk 1
    zaleme : zulmetti
  2670. 65-Talâk 1
    emren : emir, iş, durum
  2671. 65-Talâk 2
    fe emsikû-hunne : bundan sonra onları tutun
  2672. 65-Talâk 3
    emri-hî : kendi emrini
  2673. 65-Talâk 4
    lem yahıdne : hayız görmeyen
  2674. 65-Talâk 4
    min emri-hî : onun işinden, onun işinde
  2675. 65-Talâk 5
    emru : emir
  2676. 65-Talâk 6
    ve i'temirû : ve görüşün
  2677. 65-Talâk 8
    an emri : emrinden
  2678. 65-Talâk 9
    emri-hâ : onun işi, işi
  2679. 65-Talâk 9
    emri-hâ : onun işi, işi
  2680. 65-Talâk 12
    semâvâtin : semalar, gökler, gök katları
  2681. 65-Talâk 12
    el emru : emir, iş
  2682. 65-Talâk 12
    li ta'lemû : sizin bilmeniz için
  2683. 66-Tahrim 3
    fe lemmâ : olunca
  2684. 66-Tahrim 3
    fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
  2685. 66-Tahrim 6
    emere-hum : onlara emretti
  2686. 66-Tahrim 7
    innemâ : sadece, yalnız
  2687. 66-Tahrim 9
    cehennemu : cehennem
  2688. 66-Tahrim 10
    fe lem yugnîyâ : bu yüzden ikisine bir fayda (yarar) olmadı
  2689. 66-Tahrim 11
    emreete : hanımı
  2690. 66-Tahrim 12
    ve meryem(e) : Meryem
  2691. 67-Mülk 3
    semâvâtin : semalar, gök katları
  2692. 67-Mülk 5
    es semâe : sema, gökyüzü
  2693. 67-Mülk 6
    cehenneme : cehennem
  2694. 67-Mülk 7
    semiû : işittiler
  2695. 67-Mülk 8
    temeyyezu : çatlayacak, parçalanacak
  2696. 67-Mülk 8
    kullemâ : her defasında
  2697. 67-Mülk 8
    lem ye'ti-kum : size gelmedi
  2698. 67-Mülk 14
    e lâ ya'lemu : bilmez mi
  2699. 67-Mülk 15
    femşû : artık yürüyün
  2700. 67-Mülk 16
    e emintum : emin mi oldunuz
  2701. 67-Mülk 16
    fî es semâi : semada, gökyüzünde
  2702. 67-Mülk 16
    temûru : sarsılır, sallanır
  2703. 67-Mülk 17
    em : yoksa
  2704. 67-Mülk 17
    emintum : siz emin mi oldunuz
  2705. 67-Mülk 17
    fî es semâi : semada, gökyüzünde
  2706. 67-Mülk 17
    se-ta'lemûne : yakında öğreneceksiniz, bileceksiniz
  2707. 67-Mülk 19
    e ve lem yerev ilâ : ve görmüyorlar mı (...a bakmıyorlar mı)
  2708. 67-Mülk 20
    em : yoksa, yahut, veya
  2709. 67-Mülk 21
    em : yoksa, veya, ya da
  2710. 67-Mülk 21
    emseke : tuttu, vermedi
  2711. 67-Mülk 22
    yemşî : yürür
  2712. 67-Mülk 22
    em men : yoksa kim
  2713. 67-Mülk 22
    yemşî : yürür
  2714. 67-Mülk 23
    es sem'a : işitme hassası
  2715. 67-Mülk 26
    innemâ : ancak, sadece
  2716. 67-Mülk 26
    ve innemâ : ve ancak, sadece
  2717. 67-Mülk 27
    lemmâ : olduğu zaman
  2718. 67-Mülk 29
    se-ta'lemûne : yakında bileceksiniz
  2719. 68-Kalem 1
    el kalemi : ve kaleme
  2720. 68-Kalem 3
    memnûnin : kesilen, devam etmeyen
  2721. 68-Kalem 7
    a'lemu : çok iyi bilir
  2722. 68-Kalem 7
    a'lemu : çok iyi bilir
  2723. 68-Kalem 11
    hemmâzin : çok ayıplayan, çok çekiştiren, devamlı kusur arayan
  2724. 68-Kalem 11
    bi nemîmin : (arada götürülüp getirilen) söz, lâf
  2725. 68-Kalem 17
    kemâ : gibi
  2726. 68-Kalem 17
    aksemû : kasem ettiler, yeminleştiler
  2727. 68-Kalem 26
    fe lemmâ : fakat olduğu zaman
  2728. 68-Kalem 28
    e lem ekul : ben demedim mi
  2729. 68-Kalem 30
    yetelâvemûne : karşılıklı levmediyorlar, kınıyorlar
  2730. 68-Kalem 33
    ya'lemûne : biliyorlar
  2731. 68-Kalem 37
    em : yoksa
  2732. 68-Kalem 39
    em : yoksa
  2733. 68-Kalem 41
    em : yoksa, veya
  2734. 68-Kalem 44
    lâ ya'lemûne : bilmiyorlar
  2735. 68-Kalem 46
    em : veya, yoksa mı
  2736. 68-Kalem 46
    min magremin : maddî bir borçtan
  2737. 68-Kalem 47
    em : veya, yoksa mı
  2738. 68-Kalem 51
    lemmâ : olduğu zaman
  2739. 68-Kalem 51
    semiû : duydular
  2740. 68-Kalem 52
    el âlemîne : âlemler
  2741. 69-Hâkka 4
    semûdu : Semud
  2742. 69-Hâkka 5
    fe emmâ : fakat
  2743. 69-Hâkka 5
    semûdu : Semud
  2744. 69-Hâkka 6
    ve emmâ : ve amma, ise
  2745. 69-Hâkka 7
    ve semâniyete : ve sekiz
  2746. 69-Hâkka 11
    lemmâ : olduğu zaman
  2747. 69-Hâkka 16
    es semâu : sema, gökyüzü, gök
  2748. 69-Hâkka 17
    semâniyetun : sekiz
  2749. 69-Hâkka 19
    fe emmâ : fakat, ise, o zaman
  2750. 69-Hâkka 19
    bi yemîni-hî : onun sağından
  2751. 69-Hâkka 25
    ve emmâ : ve, ama, ise
  2752. 69-Hâkka 25
    lem ûte : verilmez
  2753. 69-Hâkka 26
    ve lem edri : ve bilmeseydim
  2754. 69-Hâkka 43
    el âlemîne : âlemlerin
  2755. 69-Hâkka 45
    bi el yemîni : sağı
  2756. 69-Hâkka 49
    le na'lemu : elbette biliyoruz
  2757. 7-A'râf 4
    kem : kaç tane, nice
  2758. 7-A'râf 11
    li âdeme : Âdem'e
  2759. 7-A'râf 11
    lem yekun : olmadı
  2760. 7-A'râf 12
    emertu-ke : sana emrettim
  2761. 7-A'râf 17
    şemâili-him : onların solları
  2762. 7-A'râf 18
    le emle enne : mutlaka, elbette dolduracağım
  2763. 7-A'râf 19
    ve yâ âdemu : ve ey Âdem
  2764. 7-A'râf 21
    seme-humâ : ikisine yemin etti
  2765. 7-A'râf 22
    fe lemmâ : fakat ... olunca
  2766. 7-A'râf 22
    e lem enhe-kumâ : ikinizi nehyetmedim mi, yasaklamadım mı?
  2767. 7-A'râf 23
    zalem-nâ : zulmettik
  2768. 7-A'râf 23
    lem tagfir-lenâ : bize mağfiret etmezsin
  2769. 7-A'râf 25
    temûtûne : ölürsünüz
  2770. 7-A'râf 26
    yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
  2771. 7-A'râf 27
    yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
  2772. 7-A'râf 27
    kemâ ahrace : çıkardığı gibi
  2773. 7-A'râf 28
    emere-nâ : bize emretti
  2774. 7-A'râf 28
    lâ ta'lemûne : bilmiyorsunuz (bilmediğiniz)
  2775. 7-A'râf 29
    emere : emretti
  2776. 7-A'râf 29
    kemâ bedee-kum : sizi yarattığı gibi
  2777. 7-A'râf 31
    yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
  2778. 7-A'râf 32
    ya'lemûne : biliyorlar
  2779. 7-A'râf 33
    innemâ : sadece
  2780. 7-A'râf 33
    lem yunezzil : indirmediği şey
  2781. 7-A'râf 33
    mâ lâ ta'lemûne : bilmediğiniz bir şeyi
  2782. 7-A'râf 35
    yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
  2783. 7-A'râf 37
    men azlemu : kim daha zalim
  2784. 7-A'râf 38
    umemin : ümmetler, topluluklar
  2785. 7-A'râf 38
    kullemâ : her defasında
  2786. 7-A'râf 38
    cemîan : hepsi
  2787. 7-A'râf 38
    lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz
  2788. 7-A'râf 40
    ebvâbu es semâi : semanın kapıları
  2789. 7-A'râf 40
    el cemelu : deve
  2790. 7-A'râf 40
    semmi el hiyâtı : iğne deliğinin içine, iğne deliğine
  2791. 7-A'râf 41
    min cehenneme : cehennemden
  2792. 7-A'râf 46
    lem yedhulû-hâ : henüz oraya dahil olmadılar, girmediler
  2793. 7-A'râf 48
    cem'u-kum : sizin topladıklarınız
  2794. 7-A'râf 49
    aksemtum : siz yemin ettiniz
  2795. 7-A'râf 51
    kemâ : gibi, nasıl
  2796. 7-A'râf 54
    es semâvâti : semalar, gök katları
  2797. 7-A'râf 54
    ve eş şemse : ve güneş
  2798. 7-A'râf 54
    bi emri-hi : onun emrine
  2799. 7-A'râf 54
    vel emru : ve emir
  2800. 7-A'râf 54
    rabbu el âlemîne : âlemlerin Rabbi
  2801. 7-A'râf 57
    min kulli es semerâti : bütün ürünlerden
  2802. 7-A'râf 61
    min rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbinden
  2803. 7-A'râf 62
    a'lemu : biliyorum (öğreniyorum)
  2804. 7-A'râf 62
    mâ lâ ta'lemûne : sizin bilmediğiniz şeyleri
  2805. 7-A'râf 67
    min rabbi el âlemîne : âlemlerin Rabbinden
  2806. 7-A'râf 68
    emînun : emin, güvenilir, inanılır
  2807. 7-A'râf 71
    semmeytumû-hâ : onu isimlendirdiniz
  2808. 7-A'râf 73
    ve ilâ semûde : ve Semud'a
  2809. 7-A'râf 73
    ve lâ temessû-hâ : ve ona dokunmayın
  2810. 7-A'râf 75
    e ta'lemûne : biliyor musunuz
  2811. 7-A'râf 77
    an emri : emrinden, emrine
  2812. 7-A'râf 80
    min el âlemîn : âlemlerden
  2813. 7-A'râf 84
    ve emtar-nâ : ve yağmur yağdırdık
  2814. 7-A'râf 87
    lem yu'minû : inanmazlar
  2815. 7-A'râf 92
    en lem yagnev : var olmamış, yaşamamış
  2816. 7-A'râf 96
    min es semâi : semadan
  2817. 7-A'râf 97
    e fe emine : yoksa emin mi oldu(lar)
  2818. 7-A'râf 98
    e ve emine : ve emin mi oldu(lar)
  2819. 7-A'râf 99
    e fe eminû : yoksa emin mi oldular?
  2820. 7-A'râf 100
    e ve lem yehdi : ve hidayete erdirmez mi
  2821. 7-A'râf 103
    fe zalemû : fakat zulmettiler
  2822. 7-A'râf 104
    min rabbi el âlemîn : âlemlerin Rabbinden
  2823. 7-A'râf 116
    fe lemmâ : o zaman, ... olduğu zaman
  2824. 7-A'râf 121
    bi rabbi el âlemîn : âlemlerin Rabbine
  2825. 7-A'râf 123
    ta'lemûne : bileceksiniz
  2826. 7-A'râf 126
    lemmâ : olduğu zaman, olunca
  2827. 7-A'râf 130
    min es semerâti : ürünlerden
  2828. 7-A'râf 131
    innemâ : fakat, ama
  2829. 7-A'râf 131
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilmiyorlar
  2830. 7-A'râf 133
    ve ed deme : ve kan
  2831. 7-A'râf 134
    ve lemmâ : ve ... olduğu zaman, olunca
  2832. 7-A'râf 135
    lemma : olduğu zaman, olunca
  2833. 7-A'râf 136
    fî el yemmi : denizin içinde, denizde
  2834. 7-A'râf 137
    ve temmet : ve yerine geldi, tamamlandı
  2835. 7-A'râf 137
    ve demmer-nâ : ve helâk ettik
  2836. 7-A'râf 138
    kemâ lehum : onlarda olduğu gibi
  2837. 7-A'râf 140
    alâ el âlemîne : âlemlerin üstüne, âlemlere
  2838. 7-A'râf 142
    ve etmem-nâ-hâ : ve onu biz tamamladık
  2839. 7-A'râf 142
    fe temme : böylece tamamlandı
  2840. 7-A'râf 143
    ve lemmâ : ve olduğu zaman, olunca
  2841. 7-A'râf 143
    ve kelleme-hu : ve onunla konuştu
  2842. 7-A'râf 143
    fe lemmâ tecellâ : fakat tecelli ettiği zaman
  2843. 7-A'râf 143
    fe lemmâ efaka : sonra ayıldığı zaman
  2844. 7-A'râf 148
    e lem yerev : görmüyorlar mı?
  2845. 7-A'râf 149
    ve lemmâ : ve olduğu zaman
  2846. 7-A'râf 149
    lem yerham-nâ : bize merhamet etmezse
  2847. 7-A'râf 150
    ve lemmâ : ve olduğu zaman, olunca
  2848. 7-A'râf 150
    emre rabbi-kum : Rabbinizin emri
  2849. 7-A'râf 154
    ve lemmâ : olduğu zaman, olunca
  2850. 7-A'râf 155
    fe lemmâ : fakat ... olunca
  2851. 7-A'râf 158
    cemîan ellezî : hepinize ki o
  2852. 7-A'râf 158
    mulku es semâvâti : semaların mülkü
  2853. 7-A'râf 160
    umemen : topluluk, ümmet
  2854. 7-A'râf 160
    ve mâ zâlemû-nâ : ve bize zulmetmediler
  2855. 7-A'râf 162
    ellezîne zalemû : onlar ki zulmettiler, zulmedenler
  2856. 7-A'râf 162
    min es semâi : semadan
  2857. 7-A'râf 165
    fe lemmâ : artık, böylece ... olduğu zaman, olunca
  2858. 7-A'râf 165
    zalemû : zulmettiler
  2859. 7-A'râf 166
    fe lemmâ : artık,böylece ... olduğu zaman, olunca
  2860. 7-A'râf 168
    umemâ : ümmetler, topluluklar
  2861. 7-A'râf 169
    e lem yu'haz : alınmadı mı
  2862. 7-A'râf 172
    min benî âdeme : Âdemoğullarından
  2863. 7-A'râf 173
    innemâ : fakat
  2864. 7-A'râf 179
    li cehenneme : cehennemi
  2865. 7-A'râf 182
    lâ ya'lemûne : bilmezler (bilemezler)
  2866. 7-A'râf 184
    lem yetefekkerû : tefekkür etmezler
  2867. 7-A'râf 185
    e ve lem yanzurû : bakmıyorlar mı, bakmazlar mı
  2868. 7-A'râf 185
    es semâvâti : gökler, semalar
  2869. 7-A'râf 187
    innemâ : sadece, yalnızca
  2870. 7-A'râf 187
    fî es semâvâti : göklerde
  2871. 7-A'râf 187
    innemâ : sadece, yanlızca
  2872. 7-A'râf 187
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  2873. 7-A'râf 188
    emliku : ben malik değilim (güce sahip değilim)
  2874. 7-A'râf 188
    a'lemu el gaybe : gaybı biliyorum
  2875. 7-A'râf 189
    fe lemmâ : böylece, ... olduğu zaman, olunca
  2876. 7-A'râf 189
    fe lemmâ : böylece, ... olduğu zaman, olunca
  2877. 7-A'râf 190
    fe lemmâ : böylece ... olduğu zaman
  2878. 7-A'râf 193
    em : veya, yoksa ... mı
  2879. 7-A'râf 194
    emsâlu-kum : sizin gibi
  2880. 7-A'râf 195
    yemşûne : yürürler
  2881. 7-A'râf 195
    em lehum : veya, ya da, yoksa onların var mı
  2882. 7-A'râf 195
    em lehum : veya, ya da, yoksa onların var mı
  2883. 7-A'râf 195
    em lehum : veya, ya da, yoksa onların var mı
  2884. 7-A'râf 200
    semîun : en iyi işiten
  2885. 7-A'râf 202
    yemuddûne-hum : onları sürüklerler (uzatırlar, çekerler)
  2886. 7-A'râf 203
    ve izâ lem te'ti-him : ve onlara getirmediğin zaman
  2887. 7-A'râf 203
    innemâ : ancak, sadece
  2888. 7-A'râf 204
    festemiû (fe istemiû) : artık dinleyin
  2889. 70-Meâric 5
    cemîlen : güzel
  2890. 70-Meâric 8
    es semâu : sema, gökyüzü
  2891. 70-Meâric 14
    cemîan : tümünü, hepsini
  2892. 70-Meâric 18
    ve cemea : ve topladı
  2893. 70-Meâric 24
    emvâli-him : onların malları, malları
  2894. 70-Meâric 32
    emânâti-him : emanetleri
  2895. 70-Meâric 35
    mukremûne : ikram olunan kimseler
  2896. 70-Meâric 37
    an(i) el yemîni : sağ yandan
  2897. 70-Meâric 39
    ya'lemûne : biliyorlar
  2898. 71-Nuh 4
    musemmen : muayyen, belirli
  2899. 71-Nuh 4
    ta'lemûne : siz biliyorsunuz
  2900. 71-Nuh 6
    lem yezid-hum : onlara arttırmadı
  2901. 71-Nuh 7
    kullemâ : her seferinde
  2902. 71-Nuh 11
    es semâe : sema, gökyüzü, gök
  2903. 71-Nuh 12
    bi emvâlin : mallarla
  2904. 71-Nuh 15
    e lem terav : görmüyor musunuz
  2905. 71-Nuh 15
    semâvâtin : semalar, gök katları
  2906. 71-Nuh 16
    eş şemse : güneş
  2907. 71-Nuh 21
    lem yezid-hu : ona arttırmaz
  2908. 71-Nuh 25
    lem yecidû : bulamazlar
  2909. 72-Cin 1
    istemea : kulak verdi, dinledi
  2910. 72-Cin 1
    semi'nâ : biz işittik
  2911. 72-Cin 7
    kemâ : gibi
  2912. 72-Cin 8
    es semâe : sema, gökyüzü
  2913. 72-Cin 9
    es sem'i : dinlemek
  2914. 72-Cin 9
    yestemiı : dinlemek ister
  2915. 72-Cin 10
    em : yoksa mı
  2916. 72-Cin 13
    lemmâ : olduğu zaman
  2917. 72-Cin 13
    semi'nâ : işittik
  2918. 72-Cin 14
    esleme : teslim oldu
  2919. 72-Cin 15
    ve emmâ : ve lâkin
  2920. 72-Cin 15
    li cehenneme : cehenneme
  2921. 72-Cin 19
    lemmâ : olduğu zaman
  2922. 72-Cin 20
    innemâ : yalnızca, sadece
  2923. 72-Cin 21
    emliku : ben malik (sahip) değilim
  2924. 72-Cin 23
    cehenneme : cehennem
  2925. 72-Cin 24
    se-ya'lemûne : yakında bilecekler
  2926. 72-Cin 25
    em : yoksa mı
  2927. 72-Cin 25
    emedan : uzatılmış bir süre, uzun bir müddet
  2928. 72-Cin 28
    li ya'leme : bilsin
  2929. 73-Müzzemmil 1
    el muzzemmilu \n(zemmele) : örtünen, örtünüp gizlenen \n: (gizlendi)
  2930. 73-Müzzemmil 6
    ve akvemu : ve daha kavî, daha kuvvetli, daha sağlam
  2931. 73-Müzzemmil 10
    cemîlen : güzel
  2932. 73-Müzzemmil 15
    kemâ : gibi
  2933. 73-Müzzemmil 18
    es semâu : gök
  2934. 73-Müzzemmil 20
    ya'lemu : bilir
  2935. 74-Müddessir 6
    ve lâ temnun : ve iyilik yapma, lütufta bulunma
  2936. 74-Müddessir 12
    memdûden : uzatılmış, çoğaltılmış
  2937. 74-Müddessir 14
    temhîden : bol bol vererek
  2938. 74-Müddessir 31
    ve mâ ya'lemu : ve bilmez
  2939. 74-Müddessir 37
    en yetekaddeme : öne geçmek
  2940. 74-Müddessir 39
    el yemîni : yemin
  2941. 74-Müddessir 43
    lem neku : biz olmadık
  2942. 74-Müddessir 44
    ve lem neku : ve biz olmadık
  2943. 75-Kıyamet 5
    emâme-hu : onun önünde
  2944. 75-Kıyamet 9
    eş şemsu : güneş
  2945. 75-Kıyamet 13
    kaddeme : takdim etti, yaptı
  2946. 75-Kıyamet 17
    cem'a-hu : onun toplanması
  2947. 75-Kıyamet 33
    yetemettâ : gururlanarak, böbürlenerek
  2948. 75-Kıyamet 37
    e lem yeku : olmadı mı, değil mi
  2949. 76-İnsan 1
    lem yekun : henüz olmadı, değil
  2950. 76-İnsan 2
    emşâcin : karışık, (iki hücrenin) karışımı, birleşimi
  2951. 76-İnsan 2
    semîan : işiten
  2952. 76-İnsan 9
    innemâ : ancak, sadece
  2953. 76-İnsan 13
    şemsen : güneş
  2954. 76-İnsan 13
    zemherîren : şiddetli dondurucu soğuk
  2955. 76-İnsan 18
    tusemmâ : isimlendirilen
  2956. 76-İnsan 20
    semme : orada
  2957. 76-İnsan 28
    emsâle-hum : onların emsalleri, benzerleri
  2958. 77-Mürselât 9
    es semâu : gök
  2959. 77-Mürselât 16
    lem nuhliki : biz helâk etmedik
  2960. 77-Mürselât 20
    e lem nahluk-kum : sizi biz yaratmadık mı
  2961. 77-Mürselât 25
    e lem nec'al(i) : kılmadık mı
  2962. 77-Mürselât 26
    ve emvâten : ve ölülere
  2963. 77-Mürselât 38
    cema'nâ-kum : sizi birarada topladık
  2964. 77-Mürselât 46
    ve temetteû : ve metalanın, faydalanın, yararlanmak
  2965. 78-Nebe 4
    se- ya'lemûne : yakında bilecekler
  2966. 78-Nebe 5
    se- ya'lemûne : yakında bilecekler
  2967. 78-Nebe 6
    lem nec'al(i) : kılmadık
  2968. 78-Nebe 19
    es semâu : sema, gökyüzü
  2969. 78-Nebe 21
    cehenneme : cehennem
  2970. 78-Nebe 37
    es semâvâti : semalar, gökler
  2971. 78-Nebe 37
    yemlikûne : malik değildir
  2972. 78-Nebe 38
    yetekellemûne : konuşamaz
  2973. 78-Nebe 40
    kaddemet : takdim etti
  2974. 79-Nâziât 5
    emren : emir, iş
  2975. 79-Nâziât 13
    innemâ : sadece
  2976. 79-Nâziât 27
    em(i) : yoksa
  2977. 79-Nâziât 27
    es semâu : sema, gökyüzü
  2978. 79-Nâziât 28
    semke-hâ : onun boyu, tavanı, yüksekliği
  2979. 79-Nâziât 37
    emmâ : fakat, ama, ise
  2980. 79-Nâziât 40
    ve emmâ : ve fakat, ama, ise
  2981. 79-Nâziât 45
    innemâ : sadece
  2982. 79-Nâziât 46
    lem yelbesû : kalmadılar, kalmamışlar
  2983. 8-Enfâl 2
    innemâ : amma, lâkin, gerçekten
  2984. 8-Enfâl 5
    kemâ : durum, ..... gibi
  2985. 8-Enfâl 6
    ke ennemâ : sanki, tıpkı, gibi
  2986. 8-Enfâl 11
    emeneten : emin olarak
  2987. 8-Enfâl 11
    min es semâi : semadan
  2988. 8-Enfâl 16
    cehennemu : cehennem
  2989. 8-Enfâl 17
    fe lem taktulû-hum : oysa, halbuki onları siz öldürmediniz
  2990. 8-Enfâl 17
    semî'un : en iyi işiten
  2991. 8-Enfâl 21
    semi'nâ : biz işittik
  2992. 8-Enfâl 24
    ve ı'lemû : ve bilin
  2993. 8-Enfâl 25
    ellezîne zalemû : zulmeden kimseler
  2994. 8-Enfâl 25
    ve a'lemû : ve biliniz
  2995. 8-Enfâl 27
    emânâti-kum : emanetlerinize
  2996. 8-Enfâl 27
    ta'lemûne : biliyorsunuz
  2997. 8-Enfâl 28
    ve ı'lemû : ve biliniz
  2998. 8-Enfâl 28
    ennemâ : ancak, sadece
  2999. 8-Enfâl 28
    emvâlu-kum : mallarınız
  3000. 8-Enfâl 30
    ve iz yemkuru : ve tuzak (pusu) kuruyorlardı
  3001. 8-Enfâl 30
    ve yemkurûne : ve hile, tuzak kuruyorlar
  3002. 8-Enfâl 30
    ve yemkuru allâhu : ve Allah tuzak kurar
  3003. 8-Enfâl 31
    semi'nâ : biz işittik
  3004. 8-Enfâl 32
    fe emtir : o zaman yağdır
  3005. 8-Enfâl 32
    min es semâi : gökten, semadan
  3006. 8-Enfâl 34
    lâ ya'lemûne : bilmezler
  3007. 8-Enfâl 36
    emvâle-hum : mallarını
  3008. 8-Enfâl 36
    ilâ cehenneme : cehenneme
  3009. 8-Enfâl 37
    li yemîze allâhu el habîse : Allah'ın murdarı, pisi ayırt etmesi için
  3010. 8-Enfâl 37
    cemîan : hepsi, tamamı
  3011. 8-Enfâl 37
    cehenneme : cehennemde
  3012. 8-Enfâl 40
    fa'lemû (fe i'lemû) : artık bilin
  3013. 8-Enfâl 41
    va'lemû (ve ı'lemû) : ve biliniz
  3014. 8-Enfâl 41
    ennemâ : ... olduğunu
  3015. 8-Enfâl 41
    el cem'âni : iki toplum, iki ordu
  3016. 8-Enfâl 42
    emren : emir, iş
  3017. 8-Enfâl 42
    le semîun : mutlaka en iyi işiten
  3018. 8-Enfâl 43
    fîl emri : emir hakkında
  3019. 8-Enfâl 43
    selleme : salim kıldı, selâmete çıkardı
  3020. 8-Enfâl 44
    emren : emir, iş
  3021. 8-Enfâl 48
    fe lemmâ : fakat, ..... olunca
  3022. 8-Enfâl 51
    kaddemet : takdim etti (önceden yaptı)
  3023. 8-Enfâl 53
    lem yeku : değildir, olmaz
  3024. 8-Enfâl 53
    semîun : en iyi işiten
  3025. 8-Enfâl 60
    lâ ta'lemûne-hum : siz onları bilmezsiniz
  3026. 8-Enfâl 60
    ya'lemu-hum : onları bilir
  3027. 8-Enfâl 60
    tuzlemûne : zulmedilmezsiniz, haksızlığa uğratılmazsınız
  3028. 8-Enfâl 61
    huve es semîu : O en iyi işiten
  3029. 8-Enfâl 63
    cemîan : hepsini
  3030. 8-Enfâl 70
    ya'lemi allâhu : Allah bilir
  3031. 8-Enfâl 71
    fe emkene : o zaman imkân verdi
  3032. 8-Enfâl 72
    bi emvâli-him : mallarıyla
  3033. 8-Enfâl 72
    ve lem yuhâcirû : ve hicret etmeyen
  3034. 80-Abese 5
    emmâ : fakat
  3035. 80-Abese 8
    ve emmâ : halbuki
  3036. 80-Abese 21
    emâte-hu : onu öldürdü
  3037. 80-Abese 23
    lemmâ yakdı : kada etmedi, yerine getirmedi
  3038. 80-Abese 23
    emera-hu : ona emretti
  3039. 81-Tekvir 1
    eş şemsu : güneş
  3040. 81-Tekvir 11
    es semâu : sema, gök
  3041. 81-Tekvir 21
    semme : orada
  3042. 81-Tekvir 21
    emînin : emin, güvenilir
  3043. 81-Tekvir 27
    el âlemîne : âlemler
  3044. 81-Tekvir 29
    rabbu el âlemîne : âlemlerin rabbi
  3045. 82-İnfitâr 1
    es semâu : sema, gökyüzü
  3046. 82-İnfitâr 5
    kaddemet : takdim etti, yaptı
  3047. 82-İnfitâr 12
    ya'lemûne : bilirler
  3048. 82-İnfitâr 19
    temliku : güç yetirmeye malik değildir
  3049. 82-İnfitâr 19
    ve el emru : ve emir
  3050. 83-Mutaffifin 6
    el âlemîne : âlemlerin
  3051. 83-Mutaffifin 29
    ecremû : suç ve günah işlediler
  3052. 84-İnşikak 1
    es semâu : sema, gökyüzü
  3053. 84-İnşikak 7
    fe emmâ : fakat, ise
  3054. 84-İnşikak 7
    bi yemîni-hî : onun sağından
  3055. 84-İnşikak 10
    ve emmâ : ve ise
  3056. 84-İnşikak 23
    a'lemu : en iyi bilir, çok iyi bilir
  3057. 84-İnşikak 25
    gayru memnûnin : kesintisiz
  3058. 85-Bürûc 1
    es semâi : sema, gökyüzü
  3059. 85-Bürûc 9
    es semâvâti : semalar, gökler
  3060. 85-Bürûc 10
    lem yetûbû : tövbe etmediler
  3061. 85-Bürûc 10
    cehenneme : cehennem
  3062. 85-Bürûc 18
    semûde : Semud kavmi
  3063. 86-Târık 1
    es semâi : sema, gökyüzü
  3064. 86-Târık 4
    in ... (lemma) : eğer ..... olmazsa olmaz, mutlaka vardır
  3065. 86-Târık 4
    (in) ... lemmâ : eğer ..... olmazsa olmaz, mutlaka vardır
  3066. 86-Târık 11
    es semâi : sema, gökyüzü
  3067. 86-Târık 17
    emhil-hum : onlara süre tanı (kendi hallerine bırak)
  3068. 87-A'lâ 7
    ya'lemu : bilir
  3069. 87-A'lâ 13
    yemûtu : ölmez
  3070. 88-Ğâşiye 15
    nemârıku : yastıklar
  3071. 88-Ğâşiye 18
    es semâi : sema, gökyüzü
  3072. 88-Ğâşiye 21
    innemâ : ancak, sadece
  3073. 89-Fecr 5
    kasemun : kasem, yemin
  3074. 89-Fecr 6
    e lem tere : görmedin mi
  3075. 89-Fecr 7
    ireme : İrem Şehri
  3076. 89-Fecr 8
    lem yuhlak : yaratılmadı
  3077. 89-Fecr 9
    semûde : Semud kavmi
  3078. 89-Fecr 15
    fe emmâ : fakat
  3079. 89-Fecr 15
    ekreme-hu : ona ikram etti, şereflendirdi
  3080. 89-Fecr 15
    ekreme-ni : bana ikram etti, şereflendirdi
  3081. 89-Fecr 16
    ve emmâ : ve fakat
  3082. 89-Fecr 19
    lemmen : şiddetle, hırsla
  3083. 89-Fecr 20
    cemmen : pekçok, aşırı
  3084. 89-Fecr 23
    bi cehenneme : cehenneme
  3085. 89-Fecr 24
    kaddemtu : takdim ettim
  3086. 9-Tevbe 2
    va'lemû (ve ı'lemu) : ve biliniz
  3087. 9-Tevbe 3
    fa'lemu (fe ı'lemû) : o zaman, artık, bundan sonra, o taktirde biliniz
  3088. 9-Tevbe 4
    lem yankusû-kum : sizden naksetmez, sizden eksiltmez, size haksızlık etmez
  3089. 9-Tevbe 4
    ve lem yuzâhirû : ve yardımlaşmazlar, arka çıkmazlar
  3090. 9-Tevbe 6
    me'mene-hu (mâ emene-hu) : onu, emin olduğu yere (şeye)
  3091. 9-Tevbe 6
    lâ ya'lemûne : bilmeyen
  3092. 9-Tevbe 9
    semenen : bedel
  3093. 9-Tevbe 11
    ya'lemûne : bilirler
  3094. 9-Tevbe 13
    ve hemmû : ve hamle ettiler, yeltendiler, kalkıştılar
  3095. 9-Tevbe 16
    em : yoksa
  3096. 9-Tevbe 16
    ve lemmâ : ve başka dışında, buna rağmen
  3097. 9-Tevbe 16
    ya'lemi allâhu : Allah bilir
  3098. 9-Tevbe 16
    ve lem yettehızû : ve ittihaz etmezler (edinmezler)
  3099. 9-Tevbe 18
    innemâ : ama, ancak, sadece
  3100. 9-Tevbe 18
    ve lem yahşe : ve korkmaz
  3101. 9-Tevbe 20
    bi emvâli-him : (onların) malları ile
  3102. 9-Tevbe 24
    ve emvâlun ıktereftumû-hâ : ve kazandığınız, biriktirdiğiniz mallar
  3103. 9-Tevbe 24
    bi emri-hi : onun emri, emrini
  3104. 9-Tevbe 25
    fe lem tugni : sonra kâfi gelmedi
  3105. 9-Tevbe 26
    lem terev-hâ : onu göremediğiniz
  3106. 9-Tevbe 28
    innemâ : sadece
  3107. 9-Tevbe 31
    ve el mesîha ibne meryeme : ve Meryem oğlu Mesih'i
  3108. 9-Tevbe 34
    emvâle en nâsi : insanların malları
  3109. 9-Tevbe 35
    fî nâri cehenneme : cehennem ateşi içinde
  3110. 9-Tevbe 36
    halaka es semâvâti : semaları yarattı
  3111. 9-Tevbe 36
    kemâ : olduğu gibi, nasıl ki
  3112. 9-Tevbe 36
    va'lemû (ve ı'lemû) : ve bilin ki
  3113. 9-Tevbe 37
    innemâ : ancak, sadece
  3114. 9-Tevbe 40
    lem terev-hâ : onu görmediniz, göremediniz
  3115. 9-Tevbe 41
    bi emvâli-kum : mallarınız ile
  3116. 9-Tevbe 41
    kuntum ta'lemûne : bilmiş olursunuz
  3117. 9-Tevbe 42
    ya'lemu : bilir, biliyor
  3118. 9-Tevbe 43
    ve ta'leme el kâzibîne : ve yalancıları (bilirsin) öğrenirsin
  3119. 9-Tevbe 44
    bi emvâli-him : malları ile
  3120. 9-Tevbe 45
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  3121. 9-Tevbe 47
    semmâûne : dinleyenler
  3122. 9-Tevbe 48
    emru allâhi : Allah'ın emri
  3123. 9-Tevbe 49
    cehenneme : cehennem
  3124. 9-Tevbe 50
    emre-nâ : işimiz (tedbirimiz)
  3125. 9-Tevbe 55
    emvâlu-hum : onların malları
  3126. 9-Tevbe 55
    innemâ : ancak, sadece, yalnız
  3127. 9-Tevbe 58
    lem yu'tav : verilmez
  3128. 9-Tevbe 60
    innemâ es sadakâtu : muhakkak ki sadakalar
  3129. 9-Tevbe 63
    e lem ya'lemû : bilmiyorlar mı
  3130. 9-Tevbe 63
    nâre cehenneme : cehennem ateşi
  3131. 9-Tevbe 65
    innemâ : sadece, ancak, yalnız
  3132. 9-Tevbe 68
    nâre cehenneme : cehennem ateşi
  3133. 9-Tevbe 69
    emvâlen : mal olarak
  3134. 9-Tevbe 69
    fe istemteû : böylece metalandılar, faydalandılar
  3135. 9-Tevbe 69
    fe istemta'tum : siz de metalandınız, faydalandınız
  3136. 9-Tevbe 69
    kemâ estemtea : faydalandıkları gibi
  3137. 9-Tevbe 70
    e lem ye'ti-him : onlara gelmedi mi
  3138. 9-Tevbe 70
    ve semûde : ve Semud (kavmi)
  3139. 9-Tevbe 73
    cehennemu : cehennem
  3140. 9-Tevbe 74
    ve hemmû : ve yapmak istediler, kalkıştılar, hamle yaptılar
  3141. 9-Tevbe 74
    lem yenâlû : muvaffak olamadılar, nail olamadılar
  3142. 9-Tevbe 76
    lemmâ : olunca, olduğu zaman
  3143. 9-Tevbe 78
    e lem ya'lemû : bilmiyorlar mı
  3144. 9-Tevbe 78
    ya'lemu : biliyor
  3145. 9-Tevbe 81
    bi emvâli-him : malları ile
  3146. 9-Tevbe 81
    nâru cehenneme : cehennem ateşi
  3147. 9-Tevbe 85
    emvâlu-hum : onların malları
  3148. 9-Tevbe 85
    innemâ : sadece, yalnız, ancak
  3149. 9-Tevbe 88
    bi emvâli-him : kendi malları ile
  3150. 9-Tevbe 92
    min ed dem'i : kandan
  3151. 9-Tevbe 92
    tefîdu min ed dem'i : kanlı gözyaşı (çok üzüntü ile akan yaşlar)
  3152. 9-Tevbe 93
    innemâ : ancak, sadece, fakat
  3153. 9-Tevbe 93
    lâ ya'lemûne : bilmezler, bilemezler
  3154. 9-Tevbe 95
    cehennemu : cehennem
  3155. 9-Tevbe 97
    ellâ (en lâ)ya'lemû : bilmemeleri, bilmemeye
  3156. 9-Tevbe 98
    semîun : en iyi işiten
  3157. 9-Tevbe 101
    lâ ta'lemu-hum : onları sen bilmezsin
  3158. 9-Tevbe 101
    na'lemu-hum : onları biz biliriz
  3159. 9-Tevbe 103
    min emvâli-him : onların mallarından
  3160. 9-Tevbe 103
    semîun : en iyi işiten
  3161. 9-Tevbe 104
    e lem ya'lemû : bilmiyorlar mı
  3162. 9-Tevbe 106
    li emri allâhi : Allah'ın emri için
  3163. 9-Tevbe 109
    em men : veya, yoksa o kimse (mi)
  3164. 9-Tevbe 109
    fî nâri cehenneme : cehennem ateşinin içine
  3165. 9-Tevbe 111
    ve emvâle-hum : ve onların mallarını
  3166. 9-Tevbe 114
    fe lemmâ : artık, olunca
  3167. 9-Tevbe 116
    mulku es semâvâti : semaların (göklerin) mülkü, idaresi, saltanatı
  3168. 9-Tevbe 123
    va'lemû (ve ı'lemu) : biliniz, bilin
  3169. 9-Tevbe 124
    fe emmâ : o zaman, fakat, böylece
  3170. 9-Tevbe 125
    ve emmâ : ve fakat, ama
  3171. 90-Beled 7
    en lem yera-hû : onu görmeyeceğini, görmediğini
  3172. 90-Beled 8
    lem nec'al : kılmadık, yapmadık (vermedik)
  3173. 90-Beled 19
    el meş'emeti : uğursuzluk, amel defteri (hayat filmi) solundan verilenler
  3174. 91-Şems 1
    eş şemsi : güneş
  3175. 91-Şems 5
    ve es semâi : ve sema, gökyüzü
  3176. 91-Şems 8
    elheme-hâ : ona ilham etti
  3177. 91-Şems 11
    semûdu : Semud (kavmi)
  3178. 91-Şems 14
    demdeme : üzerini kapladı
  3179. 92-Leyl 5
    fe emmâ : fakat
  3180. 92-Leyl 8
    ve emmâ : ve fakat
  3181. 93-Duhâ 6
    lem yecid-ke : seni bulmadı
  3182. 93-Duhâ 9
    emmâ : amma, fakat
  3183. 93-Duhâ 10
    ve emmâ : ve amma, fakat
  3184. 93-Duhâ 11
    emmâ : amma, fakat
  3185. 94-İnşirâh 1
    lem neşrah : biz açıp genişletmedik
  3186. 95-Tin 3
    el emîni : emin, güvenilir
  3187. 95-Tin 6
    memnûnin : kesilen, kesinti yapılan, devamlı olmayan
  3188. 95-Tin 8
    bi ahkemi : en âlimi, en adili, en güzeli, en iyi hüküm vereni
  3189. 96-Alak 3
    el ekremu : en çok kerem sahibi, sonsuz kerem sahibi
  3190. 96-Alak 4
    alleme : öğretti
  3191. 96-Alak 4
    el kalemi : kalem
  3192. 96-Alak 5
    alleme : öğretti
  3193. 96-Alak 5
    lem ya'lem : bilmiyor
  3194. 96-Alak 12
    emera : emretti
  3195. 96-Alak 14
    lem ya'lem : bilmiyor
  3196. 96-Alak 15
    lem yentehi : vazgeçmezse
  3197. 97-Kadir 4
    emrin : emir, iş
  3198. 98-Beyyine 1
    lem yekuni : değiller, olmadılar
  3199. 98-Beyyine 6
    cehenneme : cehennem